Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/2343

Karar No

2026/225

Karar Tarihi

11 Şubat 2026

T. C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2303
KARAR NO: 2026/176
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/05/2024
NUMARASI: 2022/304 Esas 2024/454 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH:04/02/2026
YAZILDIĞI TARİH:04/02/2026
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 2022/304 Esas 2024/454 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili; davalı ...'ın, ... tarihinde sabah saat 07:20 sıralarında ... merkezi yönünde ... Bulvarından ... Bulvarına geçiş yolu olan ... Kavşağı üst yolunda tekerinin patladığından bahisle sol şeritte hiçbir levha ve işaret olmaksızın durduğunu, müvekkillerinden ...'in ise aynı yönde ilerlerken sol şeride geçtiği anda, aracın durduğunu fark ettiğini ve ani fren tedbirine başvurduğunu, her ne kadar aniden fren yapmışsa da aracın kayarak öndeki araca çarptığını, kaza neticesinde müvekkili ...'in araçta sıkıştığını, kızı...'nın oturduğu arka koltuğun yerinden çıktığını ve...'nın üzerine devrildiğini, ayrıca doğalgaz deposunun yerinden çıkarak...'nın boynuna çarptığını, müvekkillerinin meydana gelen kazada hiçbir kusurunun olmadığını, yapılan muayenede müvekkili ...'in kaburgalarında 9 adet kırık olduğunun tespit edildiğini ayrıca iç organlarında sıvı tespit edildiğini, ...Hastanesi ... yoğun bakımda 5 gün yatan müvekkili ...'in uzun süre evde yatarak tedavi gördüğünü, müvekkilinin aylarca çalışmadığını ve iş yerinden maaşını ve ek ücretlerini alamadığını, kaza günü müvekkillerinin skolyoz ameliyatı ile ilgili tedavi için hastaneye giderken meydana gelen ve yeni ameliyat olmuş kızında trafik kazası sebebiyle yeni sorunların çıkmasından dolayı müvekkilinin büyük bir üzüntü ve elem yaşadığını, günlerce kendine gelemediğini beyan ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, ... tarihli trafik kazasında yaralanan müvekkili... için kalıcı iş göremezlik sebebiyle 100,00 TL, bakıcı gideri olarak 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın, müvekkili ... için geçici iş göremezlik sebebiyle 100,00 TL, bakıcı gideri olarak 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın, müvekkili ... için kalıcı iş göremezlik sebebiyle 100,00 TL, geçici iş göremezlik sebebiyle 100,00 TL, bakıcı gideri olarak 100,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle müvekkillerine verilmesini, müvekkillerinin yaşamış oldukları üzüntü ve elem için müvekkili... için 100.000,00 TL, müvekkili ... için 75.000,00 TL ve müvekkili ... için 75.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillere verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekili; sigorta şirketine başvuruda maluliyet raporu sunulmadığını, bu sebeple öncelikle başvurunun usulden reddini, taleplerinin kabul görmemesi halinde davacıların kalıcı maluliyetinin adli tıp 3. ihtisas kurulu tarafından incelenmesini veya yetkili bir hastaneden yönetmeliğe uygun olarak rapor aldırılmasını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat talepleri şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin hiçbir iş göremezlik tazminatı talebinden, geçici bakıcı masrafı, tedavi masrafı ve sair giderlerinden poliçe gereği sorumlu olmadığını,
geçici bakıcı giderinin sorumluluk kapsamında olmadığını, yine de hesaplama yapılacaksa net asgari ücret esas alınması gerektiğini, sorumluluğu ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer dosya kapsamında hesaplama yapılacak ise söz konusu hesaplama %1,8 teknik faizli peşin değer hesabı ile yapılması gerektiğini, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini,
SGK‘dan gelir sağlayıp sağlamadığının tespitinin gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. ve ... vekili; öncelikle huzurdaki dosya açısından kusur tespiti yapılması gerektiğini, her ne kadar kaza tespit tutanağında müvekkiline kusur atfedilmiş olsa da müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin tüm dikkat, tedbir ve gayretine rağmen kazanın gerçekleştiğini, davacıda meydana gelen zararın yanlış tedavi dolayısıyla gerçekleştiğinin davacının beyanları ile sabit olduğunu, davacının iddia ettiği gibi bir zarar meydana gelmişse şayet bu durumdan teşhisin yanlış koyulması sebebiyle müvekkili değil tedavi uygulayanların sorumlu olduğunu, şayet davacıya yapılan teşhisin doğru ise, yani davacının boynunda bir kırık yok ise, bu durumda da davacı kendi kusurlu hareketleri ile kırığa sebebiyet verdiğini, bu durumda da müvekkilinin bir sorumluluğunun doğmayacağını, davacı...' da meydana geldiği iddia edilen zararın kendi kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı yahut meydana geldiği iddia edilen zararda tedavi uygulayanların sorumluluğunun olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davacılardan kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın diğer araç sürücüsü olan davalı ... ile aracın malik ve işleteni sayılan ... Limited Şirketi ile davalı ...'ın kullanmış olduğu ... plaka sayılı aracı kaza tarihi itibariyle karayolları ZMMS poliçe kapsamında teminat altına alan davalı ... Anonim Şirketinin sorumlulukları bulunmadığı, diğer davacılardan ... 1 ay süreli geçici iş göremezlik zararı bulunduğu fakat bakıcı ihtiyacı bulunmaması nedeniyle bakıcı gideri şeklindeki tazminat isteminin yerinde olmadığı ancak davalı sigorta şirketinin teminat altına aldığı aracın sürücüsü olan diğer davalı ...'ın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir ihmali yahut kusuru bulunmadığı göz önüne alındığında sürücü işleten ve sigorta şirketi olan davalıların davacı ...'ın maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından sorumlulukları bulunmadığı, öte yandan davacılardan ...'ın sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri talebinde bulunmakla birlikte benimsenen adli tıp raporu çerçevesinde sürekli iş göremezlik zararı ve bakıcı ihtiyacı bulunmadığı, ayrıca davacı ... yönünden yukarıda yapılan açıklamalar aynen geçerli olup, davalı sigorta şirketinin teminat altına aldığı aracın sürücüsü olan diğer davalı ...'ın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir ihmali yahut kusuru bulunmaması dikkate alınarak sürücü, işleten ve sigorta şirketi olan davalıların davacı ...'ın maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından sorumlulukları bulunmadıkları gerekçesiyle davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili; Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/706 Esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ile mahkemece aldırılan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu, mahkemece tarafların kusur oranlarının tespit edileceği bir rapor aldırılmak suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekmekteyken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin maluliyetlerine ilişkin alınan raporların da hatalı olduğunu, müvekkilleri hakkında ... Hastanesi'nden verilen raporda her bir müvekkilinin maluliyet oranının %0 olduğu belirtilmişse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, tarafınca dosyaya sunulan ve... Hastanesi'nden alınan rapora göre müvekkili ...'in yalnızca ayağında oluşan ödem sebebiyle maluliyet oranının %18 olarak belirlendiğini, maluliyete ilişkin alınan raporların hatalı ve çelişkili olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;
Dava, haksız fiilden kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54.maddesi gereği cismani zarardan doğan maddi tazminat ve aynı kanunun 56./1 maddesi gereği manevi tazminat talebine ilişkindir.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesi'ne etkisi, TBK'nın 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Borçlar Kanununun 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da niteliği itibariyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığından hukuk hakimini bağlayan bir karar olmadığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. O halde bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin delil oluşturacağı açıktır (Hukuk Genel Kurulu - 2008/4-564 E, 2008/536 K.).
Somut olayda, Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2022/706 Esas 2023/464 Karar sayılı dosyasında davalı ... hakkında taksirle birden fazla kişiyi yaralama suçundan dolayı verilmiş olan mahkumiyet kararının sübutuna ilişkin olarak 16/06/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda ceza mahkemesinin taksirle yaralama eylemine ilişkin kararı sübut yönünden 6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlayacak tarzda bir karar olup, karar davacılara karşı işlenen haksız eyleme ilişkin delil niteliğinde olup, güçlü delil sayılacak, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulacaktır. Anılan ceza dosyasında yargılama esnasında alınan 02/08/2022 tarihli kusur raporunda sonuç olarak davalı/sanık ... vuku bulan kazada asli kusurlu olduğu belirtilmesine rağmen ilk derece mahkemesince yargılama esnasında alınan 06/12/2023 tarihli kusur raporunda davalı ...'ın vuku bulan kazada kusurunun olmadığı rapor edilmiştir.
Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.
Yukarıda bahsedildiği üzere, ceza mahkemesinin beraat kararı ile kusur oranının hukuk hakimini bağlayamayacağı ancak, hukuk hakiminin bu hususta tamamıyla keyfi davranamayacağı husus dikkate alındığında, mahkemece iki rapor arasındaki çelişkinin Karayolları Genel Müdürlüğü trafik kürsüsünden ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten alınacak kusur raporuyla, raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Ancak, dairemizin 2024/2584 Esas sayılı dosyası ile istinaf incelemesine gelen Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin E: 2022/790, K: 2024/296 sayılı kararı ile ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ... plakalı araç sürücüsü ...'ın sigortacısı ... A.Ş. aleyhine ... tarihinde davacı ...'ın kullandığı ... aracın zincirleme trafik kazasına karışması neticesinde hasara uğradığı iddiasıyla pert olan araç bedelinin tahsili talebiyle maddi tazminat davası açtığı, anılan dosyada mahkeme tarafından kusur oranlarındaki çelişkinin giderilmesi için İTÜ Trafik Kürsüsünde görev alan 3'lü bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup, 07/03/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı sigorta şirketine Trafik sigortalı, ... plaka numaralı minibüsün dava dışı sürücüsü ...'ın, etkili herhangi bir kural ihlalinin, tedbirsizliğinin ve dikkatsizliğinin bulunmadığı, ...plaka numaralı otomobilin sürücüsü, dava dışı ...'ın, etkili herhangi bir kural ihlalinin, tedbirsizliğinin ve dikkatsizliğinin mevcut olmadığı, ... plaka numaralı otomobilin sürücüsü, davacı ...'ın hatalı sevk ve idaresinin ise, birinci (asli) derecede, tam ve % 100 (yüzde yüz) oranında etkili bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu şekilde kusur yönünden çelişki giderilmiştir. Usul ekonomisi gereği ilk derece mahkemesi dosyasında mevcut kusur çelişkisinin giderilmesi için dosyanın kaldırılmasına karar verilmeyerek aynı kazaya ilişkin diğer dosyadan alınan kusur raporu yeterli sayılmıştır.
Yukarıda bahsedildiği üzere, ceza mahkemesinin beraat kararı ile kusur oranının hukuk hakimini bağlayamayacağı ancak, hukuk hakiminin bu hususta tamamıyla keyfi davranamayacağı husus dikkate alındığında, mahkemece iki rapor arasındaki çelişkinin İTÜ Trafik Kürsüsünden seçilecek heyetten alınacak kusur raporuyla, raporlar arasındaki çelişki giderilmiş bulunduğundan ve davalının sigortalı aracın sürücüsünün somut olayda kusur bulunmadığından ve sigorta şirketinin sürücünün kusuru oranında sorumlu bulunduğundan mahkemece, davalı sigorta şirketinin sigortaladığı araç sürücüsü olan ...'ın kusuru bulunmadığı belirlendiğinden davanın reddine karar vermesi isabetli bulunduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir.
"Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/590 Esas, 2024/13747 Karar sayılı emsal ilamı) .
Somut olayda, ilk derece mahkemesince, davacılar hakkında usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında alınmış olan raporların mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmış olduğu dikkate alındığında davacılar vekilinin bu konudaki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
1-)Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)a)Maddi tazminat yönünden alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 304,40-TL harcın davacılardan alınarak Hazineye irat KAYDINA,
b)Manevi tazminat yönünden alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak Hazineye irat KAYDINA,
3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-)Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacıların üzerinde BIRAKILMASINA,
5-)Davacılar tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,
6-)Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/02/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim