Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1780
2024/1824
4 Aralık 2024
T. C.
K A Y S E R İ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1780
KARAR NO: 2024/1824
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/06/2023
NUMARASI: 2021/8 Esas, 2023/536 Karar
DAVA: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ: 05.01.2021
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 04.12.2024
YAZILDIĞI TARİH: 04.12.2024
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/8 Esas, 2023/536 Karar sayılı kararına karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı sürücü ...’nin sevk ve idaresindeki... plakalı aracı ile üç şeritli yolda sol şeritten... Caddesini takiben ... Caddesi ... nolu aydınlatma yanında bulunan yaya geçidine yaklaştığında gidiş istikametine göre sol tarafından tramvay yolu içindeki yaya geçidinden bisikletinin üzerinde ve sürerek ... istikametine giden davacının idaresindeki bisikletin arka tekerlek kısmına yandan çarpması ile davacının aracının ön cam ve kaput kısmına alarak çarpma noktasından 15 metre ileride durması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada ... plakalı aracın sürücüsü davalı ...’nin tamamen kusurlu olduğunu, kaza mahalline gelmeden yaya geçidi uyarı levhasının ve zemin üzerinde yavaş uyarı ikazlarının bulunduğunun görüldüğünü, her an önüne çıkabilecek yaya veya başka olumsuzluklara karşı etkili fren yaparak otomobili durdurabilecek ve kazayı engelleyebilecek şekilde aracını sevk ve idare etmesi gerektiğini, 20 metre fren izinin olduğunun tespit edildiğini, yaklaşık 55 km/hz ile gidildiği tespit edildiğinden 50 km/hz limitinin üstüne çıkıldığı şeklinde tespitler yapıldığını, 11/11/2020 tarihinde bilirkişi raporu alındığını, bilirkişi raporunda davacının yaya geçidinde olmasına rağmen sırf bisiklet üzerinde olması hasebiyle asli kusurlu sayıldığını, ancak meydana gelen kazada yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmayan ve davacı yaya geçidi üzerinde dikkatli ve kontrollü bir şekilde geçmekte iken davacıya çarparak davacının yaralanmasına sebep olan davalını tam ve asli kusurlu olduğunu, kazada tamamen kusurlu olan sürücü ... Hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/45034 soruşturma numaralı dosyasının açıldığını, gerçekleşen kaza sonucu davacının kafa, göğüs v e üst ekteremitede ekimoz ve sıyrıklar olduğunu, sağ popliteal bölgede 10-12 cm lik kesi ile on tibia kırığı meydana geldiğini, ve ameliyat olan davacıya platin takıldığını, meydana gelen trafik kazasında kalıcı ve geçici iş göremezliğe uğradığını, Kayseri... Hastanesi ve Kayseri ...Hastanesi’nde tedavi gördüğünü, sürücüsünün davalı ... olduğu ve motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan... plakalı aracın karışmış olduğu trafik kazası sonucunda davacı ...in kalıcı ve geçici olarak iş göremezliğe uğramış olduğunu, meydana gelen bedensel zararın sigorta şirketince karşılanması için ZMMS sigortacısı olan davalı sigorta şirketine 28/10/2020 tarihli dilekçe ile başvurulduğunu, lakin hiçbir şekilde davacının zararının karşılanmadığını, ardından 02/11/2020 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, ve görüşmeler akabinde anlaşamama durumu söz konusu olduğundan sigortası davalı ...’ya dava açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, meydana gelen kaza akabinde davacının uğramış olduğu kalıcı- geçici iş göremezlik zararının ZMMS poliçesi düzenleyen müteselsilen sorumlu olan davalı ... A.Ş. den davalı ... ve davalı ... tarafından karşılanması gerektiğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200,00-TL kalıcı, 200,00-TL geçici iş göremezlik zararı ve 100,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 500,00-TL maddi tazminatın müşterek ve müteselsilen sorumlu olan davalılar tarafından karşılanmasının gerektiğini, yapılan tedavi süreci devam ettiğinden dolayı ilerleyen süreçte yapılacak tedaviye ilişkin masrafların hesaplanması akabinde belirleneceğinden fazlaya ilişkin haklar saklı tuttuğunu, davacının uğramış olduğu manevi zararların bir nebze olsun hafifletilmesi adına müteselsilen sorumlu olan davalılardan 20.000,00-TL manevi tazminata ve hükmedilecek maddi-manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilleri yönünden davacının arabuluculuk başvurusu yapmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, meydana gelen kazada bisiklet sürücüsü davacı...’in KTK’nun 66. maddesi (bisiklet ve motorlu bisikletleri taşıt yolunda sürmek) ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 136.a maddesinin a-1/2 bendi gereği bisiklet ve sürücülerinin uyacakları kurallardan (bisiklet, motosikletlerin yaya yollarında sürmeleri ayrı bir bisiklet olduğu halde, bisiklet ve motorlu bisikletlerin taşıt yollarından sürmesi yasaktır) maddesini ihlal ettiğini ve tamamen kusurlu olduğunu, davacı vekilinin sunmuş olduğu 11.10.2020 rapor ve kaza tespit tutanağında kazanın oluşu ile ilgili tespit ve iddialar doğru olmadığını, iddia edildiği gibi bisiklete arka yandan çarpmanın söz konusu olmadığını, davacının bisikleti ile kontrolsüz şekilde yola çıkarak davalı idaresindeki araca soldan çarptığını, yine aynı rapordaki kazaya ait fotoğraflarda davacının çarpma açısını gösteren fotoğrafların olduğunu, bu fotoğraflar incelendiğinde ... plakalı aracın sol ön dikiz aynasının kırıldığını ve sol ön teker üstünün ezildiğini, aracın sol ön kısmı ile bisikletin arka kısmının çarpışabilmesi için bisikletin geri yönde sürülmesi gerekir ki bu hayatın olağan akışına ters olduğunu, davacının bisikletinin arka tekerinin ezilmesinin sebebinin kaza esnasında bisikletin yola devrilmesinden kaynaklandığını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/45034 soruşturma nolu dosyasında mevcut ... merkezinin önündeki kamera kayıtlarında kaza saati olan 17:52’de 2 kez tramvay geçtiği bu tramvaylardan birinin müvekkilimin istikameti olan ... Caddesinden ...a döndüğü ve bu dönüşle davalının istikametindeki trafik akışını kestiğinin görüldüğünü, bu tramvay dönüşü ile kaza mahalli arasındaki mesafe göz önüne alındığında, hali hazırda trafik akışının durduğunu, kırmızı ışık yandığını, bu sebeple de davalının idaresindeki aracın zaten yavaşladığının sabit olduğunu, 18 yaşından küçük ve geliri olmayan davacının geçici iş göremezlik tazminatı istemeyeceğini, davacını kalıcı iş göremezliğinin olmadığını, ispata muhtaç olduğunu, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, davacının tedavi giderine yönelik talebenin kabulü ile 5.108,10-TL'nin sigorta şirketinin arabuluculuk sürecinin başladığı tarih olan 02/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve poliçe limiti ile sınırlı olması, diğer davalıların kaza tarihi olan... tarihinden itibaren işleyecek yasa faizi ile sorumlu olması kaydı ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminata yönelik talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00-TL'nin sigorta şirketi yönünden arabuluculuk sürecinin başladığı tarih olan 02/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve poliçe limiti ile sınırlı olması, diğer davalıların kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olması kaydı ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği görülmüştür.
Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalılar ... ve ... vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olup bozulması gerektiğini, davacının dava şartı olan arabuluculuk başvurusunu yapmayarak dava şartını yerine getirmediğini, dosyada mevcut tutanakta görüleceği üzere yapılan arabuluculuk görüşmelerinde müvekkillerinin taraf olmadığını, kendileri aleyhine bir başvuru yapılmadığını, bu sebeple davanın müvekkilleri yönünden dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, meydana gelen kazada bisiklet sürücüsü davacı...'in 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununda yer alan 66. maddeyi (bisiklet ve motorlu bisikletleri taşıt yolunda sürmek.) ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 136.a maddesinin a-1/2 bendi gereği bisiklet ve sürücülerinin uyacakları kurallardan (bisiklet, motosikletlerin yaya yollarında sürmeleri ayrı bir bisiklet olduğu halde, bisiklet ve motorulu bisikletlerin taşıt yollarından sürmesi yasaktır.) maddesini ihlal etmiş olup tamamen kusurlu olduğunu, davacı vekilinin sunmuş olduğu 11.10.2020 rapor ve kaza tespit tutanağında kazanın oluşu ile ilgili tespit ve iddiaların doğru olmadığını, iddia edildiği gibi "bisiklete arka yan çarpma" söz konusu olmadığını, davacının bisikleti ile kontrolsüz şekilde yola çıkarak müvekkili idaresindeki araca soldan çarptığını, yine aynı rapordaki kazaya ait fotoğraflarda davacının çarpma açısını gösteren fotoğraflar bulunduğunu, bu fotoğraflar incelendiğinde ... plakalı aracın sol ön dikiz aynasının kırıldığını ve sol ön teker üstünün ezildiğini, aracın sol ön kısmı ile bisikletin arka kısmının çarpışabilmesi için bisikletin geri yönde sürülmesi gerektiğini ki bunun hayatın olağan akışına ters olduğunu, davacının bisikletinin arka tekerinin ezilmesinin sebebinin kaza esnasında bisikletin yola devrilmesinden kaynaklı olduğunu, davacının müvekkilinin idaresindeki araca çarptığının kaza tespit tutanağıyla da sabit olduğunu, dosyada kusur raporu alınmaksızın hüküm verilmiş olup, yargılamaya konu olan trafik kazasına ilişkin cevap dilekçesinde ve duruşmalarda kusur raporu alınmasının talep edildiğini, bu taleplerinin reddedildiğini ve hükmün kusur raporu alınmaksızın kurulduğunu, yine gerekçeli kararda bu taleplerinin kabul görmeme sebebinin açıklanmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bir rapor olmadığını, ceza dosyası ve dosya içinde bulunan raporlar özetlenmiş ise de kusur belirlenmesine dair bu raporların neden benimsenmediğine ilişkin bir açıklama içermediğini, mahkemece yapılacak işin, aynı olay nedeniyle ceza mahkemesinde görülen dava dosyasında alınan raporlar, taraf beyanları, tanık ifadelerinin incelenerek yeniden kusur oranı belirlenmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden oluşan uzman bilirkişi kurulundan Yargıtay ve taraf denetimine elverişli ayrıntılı ve açıklayıcı bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi olduğunu, yetkili ve bağımsız olan hakimin sadece taraflarınca ısrarlı bir şekilde kusur raporu alınması taleplerini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, eksik inceleme ile verilen bu kararın hatalı olduğunu, olay yerinde müvekkilinin görüşünü kesecek ağaçlandırma yapılmış olması ve fren izine dair ölçümün hatalı olacağından bahisle keşif talep ettiklerini, bu keşif taleplerinin reddilmiş olup gerekçeli kararda bu hususta herhangi bir gerekçelendirme yapılmadığını, müvekkilinin görüşünün olmamasının kusur ve illiyet bağını etkileyeceği gibi fren izinin ölçülmesinin de kabul edilen hızın azaltılmasına sebep olabileceğini, kusur yönünden rapor dahi almayan mahkemenin keşif yapmaması veya gerekçesiz olarak keşif talebini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından yapılan tedavi giderlerinin müvekkillerine yüklenebilecek giderler olmadıklarını, davacının giderlerinin SGK tarafından karşılanmış olmasına rağmen davacının tazminat talebi ile dava açmış olmasının sebepsiz zenginleşmeye sebep olabileceğini, kazaya ilişkin kusur ve sorumluluğu kabul etmedikleri gibi, normal bir harcama ile veya hiç harcama yapılmadan SGK tarafından karşılanabilecek tedavi giderlerinin, davacının kendi tercihi ile özel hastanede tedavi olması sebebi ile artmış olmasının sorumluluğunun müvekkillerine yüklenmesinin mümkün olmadığını, acil olan tedaviler dışında davacının özel tercihleri sebebi ile artan tedavi vs giderlerinin sorumluluğunun kendisine ait olduğunu, müvekkillerinin kazaya dair herhangi bir kusurları olmamakla beraber, olayın üzücü olması ve karşıda bir çocuk bulunması sebebi ile kazanın meydana gelmesi anından itibaren kendilerinin de doktor olması sebebi ile ilk müdahaleyi yaptıklarını ve ambulansı kendilerinin olay yerine çağırdıklarını, davacıyı götüren ambulansın peşinden... Hastanesine gittiklerini ve işlemlerine yardımcı olduklarını, devamında birçok kez aile ve çocuğun arandığını, hatta çocuğun babasının bu sebeple müvekkillerine teşekkür ettiğini, kusuru kabul etmemekle birlikte muhtemel bir manevi tazminat tahsiline ilişkin hükümde müvekkillerinin bu tutum ve davranışlarının dikkate alınmasını talep ettiklerini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmamakla beraber, olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesinin amaçlanması gerektiğini ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şeklinin de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerektiğini, verilen tazminat miktarlarında sadece kusur raporu bağlamında bir oranlama yapıldığını, müvekkilerinin davacının çekmiş olduğu acıyı dindirmek için yaptıkları olumlu fiillerin yok sayıldığını, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber davacı tarafın ıslah dilekçesinde ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davacı tarafın ıslah dilekçesi ile talebini arttırması kabul edilse dahi, ıslah edilen miktar üzerinden işleyecek faizin ıslah tarihi olması gerektiğini, hükmedilecek faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davalılar... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davalılar ...ve ... vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;
İstinaf incelemesine konu işbu dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatları ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi masrafları ayrıca manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davanın kısmen kabulüne, davacının geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinin reddine, davacının tedavi giderine yönelik talebenin kabulü ile 5.108,10-TL'nin sigorta şirketinin arabuluculuk sürecinin başladığı tarih olan 02/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve poliçe limiti ile sınırlı olması, diğer davalıların kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasa faizi ile sorumlu olması kaydı ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminata yönelik talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00-TL'nin sigorta şirketi yönünden arabuluculuk sürecinin başladığı tarih olan 02/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve poliçe limiti ile sınırlı olması, diğer davalıların kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olması kaydı ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar ...ve ... vekilince maddi ve manevi tazminat yönüyle istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 54. maddeleri uyarınca sürücüden (somut olayımızda davalı ...) isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden (somut olayımızda davalı ...) de maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir.
Somut olayda; ... günü Saat:16.50 sıralarında davacı sürücü ...., yönetimindeki bisiklete binili vaziyette olay yeri yaya geçidi üzerinden yolun karşısına geçmek istediği sırada, sağından, ...Caddesi’ni takiben ... Caddesi yönüne seyretmekte olan davalı sürücü ... yönetimindeki “...” plaka sayılı otomobilin, bisikletine sağ yan kısmından çarpması sonucu, dava konusu kaza meydana gelmiştir. Davacı sürücü...., yönetimindeki bisiklet ile olay yeri yaya geçidi üzerinden, karşıdan karşıya geçmek istediğinde; bisikleti eline alması, yolu etkin bir şekilde kontrol etmesi ve dikkatli bir şekilde geçişini yapması gerekirken, bu hususa riayet etmeyip, can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde, bisikletine binili vaziyette karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı sırada, sağından, ... Caddesi’ni takiben... Caddesi yönüne seyretmekte olan davalı sürücü ... yönetimindeki “...” plaka sayılı otomobilin, bisikletine sağ yan kısmından çarpmasına sebebiyet verdiği olaydaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışıyla %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurludur. Davalı sürücü ..., yönetimindeki “...” plaka sayılı otomobil ile gündüz vakti, yerleşim yeri içinde, bölünmüş yolda, ... Caddesi’ni takiben ... Caddesi yönüne seyri sırasında olay yeri yaya geçidine geldiğinde; dikkatli olması ve yaya geçidine yaklaşmakta olduğunun bilinciyle müteyakkız davranıp, hızını, bu şartlara göre, her an güvenli bir şekilde durabilecek biçimde azaltması gerekirken, aracına ait 20 m “fren mesafesi” tespitinden de anlaşılmakla,bu hususa riayet etmemesi nedeniyle, fren tedbirine başvurmasına rağmen, davacı sürücü .... yönetimindeki bisiklete çarpmayı önleyemediği olaydaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışıyla %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurludur.
Ceza dosyasında alınan kusur raporlarına uygun ayrıca dosya kapsamıyla da uyumlu olduğu anlaşılan ... tarihli Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı kusur raporuna itibar edilerek meydana gelen kazada davacının %75, davalı sürücü ...'nin %25 oranında kusurlu görülmesi yönündeki ilk derece mahkemesinin kabul ve uygulama şeklinin doğru olduğu anlaşılmış, ilk derece mahkemesince kusur raporu alınmadığı ve keşif yapılmadan belirlenen kusur oranının hatalı olduğu yönündeki davalılar vekili istinaf itirazları haklı bulunmayarak reddedilmiştir.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının ... tarihli raporuna göre davacının iyileşme süresinin 3 (üç) ay olduğu, kalıcı maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca doktor bilirkişi tarafından hazırlanan 27/07/2022 tarihli kök rapor ve 14/11/2022 tarihli ek rapor uyarınca SGK tarafından karşılanmayan tedavi masrafları toplamının 20.432,41 TL olduğu belirlenmiştir. Bu haliyle; yeterli ve denetime elverişli şekilde hazırlanan doktor bilirkişi raporlarıyla belirlenen SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri tazminatından davalıların kusurları oranında sorumlu tutulmaları doğru olup tedavi giderleri bakımından davalılarca yapılan istinaf itirazları haklı görülmeyerek reddedilmiştir.
Davalılar ... ve ...'ye karşı açılan dava ticari dava niteliğinde olmadığından bu iki davalı bakımından dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılması zorunluluğu bulunmadığı için bu iki davalıyla ilgili arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği yönündeki davalılar ...ve ... vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı da açıktır.
Somut uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, haksız fiilde temerrütün olay tarihinde gerçekleştiği, davacının dava dilekçesinde faiz talep ettiği ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 24.05.2019 tarihli, 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı kararı nazara alınarak ıslah dilekçesinde talep edilen bölüm için de olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmakla ıslah edilen bölüm için ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği yönündeki davalılar ...ve ... vekilinin istinaf itirazı da yerinde bulunmamıştır.
Davalıların manevi tazminata yönelik olarak yaptığı istinaf itirazlarının incelenmesinde; 6098 sayılı TBK'nun 49 ve 56. maddelerine göre Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Hâkim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nesafetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın işleniş biçimi, olay tarihi, davacının sürekli maluliyeti bulunmasa da olay nedeniyle bedensel yaralanmasının mevcut olduğu, tarafların kusur oranları, davacının çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, tarafların sosyal ekonomik durumu birlikte değerlendirildiğinde ayrıca hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi gözden uzak tutulmayarak ilk derece mahkemesinin takdir ettiği manevi tazminat miktarının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, kamu düzenini ilgilendiren başkaca bir aykırılık da tespit edilemediğinden davalılar vekilinin manevi tazminat miktarının fazla belirlendiği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar ...ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
1-) Davalılar ...ve ...'nin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) Maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden alınması gereken toplam 690,48 TL istinaf karar ve ilam harcından davalılardan istinaf başvurusu sırasında peşin alınan 359,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 330,68 TL'nin istinaf kanun yoluna başvuran davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, bu davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harçlarının da Hazineye gelir kaydına,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Davalılar ...ve ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-) Davalılar ...ve ... tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatıranlara İADESİNE,
6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca uyuşmazlık miktarı itibariyle Yargıtay'da temyiz yolu kapalı (kesin) olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.