mahkeme 2024/768 E. 2025/771 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/768

Karar No

2025/771

Karar Tarihi

15 Eylül 2025

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :...

BAŞKAN :...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av....
DAVALI : ...

DAVA : Şirket Müdürünün Görevinin ve Şirket Ortaklığının Sona Erdiğinin Tespiti
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ :...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Müdürünün Görevinin ve Şirket Ortaklığının Sona Erdiğinin Tespiti) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.07.2007 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi içeriğinden anlaşılacağı üzere müvekkili 22.06.2007 tarih ve ... no'lu karar ile hisselerinin tamamını 3.kişi ...'ye devrettiğini, şirket yetkilisi ve kanuni temsitcilik sıfatı müvekkilinin bu şekilde sona erdiğini, müvekkilinin ilgili şirket ile her hangi bir ilişiği kalmadığını, hatta ayrı tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde 22.06.2007 tarih ve 2007/12 no'lu kararda açıkça ...i'nin yeni şirket müdürü olarak göreve getirildiğinin açıkça yazdığını, müvekkilinin dışarıdan müdür olarak atandığına dair de herhangi bir karar olmadığını, payın devrinden itibaren ve şirketin yeni müdürü olarak ... getirildiği açıkça yazmasına rağmen ...'ın şirket müdürlüğünün devam etmesinin kabulü hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, müvekkilinin dışarıdan müdür olarak atandığına dair de herhangi bir karar olmadığını, müvekkili şirkete dışarıdan da müdür olarak atanmadığını, müvekkilinin şirketin sonraki dönemlerindeki borçları ile ilgili sıkıntı yaşamaması adına ortaklığının ve müdürlüğünün 22.06.2007 tarihinde sona erdiğinin tespitinin ve ilanının yapılması, ticaret sicil kaydının düzeltilmesi gerektiğini, müvekkilinin şirketin kanuni temsilciliğinden alındığı 22.06.2007 tarihinden sonra herhangi bir yetkisi kalmadığını ve kanuni temsilcilik sıfatı sona ermiştir. Bu durumun tescil ve ilanı açıklayıcı nitelikte bir işlem olduğunu, kanuni temsilcilik sıfatı bittikten sonraki işlemlerin, şirketin daha sonraki tarihlerdeki kanuni temsilcilerinin sorumluluğunda olduğunu belirterek müvekkilinin ... Mobilya Tekstil Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin kanuni temsilci ve ortağı 22.06.2007 tarihinde sona erdiğinin tespitinin ve ilanına karar verilmesi, ticaret sicil kaydıdın düzeltilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı tarafa usulüne uygun meşruhatlı dava dilekçesi ekli davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunulmamış ve duruşmaya katılan olmamıştır.
DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Davacı tarafça; Ticaret Sicil Kayıtlarına delil olarak dayanılmıştır. Davalı tarafça yasal süresi içinde delil bildirilmemiştir.
Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davalı ... Mobilya Tekstil Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin ticaret sicil kaydının, güncel şirket merkezi ve adresinin, ortaklarının kimler ve hisse oranlarının ne olduğunun, şirketin yasal temsil ve ilzama yetkilisinin ve temsil şeklinin nasıl olduğunun bildirilip imza sirküsünün de birer örneğin ve ticaret sicilde kayıtlı tüm belgelerinin onaylı birer örneği istenilmiştir. 21/03/2025 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davacı tanığı... duruşmada; "davacı babam olur. 2007 yılında babamdan şirketi devir aldım. Hisseyi devir aldığımda imza yetkisinin de kalktığını düşünüyordum. Ancak usulen böyle bir durum söz konusu değilmiş. 2007 yılından sonra babamın şirketle herhangi bir alakası kalmadı. Ben 2012 yılında şirketi ...'ye devrettim. Hisse devri ile beraber imza yetkisinin de iptal olacağını düşünüyorduk. Bu nedenle imza yetkilerinin iptali konusunda herhangi bir beyanda bulunmadık. Davacı şirketten ayrıldıktan sonra ... şirket hissesini devraldı. Tanıklık ücreti talebim yoktur, benim bildiklerim bunlardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketin kanuni temsilci ve ortağı 22/06/2007 tarihinde sona erdiğinin tespiti ve ilanına karar verilmesi ve ticaret sicil kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Mahkememiz eldeki davaya bakmaya görevli ve yetkilidir. 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın niteliği itibarı ile mahkememiz heyeti tarafından basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Davacı taraf davalı şirket bünyesinde şirket müdürü olarak atandığını şirket müdürlüğünden ve ortaklığının sona erdiğinin tespiti dilediği ve hala şirket müdürlüğünün devam ettiğini iddia ettiği görülmüştür. Davalı ise davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
-Limited şirkette pay devri hususunun değerlendirilmesi;
Limited şirketlerde pay devri usulü 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 595. maddesinde düzenlenmiş olup anılan hüküm “(1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere limited şirketlerde esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onanması ile ortaklar genel kurulunun devre onay vermesi şart olup devir bu onayla geçerli olur. Dolayısıyla şirket ortaklığının devri için tescil ve ilan zorunlu mahiyette olmayıp yalnızca açıklayıcı niteliktedir. Nitekim aynı kanunun 598. maddesinin (3) numaralı fıkrasında “Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur” şeklinde düzenleme yapılarak pay devrine ilişkin tescil işleminin iyiniyetli kişilerin güvenini korumaya yönelik olduğu vurgulanmış ve tescile kurucu bir nitelik yüklenmemiştir.
-Şirket müdürlerinin hukuki vasfına ait değerlendirmede;
Türk Ticaret Kanunu'nun 616 ncı maddesi ile başlayan dördüncü bölümde limited şirketlerinin organları düzenlenmiş olup Kanun'un 623 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan, "Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir." şeklindeki düzenlemeye göre limited şirkette anonim şirketlerden farklı olarak yönetim ve temsile yetkili olarak bir kurul organ değil, kişi-organ düzenlemesi mevcuttur. Zira madde düzenlemesi ile yönetim ve temsil yetkisi müdürlere verilmiştir. Bu nedenle de şirketin kendisi soyut işveren, şirketi yönetim ve temsil yetkisi bulunan her limited şirket müdürü ise kişi-organ olarak somut işveren sıfatını taşır. Öte yandan somut işveren sıfatını taşıyan kişi-organ birden fazla kişiden oluşabileceği gibi tek başına bir kişiye verilen yetki çerçevesinde gerçek kişinin de organ sıfatını kazanması mümkündür. Bu bağlamda 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesi uyarınca limited şirket, yönetimini tek bir ortağa bırakılabileceği gibi üçüncü kişiye de devredebilir. Hukuki düzenleme çerçevesinde yönetim yetkisini devralan ortak yahut üçüncü kişi organ sıfatıyla somut işveren niteliğine sahip olacaktır. Zira tüzel kişinin temsil ve yönetimi ile iradesi bu kişi tarafından ortaya konmaktadır (Süzek, s. 144; Gaye Baycık, "İş Kazası ve Meslek Hastalığından Sorumlulukta Geçerli Yetki Devri", Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 14, Sayı 1, s.65-66). Böyle bir durumda müdür olarak atanan kişiler sahip oldukları işveren sıfatlarıyla ve iş sözleşmesi dâhilinde iş görme ediminin ifası sırasında yönetim ile emir ve talimat verme yetkisine sahip olurlar. Bu sebeple şirketi temsil ve yönetime yetkili kişi-organ sıfatını taşıyan bu kişiler işveren konumunda bulunduklarından işçi sayılamazlar.
Limited şirket müdürü ile şirket arasındaki hukuki ilişkinin vasfına dair kanuni bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak aradaki ilişki sözleşme ilişkisine dayanmakta olup bu sözleşmenin niteliğine dair çeşitli görüşler söz konusudur. Limited şirket müdürünün seçimi şirket tüzel kişiliği tarafından yapılmış bir icap olup bu görevin seçilen kişi tarafından örtülü veya açık bir şekilde kabulü ile de şirket ile seçilen müdür arasında sözleşme ilişkisi kurulmuş olur.
-Ticaret sicil kayıtlarının değerlendirilmesi;
Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde davalı ... Mobilya Tekstil Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü nezlinde ... sicil numarası ile kayıtlı olduğu, şirketin ortaklarının dava dışı ... olduğu, davacının ise davalı şirketteki hissesini 22/06/2007 ortaklar kurulu kararı ile dava dışı ...'ye devrettiği, 05/07/2007 tarihli ticaret sicil gazetesinde davacının hissesini 22/06/2007 tarihi itibariyle dava dışı ...'ye devrettiği ve şirket müdürü olarak dava dışı ...''nin atandığı ve davacının müdürlük görevinin son bulduğu görülmüştür. Yine ticaret sicil kayıtlarında davacının eski şirket müdürü olarak yer aldığı görülmekle davacının davalı şirket bünyesinde ne ortaklığı ve ne de müdürlüğünün devam ettiği görülmüştür.
- Hukuki yarara ilişkin meselenin değerlendirilmesi;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup bu maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde "Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması" dava şartları arasında sayılmıştır. Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine işaret eder. Davacının davayı açtığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Yine bu yararın "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması da gerekir (Emel Hanağası, Davada Menfaat, Ankara 2009, s.135). Öte yandan dava açılmasında olduğu gibi, mahkemeye yapılan her talep için, talepte bulunanın hukuki yararının varlığı şarttır. Aksi hâlde mahkeme, böyle bir talebi inceleyip yerine getiremez (Baki, Kuru : Medenî Usul Hukuku El Kitabı, Cilt 1, Ankara 2020, s. 390). Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki; kanun yolu davanın taraflarına tanınan bir hukuki yol olarak bununla yanlış olan kararların (daha doğrusu yanlış olduğu iddia edilen kararların) tekrar incelenmesi ve değiştirilmesine imkân sağlamaktadır.
Somut olayda, davacının davalı şirket bünyesinde ne ortaklığı ve ne de müdürlük görevinin devam etmediği görüldüğünden hukuki yarara ait dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığından dolayı HMK'nun 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL peşin harcın dava açılırken peşin olarak alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
15/09/2025

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim