mahkeme 2024/1917 E. 2024/2089 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1917
2024/2089
24 Ekim 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1917
KARAR NO: 2024/2089
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/07/2024
NUMARASI: 2022/1025 2024/752
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2024
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 11/07/2024 tarih ve 2022/1025 E - 2024/752 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında yaklaşık 10 yıllık bir ticari ilişki bulunduğunu, davalının inşaat faaliyetiyle iştigal ettiğini ve davacıdan emtia satın aldığını, davacının taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinden 136.508,44 TL alacaklı olduğunu, davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ileri icra takibi yapıldığını, davalının haksız yere itiraz ederek takibin durdurulmasına karar verildiğini, tarafların ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini, davalının davacıya verilmeyen ve bazı çekleri kendi ticari defterlerine işleyerek alacaklı olduğunu ileri sürdüğünü, tarafların 2011 yılından bu tarafa tüm ticari ilişkilerini kapsayan ticari defterlerin incelenmesi halinde dava konusu alacağın ortaya çıkacağını ileri sürerek; davanın kabulü ile, davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatın hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 08/06/2021 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiş, 136.508,44 TL'nin dilekçe tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan alınarak tarafına verilmesini ıslah ile talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davasını önce itirazın iptali davası olarak açıp daha sonra alacak davasına ıslah etmelerine muvafakatlerinin olmadığını, davacının dava dilekçesindeki iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının mal sattığına dair BS formunu vergi dairesine bildirmediğini, konuya ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesi olmadığını, müvekkilinin davacıya borcu olmadığı gibi 91.606,28 TL malzeme alacağı olduğunu savunarak; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Davacı dava dilekçesiyle, faturadan dolayı alacaklı olduğunu, davalının ödeme yapmadığını belirterek yapılan takibe itirazın iptali dilemiş daha sonra ise tam ıslah ile açık hesap ilişkinden kaynaklı alacağa çevirmiştir.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Somut olayda taraf ticari defter incelemesinde ispatlanan faturalar ve ödemeler dikkate alındığında davacının davalıdan 55.414,84 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. İspatlanan fatura ve ödemeler dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflara iddiaları dikkate alınarak yemin delili nihai olarak hatırlatılmış taraflar yemin deliline dayanmadığı görülmüştür.
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ticari defter kayıtları dikkate alındığında alacak likid olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davacının davasının kısmen kabulü ile; 55.414,84 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağı 08/06/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının kararına dayanak yaptığı bilirkişilerce yapılan 103.382,96 TL tutarında bakiye alacak olduğuna ilişkin hesaplamanın; 2015 yılından devrettiği iddia edilen 372.280,79 TL bedelin dahil edilmesi, usulüne uygun kesilen mal ve hizmetlere ilişkin bedellerin müvekkili tarafından ödenmesi, defterlere işlenen faturalar bakımından malın satıldığı husunun davacı tarafça ispatlanamaması, yine ...Cari Hesap Senet Çıkışı açıklaması ile kaydedilen alacağın hangi sebeple kaydedildiğinin anlaşılmaması gibi nedenlerle hukuka aykırı olduğundan ve ispatlanamayan alacakların da hesaplamaya dahil edildiğinden söz konusu rapordaki hesaplamaya dayalı olarak verilen yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın, haksız ve hukuka aykırı beyanları sonucunda açılan iş bu dava neticesinde verilen yerel mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğinden yerel mahkeme kararını istinaf Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2024 tarih ve 2022/1025 E., 2024/752 K. Sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın bütün istinaf nedenlerinin mesnetsiz olup reddi gerektiğini, İlk derece mahkemesinin yargılaması süresince davalı taraf iddialarını ticari defterlerini sunarak ispatlayabilecek bir durumda iken ticari defterlerin fiziki olarak başka bir dosya kapsamında alındığını iddia ettiğini, ancak bu iddianın taraflarınca araştırıldığında davalının iddia edilen dosyadan ticari defterlerini geri aldıkları bilgili elde edildiğini ve davalı tarafın da bu beyanını yalanlamadığını, bu nedenle tüm dava süresince borcu olmadığını iddia eden davalı tarafın ticari defterlerini sunmaktan kaçındığının göz önüne alındığında da dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarına itirazlarının mesnetsiz nitelikte olduğu bariz olduğunu savunarak istinaf başvurusunun reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava alacak davasıdır.
Davacı davalı ile aralarında 10 yıldan fazla süren açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişki bulunduğunu bu ilişki kapsamında davalıdan 136.508,44 TL bakiye alacağının olduğunu iddia etmiştir.
Davalı ise davacının başlangıçta 12 adet faturaya dayanarak takip başlattığını davanın itirazın iptali davası olması kısmi ifaya ilişkin 6098 sayılı TBK 100 ve devamı maddeleri uyarınca takibe konu faturalar karşılığı davacıya 31.08.2018 Vadeli 30.000-TL bedelli, 30.09.2018 Vadeli 30.000-TL bedelli, 31.10.2018 Vadeli 30.000-TL bedelli, 30.11.2018 Vadeli 30.000-TL bedelli , 31.12.2018 Vadeli 30.000-TL bedelli, 31.02.2019. Keşide Tarihli 25.000-TL bedelli, 28.02.2019 Keşide Tarihli 25.000-TL Bedelli, 31.03.2019 Keşide Tarihli 25.000-TL Bedelli 30.04.2019 Keşide tarihli 25.000-TL Bedelli Çekler'i verdiklerini davacının daha sonra 08.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi sunarak davasını açık hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak davası olarak değiştirdiğini davacı tarafın dilekçesinde somut dönem ve mal teslimine ilşkin belgeleri açık ve net olarak belirtmedeği, açık hesap adı altında genel ve soyut iddialar içerdiği, davacı tarafın, kendilerine mal ve hizmet sattığına dair herhangi bir BS formunu vergi dairesine bildirmediği gibi konuya ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesini de dosyaya sunmadığını, davacı tarafın dayandığı belgelere itiraz hakkımız saklı kalmak kaydıyla fatura, irsaliye adı altında sunulacak tüm belgeleri kabul etmediklerini, bilakis yaptıkları ödemeler sonucu davacıdan 91.606,28 TL alacaklı olduklarını beyan ettiği görülmüştür.
Öncelikle davalının ödeme savunması Kayseri Genel İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 12 adet fatura alacağına ilişkin olup davacının 08.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak sebebini ve dava türünü değiştirerek 2011-2018 yılları arasında gerçekleşen açık hesap ilişkisine dayandırdığı, davalının ıslaha karşı cevap dilekçesinde mal teslimine ilişkin itirazlarda bulunduğu görülmüş olunup bu doğrultuda taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafın 2011-2018 yılları arasında davalıya sattığı ve teslim ettiği mal miktarı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Dairemiz 2022/2187 Esas 2022/2123 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; "Somut olayda mahkemece verilen kesin süre usulüne uygun olmadığı gibi davalının defter ibrazından kaçınması da söz konusu değildir. Bu durumda mahkemece davalıya 2011-2018 yıllarına ait tüm ticari defter ve kayıtlarını sunması için son kez kesin süre verilerek verilen süre içerisinde davalı tarafından defterler sunulduğu takdirde bilirkişiden davacı tarafından davalı adına kesilen ve davalının ticari defterlerinde kayıt altına alınan başka bir deyişle ihtilafsız bulunan tüm alacak kalemlerini belirlemesi ve davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan ödemelerin ihtilafsız olan bu kayıtlardan düşülmek suretiyle taraflar arasındaki alacak borç durumunun belirlenmesi yönünde ek rapor alınarak dosyada belirtilen eksiklikler giderildikten sonra ispat durumuna göre her iki tarafında dilekçelerinde açıkça yemin deliline dayandıkları gözetilerek ispat külfeti kendisine düşen tarafa yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı görüldüğünün belirtildiği görülmüştür.
Dairemiz kaldırma kararı sonrası dosyaya sunulan 02/02/2023 ve 12.01.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacın 2016 yılı ve sonrası ticari defterlerini sunduğu, davacının ticari defterlerinde 1.1.2016 tarihi itibariyle davalıdan alacağının kendi ticari defterlerinde 372.280,79 TL olarak gözüktüğü; davalının ticari defterlerinde ise davacıya 397.075,67 TL borç gözüktüğü; davacıda gözüken tutarın davalının ticari defterlerinde gözüken tutardan daha düşük olması ve davalı lehine olması sebebiyle 01.01.2016 tarihi itibariyle devir bakiyenin 372.280,79 TL olarak kabulü gerektiği, Davacının davalıya düzenlediği faturalardan 2016 yılında 223.418,02 TL, 2017 yılında 325.602,73 TL, 2018 yılında ise 155.527,30 TL'nin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 2015 yılından gelen devir bakiye ile sonraki dönemlerde davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturalar toplamının 1.076.828,84 TL olduğu, Davacının ticari defterlerinde davalıdan yapılan tahsilatların 1.021.414 TL olarak yer aldığı, Kök raporumuzda belirttiğimiz davacının ticari defterlerinde davalı hesabına kaydedilen cari hesap senet çıkışı açıklamalı 47.475,35 TL ile işbu raporumuzda belirttiğimiz 07.07.2017 tarihli 492,77 TL tutarlı ... numaralı faturaya dayalı satışı davacı tarafın ispatlaması gerektiği, Mevcut ispat durumu dikkate alındığında davacının davalıdan alacaklı olduğunun belirtildiği görülmüştür.
İstinafa konu edilen Mahkeme kararının; Dairemiz bozma ilamında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine kaldırma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verilmesine, Dairemiz kaldırma kararı sonrası dosyaya sunulan 02/02/2023 ve 12.01.2024 tarihli bilirkişi ek raporundaki tespitlere karara karşı yalnızca davalı tarafça istinaf yasa yoluna baş vurulmuş olunmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-1 md uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 11/07/2024 tarih ve 2022/1025 E - 2024/752 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 3.785,38-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 946,35 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 2.839,03 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.