mahkeme 2024/1945 E. 2024/2107 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1945
2024/2107
24 Ekim 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1945
KARAR NO: 2024/2107
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/05/2024
ESAS NO: 2022/543
KARAR NO: 2024/592
DAVANIN KONUSU: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 25/10/2024
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/05/2024 tarih ve 2022/543 E - 2024/592 K kararına karşı süresi içinde davacı / davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin inşaat iskelesi satışı ve kiralaması işi yaptığını davalının da aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, davalı ... ile ilk olarak iskele kiralaması işi için sözlü olarak anlaşıldığını, akabinde kiralanan iskelelerin davalının şahıs firmasına satışının yapıldığını, sözleşme gereği kiralama bedeli olarak toplam 118.000,00-TL bedelde anlaşıldığını, ilk olarak 30/03/2019 tarihli 59.000,00-TL bedelli fatura düzenlendiğini, bu fatura bedelini 21/11/2019 tarihinde tahsil olduğu, ikinci taksit için düzenlenen 10/04/2019 tarihli 59.000,00-TL bedelli faturayı davalının ödemediğini, müvekkili tarafından Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/2451 Esas sayılı dosyasında kiralama yönünden dava açıldığını, kiralamayı müteakip davalı ile yapılan görüşme neticesinde 29/06/2019 tarih ... numaralı 389.400,00-TL bedel ve 29/06/2019 tarih ... numaralı 531.000,00-TL bedel ile kiralanmış olan iskelelerin davalıya satışının yapıldığını, toplam ticari ilişkinin 1.038.400-TL olduğunu, davalının farklı tarihlerde 63.000,00-TL ödeme yaptığının, bu ticari ilişkiden doğan kiralama alacağının ilgili mahkeme ve rapor gereği 55.000-TL olduğunu talep ve tahsilde tekerrür oluşmaması adına kiralama alacağının dışlanarak 920.400,00-TL olarak talepte bulunulduğunu, davalının tüm bu ticari ilişkiye konu olan malzemeleri teslim aldığını, gerek delilleri arasındaki sevk irsaliyesi ve gerekse sunulan fotoğraflarla bu durumun sübuta erdiğini, öte yandan tüm ticari ilişkinin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, müvekkilinin haricen öğrendiğine göre davalının müvekkilinden aldığı ürünlerin bir kısmını davalının babası ...'a ve bir kısmını da ... Ltd. Şti. ile ... isimli firmaya sattığını, davalının 29/06/2019 tarihinde müvekkilinden satın aldığı iskeleleri bu tarihten sonra 2019 yılı sonuna kadar değişik tarihlerde elinden çıkardığını, müvekkilinin alacağını ise ödemediğini ve asıl alacağa temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesini, 8 günlük itiraz süresi içinde faturaya ve içeriğine itiraz etmediği gibi faturayı ticari kayıtlarına işlediğini, faturayı KDV indirimlerinde, BA ve BS formlarında kullandığını belirterek dava konusu taşınır malların üçüncü bir kişiye veya yedi emine teslimi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile fatura ve cari hesaptan kaynaklanan 920.000,00-TL'na temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının düzenlemiş olduğu faturaların davacının yeni şirket olması dolayısıyla bir nevi hatır belgesi olduğunu, davacının sunduğu faturalarda yazılı iskeleleri müvekkiline teslim etmediğini, davacının iskeleleri teslim ettiğine dair hiçbir delil sunmadığını, iskelelerin tesliminin ilerleyen tarihler de yapılması için anlaşıldığını, davacının düzenlemiş olduğu fatura içeriği iskelelerin teslim alınmadığını, faturaya tebliği tarihinden itibaren 8 gün içinde itiraz edilmemesinin sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden içeriğinin kabul edildiği anlamına geldiğini, söz konusu faturada yazılı malzemelerin teslim edildiği anlamına gelmediğini, davacının olamayan bir malın satışını yaptığını, nedenlerle davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "... eldeki davada, ticarî nitelikteki satış sözleşmesi nedeniyle düzenlenen faturalara dayalı alacağın tahsili talep edilmiştir. Davalı taraf ise dava konusu faturaların içeriğinde yazılı malların kendisine teslim edilmediğini, davacı şirketin yeni kurulmuş olması dolayısıyla ticari hayatının önünü açmak için bu faturaların düzenlendiği, hatıra istinaden davalıya faturaların kesildiği, süresi geçirildiği için davalının iade faturası düzenlemediği, bu faturalardan dolayı borcunun olmadığı savunulmuştur. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı tarafından Bünyan Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne verilen ... tarihli yazıda uyuşmazlığa konu 29/06/2019 tarihli,... numaralı ve 29/06/2019 tarihli, ... numaralı faturaları ...'dan almış olduğu iskeleler nedeniyle 29/06/2019 tarih ve ... numaralı işletme defterine kaydettiğini beyan etmiştir. Bilirkişi raporunda dava konusu 29/06/2019 tarihli... numaralı 389.400,00-TL tutarlı ve 29/06/2019 tarihli ...numaralı 531.000,00-TL bedelli faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturalar nedeniyle davacının davalıdan bakiye 920.000,00-TL alacağı olduğu tespit edilmiştir. Bu rapor ve ek rapor dosyaya yansıyan tüm delillerle uyumlu, denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğundan mahkememizce benimsenmiştir. Davalının açıklanan savunması, borcun kaynağını oluşturan satım akdîne ilişkin faturaların ticari defterlerine hatır için kaydedildiği, bu faturalarda yazılı malları almadığı yönündedir. Ticari defterlerin ispat kuvveti leh ve aleyhe olmak üzere önem kazanmaktadır. Defterlerin tacir lehine delil olabilmesi için tarafların tacir olması, uyuşmazlığın ticari işten çıkması ve tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi gerekir. Defterlerin sahibi aleyhine delil olarak kabulü için kanuna uygun olarak tutulmalarına gerek yoktur. Yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince usulüne uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin içeriği sahibi aleyhine delil oluşturur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/3327 Esas ve 2022/7125 Karar sayılı, 2020/2505 Esas ve 2022/2800 Karar sayılı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2009/1872 Esas ve 2010/11690 Karar sayılı, 2007/3315 Esas ve 2007/8215 sayılı emsal ilamları). Bu hâlde davalı taraf faturalar karşılığında mal teslim almadığı halde hatır için faturaları ticari defterlerine kaydettiğine ilişkin savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür. Eş söyleyişle, somut olayda ispat külfeti davalıya aittir. Davalı tarafından bu iddiaları yasal delillerle kanıtlanamamıştır. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK'nun 233. maddesi) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez. Açıklanan bu nedenlerle mahkememizce; davalının yemin deliline de dayandığı dikkate alınarak davalının savunmasına yönelik davacı tarafa yemin teklif edip etmeyeceğini, yemin teklif edecekse yemin metnini sunması için kesin süre verilerek, kesin süreye uyulmadığı takdirde yemin deliline dayanmaktan ve yemin teklif etmekten vazgeçmiş sayılacakları davalı vekiline ihtar edilmiştir. Davalının süresinde yemin teklif edeceğini bildirmemiş ve yemin metni sunmamıştır. Davalının kesin süre içinde yemin teklif edeceğini bildirmemesi karşısında davalı, yemin deliline dayanmaktan ve yemin teklif etmekten vazgeçmiş sayılmıştır. Dosya kapsamına göre; dava tarihi itibarı ile aralarındaki ticari ilişkiye dayalı olarak davacının davalıdan bakiye 920.400,00-TL miktarında alacağı olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. 6098 sayılı TBK'nun 117. maddesinin I. bendine göre sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklara temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, borçlunun ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekir. Ya da aynı maddenin II. bendi uyarınca taraflarca ödeme tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamında, davacı tarafından icra takibinden önce davalıya gönderilen temerrüt ihtarı olmadığı gibi taraflar arasında kesin vade de belirlenmemiştir. Davacı tarafından Kayseri 10. Noterliği'nin ... tarihli ve... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile borcun ödenmesi için davalıya 3 günlük süre verilmiştir. Bu ihtar davalıya 26/03/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Buna göre davalı 01/04/2021 tarihi itibarıyla temerrüte düşmüştür. Taraflar tacir olduğundan dolayı ticari avans faizinin işletilmesi mümkündür. Yargılama sonunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davanın kabulü ile 920.400,00-TL'nın temerrüt tarihi olan 01/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davanın KABULÜ ile 920.400,00-TL'nın temerrüt tarihi olan 01/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkil tacir sıfatına haiz olmadığını, müvekkil tacir olmanın getirdiği yükümlülükleri taşımadığını, ancak yerel mahkeme tarafından müvekkil tacir olarak değerlendirildiğini, yapılan bu değerlendirme hatalı olduğunu, davacı tarafından olmayan bir malın fatura edilmesi söz konusu olduğunu, davacının defterlerinin Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından inceleme geçirdiği, neticede davacı şirketin kuruluşundan sonra stok kaydını oluşturan ... LTD. ŞTİ. firmasından alınan faturaların muhteviyatı itibariyle sahte olduğuna dair deliller sunmalarına rağmen bu husus hem mahkeme hem de bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, yerinde olan itirazların değerlendirilmediğini, davacının ticari defterlerinde ... GRUP ve DAVALI dışında fatura kaydı bulunmadığını, ...şirketinden kağıt üzerinde aldığı malları yine kağıt üstünde bize satmış olarak göründüğünü, ... grup ile davacı arasında düzenlenmiş faturadaki malın, cinsi ile davaya konu faturaların cinsi aynı olduğunu, ... GRUP ile Davacı arasında gerçekte mal devri olamayan bir fatura alışverişi olduğu, bu faturaların muhteviyatı itibariyle yanıltıcı veya sahte olduğunu gösterir resmi yazılar bulunduğunu, bu da davacının teslimata elverişli malı olmadığı gösterdiğini, sadece bu husus bile davanın reddi için tek başına yeterli olduğunu, fatura tek başına ispat aracı olmadığını, fatura konusu malların da teslim edilmesinin araştırılması gerektiğini, ispat yükü davacıya ait olduğunu, fatura konusu mallar, 27.000 metre büyüklüğünde inşaat iskelesi olduğunu, hacim itibariyle sevkiyatı için 25 adet tır gerektiğini, bu kadar yüklü bir teslimatın sevk irsaliyesi olmadan yapılması mümkün olmadığını, sevk irsaliyesi olmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, beyanlarda belirttiği üzere teslim almadığı bir ticari malın ücreti bizden talep edildiğini, teslimat hususu, talep ve itirazları bulunmasına rağmen hiçbir şekilde yerel mahkeme tarafında incelenmediğini, keza bilirkişi tarafından da dikkatte alınmadığını, taşıma irsaliyesi olmadan hiçbir surette taşınması mümkün olayan ticari malların teslimine ilişkin davacı hiçbir belge sunamadığını, her iki tarafın stok kaydı tutmadığı ve envanter defterinin bulunmadığı bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, bu durumda davacı tarafın malı teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, teslimata ilişkin herhangi bir delil sunulamadığını, dosya içerisine sevk irsaliyesi bulunmadığını, faturaya dayalı alacak davasında bazı hususların ispat edilmesi gerektiğini, ispatın en kolay yolu yazılı belgelere dayandığını, faturaya dayalı alacak davasında ispat edilmesi gereken belli başlı hususlar şu şekilde sıralanabileceğini, davacının malları tesliminin hangi yolla yapıldığını belgelemesi, söz konusu malların davalıya teslim edildiği, malların alındığının ispat edilmesine yarayan deliller, tüm bu durumlar, alacağın doğmasına sebebiyet veren olayın kanıtlanması için gerektiğini, her iki tarafın stok kaydı ve envanter defteri tutulmadığı raporla sabit olduğunu, BA BS formları bulunmadığını, bu nedenle sadece fatura üzerinden ticaretin gerçekleştiği varsayılarak müvekkilin borçlu çıkarılması hukuka aykırı olacağını, davacının sunmuş olduğu tek delilin faturalar olduğunu, tek başına faturaya dayalı alacağa hükmetmek hukuka aykırılık teşkil edeceğini, bu nedenle teslimata ilişkin bir değerlendirme yapılması, teslimat hususunun ispat edilememesi halinde müvekkilin ödemezlik def’inin yerinde olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı tarafından düzenelenen faturalarda ticari örf ve adete aykırı olduğunu, iskele faturaları bu şekilde düzenlenmeyeceğini, iskeleyi oluşturan parçalar adet ve cinsleri ayrı ayrı yazılacağını, örnek faturalar da dava dosyasına tarafızca sunulduğunu, dosyada usulüne uygun düzenlenmiş bir fatura bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir akdi ilişki yoktur, davacı tarafından sunulmuş bir sözleşmede bulunmadığını, tüm bu nedenlerle müvekkil tacir sıfatına haiz olmadığı, davacının elinde fatura içeriğine uygun malı olmadığı ve fiili imkansızlık olduğu, davacının faturaya konu malları müvekkile teslim etmediği, sevk irsaliyesinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, taraflar arasında akdi ilişki olmadığı, tüm dosya kapsamında sabit olup, davanın reddi gerekirken, kabulü şeklinde karar kurulması hukuka aykırı olup yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/543 e. 2024/592 k. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak taleplerimiz doğrultusunda davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Toplanan tüm deliler, resmi kayıtlar ve alınan bilirkişi raporu ile davalının söz konusu malları teslim aldığını, sonrasında satın aldığı ve başka şirketlere sattığı subut bulmuş olup davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, nihai olarak ilk derece mahkemesince tüm deliller değerlendirildiğini ve tartışıldığını, davalı tarafça usul ve gerekçe yönünden istinaf sebebi olarak gösterilen hususları da kabul etmediklerini, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, ticari satımdan kaynaklı alacak talebine istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, ticaret satış sözleşmesine konu faturaların hatır için düzenlendiğinin davalı tarafından kesin ve yeterli delillerle ispat edilememesi de gözetilerek ispatlanan alacak üzerinden davanın kabulüne ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/05/2024 tarih ve 2022/543 E - 2024/592 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 62.872,52 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 15.718,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 47.154,39 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile,HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.