mahkeme 2024/265 E. 2025/674 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/265

Karar No

2025/674

Karar Tarihi

8 Nisan 2025

T. C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/265
KARAR NO: 2025/674
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/10/2023
NUMARASI: 2016/512 Esas 2023/910 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 30/03/2016
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 08/04/2025
YAZILDIĞI TARİH: 11/04/2025
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/512 Esas, 2023/910 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; 30/08/2015 günü saat 13.20'de vuku bulan yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında müvekkilinin ... Bulvarı, ... Apartmanı önünden çocukları ile birlikte karşıdan karşıya geçmeye çalışırken yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmayan sürücü ...'in sevk ve idaresindeki, ... plaka numaralı aracı ile müvekkillerine çarptığını ve ağır şekilde yaralanmalarına sebep olduğunu, kazada müvekkilinin küçük kızı ...'nın hafif şekilde yaralandığını, ... plaka numaralı araç kazaya karışan sürücünün kardeşi ...'in işleten sıfatıyla davada taraf konumunda olduğunu, kazaya karışan aracın kaza tespit tutanağından anlaşıldığı üzere Ege Sigorta AŞ. tarafından sigortalan, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı zarar görenlerin zararını poliçe limiti dâhilinde karşılamakla sorumlu olduğunu, müvekkili ...'nın mezkür kaza sonrasında basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını ve bu yaralanma neticesinde günlerce hastanede kaldığını, ilerleyen süreçte de yatağa bağlı bakım hastası durumuna geldiğini, hastanede kaldığı sürece ve devamında ev işlerini yapamadığını, eşi ve çocuklarına karşı sorumluluklarını yerine getiremeyecek bir konuma geldiğini, normal yaşantısından koparak moral olarak çöküntü yaşadığını ve bu durumun halen devam ettiğini belirterek müvekkillerinin uğradığı tüm zararların maddi-manevi tazmini için açmış oldukları bu davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik, ... yönünden; 4.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi tazminat, ... yönünden; eşinin ağır şekilde yaranıp bakım hastası olması sebebiyle, 1.000,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi tazminat, ... yönünden; yaşadığı korku, annesinin bakım hastası olması sebebiyle 10.000,00-TL manevi tazminat, ... yönünden; yaralanması, yaşadığı korku, annesinin bakım hastası olması sebebiyle 10.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 5.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağındaki tespitlerin doğru olmadığını, bunu kabul etmediklerini, meydana gelen kazanın davacının yaya kurallarını yerine getirmemesi nedeniyle gerçekleştiğini bu nedenle davanın esastan reddinin gerektiğini, davacıların talep ettiği tazminatların miktarlarının çok yüksek olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sunduğu delillerin kendilerine tebliğ edilmediğini belirterek davanın usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 05/02/2015 ila 05/02/2016 tarihlerini kapsamak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi tahtında sigortalandığını, işbu poliçe ile kişi başına toplam 290.000,00-TL'lık sakatlanma ve ölüm zararı teminatı sağlandığını, her koşulda müvekkili şirketin işbu limitle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin ferilerden de bu limit oranında sınırlı sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacı ...'nın sürekli iş göremezlik (maluliyet) zararına ilişkin maddi tazminat davasının KABULÜ ile 778.602,75-TL maddi tazminattan davalı ...'nin ZMMS poliçesinin sakatlık teminat limiti olan 290.000,00-TL'lık kısmına dava tarihi olan 30/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'in ise davacının talebi ile bağlılık kuralı gereği 778.602,75-TL maddi tazminattan 484.963,02-TL'lık kısmının dava tarihi olan 30/03/2016 tarihinden itibaren ve bakiye 293.639,73-TL'lık kısmından ise ıslah tarihi olan 25/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, Davacı ...'nın eldeki davada geçici iş göremezlik zararına yönelik maddi tazminat davası bulunmadığından bu davacının 9.520,11-TL geçici iş göremezlik zararına yönelik 13/10/2021 tarihli talep arttırım dilekçesi ile 25/09/2023 tarihli ıslah dilekçesindeki maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Davacı ...'nın maddi tazminat davasının reddine, Davacıların davalılar ... ve ... hakkındaki manevi tazminat davasının kabulü ile davacı ... için 20.000,00-TL, davacı ... için 10.000,00-TL, davacı ... için 10.000,00-TL ve davacı ... için 10.000,00-TL manevi tazminatın davacıların talebi ile bağlılık kuralı gereği dava tarihi olan 30/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, Davacıların davalı ... hakkındaki manevi tazminat davasının REDDİNE karar verildiği görülmüştür.
TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili, istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince davacıların adli yardımdan yararlanmasına karar verildiğini, HMK'nın 335/1-a maddesi gereğince müvekkillerinin istinaf harçlarından muaf tutulmasını talep ettiklerini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında yapılan hesaplama yöntemleri ve uygulanan mevzuatların farklı olduğunu, alınan her bir raporun ayrı hususları farklı formül ve mevzuatlarla hesaplandığını, meslekte kazanma gücü kaybının Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan rapordaki gibi Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği doğrultusunda hesaplanırken, tüm vücut engellilik oranı Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlendiğini, her ne kadar üst kurulun raporunda önceki raporlara değinilmiş ise de bu temasın sadece müvekkilinin iyileşme sürecini gözlemleme ile sınırlı olduğunu, bu hususta alınan mütalaanın dosyaya sunulan raporları birleştirir mahiyette olamayacağını mahkemeye bildirmelerine rağmen mahkemenin itirazlarını dikkate almadan karar verdiğini, sağlık raporu sonrasında yapılacak hesaplamanın dönemsel yapılması gerektiğini, müvekkiline verilecek tazminat çalışma gücünün kaybına yönelik olduğundan müvekkili ...'nın hangi dönemde ne kadar efor kaybı varsa o kadar tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ancak mahkemenin müvekkilinin iyileşme süreci boyunca değişen efor kaybı oranına göre zararının hesaplanması için dosyayı bilirkişiye tevdi etmesi gerekirken en son efor kaybı oranına göre hesaplatma yoluna gidilerek alınan ek bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, müvekkili ... hakkında maddi tazminata hükmedilmediğini, ilk derece mahkemesi ve bilirkişilerin talep ettikleri maddi tazminatı asgari ölçütlere göre hesaplama yaparak bir karar vermesi gerekirken aksine destekten yoksun kalma tazminatı talep ettikleri kabul edilerek, maddi tazminat taleplerinin hiçbir hesaplama yapılmadan reddedildiğini, geçici işgöremezlik tazminatı talepleri bulunmasına rağmen mahkemenin bu talepleri yönünden karar vermediğini, reddedilen manevi tazminat üzerinden davalı ... şirketine vekalet ücreti hükmedilmesinin doğru olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, usule ve yasaya uygun karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili ayrı ayrı sunduğu istinaf dilekçelerinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda hükme esas alındığı belirtilen raporlarda yanlış ve hukuka aykırı değerlendirmelerin mevcut olduğunu, esas alınan raporlardan birinin 17.04.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu olduğunu, anılan raporda müvekkilinin davaya konu kazada %100 kusurlu olduğunu, davacı tarafın ise kusurunun olmadığının belirtildiğini, gerekçeli kararda bu tespitin ifade tutanaklarına, delillere ve olaya uygun olduğu belirtilmişse de bu raporun oluşa ve hukuka aykırı tespitler içerdiğini, Adli Tıp Kurumu raporunda somut olayın tam anlamıyla irdelenmeden kaza tespit tutanağı nazara alınarak hazırlandığı ve bu haliyle raporun eksik ve hatalı olduğunu, bu sebeple, eksik ve hatalı inceleme sonucu yanlış tanzim edildiği açıkça ortada olan ve tamamen müvekkiline kusur yükleyecek nitelikteki gerçek dışı raporu kabul etmediklerinin mümkün olmadığını, bu rapor esas alınarak verilen ilk derece mahkemesi kararını da kabul etmediklerini, ilk derece mahkemesince karara esas alınan bir diğer raporun 09.09.2023 tarihli hesap raporu olduğunu, anılan raporda hatalı hesaplamanın söz konusu olduğunu, söz konusu raporda %1,8 teknik faiz işletilmediğini, hesaplamada aktüeryal yöntem kullanılmadığını, bu haliyle hazırlanan raporun eksik ve hukuka aykırı olduğunu, Karayolları Trafik Kanununda yapılan 26.04.2016 tarihli değişikliğe göre hesaplama yapılırken teknik faizin %1,8 olarak uygulanması ve destekten yoksunluk tazminatı hesaplarında hesap yöntemi olarak aktüeryal yöntemin uygulanması gerektiğini, hesaplama yöntemi olarak annüite hesabında kullanılan formül kullanılması gerektiğini, bilirkişi raporunda ise bu düzenlemelere aykırı hesaplama yapıldığını, açıklanan nedenlerle hesaplama raporunun hükme esas alınmaması gerektiğini, dosyada bulunan maluliyet oranına ilişkin itiraz dilekçelerini tekrarla hatalı maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılmasının da doğru olmadığını, maluliyet niteliği ile oranını kabul etmediklerini, malulyete ilişkin olarak tanzim edilen Adli Tıp Raporunda; mevzuat gereği, davacının maluliyet tespitinin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik maddeleri uyarınca tespiti gerekirken işbu yönetmelik hükümlerine göre değil de; Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre tespit yapılmasının hatalı olması, davacının iyileşme düzeyi, halihazırda vücudunda herhangi bir anormallik olmaması ve dış görünüş itibariyle kısıtlılık halinin görünmemesi, yine kaza tarihinden önce panik atağa dayalı stres bozukluğu yaşaması sebebiyle bu durumun kaza ile zarar arasındaki illiyet bağını kesmesi, kaza sonrası stres bozukluğu olarak tarif edilen rahatsızlığa ilişkin herhangi bir tedaviye başvurulmamış olması hususları gözetildiğinde usul ve yasaya aykırı şekilde yüksek oranda maluliyet ve bakıcı süresi tespiti yapıldığını, bu sebeple, işbu rapor esas alınarak verilen yerel mahkeme kararını da kabul etmediklerini, hatalı ve hukuka aykırı tespitler içeren raporların esas alınarak verilen kararın hukuka uygun olmasının mümkün olmadığını, HMK'nın 334. hükmü uyarınca müvekkilleri lehine istinaf aşamasında adli yardım hükümlerinin uygulanması ve müvekkilinin istinaf harç ve giderlerinden muaf tutulmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede;
Dava, haksız fiilden kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. ve 56. maddeleri gereği cismani zarardan doğan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Olay tarihi olan 30.08.2015 günü saat 13:20 sıralarında sürcü ... yönetimindeki ... plakalı otomobil ile otobüs terminali istikametinden gelip, ... Bulvarını takiben Yeni sanayi köprü istikametine seyirle geldiği ... Apartmanı No:321 önünde, arcının ön tampon motor kaputu ve ön cam kısımları ile yaya geçidini kullanarak seyrine göre sağından karşıya geçmek için yola girmiş olan yaya ...'ya üç şeritli yolda sol şeritte yaya geçidi bitim noktasında çarpması ile kazanın meydana geldiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığınca düzenlenen raporda , sürücü ...'in meskun mahalde tek yönlü cadde üzerinde açık havada sevk ve idaresindeki otomobil ile hızını yaklaştığı yaya geçidi mahal şartlarına uygun olarak ayarlamadan, olay yeri yaya geçidine uygun hızla yaklaşmamış, karşıya geçmek için seyrine göre sağından yola giriş yapan ve yolun büyük bölümünü geçen uyarıda bulunmadığı, yaya geçiş hakkını bırakmayıp, yayaya orta refuje yakın mesafede sol şeritte ve yaya geçidi bitim noktasında çarpmasıyla sonuçlanan kazada tam kusurlu olduğunun belirtildiği, alınan raporun ve kusur oranının olaya ve oluşa uygun olduğu değerlendirildiğinden, kusur oranına ilişkin davalıların istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6197 Esas, 2021/8738 Karar Sayılı ilamı)
Somut olayda, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından 23/03/2023 tarihli rapor “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” kapsamında hazırlandığı kaza tarihinin 30/08/2015 olması nedeniyle mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmıştır. Davacı ...'e ilişkin maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri esas alınmak suretiyle isabetli ve yöntemine uygun olarak alınmış olduğu, bu sebeple maluliyete ilişkin davacılar vekili ile davalılar vekillerinin istinaf isteminin yerinde olmadığı görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda zararın belirlenmesi bakımından TRH yaşam tablosu ve %10 arttırma %10 iskonto uygulanmak sureti ile hesaplama yapılmıştır, 2918 sayılı KTK'nın 6704 sayılı Yasayla değişik 90, 92, 93, 97 ve 99. maddelerinin kimi yönlerden Anayasanın bir kısım hükümlerine aykırılık oluşturacağından bahisle yapılan itiraz başvuruları üzerine, 09/10/2020 günlü ve 31269 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 esas ve 2020/40 karar sayılı ilamı verilen kısmi iptal kararı, somut olaydaki kaza tarihi dikkate alındığında; hesaplama yöntemi olarak 1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiği yönündeki davalılar vekillerinin istinaf isteminin yerinde olmadığı görülmüştür.
Davacı ... açısından eşinin yatağa bağımlı kaldığı dönemde uğradığı zarara yönelik maddi tazminat talep etmiş ise de eşinin yatağa bağımlı kaldığı dönem için geçici veya süreli işgöremezlik nedeniyle zararının isteme hakkının eşine ait olduğu ve bu zararın geçici veya sürekli işgöremezlik tazminatı ile karşılandığı, destekten yoksun kalma tazminatı olarak talep edildiğinin değerlendirilmesi durumunda ise ilk derece mahkemesinin gerekçesinin yerinde olduğu, ancak ölüm nedeniyle talep edilebileceği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.
Davacı dava dilekçesi ile davacı ... yönünden tüm zararlarının tazmini için 4.000 TL manevi tazminat talep edilmiş, ilk derece mahkemesi açısından hangi kalemler için tazminat talep edildiğini açıklaması için davacıya süre verilmiş, davacı vekili verilen süre içinde bulunduğu beyanında geçici işgöremezlik talebi olduğuna dair beyanda bulunmamış olup, bu sebeple geçici işgöremezlik yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/2276 Esas ve 2021/7256 Karar sayılı ilamı)
Yine davacı vekili maluliyet tazminatı hesabında evli ve iki çocuğu olduğunun değerlendirilmediğini belirterek kararı istinaf etmiş ise de yapılan maluliyet hesabının doğru olduğu, davacının ev hanımı olduğu ve evli ve 2 çocuğunun bulunmasının tazminat hesabına etkisi olmadığı anlaşıldığından, yapılan hesaplamanın usul ve yasaya uygun olduğu davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının davalı ... şirketinden de manevi tazminat talep ettiği, her ne kadar diğer davalılar açısından manevi tazminat talebi kabul edilmiş ise de sigorta şirketi açısından davanın reddi durumunda davacının vekalet ücretinden sorumlu tutulması usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir.
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacılar vekili ile davalılar vekillerinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davacılar vekili ile davalılar vekillerinin tüm istinaf taleplerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıların istinaf başvurusu yönünden, adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeni ile yatırılmadığı anlaşılan 782,10 TL istinaf başvuru harcı ile 615,40 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 1.397,50 TL'nin davacılardan alınarak, hazineye irat kaydına,
3-Davalıların istinaf başvurusu yönünden; adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeni ile yatırılmadığı anlaşılan 782,10 TL istinaf başvuru harcı ile hükmedilen miktar üzerinden harçlar kanununa göre nispi olarak hesaplanan ve alınması gereken 33.127,82 TL nispi istinaf karar harcı olmak üzere toplam 33.909,92 TL'nin davalılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Tebligat işlemlerinin dairemizce yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/04/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim