mahkeme 2024/848 E. 2025/307 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/848
2025/307
8 Nisan 2025
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılarla anne-baba bir öz kardeşiz olduklarını, dava konusu kuruyemiş toptan ve perakende ticareti işini 1990’lı yılların başında 4 kardeş birlikte kurduklarını, baştan itibaren tüm kardeşlerin eşit hisselerle, kesintisiz olarak hep birlikte çalıştıklarını, işletmenin vergi kaydını başlangıçta ... adına yaptıklarını ve uzun yıllar tüm resmi işlemleri bu vergi kaydıyla yürüttüklerini, 2001 yılında ...... Tüketim Malları Tekstil Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi isimli şirketi kurmaları üzerine o güne kadar ...’ın sigortalı çalışanı olarak gözüken ...ı ...’la birlikte bu şirkete ortak olarak gösterdiklerini, davalı ...'ı 2024 yılına kadar ... Ltd. Şti'nin sigortalı çalışanı olarak gösterdiklerini, KOSGEB hibe desteği almak amacıyla ... adına 2014 yılında bir şahıs firması kurduklarını, bu firmanın KOSGEB desteği almak amacıyla kurulduğu için işletmede başka bir ticari faaliyetinin olmadığına, davacı ...'ın ise eşinin kamu görevlisi olması nedeniyle sağlık hizmetlerinden faydalanabildiği için işe ve kardeşlerine destek olmak amacıyla işletmede 20 yıldan uzun süre vergi yahut SGK kaydı olmaksızın çalıştığını, ortaklık bünyesinde açtıkları Belsin Şubesi'nin vergi kaydının ... adına başlatılmasıyla ilk defa 11/06/2010 tarihinde vergi ve SGK kaydının olduğunu, davalı ...'ın ödeme, para, banka gibi bütün yönetim işlerini tek başına yürüttüğünü, davalının işletmeyi yönettiği süre boyunca bir hesap tutmadığını, ortaklarına işletmenin durumuyla ilgili hiç bir bilgi vermediğini, davalının defter tutması için çok çalıştığını bu nedenle davalı ile aralarında sürekli tartışmaların çıktığını, davalı ...' ın muhasebe tutmaya razı olduğunu, 20214 yılı haziran ayından itibaren ... Ltd. Şti olmak üzere davalı ... ve davacı ... adına kayıtlı üç farklı vergi kaydı ile yürüttüklerini, ... Ltd. Şti adına 03/08/2011 tarihinde satın aldıkları "... " isimli ön muhasebe programını kullanmaya başladıklarını, programda "2014" veri tabanı kodu ve "... " firma adı ile firma açılışı yaptıklarını, akabinde aktif ve pasifleri tespit etmek için bir envanter çıkardıklarını, davalı ...'ın defter tutmaktan ısrarla kaçınması üzerine 2016 yılı başında ortaklıkta fiilen çalışmayı bıraktığını, bir müddet sonra davalılara ortaklıktan ayrılmak ve ortaklık payını almak istediğini bildirdiğini, ortaklıktaki haklarını alabilmek için yaptığı bütün girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirterek öncelikle yönetici ortağın özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı yönetimiyle işletmeyi borca batırması, hesap tutmaması, hesap vermemesi ve kazanç dağıtmaması, ortaklık işlerini denetlememe izin verilmemesi gibi nedenlerle ortaklığın amaçlarının imkansız hale gelmesi nedeniyle davalılarla aramızdaki adi ortaklığın haklı nedenlerle feshi ile tasfiyesine karar verilmesine; tasfiyeye yönelik bir anlaşma imkanının bulunmaması ve ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması nedeniyle tasfiye işlemlerinin mahkemece atanacak tasfiye memurunca Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca yapılmasına; ortaklık kaynaklarıyla satın alınmış ve ortaklık mamelekine dahil olmakla birlikte ortaklar adına kaydettirilmiş veya mahkemece yapılacak araştırma sonucu bulunacak tüm gayrimenkullerin TBK m.638/f.1'de düzenlenen elbirliğiyle mülkiyet hükümleri uyarınca satılarak paraya çevrilmesine, ortaklık malvarlığına dahil, davalı ... Limited Şirketi adına kayıtlı 2014/11623 dosya numaralı "... " ibareli markanın tasfiye sürecinde satılarak bedelin ortaklık mamelekine dahil edilmesine, davalıların ödemeyerek üzerine yıktıkları ve ortaklık adına ödemek zorunda kaldığı Belsin şubesine ait 2014 ve 2015 yılı kira borcu olan toplam 8,000-Euro ( Sekizbin Euro)'nun ortaklık hesabından tarafına ödenmesine, ortaklık süresince ortaklık bütçesinden diğer ortaklar adına ödenen fakat şahsının SGK kaydının olmaması nedeniyle ödenmeyen 30 yıllık BAĞKUR primine karşılık gelen tutarın, TBK hükmüne göre ortaklığa verilmiş avans sayılarak güncel BAĞKUR prim endeksine göre hesaplanarak tarafına ödenmesine; 2016 yılı başından itibaren tarafına ödenmeyen kar paylarının bilirkişi tarafından işletmenin -resmi mercilere beyan ettiği değil- gerçek ticari kapasitesine göre fiili karı hesaplandıktan sonra, her yıl için ayrı ayrı kanuni ticari faiz işletilerek tarafına ödenmesine; tasfiye esnasında ortaklığın malvarlığının borçlarını karşılamayacak halde olduğunun ortaya çıkması halinde zararın, öncelikle özen ve sadakat yükümlülüğüne riayet etmeyen yönetici ortak davalı ...'tan olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; ortaklıktan olan alacakları ve elbirliğiyle mülkiyetin giderilmesine ilişkin taleplerini içeren iki farklı dava şartı arabuluculuk görüşmelerine katılmamaları nedeniyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11 maddesi uyarınca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline; tedbiren davalıların dava konusu mal varlığı değerlerini ve tasfiye sonucunda çıkacak ortaklık payımı kötü niyetli olarak azaltmak maksadıyla üçüncü kişilere devretmeleri ihtimaline karış dava konusu malvarlığı değerleri hakkında dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyaten tedbir konulmasına, şayet sayın mahkemeniz aksi kanaatte olacak ise tapuya müzekkere yazılarak "Davalıdır" şerhi eklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında hiçbir zaman adi ortaklık sözleşmesi kurulmadığını, bu nedenle iş bu davada Adi Ortaklıktan bahsedilmesi ve Borçlar kanununun adi ortaklığa ilişkin hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, bir adi ortaklık sözleşmesinin kurulabilmesi için en azından aranması gereken koşulun tarafların bu yönde birbirlerine ulaşan irade beyanlarının var olması gerektiğini, müvekkili ...'ın 1972 doğumlu olduğunu ve liseyi bitirdikten sonra 1989 yılında seyyar satıcılık yaptığını ve daha sonra 1990 yılında ... Pazarı adlı işyerinde işçi olarak çalışmaya başladığını, o dönemde davalı ...ın 15 yaşında ve öğrenci olduğunu, davalı ...'ın ise henüz 6 yaşında ve ilk okula yeni başladığını, davacı ...'ın o tarihte Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenci olduğunu, bütün bu durum değerlendirildiğinde bir adi ortaklık kurulmasının hukuken ve fiziken mümkün olmadığını, müvekkili davalılardan iki tanesinin 18 yaşından küçük ve hatta ...'ın 6 yaşında olduğunu, davacı Hukuk Fakültesi öğrencisi ve Kayseri de olmadığını, davalılardan ...'ın ise sigortalı olarak başka bir iş yerinde çalıştığını, ortada iş, iş yapacak kişinin mevcut olmadığını, fiiliyatta böyle bir ortaklık olmadığı gibi böyle bir ortaklığın hayallerde bile olmadığını, davacı ...'ın ve müvekkilleri ..., ..., ...'ın sosyal, kültürel ,ekonomik ve ticari olarak tamamen farklı kulvarlarda yer alırken, davacı ...'ın hiç bir emeği ve çalışması olmamasına rağmen kötü niyetli olarak bir senaryo kurguladığını ve bu kurguya uygun hareketlerle kendisinin hiçbir dahli olmayan ve kardeşlerinin emek ve çalışmalarına göz koyarak onlardan haksız menfaat temin edebilmek için iş bu davayı açtığını, müvekkili ...... Tüketim Malları Tekstil Turizm San.Tic.LTD.ŞTİ 2001 yılında ortaklar müvekkil ... ve Müvekkil ... tarafından kurulduğunu, işletildiğini ve işletilmeyede devam edildiğini, iş bu şirketin hukuken ortada olmayan adi ortaklık adına işletildiği iddiasının da davacının hayal dünyasının bir ürünü olduğunu ve gerçekle hiçbir ilgisi bulunmadığını, ...... Tüketim Malları Tekstil Turizm San.Tic.LTD.ŞTİ 2001 yılında kurulduğunu, kurucularının ve ortaklarının müvekkili ... ve Müvekkil ... olduğunu, müvekkili ...'ın iş bu şirkette işçi olarak çalıştığını, davacı ... ın iş bu şirketle resmi ve gayri resmi olarak hiç bir bağlantısının bulunmadığını, tüm tarafların 1990 yılı ile şirketin kurulduğu 2001 yılları arasında farklı işlerle iştigal ettiklerini, müvekkili ...'ın şirketin kurulduğu tarihte 17 yaşında olduğunu, dava dilekçesinin yasanın aradığı nitelikleri taşımadığını belirterek yargılama sırasında ortaya çıkacak nedenlerle ve resen gözetilecek nedenlerle ;hukuki dayanaktan yoksun haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, Adi ortaklık sebebiyle alacak talebine ilişkindir.
TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır.
Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır.
Nispi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.
TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır.
Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Mimarsinan Vergi Dairesi Başkanlığına yazılan müzekkereyle dosyada yapılan tacir araştırmasında davacı ...'in tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının tacir olmaması nedeni ile eldeki davanın nispi ticari dava olmadığı görülmektedir.
TTK'nın 5. maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nısbi ticari dava niteliğinde olmadığından, mahkememizin görevi içine girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevlidir.
HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanunun 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir.
Yukarıda açıklandığı üzere tarafların tacir olmaması sebebiyle nispi ticari davalardan olmadığı, bu nedenle mahkememizin görevi alanına girmediği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu, 6335 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra mahkememiz ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi haline getirildiği, göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve davanın her aşamasında görev ile ilgili karar verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliği nedeni ile, HMK.'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 3.HD 2014/11423)
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,
2-Görevsizlik kararından sonra davaya Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'nce hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,
Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. ...
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.