mahkeme 2025/72 E. 2025/907 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/72
2025/907
27 Ekim 2025
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : Esas
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - [ UETS
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - [UETS
DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/01/2025
KARAR TARİHİ : 27/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu ...'ın, davacı ...'a olan borcu sebebiyle Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi açılmış ve borçlu tarafından 13.12.2024 tarihinde takibe itiraz edilmiş ve takibin durmuş olduğunu, borçlu ...’ın itiraz dilekçesinde davacıya herhangi bir borcu olmadığını belirttiğini ancak davacı ile borçlu taraf arasında; ... plakalı araç için tanzim ve başlangıç tarihi 18.04.2024 olan 1 yıllık Genişletilmiş Kasko Sigortası Poliçesi, ... plakalı araç için tanzim ve başlangıç tarihi 24.10.2024 olan 1 yıllık Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi, ... plakalı araç için tanzim ve başlangıç tarihi 27.05.2024 olan 1 yıllık Genişletilmiş Kasko Sigortası Poliçesi ... plakalı araç için tanzim ve başlangıç tarihi 30.10.2024 olan 1 yıllık Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi düzenlenmiş olup bu poliçelerin bedeli yani borçlu tarafın, sigorta poliçelerinin bir suretini teslim aldıktan sonra ödemekle yükümlü olduğu brüt prim miktarı 313.761,72 TL olduğunu, 2918 Sayılı Yasa gereği Trafik sigortasının ülkemizde zorunlu bir sigorta olduğunu ve araç sahibi olan herkesin bu sigortayı yaptırmakla yükümlü olduğunu, bunun yanında ZMMS'ye ek olarak davalı taraf araçlarına Kasko da yaptırmış olduğunu, borçlu tarafa bir nüshası verilen sirota poliçesi bilgilendirme formu uyarılar başlıklı kısmın 2. Maddesinde de bilgilendirildiği üzere sigorta priminin tamamının poliçenin teslim edildiği an ödenmesinin gerektiğini, borçlu ile davacı arasında sunacakları evraklardan detayı görüleceği üzere iki poliçe için taksitle ödeme anlaşması olup diğer ikisi için ise peşin ödeme şeklinde anlaşmaya varılmış olduğunu, sigortalı olan borçlunun bu primleri ödemesi gerekirken borçlunun, davacıya herhangi bir ödemede bulunmamış, davacının portföy oluşturma prensibi bu şekilde olduğu için, yetkilisi olduğu acentenin aracılık ettiği Quick Sigorta A.Ş.'ye, HDİ Sigorta A.Ş.'ye, S.S. Atlas Sigorta A.Ş.'ye ekte sunulan kredi kartı ile pim ödeme formlarından görüleceği üzere ... adına sigorta prim ödemesini kendisine ait olan kredi kartından peşin ve taksitler halinde olmak üzere yapmış olduğunu, yapılan bu prim ödemesinin borçlu sigortalı ... tarafından hala acente yetkilisi olan davacıya iadesi gerçekleşmemiş olması hasebiyle hakkında icra takibi başlatma gereği hasıl olduğunu, tüm bu anlatımlardan da anlaşılacağı üzere davalı tarafça icra takibine karşı yapılan itirazların haksız ve yersiz olduğunu, yapılan itiraz üzerine zorunlu dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurulmuş, süreç neticesinde anlaşma sağlanamamış olduğunu, karşı tarafın sorumluluktan kaçma amacıyla yapmış olduğu söz konusu itirazlar haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen takibi durdurmaya yönelik olup bu nedenle itirazın iptalini talep etme zarureti doğmuş olduğunu belirterek, borçlu tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun dosya borcunu faiziyle birlikte ödemesine, orçlu tarafından haksız ve dayanaksız ve kötüniyetli olarak likit alacağa yapılmış bulunan itiraz sebebiyle davalı aleyhine takip bedelinin % 20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve görevsizlik itirazları mevcut olduğunu, davacı tarafça dava dilekçesinde öne sürülen iddiaların gerçeği yansıtmamakta olup kabul etmediklerini, iddia olunan alacak zamanaşımına uğradığından zamanaşımı itirazlarını sunduklarını, her ne kadar davacı tarafça davalının araçları için düzenlenen poliçe bedellerinin davacı tarafından ödendiği öne sürülmüş ve dava mahkemenizde ikame edilmişse de huzurdaki uyuşmazlık poliçeden kaynaklı ticari uyuşmazlık olmayıp davacının iddia ettiği ilişki; davalı lehine verildiği ödemesi üstlenildiği belirtilen para borcundan ibaret olduğunu, bu haliyle uyuşmazlık ticari nitelikte olmayıp mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekmekte olduğunu, dava konusu poliçeler makbuz hükmünde olup davalının iddia edildiği gibi bir borcu bulunmamakta olduğunu, huzurdaki davaya konu poliçelerin Coşku Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi tarafından düzenlendiğini, Ticaret sicil gazetesi kayıtlarına göre davacı ... bu şirketin tek hissedarı ve kurucusu olduğunu, buna göre davacının tacir sıfatıyla hareket etmekte ve ilgili poliçe borçlarının kendi kartlarından ödendiği, davalı tarafından ödenmediği iddiasıyla huzurdaki davayı ikame etmekte olduğunu, oysa ki ödeme yapılan kartın şirketin sahibinin kartı olması davalının ödeme yapmadığı anlamına gelmediğini, davalının prim borçlarını eksiksiz olarak ödemiş olduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Sigorta Hukuku Kitabı 1431. Maddesine göre sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitinin sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçe teslimi esnasında ödenmesi gerekmekte olduğunu, aynı kanunun 1434. Maddesine göre primlerini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit sayılacağını, davaya konu poliçelerde de ilgili kanun maddelerine atıf yapılarak primler vadesinden itibaren üç ay içerisinde ödenmediği takdirde sözleşmenin feshedileceği yer almakta olduğunu, davacının sahibi olduğu sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçeler sigorta ettiren olarak davalı adına düzenlenmiş ve primleri davalı tarafından ödenmek suretiyle davalıya teslim edilmiş olduğunu aksi durumun iddia edilmesi halinde mevcut kanuni düzenleme ve poliçe hükümlerine göre sigorta acentesinin ve dolayısıyla basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacının, icra takibi yapmak yerine sigorta poliçelerinin feshi yoluna gitmesi gerektiğinin açık olduğunu ancak huzurdaki dosyada böyle bir durum da söz konusu olmayıp ödemelerini eksiksiz olarak yapan davalıya haksız olarak icra takibi yapılmış akabinde de işbu dava açılmış olduğunu, tahsil kaydı bulunan poliçelerin makbuz hükmünde olduğu da gerek mevzuat gerekse de istikrar kazanmış içtihatlar çerçevesinde tartışmasız olduğunu, zaten ilgili sigorta şirketinin sahibi konumundaki davacının davalı ödeme yapmadığı halde kendi cebinden prim ödeyip davalıya teslim etmesi iddiası da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, haksız olarak açılmış olan davanın reddi ile kötü niyetli olarak haksız takip yapan davacı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep edildiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava; Davacının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına nedeni ile davalılardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı ve davacının icra inkar tazminatı talebinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Erciyes vergi dairesine, Gevhernesibe vergi dairesine, yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakın dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
İtirazın iptali davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin ... E, ... K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı Kamil Türk'ün 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan Kamil Türk'ün ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup, dava konusunun mutlak ticari dava olmadığı, takibe esas alacak konusunun taraflar arasında sigorta ilişkisi kurulmasına yönelik olmadığı, davacının tacir olmadığı, davacının, davalının ödemesi gereken bedeli ödediği iddiası ile ortada nisbi bir ticari dava da olmadığından iş bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılarak Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,
2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 27/10/2025
Katip ...
e- imzalıdır
Hakim ...
e- imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.