Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/996
2025/152
13 Şubat 2025
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : Esas
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... - [
Av. ... - [
DAVALILAR : 1- ... - ... ...
2- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - [
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 09/12/2024
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davalı borçlular tarafından, müvekkili lehine 15.09.2014 düzenleme ve 15.04.2015, 15.5.2015, 15.6.2015, 15.7.2015 ödeme tarihli ve her biri 52.000 TL olan toplam 208.000TL tutarında bonoları tanzim edildiğini, bu bonoların taraflarınca Kayseri 6.İcra müdürlüğüne 29.09.2015 tarihinde ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, daha sonra ortak borçlusu olan diğer bir takım dosyalardaki izalei şüyu dosyası nedeniyle, sıra cetveli esnasında müdahale ümidiyle işlemsiz bırakıldığını ve sonrasında yasa gereği ... esas sayılı dosyası iik 78/2 gereği takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığını, 19.04.2023 tarihinde ise dosyanın yenilendiğini, bu süreye kadar borçlular tarafından dosyaya veya haricen herhangi bir ödeme yapılmadığını, borcun halen ödenmediğini, alacağın devam ettiğini, borçlu taraf sadece dosyada işlem yapılmadığından bahisle borçtan kurtulmaya çalıştığını, bu sebeple de kayseri 6. icra hukuk mahkemesinin ... e sayılı dosyasıyla icranın geri bırakılması kararı aldığını, bu kararın kesinleştiğini ve kesinleşme kararının taraflarına 03.12.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, kesinleşme kararının tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde bu kararın ortadan kaldırılması için mahkememize başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, icra takibinin kesinleşmesinden sonraki dönemde de her zamanaşımını kesen işlemle zamanaşımı kesilir, yenisinin başladığını, burada sadece alacaklının haciz talebinde bulunması veya sadece taşınmazın satışını istemesi yeterli olmayıp işlemin zamanaşımını kesilmesi için iik.nun 59. maddesi uyarınca satış ve haciz masrafınıda yatırması gerektiğini, (12. hd. 25.11.2011 t. 18420/24410, dosya içeriği incelendiği zaman, taraflarında bursa ilindeki gayrimenkulle ilgili satış ve haciz masraflarının da yatırıldığını, eksik veya yatmamış bir avans için de herhangi bir ihtar veya muhtıra tebliği de olmadığını, açıklanan nedenlerle icranın geri bırakılması kararının ortadan kaldırılarak icra dosyasının devamına karar verilmesini, ayrıca yargılamaya konu icra iflas kanunu hükmümün de anayasaya aykırılık iddiamızın değerlendirilmesiyle anayasa mahkemesine iptal başvurusu yapılmasını, tüm yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Alacaklının icra takibinin geri bırakılması kararına karşı açabileceği davanın alacak davası olduğunu, bu davanın açılması gereken yer davalının yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesi olduğunu, burada zamanaşımı nedeniyle takibin geri bırakılmasına karar verilir ise alacaklı, bu kararın kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde mahkemede alacak davası açması gerektiğini, alacaklının bu davayı süresinde açmazsa icra takibi iptal edilmekte ve dosyadaki mevcut hacizler kalkacağını, icranın geriye bırakılmasına ilişkin kararın 05.11.2024 tarihinde kesinleştiğini, davacıya da bu kesinleşme kararı 28.11.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal düzenlemeye göre bu kesinleşme kararının davacıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde iş bu davanın açılması gerektiğini, ancak iş bu dava 11 gün sonra açıldığını, bu nedenle icranın geri bırakılması kararının kaldırılması ve dosyanın devamı için açılan dava konusuz kaldığını, burada davalıların yerleşim yeri ankara olduğunu, bu nedenle kayseri asliye hukuk mahkemesinin yetkisine itiraz ettiklerini, ayrıca bu davanın asliye hukukta açılması gerektiği için ticaret mahkemesinin görevine de itiraz ettiklerini, açıklanan nedenlerle öncelikle iş bu dava iik.nun 33/a-2 maddeye göre kesinleşmenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde açılmadığı için icranın geri bırakılmasına ilişkin kararın ortadan kaldırılması ve icra dosyasının devamına ilişkin dava konusuz kaldığını, bu nedenle davanın reddini, eğer davanın konusuz kalmadığı düşünülüyorsa da bu durumda kayseri değil, ankara mahkemeleri yetkili olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesini, davaya bakmaya ticaret mahkemesi değil asliye hukuk mahkemesi yetkili olduğundan görevsizlik kararı verilmesini, ayrıca bu takipteki alacaktan dolayı alacak olmadığını, bu nedenle talebe bağlılık ilkesi gereğince reddini, bu dava alacak davası olarak açılmadığı için harca esas değer olarak harcın alınıp alınmayacağı konusunda da takdiri mahkemeye bıraktıklarını,
tüm bu nedenlerle davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, zamanaşımına uğramış bonoya ilişkin alacak istemidir.
Davacı taraf, düzenleyeni davalılar olan 15/09/2014 tanzim tarihli, toplam 208.000 TL bedelli 4 adet senede dayanarak alacak talebinde bulunmuş olup; davacı, alacağın dayanağı olarak gösterilen senetlerin lehtarı, davalılar ise senette düzenleyendir. Davacı tarafından bu senetlere dayanarak davalılar hakkında Kayseri (Kapatılan) 6. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlatılmış olup; davacı tarafından dosyanın işlemsiz bırakılmış olması nedeniyle İİK m.78/2 hükmü gereği dosyanın işlemden kaldırıldığı, daha sonra dosyanın takip alacaklısı davacı tarafından yenilendiği ve fakat bu kez takip borçlusu davalılar tarafından Kayseri 6. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında icranın geri bırakılmasına karar verilmesini istedikleri, mahkemece icranın geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
2004 sayılı İİK'nun 71. maddesindeki düzenleme şu şekildedir:
"Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini yahut alacaklının kendisine bir mühlet verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse, takibin iptal veya talikini her zaman icra mahkemesinden istiyebilir.
Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33 a. maddesi hükmü kıyasen uygulanır."
İİK'nun 33/a maddesinde düzenleme ise şu yöndedir:
"İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir.
Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.
İcranın devamına karar verilmesi halinde 33 üncü maddenin son fıkrası burada da uygulanır."
Burada yeri gelmişken TTK'nın 732/1. maddesine değinmekte yarar vardır:
"Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar."
Maddenin 4. fıkrasında zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıl olarak düzenlenmiş ve ispat yükünün sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene ait olduğu hüküm altına alınmıştır.
Davacı taraf, dava dilekçesinde 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme nedenine dayandığını ifade etmemiştir.
Bahse konu İİK hükümleri ve TTK hükümleri ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı, dava dilekçesinde Kayseri 6. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosya kapsamında yapılan yargılama sonucu aleyhine verilen ve kesinleşen icranın geri bırakılması kararından sonra ve kararın kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde bu davayı açtığını bildirerek davasının İİK m.33/a maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve alacağının zamanaşımına uğramadığını ispat bağlamında ve 7 gün içerisinde genel mahkemede açtığı alacak davası olduğu anlaşılmaktadır.
Bonoda zamanaşımı düzenleyen TTK'nın 749. maddesinde;
"Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(2) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır” kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(3) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler, cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar.'' hükmü düzenlenmiştir.
Bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte bonoya dayalı talep hakkı kendiliğinden sona ermemektedir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 1997, s. 879; Kendigelen, Abuzer/Kırca, İsmail: Kıymetli Evrak Hukuku Genel Esaslar Kambiyo Senetleri, İstanbul 2019, s. 264). Bu itibarla hamil, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi hâlinde dahi bonoya dayanarak borçluya karşı takip yapabilir veya genel mahkemelerde alacak davası açabilir. Ancak borçlunun zamanaşımı def’înde bulunması hâlinde, alacaklı kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirecektir. Bu durum, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile değil, borçlunun zamanaşımı def’înde bulunması ile ortaya çıkmaktadır. Borçlu süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmazsa söz konusu bono, hamile, zamanaşımına uğramamış bir bononun sağladığı tüm imkânları sağlayacaktır.
Zamanaşımına uğrayan bir bono, kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir (Öztan, s. 878; Kendigelen/Kırca, s. 264). Bu itibarla zamanaşımına uğrayan bono adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir. Nitekim aynı ilkelere Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli ve 2017/(19)11-937 E., 2021/357 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Öte yandan; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/12374 Esas, 2017/6660 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; keşideci ile aralarında temel ilişki bulunan lehtar, ancak temel ilişkiye dayalı olarak alacak talebinde bulunabilir.
Keşideci ile aralarında temel ilişki bulunan lehtarın TTK'nın 732. maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanması mümkün değildir. Öte yandan davacı temel ilişki bakımından yazılı delil başlangıcı sayılan senet dışında, iddiasını ispata elverişli başkaca delil ve belgeleri de sunmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5867 Esas, 2021/4925 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.
Sonuç olarak; davacının davası zamanaşımına uğramış bonoya ilişkin alacak istemi olup, bononun zamanaşımına uğradığı, yürürlükte bulunan ve yukarıda alıntılanan TTK hükümleri çerçevesinde çekişmesiz olup, bononun zamanaşımına uğradığı ayrıca kesinleşmiş icra mahkemesi kararı ile de sabittir. O halde davacının genel hükümlere göre açmış olduğu bu davada zamanaşımına uğramış bono, yazılı delil başlangıcı olarak ispat yükü bağlamında işlev görecek, davacı düzenleyen ile lehtar arasındaki temel ilişkiyi ispatla yükümlü bulunacaktır.
Zamanaşımına uğramış bono nedeniyle temel ilişkiyi ispatla yükümlü bulanan davacının açmış olduğu bu davada, görev kurallarının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.
TTK'nun 5.maddesine göre; Ticaret Mahkemeleri, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Ticari davalar, TTK.nun 4. maddesinde üç ana başlık altında sınıflandırılmıştır:
-TTK.nun 4/1 a-f-6 bentlerinde sayılan mutlak ticari davalar,
-6335 sayılı kanunla değişen TTK.nun 4/1. maddesi gereğince “…her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan..." kaynaklanan davalar (nisbi ticari davalar),
-Diğer özel düzenlemelerde yer alan görev kurallarının uygulanması gereken davalar(İİK.nun 154, TİRK.nun 22, Koop.K.nun 99, FKK.nun 31…gibi)
Buna göre; zamanaşımına uğramış bono nedeniyle, alacağın varlığı bakımından temel ilişkiyi ispatla yükümlü bulanan davacının açmış olduğu bu davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelere göre senedin tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bir ticari faaliyet kapsamında alınıp verilmesinin de söz konusu olmadığı, davacı ticaret şirketi olarak tacir olmakla birlikte davalıların esnaf veya tacir olmadıkları, ticaret siciline tescil edilmiş ticari işletmeleri bulunmadığı, bu nedenle davanın nisbi ticari dava niteliğinin bulunmadığı, özel düzenlemeler gereğince mahkememizin görevli kılınmadığı anlaşılmaktadır.
HMK.nun 2. maddesine göre; dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği, davanın görevli mahkemede açılmış olmasının dava şartı olduğu ve davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından (HMK.nun 114/1-c,115) davanın esasına girilmeden usulden reddiyle dosyanın Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Mahkememizin görevsizliği sebebiyle 6100 Sayılı HMK. 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep halinde dosyanın görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmaması durumunda HMK. 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-6100 sayılı HMK. 331/2. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize veya bulunan yer asliye hukuk (ticaret) mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.13/02/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.