mahkeme 2025/1481 E. 2025/1462 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/1481

Karar No

2025/1462

Karar Tarihi

5 Eylül 2025

T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1481
KARAR NO: 2025/1462
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/06/2025 ARA KARAR
NUMARASI: 2025/401Esas
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/09/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: 05/09/2025
Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/401 Esas sayılı, 24/06/2025 tarihli ara karara karşı , davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Mahkememizce 2025/204 Değişik İş sayılı 2025/206 Karar sayılı dosyası kapsamında İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası çerçevesinde yürütülen icra takibine ilişkin olarak, İcra ve İflas Kanunu'nun 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine intikal edecek tüm paraların alacaklı ... Ltd. Şti.'ne ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının kapsamının değiştirilmesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin HMK'nun 389. maddesi gereğince kabulüne ve İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibin durdurulmasına, HMK'nun 392. maddesi gereğince müvekkili şirket tarafından daha önce verilen tedbir kapsamında güvence bedeli olarak sunulan teminat mektubunun teminat olarak muhafazasına devam edilerek işbu karardan bir suretin infazı için ivedilikle İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına gönderilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece Mahkemesi kararı ile; Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde; eldeki davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmakla; davacı vekilinin 23/06/2025 tarihli dilekçesindeki, İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine intikal edecek paraların davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının kapsamının değiştirilerek icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuş "1-Davacı vekilinin 23/06/2025 tarihli dilekçesindeki daha önce verilen İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine intikal edecek paraların davalı alacaklıya ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının kapsamının değiştirilerek icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin talebinin REDDİNE," şeklinde ara karar kurulmuştur.
Davacı vekili işbu ara kararı yasal süresi içerisinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemede açtığımız menfi tespit davasında, özellikle davalı şirketin verdiği cevap dilekçesi de gözetilmek suretiyle, müvekkil şirket hakkında İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen takibin durmaması nedeniyle, müvekkil şirket bakımından ağır ve telafisi güç zararlara neden olmaya devam etmesi ve nihayetinde müvekkil şirketin tamamen haksız ve gerçek dışı alacağın tahsiline yönelik işlemler ile iflasa sürüklendiği gerçeği karşısında, derhal değiştirilerek söz konusu takibin tüm yönleriyle DURDURULMASINA karar verilmesi talebinin, yerel mahkemenin 24.06.2025 tarihli kararı ile; İİK m.72/3 uyarınca, takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulamayacağı düzenlendiği için takibin durdurulması talebinin reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin anılan ret kararı, herhangi bir makul gerekçeden yoksun olup, somut olayın özellikleri ve mevcut durumun bütüncül değerlendirilmesinden tamamen uzak, şekilci ve yüzeysel bir yaklaşımın ürünü olarak verildiğini, bu karar, adalet anlayışını zedeleyen ve müvekkil şirketin hiçbir şekilde karşılaşmaması gereken mevcut mağduriyetinin daha da derinleşmesine yol açan ağır bir takdir hatasını yansıttığını, davalı şirketin yerel mahkemeye sunduğu cevap dilekçesindeki açık ikrarını da içeren aşağıdaki tüm beyan ve delillerin mahkemece nasıl olup da bütünüyle göz ardı edildiği ve müvekkil şirketin adeta göz göre göre iflasa sürüklenmesine nasıl izin verildiği, hukuki ve vicdani bakımdan izah edilemez bir durum olduğunu, davalı şirketin, yerel mahkemeye verdiği cevap dilekçesinde açıkça; müvekkil şirketle arasında herhangi bir ticari ilişkiden kaynaklanan alacağının bulunmadığını, icra takibine konu edilen bedelin de kendi şirketlerinin alacağı olmadığını aksine takipte dahi alacaklı olarak belirtilmemiş olan ve davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ...’un babası ...’un kişisel alacağı olduğu iddiasına dayandırdığını, bizzat davalı şirketin ikrar niteliğindeki beyanları mevcutken ve müvekkil şirket aleyhine hiçbir gerçek ticari ya da hukuki ilişkiye dayanmayan, tamamen soyut, temelsiz ve kurgusal bir alacak iddiası üzerinden sahte bir icra takibi başlatıldığı sabitken ve yerel mahkemece önceki tedbirin değiştirilerek takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesi gerekirken, yalnızca İİK m.72/3 hükmüne dayanılarak, şekilci ve dar bir yorumla, tedbir talebimizin reddine karar verilmesi açık bir hukuka aykırılık teşkil ettiğini, İİK m.72/3 hükmü, kötü niyetli borçluların keyfi başvurularını engellemek amacıyla getirilmiş iken; burada kötü niyetli olan taraf açıkça davalı şirket olduğunu, bizzat dosyada mevcut olan beyanlarıyla, takibe konu alacağın hukuki bir dayanağının bulunmadığını, takibin devam ettiği İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ALACAKLI SIFATININ bulunmadığını kabul etmiş durumda olduğunu, bu açık gerçek karşısında, mahkemenin hâlen müvekkil şirketin temel hak ve menfaatlerini koruyacak bir tedbir kararı vermekten imtina etmesi, sadece usul hukuku bakımından değil, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile müvekkil şirketin ekonomik varlığını koruma yükümlülüğü bakımından da ciddi bir ihlal teşkil ettiğini, sonuç olarak, mevcut delil durumu, davalı şirketin açık ikrarı, müvekkil şirketin telafisi güç ve imkânsız zararlara uğrama tehlikesi ve Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkı birlikte değerlendirildiğinde; istinaf incelemesini yapmakta olan Sayın Mahkemenizin, somut olayın özelliği, delil durumu ve hakkaniyet ilkesi gereğince, ilk derece mahkemesinin hukuka açıkça aykırı olan tedbir talebinin reddine ilişkin kararını kaldırarak, takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, mahkemenin tedbir talebine yaklaşımının hukuk devleti ilkesi ve adalet anlayışıyla bağdaşmadığı bir gerçek olduğunu, yerel mahkemenin tedbir talebine yaklaşımı, yargılamanın amacını ve adaletin korunmasına ilişkin temel yargılama ilkelerini açıkça ihlal ettiğini, mahkeme, menfi tespit davasının icra takibinden sonra açılmış olmasını gerekçe göstererek, İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3. maddesine atıfla, takiplerin durdurulamayacağı yönünde şekilci ve dar bir norm yorumuyla talebini reddettiğini, bu ret kararı, vicdani kanaat oluşumuna imkân vermeyen, olayın özel koşullarını göz ardı eden ve yalnızca lafzi yorum sınırlarında kalan bir yaklaşım olduğunu, açık ve somut deliller mevcutken; üstelik davalı tarafın bizzat ikrarı ile, takibe konu alacağın hukuki bir dayanağı olmadığı sabitken; müvekkil şirketin, yerel mahkemenin İİK m.72/3 hükmünün dar ve şekilci yorumuna sıkışıp kalmasına seyirci kalmak ve tamamen mağdur ve haklı olan bir tarafın, sırf şekli gerekçelerle korunmasız bırakılması; ileride de "PARDON, YANILMIŞIZ" denilecek bir tabloyu doğurmak anlamına gelir ki, böylesi bir yaklaşım ne hukuki akılla ne de vicdani sorumlulukla bağdaşabileceğini, böyle bir durumda sonradan verilecek bir olumlu menfi tespit kararı, şirketin uğradığı zararları telafi etmeye yetmeyecek ve geri döndürülemez bir yıkıma yol açacağını, bu noktada hâkimin görevi, ileride telafisi mümkün olmayan zararların önüne geçmek adına, HMK m.389 ve m.396 hükümleri uyarınca somut olayın gerektirdiği şekilde tedbir kararı verdiğini, bu çerçevede, yerel mahkemenin kararındaki hukuki isabetsizlik ve Anayasa’ya aykırılık dikkate alındığında, Sayın İstinaf Mahkemesi’nin, ilk derece mahkemesinin ret kararını kaldırarak, müvekkil şirket aleyhine yürütülen icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar vermesi, yalnızca bir hukuki zorunluluk değil, aynı zamanda hukukun koruma ve adaleti tesis etme görevinin doğal bir gereği olduğunu, müvekkil şirketin tüm ticari defter ve kayıtları ile yerel mahkemede mevcut hem müvekkil şirket hem de davalı şirketin resmi kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tüm dosya kapsamı gözetilerek tarafımızca yargılamanın bir an önce hızlanması ve haklılığımızı ispat külfeti müvekkilde olmamasına rağmen gözler önüne sermek ve davalı şirketin açık kötüniyetini ortaya koymak adına uzman görüşü alındığını, yerel mahkemeye sunulan Prof. Dr. ... tarafından hazırlanmış bilimsel mütalaa ile müvekkil şirketin Yeminli Mali Müşaviri ... tarafından düzenlenen özel amaçlı tasdik raporu birlikte değerlendirildiğinde, müvekkil şirket ile İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında sözde alacaklı görünen davalı şirket arasında, herhangi bir hukuki veya fiili ilişki bulunduğuna dair en ufak bir veri, belge ya da delilin mevcut olmadığı; bu itibarla, davalı şirketin müvekkil şirket aleyhine herhangi bir alacak hakkı ileri sürmesinin hukuken mümkün olmadığı hususu ortaya konulduğunu, tamamen kötü niyetli olduğu açıkça sabit olan bu tutum ile, davalı şirket adına herhangi bir alacak hakkının mevcut bulunmadığı hususu bizzat davalı tarafın kendi beyan ve ikrarlarıyla ortaya konmuşken, İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3. maddesi uyarınca takibe konu edilen bu sahte alacağın durdurulamayacağı yönündeki bir yaklaşımı hiçbir hukuk sistemi himaye edemeyeceğini, davalı şirketin, müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlatmasını gerektiren herhangi bir ilişki, gerçek alacak hakkı mevcut olmamasına rağmen, tamamıyla kin ve husumet saikiyle hareket ettiği, müvekkil şirketi zarara uğratmayı, ticari itibarını müşterileri, tedarikçileri ve finans kuruluşları nezdinde zedeleyerek şirketi iflasa sürüklemeyi amaçladığı açıkça görüldüğünü, bu bağlamda, mahkemeye sunulan deliller arasında yer alan ve İstanbul 24. İcra Müdürlüğü nezdinde davalı şirketin sürekli ve ısrarlı talepleriyle gerçekleştirilen haciz işlemleri, müvekkil şirketin tedarikçileri ve müşterilerine gönderilen haciz ihbarnameleri, çalıştığı bankalardaki hesaplarına yöneltilen ve sayıları onu aşan, halen de devam eden haciz müzekkereleri ile müvekkil şirketin işyerinde gece yarılarına ve hatta sabah saatlerine kadar süren haciz ve muhafaza işlemleri (İlgili haciz tutanakları birlikte değerlendirildiğinde; tüm bu işlemlerin müvekkil şirketin ticari faaliyetlerini felce uğratmaya ve finans kurumları nezdinde itibarsızlaştırılarak iflasa sürüklemeye yönelik olduğu açıkça anlaşıldığını, bu durum, takibin kötüniyetli olduğunu HMK m.389 ve HMK m.396/1 uyarınca daha önce verilen tedbirin takibin durdurulması yönünde değiştirilmesi talebin ne denli haklı ve hukuka uygun olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, somut olayda da takibe konu alacağın ve miktarının tamamen sahte ve uydurma olduğu, takip talebinde hiçbir belgeye dayanılmadığı, en önemlisi de bizzat davalı şirketin kendi beyanıyla takipteki alacaklı sıfatının mevcut olmadığı (Alacaklının gerçekte şirket değil dava ve takip dışı ...adlı bir şahıs olduğu ikrarı), takibin cebrî icra tehdidi altında müvekkil şirketten haksız tahsilat sağlama amacı taşıdığı ve bu suretle müvekkil şirketin maddi ve manevi bütünlüğüne zarar verdiği sabit olduğundan; İİK m.72/3 hükmüne rağmen, HMK m.396/1 gereğince daha önce verilen tedbir kararının değiştirilmesi suretiyle icra takibinin durdurulması gerektiği aşikar olduğunu, mahkemeye sunulan tüm belge, kayıt ve raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde, müvekkil şirketin haklılığı, yalnızca 'yaklaşık ispat' düzeyini aşmakla kalmayıp, 'tam ispata' yakın bir yoğunlukta ortaya konulmuştur. Özellikle davalı tarafça ileri sürülen alacak iddiasının hiçbir hukuki ve ticari temele dayanmadığı, tamamen sahte ve uydurma olduğu hususu açıkça sabit olduğunu, bununla birlikte, söz konusu icra takibi, müvekkil şirket yetkilisinin babasının hastanede ağır sağlık sorunları nedeniyle yanında refakatçi olarak bulunduğu bir dönemde, bilinçli şekilde ve kötü niyetle başlatıldığını, takip kısa sürede kesinleştirilerek şirketin malvarlığına yönelik haciz işlemlerine geçildiğini, gelinen aşamada, hâlihazırda devam eden icra takibinin, müvekkil şirketin ticari faaliyetlerini ve mali yapısını tamamen çökertmeye yönelik sonuçlar doğurduğunun açık olduğunu, şirketin malvarlığına yönelik peş peşe gerçekleştirilen çok sayıdaki haciz işlemi, müvekkil şirketin operasyonel faaliyetlerini fiilen felç etmiş; şirketin hem maddi hem de manevi varlığını ciddi şekilde tehdit eder hâle geldiğini, bu durum, artık izahtan vareste olduğunu, arz ve izah olunan ve tarafınızca resen öngörülen nedenlerle istinaf itirazların kabulü ile; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/401 Esas sayılı dosyasından 24.06.2025 tarihli ara kararı ile takibin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddine dair kararın kaldırılmasına, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/204 D.İş Esas, 2025/206 D.İş Karar sayılı dosyası kapsamında, İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyası çerçevesinde yürütülen icra takibine ilişkin olarak, İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3. maddesi uyarınca 'icra veznesine intikal edecek tüm paraların alacaklı ... Ltd. Şti.’ye ödenmemesi' yönündeki ihtiyati tedbir kararının kapsamının değiştirilmesiyle İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takibinin DURDURULMASINA, HMK m. 392. maddesi gereğince müvekkil şirket tarafından daha önce verilen tedbir kapsamında güvence bedeli olarak sunulan teminat mektubunun teminat olarak muhafazasına devam edilerek işbu karardan bir suretin infazı için ivedilikle İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu Düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Yapılan inceleme sonunda derdest dava: "...Haklı davamızın kabulü ile müvekkil şirket hakkında İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile yürütülen takip ve takibe konu alacak nedeniyle müvekkil şirketin davalı şirkete borcunun olmadığının tespitine,
Müvekkil şirket hakkında başlatılan söz konusu takip, açıkça haksız ve kötüniyetli olarak başlatıldığından davalı şirket aleyhine takip miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi..." talebine ilişkindir.
Davacı tarafça istenen ihtiyati tedbir yönünden mahkemesince 24/06/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla :
"...GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Av. ... tarafından mahkememize sunulan 23/06/2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; Mahkememizce 2025/204 Değişik İş sayılı 2025/206 Karar sayılı dosyası kapsamında İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası çerçevesinde yürütülen icra takibine ilişkin olarak, İcra ve İflas Kanunu'nun 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine intikal edecek tüm paraların alacaklı ... Ltd. Şti.'ne ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının kapsamının değiştirilmesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin HMK'nun 389. maddesi gereğince kabulüne ve İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibin durdurulmasına, HMK'nun 392. maddesi gereğince müvekkili şirket tarafından daha önce verilen tedbir kapsamında güvence bedeli olarak sunulan teminat mektubunun teminat olarak muhafazasına devam edilerek işbu karardan bir suretin infazı için ivedilikle İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına gönderilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 2025/204 Değişik İş sayılı 2025/206 Karar sayılı dosyasının Uyap kayıtlarının incelenmesinde İİK'nun 72/3. maddesine göre "Talep edenin icra veznesine yatırılan paranın karşı taraf ... Ltd. Şti.'ne ödenmemesi hususundaki ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, takip konusu olan 100.674.657,53-TL'nin taktiren %15'i oranında (15.101.199,00-TL) nakdi teminat veya kesin ve süresiz teminat mektubu dosyaya ibraz edildiği takdirde İstanbul 24. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine konu olan borç için İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine yatırılacak paranın karşı taraf/alacaklı ... Ltd. Şti.'ne ödenmemesine, teminat yatırıldığında tedbir kararının infazı için İstanbul 24. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasına müzekkere yazılarak bilgi verilmesine, ..." karar verildiği görülmüştür.
Davacının talebi daha önce İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine intikal edecek paraların davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının kapsamının değiştirilerek icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Eldeki davada uyuşmazlık; icra takibinden sonra borçlu olunmadığının tespiti amacıyla açılan menfi tespit davasında icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.
HMK'nun 389/1. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak yada tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında satışın durdurulması kararı verilebilir.
HMK'nun 390/2. maddesi uyarınca talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verebilir. HMK'nun 390/3. maddesine göre ihtiyati tedbir talep eden taraf dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinin sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
İİK'nun 72/2. maddesi hükmüne göre "İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir".
İİK'nun 72/3. maddesi hükmüne göre "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir".
İcra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı, kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumlarında meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte hukuki korumadır.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346).
Menfi tespit davası 2004 sayılı İİK'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, satışın durdurulması hakkında kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden satışın durdurulmasını isteyebilir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfî tespit davasında amaç, bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; eldeki uyuşmazlık icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olup uyuşmazlığın 2004 sayılı İİK'nun 72/3. maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde; eldeki davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmakla; davacı vekilinin 23/06/2025 tarihli dilekçesindeki, İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine intikal edecek paraların davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının kapsamının değiştirilerek icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin 23/06/2025 tarihli dilekçesindeki daha önce verilen İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine intikal edecek paraların davalı alacaklıya ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının kapsamının değiştirilerek icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin talebinin REDDİNE,
2-Kararın bir suretinin davacı vekiline tebliğine, tebligat masrafının davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına,
Dair, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar ..." verilmiştir.
Davacı vekili işbu ara kararını 25/06/2025 tarihli dilekçesiyle süresinde istinaf etmiştir.
Davalı vekili 14/07/2025 tarihli dilekçesiyle dilekçesiyle istinafa cevap vermiştir.
Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,davacı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden esastan inceleme yapılmıştır.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararında mahkemesince yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Derdest davanın icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davası olması , İİK 72. maddesine göre :"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..." şeklinde hüküm altına alınmış olması (Mahkemece daha önceden İİK 72/3 md uyarınca icra veznesindeki paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararının da verilmiş olması), İİK 72/3 maddesine göre İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyecek olması nedeniyle dava konusu edilen ve davadan önce başlatılmış olan sözkonusu icra takibinin ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemesince de ,istinaf edilen gerekçeli ara kararıyla davacı tarafın sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen gerekçeli ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu , bu sebeplerle davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/401 Esas sayılı, 24/06/2025 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest davadaki yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 05/09/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim