mahkeme 2024/860 E. 2025/770 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/860

Karar No

2025/770

Karar Tarihi

15 Eylül 2025

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :...

HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI :...
VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kardeşi olan davalı ... tarafından müvekkili ... aleyhine; 06/10/2013 Tanzim Tarihli, 07/02/2022 Vade Tarihli 150.000,00 TL miktarlı, bonoya dayanılarak Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile, 24/01/2012 Tanzim Tarihli, 07/02/2022 Vade Tarihli 100.000,00-TL miktarlı diğer bonoya dayanılarak Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla iki ayrı icra takibi başlatılmış olup iş bu takipler kesinleşmiş ve müvekkilinin mallarına hacizler işlendiğini, takibe konu senetlerin bir borç senedi olmayıp bankaya kredi borcuna kefalet amacıyla verilmiş bir teminat senedi/hatır senedi hükmünde olduğunu, müvekkilinin takibe konu senetlerden dolayı davalıya hiçbir borcu bulunmadığını belirterek müvekkilinin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarından borçlu bulunmadığının tespiti ile haksız ve kötüniyetli takipler nedeniyle davalı aleyhine her bir icra dosyasındaki alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere ayrı ayrı kötüniyet tazminatına çarptırılmasını, ihtiyati tedbir ve dava dosyasından dolayı vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Husumet, derdestlik, yetki, takas ve mahsup, zamanaşımı def’i, hak düşürücü süre ve dava şartlarının yokluğuna ilişkin itirazlarında bulunduklarını, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının, davalı müvekkilini yıpratmak ve itibarını zedelemek için haksız ve hukuki mesnetten yoksun hukuk ve ceza davaları açtığını, huzurdaki işbu dava da ...'ün yine müvekkilinin haklarına kavuşmasına mani olmak maksadıyla oluşturulduğunu, söz konusu takibin konusunu teşkil eden bononun gerekli bütün şartları taşıması ve takibin usulüne uygun olması durumuna rağmen ... tarafından soyut iddialarla müvekkilinin haklarına kavuşmasına mani olmak ve zarara uğramasına kasti bir şekilde sebebiyet vermek amacıyla davranıldığını, davacının kambiyo senedi dolayısıyla başlatılan takibe karşı gerek ödeme emrine gerek imzaya gerekse de senedin vasfına itiraz etmediğini, işbu davayı açmasının dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça; Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası, Bono asılları, Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyası, Kayseri Arabuluculuk Bürosunun... Nolu dosyası, Banka kayıtları, Nüfus kayıtları, Tanık, Bilirkişi incelemesi, İsticvap, Yemin beyanlarına delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça; Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası, Banka kayıtları, kredi işlemleri, kredi sözleşmeleri ve dosyaları, dekont, davaya konu senetler, arabuluculuk tutanakları, Tanık beyanları, keşif, bilirkişi, isticvap, yemin beyanlarına delil olarak dayanılmıştır.
Taraflarca delil olarak dayanılan bir kısım kayıt ve belge örnekleri, dilekçelerinin ekinde dava dosyasına sunulmuştur.
Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas ve ... Esas sayılı dosyanın akıbeti araştırılarak tüm Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyanın akıbeti sorulmuş ve tüm Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Değişik İş sayılı dosyanın akıbeti sorulmuş, tüm UYAP kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Davacının açık kimlik bilgileri eklenerek ... Anonim Şirketi Kayseri Şubesi'ne müzekkere yazılarak; davacı adına verilmiş krediler ve tüm bankanızca yapılmış işlemlere yönelik bilgi ve belge örnekleri temin edilerek mahkememize gönderilmesi istenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Davacı taraf davalı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E ve ... sayılı dosyasında kendileri hakkında takip yapıldığını takibe dayanak bononun bankaya kredi borcuna kefalet amacıyla verilmiş bir teminat ve hatır senedi olduğunu, belirterek menfi tespit dilemiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık; davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında ve bu takibe dayanak yapılan keşidecisi davacı olan lehtarı davalı olan 06/10/2013 düzenleme tarihli 07/02/2022 ödeme tarihli 150.000,00 TL bedelli bonodan dolayı ve Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında ve bu takibe dayanak yapılan keşidecisi davacı olan lehtarı davalı olan 24/01/2012 düzenleme tarihli 07/02/2022 ödeme tarihli 100.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememiz iddiaya konu ... ait GKS evraklarını dosyaya temin etmiş ve teminat olarak alındığına dair bir kayıt görülmemiştir. Davacı tanık dinletme isteminde bulunmuş HMK'nun 200 ve devamı maddeleri uyarınca tanıkla ispat kapsamında olmadığından tanık dinletme talebi reddedilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir "gayeye" ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır.
Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. (Reha Poroy, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 11. bası, s.237 v.d.)
Seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Eş söyleyişle "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu, senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla, ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Mal kaydı bulunan bonoda borçlu alacaklıdan mal almadığını iddia, alacaklıda borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiası sabit olmuştur. Lehdarın bedelin para olarak verildiği iddiası ise, ispatı kendisine düşen bir husustur (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. bası, Ankara, 1997, s 1007 v.d.).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/12/2003 tarihli, 2003/19-781 Esas ve 2003/768 Karar sayılı ve 05/02/2019 tarihli, 2017/19-821 Esas ve 2019/58 Karar sayılı emsal ilamlarında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı borçlu, emre yazılı bonodalarda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir.
Davalı tarafından davacı aleyhine bonoya dayanılarak takip yapılmış, davacı takibe konu edilen senedin teminat senedi olduğuna dayanmış ve borcu bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Davacı bedelsizlik iddiasını HMK'nun 200 ve 201. maddesi hükümleri uyarınca kesin delille (yazılı delille) ispatlaması gerektiğinden davacı tarafça ispat edilemediği görülmüştür.
Her ne kadar davacı taraf ... bünyesinde kullanılan krediye ilişkin olarak teminat verildiğini iddia etse de bononun illetten mücerret oluşu da dikkate alınarak alacaklı tarafından kredi için davacıdan aldığı bir borç senedini kendi kredisi için teminat olarak vermesi de mümkün olup bu onun kambiyo vasfını değiştirmeyeceği gibi alacağın varlığına da engel olmayacaktır.
- Yemine ilişkin meselenin değerlendirilmesi;
Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kendisine kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır.
Bütün ispat vasıtalarında olduğu gibi yeminin de konusu davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır (HMK.m.225/1).
Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılırken (HMK.m.225/2); tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki taraflı irade açıklamalarının yeterli görülmediği haller, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yeminin konusu olamaz (HMK.m.226). Somut olayda davacının iddiaları davalı tarafı TCK 156 kapsamında bedelsiz senedi kullanma suçu oluşturabilecek nitelikte olduğundan soruşturma ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar niteliğinde olduğundan yemin delili hatırlatılmamıştır.
-Kötüniyet tazminatına ilişkin meselenin değerlendirilmesi;
İİK'nun 72/4. maddesinde "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." şeklinde ve İİK'nun 72/5. maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı yönünden dava davalı alacaklı lehine sonuçlandığı, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Değişik İş ve ... Karar sayılı ilamı ihtiyati tedbir kararı verildiğinden davacı tarafça alacağa geç kavuşulduğu anlaşılmakla takip çıkışı üzerinden tazminata hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Değişik İş ve... Karar sayılı ilamı ile konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına,bu konuda Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılmasına,
3-İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca 413.529,79-TL'nin %20'si oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 615,40-TL karar harcının peşin alınan 7.062,06-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 6.446,66-TL'nın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

6-Kararın mahiyeti gereği davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
8-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Kararın mahiyeti gereği davacılar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın reddi nedeniyle hesap ve taktir olunan 66.029,46-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/09/2025

Katip ...
E-imzalıdır

Hakim ...
E-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim