Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/989

Karar No

2024/1089

Karar Tarihi

3 Aralık 2024

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***

HAKİM : ***
KATİP : ***

DAVACI : *** 1C Melikgazi/ KAYSERİ
VEKİLİ : Av.
Av.
DAVALI : ***

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliği alanında danışmanlık hizmeti verdiğini, davalıya da “İş Yeri Hekimliği, İş Sağlığına ve Güvenliğine İlişkin Hizmet Sözleşmesi” kapsamında iş güvenliği konusunda danışmanlık hizmeti sağladığını, sağladığı bu hizmet kapsamında da iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi ataması yapıldığını, davalıya sunulan bu hizmetler karşılığında faturalar düzenlendiğini, davalının düzenlene faturaları ödememesi nedeniyle cari hesap ekstresinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, söz konusu alacak için Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla takip başlattığını, başlatılan takibin haksız itirazla durduğunu belirterek haksız itirazın iptalini ve takibin devamına, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının göndermiş olduğu faturalara 8 gün içinde itiraz edilmemiş olması, faturadaki her türlü bilginin doğruluğunun kabul edildiği veya hizmetin teslim alındığı anlamına gelmeyeceğini, bunun ancak faturaları düzenleyen davacının bu fatura içeriğine ilişkin yeterli hizmeti ve emeği verip vermediğinin araştırılması ile mümkün olacağını, faturanın alacağın olduğunu kanıtlamaya tek başına yeterli olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, incelenmesinde, alacaklısının Rota İnovasyon İş Sağlığı Ve İş Güvenliği Limited Şirketi, borçlusunun Alendasofa Kanepe Koltuk İmalat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, 3.957,50-TL asıl alacak üzerinden takibin başlatıldığı görülmüştür.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı tarafından davalı firmaya, iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı ataması yapılıp yapıldığı sorulmuş, gelen yazı cevabıyla ilgili bilgi ve belgelerin gönderildiği görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, mali müşavir - muhasebeci bilirkişi Osman Seyfi 22/07/2024 tarihli raporunda özetle;
Davacının 09.11.2023 tarihli beyan dilekçesi ile defter adresi, ilgili kişi ve iletişim bilgilerini bildirdiğini, ancak ilgili kişi ile iletişime geçildiğinde defterlerin kendisinde olmadığını ve 28.06.2024 tarihinde davacı adına Hakan Kabak' a teslim ettiğini beyan ederek; ilgili teslim tutanağını ibraz ettiğini, bu nedenle tasdik bakımından inceleme yapılamadığını, davacının 2023 yılına ait Yevmiye-Kebir-Envanter defterlerini mahkemeye ibraz etmesi, defterlerden e-defter olanların USB bellek ile ibraz edilmesi halinde tasdik bakımından ve mübrez belgelerdeki kayıtlar ile defter kayıtlarının incelenmesinin yapılabileceğinin tespit edildiğini,
Davalının 22.11.2023 tarihli dilekçe ekinde 2023 yılına ait yevmiye ve kebir defteri PDF dökümünü ve davacıya ait muavin dökümü ibraz ettiğini, davalının 2023 yılına ait Yevmiye-Kebir-Envanter defterlerini mahkemeye ibraz etmesi, defterlerden e-defter olanların USB bellek ile ibraz edilmesi halinde tasdik bakımından ve mübrez belgelerdeki kayıtlar ile defter kayıtlarının incelenmesinin yapılabileceğinin tespit edildiğini,
Bununla birlikte mübrez belgeler üzerinden yapılan incelemeye göre;
Davacı ve davalının mübrez belgelerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibari ile Mart-2023 döneminden 2,50-TL ve Nisan-2023 döneminden 3.955,00-TL olmak üzere toplam 3.957,50-TL alacaklı göründüğünün tespit edildiğini,
Ancak Mahkemece tensip zaptında Çalışma ve Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı tarafından davalı firmaya, iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı ataması yapılıp yapıldığına dair bilgi ve belgelerin mahkemeye gönderilmesinin istenilmesine karar verildiğini, verilen karar doğrultusunda gelen müzekkere cevabının incelendiğini, müzekkere cevabına göre davacı ile davalı arasındaki sözleşmelerin ("OSGB İle Özel İşyeri Arasında İş Güvenliği Uzmanı Hizmet Alımı Sözleşmesi" ve "OSGB İle Özel İşyeri Arasında İşyeri Hekimliği Hizmet Alımı Sözleşmesi") sistemde 17.08.2022 tarihinde onaylandığı ve sözleşme başlangıç tarihinin 17.08.2022 olduğu, sözleşmelerin tanımlanma tarihinin 30.10.2022 olduğu ve sözleşmenin bitim tarihinin 13.11.2022 olduğunun tespit edildiğini, sözleşme statüsünün sonladırıldı olarak göründüğünün tespit edildiğini,
Yapılan bu tespite göre davacının mübrez belgelere göre alacaklı olduğu Mart-2023 ve Nisan-2023 dönemlerinde hizmet sözleşmesinin olmadığı, sözleşme sonlandırma tarihinden sonraki dönemler olduğunun tespit edildiğini,
Takip öncesi faiz talebinin olmadığının tespit edildiğini bildirir yönde rapor sunulmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği rapora karşı davacı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre tarafların tacir olması ve işin ticari iş olması nedeniyle davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama Tek Hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'nün cevabi yazısı, vergi dairesi kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, incelenmesinde, alacaklısının Rota İnovasyon İş Sağlığı Ve İş Güvenliği Limited Şirketi, borçlusunun Alendasofa Kanepe Koltuk İmalat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, 3.957,50-TL asıl alacak üzerinden takibin başlatıldığı, borçlunun yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.
Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır.
Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir.
Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.
6098 sayılı TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.
Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise;
“Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK'nun 222/1) Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK'nun 222/4) Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyasının cari hesap ekstresi ve fatura alacağına dayalı olarak açıldığı, alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının bu faturalara herhangi bir itirazının olmadığı, davacının davalı firmaya iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ile iş yeri hekimi ataması hizmeti verdiği ancak verilen hizmetin bedelinin ödenmediğinin tarafların ticari defter kayıtlarından anlaşıldığı, davalı ticari defterlerinde Mart 2023 döneminden 2,50 TL ve Nisan 2023 döneminden 3.995,00 TL davacının alacaklı görülmekle davalının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca davaya konu edilen alacağın ticari defter kayıtlarıyla sabit ve likit bir alacak olması nedeni ile hüküm altına alınan 3.957,50-TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1- Davanın KABULÜ ile; davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 3.957,50 TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %31,75 oranında ve değişen oranlarda avans faiz uygulanarak takibin devamına,
2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 269,85-TL 'nin mahsubu ile eksik 157,75-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin harcı, 70,00-TL posta ve tebligat ücreti ile 3.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.609,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi uyarınca hesap edilen 3.957,50-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/12/2024
Katip ***
e-imzalıdır

Hakim ***
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim