Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/2514
2026/232
11 Şubat 2026
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2514
KARAR NO: 2026/232
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/09/2024
NUMARASI: 2022/233 Esas 2024/768 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 17/03/2022
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 11/02/2026
YAZILDIĞI TARİH: 12/02/2026
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/233 Esas 2024/768 Karar sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarihinde saat 15:00 sularında, sevk ve idaresinde ki ... plakalı tarım aracı traktörü ile davacı müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobile çarparak kazaya sebebiyet verildiğini, müvekkili iş bu kaza sonucunda ağır şekilde yaralandığını tedavisi ... hastanesinde yapıldığını, iş bu kaza sırasında davacı müvekkilinin eşi ...'ın çok trajik bir şekilde ölümü nedeniyle, davacı müvekkil ve kızı ..., Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/804 E. 2021/96 Karar sayılı dosyası ile manevi tazminat davası açmış olduğunu, davalı ... Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinden alınan ... tarihli kusur raporunda %85 oranında kusurlu bulunduğunu, davalı ... iş bu kaza nedeniyle açılan Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/397 Esas 2020/21 karar sayılı dosyasında Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen raporda 1. Derecede asli ve ağır kusurlu bulunduğunu, her iki dosyada alınan kusur raporları kendi aralarında ve olayın gelişim şekline uygun olduğunu, davalının ağır kusuru nedeniyle gerçekleşen kazada davacı müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, davacı müvekkilinin kaburga kemiklerinin kırıldığını, yüzünde cam patladığını, davacı müvekkilinin gözünden ve yüzünden yaralandığını, müvekkilinin bu yaralanmaları sürekli ve geçici iş gücü kaybı zararının doğmasına neden olduğunu, müvekkilinin iş gücü kaybına maruz kaldığını, müvekkilinin bu şekilde yaralanması kendisini psikolojik açıdan büyük yıkıma uğrattığını, müvekkilinin söz konusu kazanın maddi izlerini vücudunda hayatı boyunca taşımaya devam edeceğini, hiçbir zaman eski sağlığına kavuşamayacağını, aylardır çektiği acıyı ölene kadar hatırlamak zorunda kalacağını, müvekkilinin uğramış olduğu manevi zarara ilişkin 60.000,00 TL manevi tazminatın ( davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren, diğer davalı Kasko poliçesi sahibi olan sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek) avas faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesini, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zarara ilişkin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik 200,00 TL (100,00 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı, 100,00 TL geçici iş gücü kaybı tazminatı) maddi tazminatın (davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren diğer davalı ZMMS Poliçe Sahibi olan sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek) avans faizi ile birlikte davalılardan ( sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen anılarak müvekkiline ödenmesini, yarılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Sarıoğlan Mahkemelerinin yetkili olması nedeni ile yetki itirazları ve zamanaşımı defilerinin olduğunu, davacı ..., ... tarihinde, saat 15.00 sıralarında, sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne riayet etmeyerek davalıya ait ... plakalı araca çarparak kazaya sebebiyet vermiş olduğunu, öncelikle davacı tarafın söz konusu haksız davasına dayanak olarak kaza tespit tutanağında ve Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesi 2019/397 E. 2020/21 K. Sayılı dosyası kapsamında kusura ilişkin değerlendirme ve tespitleri öne sürdüğünü, söz konusu değerlendirme ve tespitlerin mahkeme kararına dayanak olması mümkün olmadığını, zira Mahkeme nezdinde görülecek olan davada ilgili belge ve değerlendirmelerin bağlayıcı olmadığı mevzuatın açık hükmü gereği sabit olduğunu, nitekim 6098 sayılı yeni TBK. 74.maddesinin bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, bu itibarla davanın esasına geçildiği takdirde kusura ilişkin yeniden bir değerlendirme yapılarak davalının dava konusu kazadaki kusur durumunun tespitini ve davacıların müterafik ve müşterek kusurunun tespitinin sağlanmasını talep ettiklerini, Mahkeme aksi kanaatte ise ; davanın esasını kabul etmemekle birlikte dava konusu kazada kusurun tamamı davalıya ait olmadığını, zira ... tarihli kaza tespit tutanağında '' ... plakalı araç sürücüsünün sürücü tali kusurlarından 52/1 (A) ' Aracın hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak 'kusurunu işlediği '' demek suretiyle meydana gelen kazada davacı ...'ın müterafik kusur sahibi olduğu açıkça belirtilmiş olduğunu, nitekim dava konusu kaza sonucu Sarıoğlan Asliye Ceza Mahkemesi 2016/248 E. 2017/173 K. Sayılı dosyasında mahkeme kararı neticesinde alınmış olan 19.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda da '' ... plakalı ... marka otomobil sürücüsü ...'ın, ... kod nolu, sürücüler araçlarının hızlarını kavşaklara yaklaşırken, dönemeçli yollara, tepe üstelerine yaklaşırken, yaya, zemin geçitlerine, tünellere yaklaşırken, yol onarım alanlarına girerken azaltmamak. Trafik kuralını ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda 2. derece tali kusurlu olduğu'' şeklinde mütalaa bildirerek; meydana gelen kazada tüm kusurun davalıya atfedilemeyeceğini, davacının da müterafik kusurlu olduğu uzman trafik bilirkişisi tarafından da açıkça belirtilmiş olduğunu, dilekçede açıklanan hususların aydınlatılması gerektiğini, Mahkeme nezdinde davacı tarafça öne sürülen ... tarihli adli tıp raporuna itibar edilmemesi gerekmekte olduğunu, zira Zarar gören hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerekmekte olduğunu, nitekim 6100 sayılı HMK madde 266’nın dikkate alınması gerektiğini, aktüer siciline kayıtlı bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2010/3172, K. 2010/5525, T. 15.06.2010 kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, ayrıca Sosyal güvenlik Kurumu tarafından sahibine ödenmiş olan tutarların da toplam tazminattan tanzim edilmesi gerekmekte olduğunu, davalının küçük çaplı olarak tarım işleriyle iştigal etmekte ve geçimini dahi babasının desteğiyle idame ettirebilmekte olduğunu, davalının maddi durumu Mahkemece yapılacak sosyo-ekonomik durum araştırmasında da açıkça görülecek olduğunu, iş bu nedenlerle davacı tarafça talep edilen manevi tazminat miktarı fahiş oranda olduğunu, bu kapsamda Yargıtay HGK 2012/21-737 E. 2012/824 K. Sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, manevi tazminatın bir taraf için zenginleşme diğer taraf için de fakirleşme sonucu doğurmaması gerekli olduğunu, yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2011/7022 E., 2011/8043 K. Sayılı ve 22.09.2011 tarihli kararının da yine dikkate alınması gerektiğini, dava konusu kazanın hangi sebeple meydana geldiği de her durumda araştırılmalı, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı da ayrıca belirlenmesi gerektiğini, davacılara ait araçta meydana gelen teknik bir arızanın kazanın oluşmasına sebebiyet verip vermediği hususu da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca araç sürücüsünün dava konusu kaza meydana geldiği esnada alkollü içki ve/veya uyuşturucu madde etkisinde olup olmadığı, geçerli sürücü belgesinin bulunup bulunmadığı anlaşılmadığından bu konuya ilişkin de Mahkeme tarafından inceleme yapılması gerektiğini, kaldı ki davacı tarafça Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/804 E. 2021/96 K. Sayılı dosyası ile davalı adına dava konusu kaza hakkında manevi tazminat davası açılmış olup, mahkeme kararı neticesinde tazminata hükmedilmiş, akabinde yerel mahkemenin iş bu kararı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2021/1089 E. 2022/317 K. Sayılı ilamı ile onanmış olduğunu, takdir Mahkemede olmak üzere davacı adına yaşanmış olan kaza neticesinde tazminata hükmedilmişken, davalını da yeterli maddi gücü olmamasına rağmen iş bu karara istinaden hükmedilen tazminat miktarını ödemiş olduğu halde kazanın meydana gelmesinden uzun zaman geçtikten sonra tekrar davalı aleyhine tazminat istemli iş bu davanın açılmış olması açıkça hakkaniyet ilkesine ve 4721 sayılı TMK m.2’ye aykırı olduğunu, dava konusu kazanın tüm yönleriyle aydınlatılarak maddi gerçeğin ve kusur oranlarının tespiti gerekmekte olduğunu, zira her ne kadar Kaza tespit tutanağına istinaden davalı asli kusurlu durumunda Ceza Mahkemesi yargılamasına muhatap olmuşsa da, hukuki sorumluluğun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde paylaştırılması icap etmekte olduğunu, bu itibarla, davacılara ait aracın kazanın oluş saati itibarıyla sürücüsünün gözüne güneş ışığı düşüp düşmediği, kendi araçlarından kaynaklı bir kaza sebebi olup olmadığı hususları da araştırılmalı, davacı ...'ın hız limitinin fazla olduğu ve kazanın meydana gelmesinde kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne riayet etmeyerek davacının da söz konusu kazada kusurunun bulunduğu göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın zamanaşımına uğradığını, sigortacılık kanunu gereği davalı kuruma başvuru şartı gerçekleşmemiş olduğunu, başvuru aşamasında sunulması gereken zorunlu evraklar taraflarına sunulmamış olup değerlendirme yapılması mümkün olmadığını, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni trafik sigortası genel şartları gereği özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmelik hükümlerinin dikkate alınması gerekmekte olduğunu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan Maluliyet Raporu Alınmasını Talep Ettiklerini, bu kapsamda Yargıtay 4 Hukuk Dairesi’nin 25.01.2007 tarihli 2007/547 E. - 2007/512 K. sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere tazminat hesaplamasının genel şartlarda berlirlenen usul ve esaslara göre yapılması gerekmekte olduğunu, somut olaya daha uygun veriler içeren TRH 2010 tablosu ile hesaplama yapılması gerekmekte olduğunu, başvuruyu kabul manasında olmamak üzere, davalı şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğu gözetilerek kusur oranının tespiti bakımından dosyanın adli tıp trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerekmekte olduğunu, poliçe genel şartları gereğince, davacının talep ettiği manevi tazminattan, geçici iş göremezlik giderinden, tedavi giderinden, tedaviye bağlı sair giderlerden (ulaşım, ilaç, refakatçi vb.) ve geçici iş göremezlik döneminde ortaya çıkan bakıcı giderinden davalı şirket sorumlu tutulamayacağını, zira bu hususta sorumluluk sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu, sgk tarafından karşılanması beklenen geçici iş göremezlik giderlerinin davalıdan talep olunmasında hukuka uyarlık olmadığını, müracaatçının sgk’lı olup olmadığına bakılmaksızın, mevzuata göre sgk tarafından karşılanması gereken giderler trafik sigortalarının teminat kapsamına girmemekte olduğunu, ilgili Kanun’un 59 ve Geçici 1’nci maddesi ile getirilen yeni hükümler çerçevesinde Trafik Kazalarına bağlı olarak davalı şirket aleyhine açılmış olan tedavi masrafları tazminatı ile ilgili davalı şirketin yükümlülüğü sona ermekte olup, davalı şirketin taraf sıfatı da sona ermekte olduğunu, 01.06.2015 yürürlük tarihli zmss genel şartlarda trafik sigorta poliçesi ile verilen teminatlar sayma sureti ile açıklanmış ve geçici iş göremezlik zararı teminatlardan çıkartılmış durumda olduğunu, dolayısıyla 01.06.2015 tarihinden sonra gerçekleşen somut olay itibariyle geçici iş göremezlik zararı tazminatı teminat dışında kalmakta, davalı sigorta şirketinin bu kalem tazminatlardan sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, başvurucunun kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerekli olduğunu, başvurunun kabülü anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigorta ve kasko poliçesi bir zenginleşme aracı olmayıp, sadece gerçek zarar tutarını teminat altına alacağını, kabul manasında olmamak üzere davalı şirketin faiz sorumluluğu başvuru tarihinden itibaren yasal faiz olarak kabul edilmesi gerekmekte olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesinin talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Maddi Tazminat Davasının Kısmen Kabulü ile, 856,96 TL geçici iş göremezlik tazminat bedelinin davalı ...’dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 11/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi Tazminat Davasının Kısmen Kabulü İle, 10.000,00 TL tazminat bedelinin davalı ...’dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 11/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından açılan davanın zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu kazanın ... tarihinde meydana geldiğini, davanın ise 17/3/2022 tarihinde açıldığını, dava konusu olay kapsamında kusura ilişkin alınan ATK raporunda Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesi 2019/397 E. 2020/21 K. Sayılı dosyası ile alınmış olan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen ... tarihli rapora itibar edilmiş olması ve bu doğrultuda kusur oranı tespitinde bulunulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı ...'ın hız limitinin fazla olduğu ve kazanın meydana gelmesinde kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne riayet etmeyerek dava konusu kazaya sebebiyet verdiğinin göz ardı edildiğini, ATK raporunda da ''davacının olay yeri kavşağa geldiğinde seyrini mahal şartlarına uygun olacak biçimde kontrollü ve müteyakkız şekilde sürdürmediği sağından kavşağa giriş yapan araca karşı etkin tedbir almadığı'' demek suretiyle davacı tarafın meydana gelen kazada trafik kuralları neticesinde kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne riayet etmeden hareket ettiğinin açıkça belirtildiğini, davacının yalnızca selektör çektiğini ve hızını azaltmadığını ikrar ettiğini, kusur durumuna ilişkin raporun da hatalı olduğunu, davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiğini ve SGK tarafından geçici iş göremezlik zararının karşılandığını bu konuda bir zararlarının bulunmadığını, geçici iş göremezlik zararına ilişkin hesaplamada daha çok indirim uygulanması gerektiğini, yasal faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, ıslah tarihinin göz önüne alınması gerektiğini, verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş Vekili İstinaf Başvuru Dilekçesinde Özetle; Yerel mahkemece davanın zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların belirsiz alacak davası açmada hukuki yararının bulunmadığını, müvekkili şirketin yalnızca sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe limiti ve teminatı kapsamında olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın da poliçe limiti ve teminat kapsamında olmadığını, müvekkil şirketin yasal faize yönelik sorumluluğunun da dava tarihinden itibaren kabul edilmesi gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54.maddesi gereği cismani zarardan doğan, geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatından oluşan maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1.maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/09/2024 tarih, 2022/233 Esas, 2024/768 Karar sayılı kararı ile davacı tarafça açılmış olan trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı ... Aş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesi “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” düzenlemesini içermektedir.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almakta olup, dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı Kanun'un HMK'nın 114 ile 115 inci maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir. Davanın esasına girilmesine engel olacak nitelikteki dava şartı eksiğinin giderilmesinin her zaman mümkün olduğu durumlarda, 6100 sayılı Kanun'un 115/2 nci maddesi gereği eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir.
6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlığı altında düzenlenen 18/A maddesinin (18) numaralı bendinde “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.” hükmü yer almıştır. 2918 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, ayrıca arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gereklidir.(Yargıtay 4.HD'nin 27/02/2024 tarih ve 2022/2982 E. 2024/2110 K.sayılı ilamı)
2918 sayılı KTK'nın 99. maddesine göre hak sahibince usulüne uygun olarak temin edilmiş belgelerin sigortaya iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemeyen sigorta temerrüte uğramış sayılır ve temerrüte uğramış olduğu tarihten itibaren hak sahibine faiz ödemelidir.
Somut olayda, davacı tarafça eldeki dava açılmadan önce davalı Sigorta şirketine yönelik 31/01/2022 tarihli başvuru dilekçesinin düzenlenmiş olduğu ve bu dilekçeye istinaden davalı Sigortaca davacı tarafa herhangi bir ödemede bulunulmadığı, yine davacı tarafça dava açılmadan önce 31/01/2022 tarihinde arabulucuğa başvurulduğu ve tarafların anlaşamaması üzerine 04/03/2022 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşılmakla; Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava öncesinde alternatif çözüm yollarından birisi olan tahkime ve arabuluculuğa başvurulması halinde, KTK'nın 97.maddesi uyarınca sigortaya başvuru şartının yerine getirilmiş sayılacağı, ancak dava öncesinde arabulucuya başvurulduğu takdirde, tarafların anlaşamaması halinde, arabulucuya başvurulması ile davalı sigortanın davaya konu edilen geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı bakımından, 31/01/2022 tarihinde sigorta arabuluculuğa başvuru yapılmış olması, arabulucuya başvurulması nedeniyle davalı sigortaya başvuru şartının ortadan kalktığı, arabuluculuğa başvurunun dava açılmasının alternatif çözüm yollarından birisi olduğu husus dikkate alınarak, 31/01/2022 arabulucuğa başvuru tarihi itibariyle davalı temerrüte düştüğünün kabulü gerektiğinden, davalı sigorta şirketi vekilinin dava tarihi itibariyle başvuru dava şartının yerine getirilmediği, davalı sigortanın temerrüte düşürülmediği yönündeki istinafının yerinde olmadığı, ancak arabuluculuğa başvuru tarihi olan 31/01/2022 tarihinde temerrüte düştüğü, dolayısıyla hükmedilen tazminata davalı sigorta yönünden 31/01/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varılmış ise de mahkemece 11/02/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş olup, davacı tarafça bu hususta istinafa gelinmemiş ve kamu düzenine ilişkin olmayan bir husus da olduğu dikkate alınarak, istinaf edenin sıfatı da gözetilerek, davalı sigorta vekilinin, başvuru şartının yerine getirilmediği ve davalı sigortanın temerrüte uğramadığı yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK 107. maddesinde; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir.
Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK’nın 107. maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Islah, taraf usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesidir.
Dava açılmakla, belirsiz alacak davasında, alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı süresi kesilmekte iken, kısmi davada, talep edilmeyen kısım için zamanaşımı süresi işlemeye devam eder. Belirsiz alacak davasında, davalı tarafça dava açıldıktan sonra ileri sürülen zamanaşımı def'i sadece ilk talebi değil bedel artırım talebini de kapsar ve süresinde zamanaşımı def'in de bulunmaması halinde arttırılan bedel için sonradan zamanaşımı def'inde bulunulamaz.
Somut olayda, davacı vekilince dava HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası şeklinde açıldığı ve davacı tarafın bilirkişi raporu neticesinde talep artırım dilekçesi vermek suretiyle talebini artırdığı, davacının davasını 6098 sayılı TBK'nın 72/1.maddesi ve 2918 sayılı KTK'nın 109/1.maddesi gereğince iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açmış olduğu hususu dikkate alındığında davacı tarafın davasını belirsiz alacak davası şeklinde açmış olmasında hukuki yararının olduğu kanaatine varılmış olup, davalı ... Aş.vekili ile davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Dava ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1 maddesine göre de zamanaşımı süresi zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıldır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesi (818 Sayılı BK 133/2) uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zaman aşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur.
6098 Sayılı TBK 154. Maddesinde (818 sayılı BK. 133) zamanaşımını kesen nedenler gösterilmiştir. Aynı maddenin 2.fıkrası uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir.
Kanunun 156. maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 155. maddesi hükmü, "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur." kuralını içermektedir. Bu maddeye göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser. (818 sayılı BK. Mad.134)
6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin, bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Aynı doğrultuda, 2918 sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi, TBK'nın 72. ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı ve miktarları yönünden birbirine paraleldir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
2918 sayılı KTK'nın “Zamanaşımı” başlıklı 109. maddesi;
“...Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur.
Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.
Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; trafik kazası neticesinde ceza davası açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde ... plaka sayılı traktör sürücüsü davalı ...'ın cezalandırılmasına karar verildiği, yapılan eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle zamanaşamı süresinin ... tarihinden itibaren sekiz yıl olduğu, davacı tarafça davanın zamanaşımı süresi içerisinde 17/03/2022 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmakla, davalı ... Aş.vekili ile davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.
Somut olayda, davalı ...'ın sanık olarak yargılandığı Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/397 E. 2020/21 K.sayılı dosyasında Ankara ATK.'dan alınmış olan ... kusur raporunda, trafik kazasının meydana gelmesinde, ... plaka sayılı traktör sürücüsü davalı ...'ın trafik kazasının meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü davacı ...'ın ise tali kusurlu olduğunun rapor edildiği; yine aynı trafik kazası nedeniyle Kayseri 6.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/804 E.sayılı dosyasıyla açılmış olan davada Ankara ATK'dan alınmış olan kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde ... plaka sayılı traktör sürücüsü davalı ...'ın %85 oranında kusurlu, ... plaka sayılı araç sürücüsü davacının ise %15 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği; eldeki davada ise Ankara ATK'dan alınmış olan ... tarihli kusur raporunda ... plaka sayılı traktör sürücüsü davalı ...'ın %85 oranında kusurlu, ... plaka sayılı araç sürücüsü davacının ise %15 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği, raporlar arasında çelişkinin olmadığı, hükme esas alınan kusur raporunun olayın oluş şeklini doğruladığı ve kaza tespit raporu ile de uyumlu olduğu kanaatine varılmakla, davalı ... Aş.vekili ile davalı ... vekilinin kusura yönelik istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür.
6098 sayılı TBK'nın 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş görmezlik zararlarının da bu kapsamda olmasına, sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı Kanunun 92. maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacının geçici iş göremezlik tazminatını, davalı sigorta şirketinden talep edebilmesine, her ne kadar davalı tarafından ZMSS yeni genel şartları ve 6111 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılan 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesi gereğince geçici iş görmezlik zararlarının ve SGK tarafından karşılanmayan dolayılı tedavi giderlerinin tedavi giderleri kapsamında olduğundan bahisle, SGK'nın sorumluluğunda olduğu iddia edilmiş ise de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı ve SGK.tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin(fatura edilemeyen), SGK. tarafından karşılanması gereken tedavi gideri olmayıp, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının ve SGK. Tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin SGK'nın sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenlemenin de yer almamasına göre mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmış olup, davalı ... Aş.vekilinin aksu yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden ... tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacıya SGK'nın 20/05/2022 tarihli yazısından davacıya geçici işgöremezlik ödeneği ödemesinin yapıldığının mahkemeye bildirilmiş ve aktüerya bilirkişi tarafından davacı için hesaplanan geçici işgöremezlik tazminatından bu bedelin mahsup edildiği ve mahkemece bakiye geçici işgöremezlik tazminatı olarak 856,96 TL'ye hükmedilmiş olmakla, SGK tarafından ödenmiş olan bedelin hesaplanan tazminatta dikkate alındığı anlaşılmış olup, davalı ... Aş. vekili ile davalı ... vekilinin SGK.tarafından davacıya yapılmış olan ödemelerin mahsup edilmediği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Davanın dayanağı olay trafik kazası olup, KTK'nın 88. maddesi gereğince "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” Yani işletilen bir aracın neden olduğu kaza sonucu araç sürücüsü, işleten ve sigorta şirketi ve varsa başka sorumlular müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumluluk "dış ilişkide" TBK 61. maddesinde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi, zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluğu aynı kanunun 91. maddesi sürücünün sorumluluğu TBK'nın 49. maddesi ve ev başkanın sorumluğu ise TMK'nın 369. maddesidir.
Müteselsil sorumlular arasındaki ilişki ise aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecek, talebini, isterse tüm sorumlulara karşı bir arada tek dava ile isterse ayrı ayrı açacağı davalar ile ileri sürebilecektir.
Somut olayda, trafik kazası neticesinde cismani zarara uğramış olan davacı, trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın sürücüsü olup, trafik kazasının meydana gelmesinde sürüş kurallarına ilişkin etkin kusuru indirimi yapıldıktan sonra, trafik kazası nedeniyle meydana gelen geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, tedavi giderleri gibi maddi zararlarını trafik kazasının meydana gelmesinde daha etkin kusuru olan ... plaka sayılı aracın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesi ve 163. maddesi uyarınca işleteni, sürücüsü, ZMMS'i ve İMMS'sinin her birisinden, bir kaçından yada yalnızca birisinden talep edebilir, zarar gören davacı bu hususta seçimlik hakka sahip olup, kusur oranından ya da sorumluluğundan daha fazla ödeme yapan davalı müteselsil ilişkide 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 62. ve 167. maddesi uyarınca şartları varsa rücu edebilecektir. Yine davacı trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talebini ... plaka sayılı aracın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesi ve 163. maddesi uyarınca işleteni, sürücüsünden ve İMMS'in de teminat olarak düzenlenmiş olması halinde İMMS'inden talep edebilecektir.
Somut olayda, trafik kazasının meydana gelmesinde davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı araç için ... kaza tarihi kapsayacak şekilde "genişletilmiş kasko poliçesinin" düzenlenmiş olduğu, düzenlenen bu sigorta poliçesinde "İhtiyari mali sorumluluk maddi-bedeni ayrımsız" şeklinde kloz düzenlenmekle birlikte " ayrıca ve açıkça manevi tazminat" klozunun düzenlenmediği, sigorta poliçesinin "İhtiyari mali sorumluluk sigortası klozu" başlıklı kısmının son cümlesinde "Poliçede yazılı ve limiti belirtilmiş olması şartıyla, manevi tazminat talepleri teminata dahildir. Poliçede yazılı olmaması halinde manevi tazminat talepleri teminet haricidir." şeklinde düzenleme olduğu hususu dikkate alındığında davalı sigorta şirketince manevi tazminatın teminat altına alınmadığı, mahkemece davacı tarafın manevi tazminat talebini davalı sigorta yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş olup, davalı sigorta vekilinin bu yöndeki istinafının yerinde olduğu görülmüştür.
Trafik kazasına dayalı alacak, trafik kazasının meydana gelmiş olduğu tarih itibariyle muaccel olur. Ancak trafik kazasında düzenlediği poliçe nedeniyle sorumluluğu olan sigorta açısından sorumluluk haksız fiil sorumluluğu olmadığından, poliçeye dayalı alacak yönünden sigortaya başvuru tarihinden itibaren 8 işgünü geçtikten sonra alacak muaccel hale gelecek, başvuru yapılmaması ya da başvuru yapılmasına rağmen birtakım belgelerin sigortaya temin edilerek verilmemiş olması sonucunda dava açılması halinde ise sigorta açısından dava tarihi itibariyle alacak muaccel hale gelecek ve faiz bu muaccel tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.
Somut olayda, trafik kazasından doğan alacağın kaza tarihi itibariyle muaccel olduğu ve davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmış ve sigorta şirketlerine dava açılmadan önce davacı tarafça usulune uygun başvuru yapılmış olduğu hususu dikkate alınmak suretiyle, alacağa davalı sürücü ... yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi, davalı ... Aş.yönünden, istinaf edenin sıfatı gözetilerek temerrüt tarihi olan 11/02/2024 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi doğru görülmüş olup, davalı ... Aş. vekilinin ve davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür.
Sigortanın davalı olması otomatik olarak trafik kazasını ticari iş haline getirmeyecek olup, trafik kazasına karışan aracın ticari olup olmadığına bakılacak, aracın ticari olması halinde alacağa ticari avans faiz oranları, aracın ticari olmaması halinde ise alacağa yasal faiz oranları uygulanacaktır. İşletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın ticari amaçla kullanıldığı anlaşıldığından, mahkemece ticari avans faize hükmedilmesi isabetli olup, davalı ... Aş. vekilinin ve davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, 7036 sayılı Kanun'un 3. madde 14-16. fıkralarda; tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlenmiş olup, ilk derece mahkemesince devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücretinin hüküm altına alınmamış olması hatalıdır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup, dairemizce resen dikkate alınması gereken yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretinin davanın kabul red oranına göre haksız çıkan taraflardan tahsiline dair ilk derece mahkemesince karar verilmesi isabetli olup, davalı ... Aş.vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Yukarıda izah edilen sebeplerle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/2 uyarınca yargılamada bir eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya yargılamada bulunan eksikler duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte ise Bölge Adliye Mahkemesince düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi mümkün olduğundan, davalı ... Aş. vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararındaki yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar bakımından 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak dairemizce duruşma yapılmaksızın yeniden esas hakkında karar verilmesi, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) ;
A-) Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Davalı ... A.Ş vekilininistinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,
B-) Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/233 Esas 2024/768 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE,
1-MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 856,96 TL geçici iş göremezlik tazminat bedelinin davalı ...’dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 11/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 10.000,00 TL tazminat bedelinin davalı ...’dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının davalılardan ... A.Ş'den talep ettiği manevi tazminat talebinin REDDİNE,
3-Maddi tazminat davası yönünden; karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından davacıdan peşin olarak alınan 205,28 TL peşin harç ile 508,30 TL tamamlama harcından mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 285,98 TL harcın davacıya iadesine,
4-Manevi tazminat davası yönünden; karar tarihi itibariyle alınması gereken 683,10 TL nispi karar ve ilam harcının davalılardan ...'dan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 205,28 TL peşin harç ile 508,30 TL tamamlama harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Maddi tazminat davası yönünden; davacı tarafından yargılama boyunca yapılan, 132,25 TL tebligat gideri, 144,40 TL posta ve müzekkere gideri, 250,00 TL bilirkişi ücreti, 472,50 TL ATK fatura gideri ile 25,00 TL tanık ücreti olmak üzere toplam 1.024,15 TL yargılama giderinden kabul oranına göre hesaplanan 917,13 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Manevi tazminat davası yönünden; davacı tarafından yargılama boyunca yapılan, 32,25 TL tebligat gideri, 144,40 TL posta ve müzekkere gideri, 250,00 TL bilirkişi ücreti, 472,50 TL ATK fatura gideri ile 25,00 TL tanık ücreti olmak üzere toplam 1.024,15 TL yargılama giderinden kabul oranına göre hesaplanan 170,69 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalılar tarafından yargılama boyunca yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Maddi tazminat davası yönünden; davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 856,96 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafından açılan ve reddine karar verilen Maddi tazminat davası yönünden davalılar lehine A.A.Ü.T. Uyarınca 50,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
11-Manevi tazminat davası yönünden; davacı lehine A.A.Ü.T. 10/1-4 uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
12-Davacı tarafından açılan ve reddine karar verilen manevi tazminat davası yönünden ... tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2024/29 Esas ve 2024/226 Karar sayılı ilamı ile HMK'nın 326/2. maddesinin manevi tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olup bu iptal kararı Dairemizin inceleme tarihi itibarı ile yürürlüğe girmiş olduğundan davalılar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
13-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) kabul oranına göre belirlenen 1.432,80 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
14-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 -TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) red oranına göre belirlenen 167,20 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
C-) Davalı ... A.Ş'nin istinaf başvurusu kabul edilmiş olmakla;
1-) İstinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
2-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3-) Davalı ... A.Ş tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma ile 518 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.687,40 TL harcın davacıdan alınarak davalı ... A.Ş'ye verilmesine,
Ç-) Davalı ...'ın istinaf başvurusu reddedilmiş olmakla;
1-) Alınması gereken 2.002,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 855,20 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.146,80 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
2-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3-) Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
D-) 1-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,
2-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.