Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/201

Karar No

2025/353

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/201
KARAR NO: 2025/353
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/11/2024
ESAS NO: 2023/194
KARAR NO: 2024/996
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 14/02/2025
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2024 tarih ve 2023/194 Esas - 2024/996 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2010 yılında ... tarafından kurulduğunu ve sektöründe Türkiye'de önde gelen firmalardan biri olduğunu, davalı şirketin ise müvekkilinin ağabeyi merhum ... tarafından 2017 yılında kurulduğunu ve çeşitli sektörlerde alım satım işi ile uğraşan şirket olduğunu, davalı şirketin kurulduktan sonra yeni ve kredibilitesinin düşük bir şirket olmasından dolayı müvekkili tarafından sürekli desteklendiğini, iki şirket arasında alışverişten sonra müvekkilinin davalıdan alacaklı hale geldiğini, söz konusu alacak için Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile takip yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, derdest davanın itirazın iptali amacıyla ikame edildiğini, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, 01.01.2021-30.06.2022 tarihleri arasında taraf şirketlerin defterleri incelendiğinde müvekkilinin davalıdan alacağının ortaya çıkacağını, müvekkilinin ödemeleri tamamen iyi niyetli olarak davalı şirkete yolladığını, davalı şirket sahibi ...'nun yakın zamanda vefat ettiğini, şirketin tek mirasçısı olan 10 yaşındaki kızı ...'nun kaldığını, mirasçının yaşının küçük olması nedeniyle vasisi olan annesi tarafından şirketin yönetilmeye çalışıldığını, şirketin bir ay gibi kısa süre içinde merkezinin birkaç kez değiştiğini, yeni yöneticilerin şirketin mal varlığı olmasına rağmen banka borçları dahil hiçbir borcu ödemediğini, birçok alacaklısının alacağını alabilmek amacıyla takip başlattığını, davalının hiçbir inceleme ve araştırma yapmadan kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, taraf defterleri incelendiğinde ödeme tarihleri ve miktarının açık bir şekilde ortaya çıkacağını belirterek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, ayrıca asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının takip dosyasında davalıdan 2.629.234 TL alacak talep ettiğini, davalının tek ortaklı limited şirket olduğunu, şirket sahibi ...'nun 01.07.2022 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefatı ile şirketle ilgili tüm hakların 10 yaşındaki kızı ...'ya geçtiğini, davacı şirketin sahibi ve yetkili müdürü olan ...'ın muris ...'nun kardeşi olduğunu, ...'ın uzun dönem davalı şirketin yetkili müdürlüğünü icra ettiğini, davalı şirket aleyhine yürüttüğü müdürlük görevine 10.10.2022 tarihli genel kurul ile son verildiğini, muris ...'nun vefatı sonrası şirketin varlığından haberdar olunması üzerine şirketin defter ve kayıtlarının temini hususunda birçok girişimde bulunulduğunu, uzun süre belgelerin teslim edilmediğini, o dönemde şirketin müdürü olarak görev yapan ve aynı zamanda davacı şirketin sahibi de olan ...'dan hiçbir yasal düzenlemede yer almamasına rağmen izin alınması gerektiği yönünde bildirim yapıldığını, şirkete ait defter ve kayıtların 11.10.2022 tarihinde teslim edildiğini, şirket kayıtlarında yapılan incelemelerde suç teşkil eden eylemlerin bulunduğunun tespit edildiğini ve bu amaçla Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyuruşunda bulunulduğunu, defter tesliminden önce muhasebe kayıtlarında birçok oynama yapıldığını ve davalı şirketin borçlu gibi gösterilmeye çalışıldığını, şirket defterlerinin teslimi öncesi 07.10.2022 ile 11.10.2022 tarihleri arasında şirket kayıtlarına bir kısım fatura ve senet giriş-çıkış yapıldığını, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği tutarların muhasebe girişlerinin de bu tarihlerde yapıldığını ve davalı şirketin borçluymuş gibi gösterildiğini, daha sonra icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibine adeta kılıf uydurulduğunu, bu hususun şirket kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını, küçüğe intikal eden şirketin muhasebe kayıtları ile oynanarak şirketin borçlu gösterilmeye ve küçüğün miras haklarını elde etmesinin engellenmeye çalışıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini mahkemeden talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Davaya konu takip dayanağının davalı şirketin bankadan çektiği kredinin kefil olarak davacı şirket tarafından ödenmesine dayandığı görülmekle ... Şubesi'nden davacı ve davalı şirketlere gönderilen Gebze 3. Noterliği'nin 24/05/2023 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesine konu, GKS ve eklerinin, kefalet sözleşmelerinin, hesap özetlerinin, hesap kat ihtarının ve ödemeye ilişkin belgeler celp edilerek ticari defter dayanaklarına ilişkin banka kayıtları, çek ve senetler üzerinde bankacı bilirkişi tarafından inceleme yaptırılmıştır.
Bankacı bilirkişi raporunda, dava dışı banka Akbank T.A.Ş. ile davalı ... İnşaat San. Tic. Ltd Şti. arasında 18.10.2017 tarihinde 5.000.000,00 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi düzenlenerek imzalandığı, iş bu Genel kredi sözleşmesinin davacı ... Ticaret Sanayi Limited Şirketi, ... ve ... tarafından 18.10.2017 tarihinde 5.000.000,00 TL tutara kadar müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, davacı ... Ticaret Sanayi Limited Şirketi, ve yetkilisi ... tarafından davalı ... İnşaat San. Tic. Ltd Şti. firması hesabına 21.02.2023 tarihi ile 26.06.2023 tarihleri arasında Havale / EFT yoluyla 6 adette toplam 2.341.129,79 TL tutarında kredi borcunun ödenmesi amacıyla paralar gönderildiği, ayrıca yine kredi borcu nedeniyle ... tarafından 02.01.2023 tarihinde 136.000,00-TL ve 23.01.2023 tarihinde ise 23.824,790-TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip 31/10/2022 tarihli olup takip sebebi "Şirketinizin bankadan kullandığı kredilere kefil olan müvekkil ... Tic. San. Ltd. Şti tarafından kredi taksitlerinin ödenmesi için şirketinize borç olarak gönderilen ve cari hesabınızda borç olarak görülen paraların geri iadesi talebidir." şeklindedir. Buna göre davacının davalı şirketin borcu için dava dışı bankaya yaptığı ödemeler değil kredinin ödenmesi için davalı şirkete yapılan ödemeler takibe konu edilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında takip ile sıkı sıkıya bağılılık kuralı hakimdir. Bankacı bilirkişinin yaptığı tespitlere göre davacı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve yetkilisi ... tarafından davalı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi hesabına 21.02.2023 tarihi ile 26.06.2023 tarihleri arasında Havale / EFT yoluyla 6 adette toplam 2.341.129,79 TL tutarında kredi borcunun ödenmesi amacıyla paralar gönderildiği, ayrıca dava dışı ... tarafından da 02/01/2023 ve 23/01/2023 tarihlerine ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi hesabına ödemeler yapıldığı tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere davacı tarafından davalıya 2023 yılında ödemeler yapılmışken takip 31/10/2022 tarihli olduğundan davacı taraf Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip kapsamında alacaklı olduğunu ispatlayamamıştır. Hemen burada belirtmek gerekir ki ... hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/70635 soruşturma sayılı dosyası derdest olup anılan soruşturma dosyasında şüphelinin şirket hakkında kaynağı belli olmayan icra takipleri başlattığı da ileri sürülmüş ise de iş bu davaya konu alacağın kaynağı davacı tarafça ispatlanamadığından soruşturma/kovuşturma sonucunda adı geçen şüpheli hakkında ceza verilip verilmemesi eldeki davanın sonucuna etkilemeyeceğinden soruşturma sonucu beklenmeksizin ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Dava dışı banka Akbank T.A.Ş. ile davalı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında 18.10.2017 tarihinde 5.000.000,00 TL tutarında Genel kredi sözleşmesi düzenlenerek imzalandığı, bu Genel kredi sözleşmesinin davacı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... tarafından 18.10.2017 tarihinde 5.000.000,00 TL tutara kadar müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, bu tarihte henüz davalı şirket sahibi ...'nun sağ olduğu gözetilerek davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş..." 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmolunmasına yer olmadığına, dair karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin, yalnızca 24.05.2024 tarihli ikinci bilirkişi raporuna dayalı olarak, hatalı ve eksik bir inceleme yapıldığını ve bu raporun etkisiyle 12.11.2024 tarihli kararıyla yeterince inceleme ve araştırma yapılmaksızın davanın reddine karar verildiğini, kararda, dava konusu alacağın ispatlanamadığına dair bir değerlendirme yapılmış olmakla birlikte, bu sonuca, yanlış tarihler ve konuya dair ilgisiz ödemeler dikkate alınarak yapıldığını, eksik bir inceleme ile ulaşıldığını, dosyada mevcut olan uyuşmazlığın kapsamına uygun bir inceleme yapılmaksızın, dosya dışı belge ve olaylara dayanılarak hazırlanan ve mahkemenin işbu yalnızca maddi hatalar ve eksikliklerle dolu olan ikinci bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurmasının haksız ve hukuki mesnetten uzak olduğunu, raporda, dava dönemine ait olmayan belgeler ve olayların inceleme konusu yapılmasının, bilirkişi raporunun davanın esasına hizmet etmekten uzak, hatalı ve yanıltıcı bir nitelik taşımasına yol açtığını, 12.11.2024 tarihli Gerekçeli Kararda yer alan gerekçelerden de açıkça görüleceği üzere, dosya dışı belgelerin ve bu belgelerle ilişkilendirilen şahısların ve meblağlar üzerinden yapılan değerlendirmenin, dosya genelinde kafa karışıklığına neden olduğunun açıkça görüldüğünü, işbu kararın, yalnızca dosya içeriği ve dosya kapsamındaki belgelerle değil, dışarıdan temin edilen ve konu ile ilgisi olmayan bilgilerle gerekçelendirilmiş olup, bu durumun adaletsizliğe yol açan haksız ve mesnetsiz bir kararın alınmasına sebep olduğunu, bu bağlamda, söz konusu kararın iptali ve dosyanın yeniden değerlendirilmesi talebinde bulunnın zaruri olduğunu, ilgili kararın yalnızca dosya içeriği ve dosya kapsamındaki belgeler dikkate alınarak verilmesi gerektiği, dosya dışı belgeler ve şahıslar üzerinden yapılan değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğu ve adaletin sağlanmasına engel teşkil ettiğinin tartışmasız bir gerçek olduğunu, bu sebeplerle, kararın bozularak yeniden incelenmesi gerektiğini, Yargıtay 13. H.D 2002/13666 Esas, 2003/2665 Karar ve 11.03.2003 tarihli kararı, Yargıtay 12. H.D. 2010/30390 Esas, 2011/10856 Karar ve 30.05.2011 tarihli kararlarının emsal olduğunu, HMK madde 281 uyarınca bilirkişi raporları arasında çelişki ve/veya belirsizlik olması durumunda doğru ve adil bir karar verilebilmesi için hakim tarafından bu belirsizliklerin giderilerek karar verilmesi gerekirken yeterince inceleme ve araştırma yapılmaksızın, eksik ve hatalı raporun hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, Yargıtay 11. HD 04.05.2016 tarih ve E. 2015/10467, K. 2016/5052 sayılı kararı, Yargıtay 20. HD 22.01.2018 tarih ve E. 2017/8674, K. 2018/330 sayılı kararı, Yargıtay 11. HD 26.12.2017 tarih ve E. 2016/6641, K. 2017/7582 sayılı kararı, Yargıtay 9. HD 18.01.2018 tarih ve E. 2017/23895, K. 2018/549 sayılı kararlarının emsal olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatı uyarınca hakim, bilirkişi raporuna itiraz edilmesi halinde, itirazların yerinde olup olmadığının değerlendirmesi de teknik bir bilgiyi gerektireceğinden hakim itirazı kendisinin değerlendiremeyeceğini ve ek rapor almadan veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmadan hüküm kuramayacağını, dosyada alınan 24.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda yer alan maddi hataların, hem davacı hem de davalı taraf tarafından belirtildiğini ve itirazda bulunulduğunu, Yargıtay HGK 31.03.2010 tarih ve E. 2010/12-91, K. 2010/182 sayılı kararı, Yargıtay 3. HD 02.02.2016 tarih ve E. 2015/8913, K. 2016/1153 sayılı kararı, Yarg. 7. HD 03.07.2014 tarih ve E. 2013/24587, K. 2014/15152 sayılı kararlarının emsal olduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca, dosyada mevcut olan uyuşmazlığın çözümüne dair yapılan bilirkişi incelemesinin, yalnızca dosya dışı belgelere dayanarak yapıldığını ve hatalı ikinci bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporuna yapılan itirazların göz ardı edilmesinin, eksik ve hatalı incelemelere dayanan kararın verilmesine neden olduğunu, HMK’nın ilgili maddeleri gereği, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğinin açık olduğunu, bu bağlamda, mahkemenin yalnızca hatalı ve eksik bilirkişi raporuna dayanarak karar vermesinin, hukuka ve adalete aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatları, bilirkişi raporlarının çelişkili veya eksik olduğunda yeni bir inceleme yapılmasının zorunlu olduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah olunan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12.11.2024 tarih ve 2023/194 E. 2024/996 K. Sayılı Kararına karşı istinaf başvurusunun kabulüne, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, itirazın iptali istemidir.
Davacı tarafından davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 31.10.2022 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde, 2.629.234,00 TL asıl alacak talep edildiği, takibin dayanağı olarak davalının bankadan kullandığı kredilere kefil olan davacı tarafından, kredi taksitlerinin ödenmesi için davalıya borç olarak gönderilen ve cari hesabınızda borç olarak görülen paraların geri iadesi olarak belirtildiği görülmektedir.
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır.
İlk derece mahkemesince ayrı ayrı aldırılan mali müşavir ve bankacı bilirkişi raporlarının birbiriyle çeliştiği, uyuşmazlık konusunu çözmeye yeter olmadığı görülmüş, mali müşavir bilirkişi raporunda taraf defterlerinin birbiriyle uyumlu olduğu ve davacının davalıdan alacaklı olduğu belirlenirken bankacı bilirkişi raporunda takip tarihinden sonraki davacının davalıya gönderdiği havale dekontlarının nazara alındığı görümüş, bu çelişki giderilmeden hüküm tesisi yerinde görülmediği gibi davacı yanın da rapora itirazlarının karşılanmadığı anlaşılmakla iki mali müşavir bir nitelikli hesap uzmanı bilirkişi heyetinden tarafların defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak takip talebiyle de bağlı kalınarak davacının itirazlarını karşılar nitelikte rapor alınarak ve son olarak ispat durumuna göre davacının açıkça yemin delili olduğu da nazara alınarak hüküm tesisi gerekirken davanın reddi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/11/2024 tarih ve 2023/194 Esas - 2024/996 sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 13/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim