Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/2265

Karar No

2026/142

Karar Tarihi

29 Ocak 2026

T. C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2265
KARAR NO: 2026/142
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/09/2024
NUMARASI: 2024/44 Esas, 2024/813 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16.01.2024
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 29.01.2026
YAZILDIĞI TARİH: 29.01.2026
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/44 Esas, 2024/813 Karar sayılı kararı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın dava dışı ...'un şoförlüğünü yaptığı müteveffa ... adına kayıtlı... plakalı araç ile ...'den ... iline yolculuk yaparken ...tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, aracın seyri esnasında keskin viraj olmasına rağmen herhangi bir trafik işaret veya levhasının bulunmaması sebebiyle aracın şarampole yuvarlandığını ve kaza meydana geldiğini, olay sonrasında kolluk kuvveti tarafından tutulan trafik kaza tespit tutanağında araç sürücüsünün kusurlu olduğu, başkaca kusurlu bulunmadığının belirtildiğini, Tufanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/463 soruşturma sayılı dosyasından aldırılan adli tıp raporunda kusur durumunun teyit edildiğini ve araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, başkaca bir kusurlunun bulunmadığının belirtildiğini, müteveffa ...'un ise herhangi bir sebeple atfa kabil bir kusurunun olmadığını, kaza neticesinde vefat eden ...'un babası olan müvekkilinin, iki çocuğundan birisi olan kızının vefatı dolayısıyla destekten yoksun kaldığını, kazaya neden olan... plaka sayılı araç Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile davalı ... A.Ş. tarafından ... nolu poliçe ile sigorta edildiğini, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu amir hükümleri uyarınca müvekkilinin maddi zararından kusurlu aracı güvence altına alan sigorta şirketi, araç sürücüsü ile birlikte sorumludur. Karayolları Trafik Kanununu 97. maddesi gereğince ilgili sigortaya dilekçe ile başvuru yapıldığını, gönderilen dilekçe davalı sigorta şirketine tebliğ edildiğini ve ...nolu hasar dosyası oluşturulduğunu, fakat müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de netice alınamadığını, müvekkilinin meydana gelen trafik kazasında gerek eşini kaybetmiş olması, gerek uzun süre çalışamaması, gerekse diğer kızının ağır şekilde yaralanması sebebiyle çok ciddi bir maddi yük altına girdiğini, bununla birlikte kızının tedavi süreci, kızının yüzünde kalan kalıcı izlerin giderilmesi için tedavisinin devam etmesi gereği, diğer taraftan annesiz kalan 12 yaşındaki kızının bakım ve ihtiyaçları sebebiyle ekstra maddi yükün altına da girdiğini, müvekkili asgari ücretle çalışan bir işçi olup başkaca bir geliri olmadığını, müvekkilinin ihtiyaçları sebebiyle TBK 76. maddesi gereğince 250.000 TL'lik geçici ödemenin davalıdan tahsilini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, ... tarihli trafik kazasında müvekkilinin murisi ...'nın vefatı sebebiyle müvekkili için 300.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru (dava) şartının usulüne uygun şekilde yerine getirilmediğini ve müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini, bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafın başvurusu ile tüm evrakları iletmediğini, davacı ve müteveffanın güncel vukuatlı nüfus kayıt örneği dosyaya eklenmesini ve destek payı hesabı yapılırken dikkate alınmasını talep ettiklerini, ölüm belgesi ve otopsi raporunun celbi ile müteveffanın ölümü ve kaza arasında illiyet bağının tespit edilmesini, aksi takdirde davanın reddini talep ettiklerini, dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi'ne gönderilerek kusur oranının tespit edilmesini, davanın kabulü halinde tazminattan hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, kazanın gerçekleştiği yer virajlı yol olup herhangi bir tabelanın bulunmadığı ve gerekli önlemlerin alınmadığının tespit edildiğini, bu nedenle yolun yapım ve bakımından sorumlu ilgili kurum ve kuruluşların kusuru bulunduğunu, davanın kabulü halinde; tazminat hesabından müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, zira; müteveffanın kaza esnasında araçtan fırladığı tanık beyanlarında da anlaşılmakta olup, kaza tespit tutanağına göre de müteveffanın kaza esnasında emniyet kemeri taktığı tespit edilmediğini, müteveffa zararın oluşmasında müterafik kusur sahibi olduğundan bilirkişi tarafından yapılacak tazminat hesabında en az %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, bununla birlikte müteveffanın herhangi bir ücret ve menfaat karşılığı olmaksızın taşınmış olması nedeniyle hatır taşımasının olduğunun kabulü ve tazminat hesabından en az %20 oranında hatır taşıması indirimi de yapılması gerektiğini, hesap raporu alınması halinde; tazminat hesabının, 2918 sayılı kanun'un 90/c maddesi uyarınca "TRH-2010 hayat tablosu ile en az %1.65 teknik faiz (devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi) kullanılarak yapılması gerektiğini, müteveffanın geliri ispat edilememiş olup tazminat hesabında asgari ücret esas alınması gerektiğini, davaya konu olan kaza neticesinde Sgk başta olmak üzere kurum ve kuruluşlardan davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, kazaya karışan... plakalı araç müvekkili şirket nezdinde 10.07.2023- 10.07.2024 tarihleri arasında zorunlu mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu poliçe teminatı ve limiti ile sınırlı olduğunu, yapılacak bir tazminat hesaplamasında müvekkili şirketin poliçedeki sorumluluğunun göz önüne alınması gerektiğini, bununla birlikte kazada başkaca yaralananlar ve vefat edenler olup bu durum da dikkate alınmalı ve garame hesabı yapılması gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddini aksi takdirde esastan reddini, davanın kabulü halinde ise; dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden, müvekkili şirket aleyhine faize, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, kabul anlamına gelmemekle birlikte faize hükmedilmesi halinde "dava dilekçesinde yazılı miktar yönünden dava tarihinden, ıslahla artırılan miktar yönünden ise ıslah tarihinden itibaren" yasal faize hükmedilmesini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;
-Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde,
Mahkememiz olayla ilgili ceza dosyasının bir örneğini dosyamız arasına almıştır. Soruşturma makamı tarafından kusur raporu alınmış. Alınan kusur raporları ve ceza dosyası birlikte değerlendirildiğinde, ... günü saat 08:30 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı otomobili ile ...Mahallesi istikametinden ... ilçesi istikametine seyrederken geldiği olay mahalli ...da otomobilinin direksiyon hakimiyetini kaybederek istikametine göre yolun solundan yol dışı kalıp takla atarak son konumunu aldığı ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir. Trafik kazası tespit tutanağına göre kaza yerinin özellikleri: Meskun mahal içinde, kaza yerindeki azami hız limiti 50 km/s, şerit genişliği 5m, yol platform genişliği 5m, iki yönlü yol, asfalt kaplama, köy yolu, gün durumu gündüz, hava durumu açık, yolun yüzeyi kuru, yatay güzergah tehlikeli viraj, eğimli, devrilme, savrulma, takla(11), yoldan çıkma(12) şeklinde belirtilmiştir. Olay sonrası Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinde kaza yeri krokisi bölümü düzenlenmiş, ... plaka sayılı otomobilin 28m fren izin akabinde istikametine göre yolun solundan yol dışı kaldığı akabinde 130 m sonra son konumunu aldığı belirtilmiştir.
Sürücü ...'un alınan ifadesinden özetle: ''...... günü saut:08.40 sıralarında eşim ... isimli şahsın adına kayıtlı fakat olay günü benim kullandığım... plakalı... marka araç ile ...den ... İlçesine seyir halindeydik aracı ben kullanıyordum sağ ön koltukta bacanağım ... vardı arka koltukta eşim ... baldızım ...çocuklar ..., ..., ...vardı. Ben daha önce bu yolu hiç kullanmamaştım navigasyon yönlendirmesi ile yolu takip ettik navigasyon soruşturmaya konu dağ yoluna beni çıkardı, yol zaten girdikten sonra anladım ki çok kötüydü yolda herhangi bir uyarı levhası yoktu ben bu durumu gördüğüm için 50 km hızı hiç geçmedim hatta iki çoban gördüm ve durarak ...ye gittimizi doğru yolda olup olmadığımızı sordum onlarda doğru yolda olduğumu 35 km bu şekilde gideceğimi birkaç köy geçtikten sonra ...ye varacağımızı söylediler ben çok yavaş ve dikkatli bir şekilde giderken yol birden düzleşti fakat yolun sonu gözükmüyordu ben temkinli bir şekilde devam ederken yol birden 90 derece döndü ben frene basarak aracı çevirmek için bütün hamleleri yaptım fakat araç mucura kapılarak aşağıya düşmeye başladı, araç takla atmaya başladı ben sonrasını hatırlamıyorum kendime geldiğimde bacanağım yanımdaydı ve araç içinde sadece ikimiz vardık daha sonra kurtarma ekipleri ve ambulanslar köylüler gelerek bize yardım etti özellikle vurgulamak isterim ki aşağıya düşüğümüz alanda kesinlikle bir uyarı levhası bariyer yolun bittiğine dair bir tabela yoktu, ben başta da anlattığım gibi yolun durumunun kötü olması nedeni ile zaten çok dikkatli ve kontrollü bir şekilde aracı kullanıyordum...'' şeklinde beyan vermiştir.
Sürücü ...'un gündüz vakti meskun mahal içi iki yönlü yolda sevk ve idaresindeki otomobili ile seyrederken geldiği olay mahalli tehlikeli virajlı ve eğimli yol bölümünde yola gereken dikkatini vermesi, seyrini kendi seyir şeridinde sürdürmeye ve direksiyon hakimiyetine gerekli önem ve özeni göstermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek aksine hareketle sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybedip istikametine göre yolun solundan yol dışı kalıp takla atarak son konumunu alması neticesinde dahil olduğu olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi ile %100 oranında kusurlu olduğu mahkememizce yapılan değerlendirmede anlaşılmıştır.
-Destekten yoksun kalma tazminatına dair değerlendirmede;
Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır.
Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.
Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı).
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A-1.maddesindeki, “Sigortacı, bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlemesi yer almaktadır.
- Aktüerya hesabına dair değerlendirmede;
Yargıtay'da uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında davacının ve desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılması gerekmektedir. Alınan bilirkişi raporunda bu yöntem uyarınca davacı için destekten yoksun kalma zararının 1.638.082,16 TL olduğu anlaşılmıştır. Ancak davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırı 1.200.000,00 TL olması ve ıslah dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
-Müterafik kusura ilişkin değerlendirmede;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.
Somut olayda, davacının 13/09/2023 tarihte kollukta beyanında murisin kaza sırasında araçtan fırladığı görülmüştür. Emniyet kemeri veya çocuklar için emniyet kemeri yerine geçen koruma ekipmanları kullanılmadığından müterafik kusur indirimi gerekir. Ancak 1.683.082,16 TL tazminattan yerleşik uygulama gereği %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında 1.346.465,72 TL kalmakta olup sonuca etkili değildir.
- Hatır indirimi itirazına dair değerlendirmede;
Davalı hatır taşımasına yönelik sonradan sunulan itiraz bulunmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 87. Maddesine göre "Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir." esası kabul edilmiştir. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada, taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminat miktarının tayini" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş ,BK.nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, somut olayda, davacının vefat eden eşi ve araç maliki kardeştir. Araç sürücüsü işe murisin çocuğun teyzesinin eşidir. Yakın akrabalar arasında hatır taşıması söz konusu olmayacağından bu indirim yapılmamıştır.
-Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır.
Davalı gerçek kişiler yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir.
Anılan açıklamalar uyarınca sigorta şirketine 02/11/2023 tarihindeki başvuru dikkate alınarak 15/11/2023 tarihi temerrüd tarihi olarak belirlenmiş; davacının davasının kabulü ile, 1.200.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinin sakatlık/ölüm teminat limiti olan 1.200.000,00 TL'den karşılanmak ve davacı tarafın başvurusu dikkate alınarak belirlenen 15/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin reddine, dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... A.Ş. vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın dava açmadan müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davanın kabul edilmesi halinde dava açılmasına sebebiyet verilmediğini, temerrüde düşülmediği dikkate alınmadan müvekkili şirket aleyhine faize, yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu, raporda baba ... için destek payı yanlış belirlenerek fazla tazminat hesaplandığını, raporda Baba ...'nın destek süresi de yanlış hesaplandığını, tazminat hesap yönteminin hatalı ve kanuna aykırı olduğunu, davanın kabulü halinde tazminattan hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur indirimi yapılmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede;
Dava, trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS yapılan... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'un tek taraflı trafik kazası yaptığı ve %100 kusurlu olduğu anlaşılmış, aktüerya bilirkişi tarafından destek tazminatı hesabının Yargıtay Kararlarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 iskonto yöntemine göre hazırlandığı, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararındaki müterafik kusur, hatır taşıması, temerrüt tarihi ve aktüerya hesabına ilişkin değerlendirmelerin doğru olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle dairemizce istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-) Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 81.972,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 20.493,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 61.479,00 TL istinaf karar harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-) İstinaf yargılaması bakımından davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,
6-) Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına,
Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/01/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim