Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/730

Karar No

2024/1093

Karar Tarihi

3 Aralık 2024

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***

HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (kambiyo senetlerinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hakkında davalı tarafından 28/04/2023 tarihinde Kayseri Genel İcra Dairesi nezdinde; 23/12/2022 düzenleme tarihli, 20/04/2023 vade tarihli ve 220.000,00-TL bedelli bonoya dayanılarak ... Esas sayılı takip dosyası ikame edilerek haciz işlemelerine başlanıldığını, takip dayanağı bononun müvekkilinden zorla alındığını, bu senede dayalı olarak müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının ve müvekkili firma yetkilisinin daha önceden de aralarında ticaret bulunması sebebiyle birbirlerini tanıdıklarını, davalının dava dışı başka bir şahısla olan ticari sıkıntısı sebebiyle 2022 yılında müvekkili firmanın yetkilisi Halit Kırmizitaş'ın işyerine gelerek, olay çıkararak tehditlerde bulunduğunu, yine işyerinde bulunan başkaca şahıslarla tartıştığını ve zorla firma yetkilisi ...'tan boş senet aldığını, akabinde müvekkilinin davalı ile görüşmeye çalıştığını, davalının senedi teminat olarak elinde tuttuğuna dair beyanlarda bulunduğunu, sürecin devamında davalının aldığı bu senedi 220.000,00-TL bedel ile doldurarak; müvekkili firma yetkilisini arayarak "sana 220.000,00 Lira ceza kestim bunu ödeyeceksin." diyerek tehdit ettiğini, başkaca kişilere de tehdit ettirdiğini, bu durum üzerine müvekkilinin konuyla alakalı olarak Emniyet Müdürlüğü'ne giderek şikayetçi olduğunu, davalı tarafından senedin 23/12/2022 düzenleme tarihi, 20/04/2023 vade tarihi olarak düzenlenerek işleme koyulduğunu, savcılık soruşturma dosyasının ... Soruşturma sayılı ve halen derdest olduğunu, her ne kadar kambiyo senetleri borçtan mücerret olsa da somut olayda senet yağması durumu mevcut olduğunu, takibe konu senedin malen kayıtlı olup ticari hayatın bir gereği olarak; mal verildiğine karine olduğunu, mahkemece tarafların ticari defter ve tarafların ticari faaliyetleri incelendiğinde söz konusu senedin ve bu senede bağlı herhangi bir mal alımının iki tarafın da ticari defterlerinde yer almadığının açık şekilde görüleceğini, davalı ile müvekkili arasında bu senede dayalı herhangi bir mal alımının gerçekleştirilmediğini, takip nedeniyle müvekkili şirkete yönelik hacizlerin devamı halinde müvekkilinin hesaplarının ve pos cihazlarının bağlı olduğu hesapların, malları üzerindeki haciz sebebiyle büyük ölçüde mağduriyet yaşayacağını, ticari faaliyetine devam edemeyeceğini İİK'nun 72/3. maddesinin "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." hükmü gereğince icra takibinin dava sonuna kadar geçici olarak durdurulmasına tensiple karar verilmesini talep ettiklerini belirterek 23/12/2022 düzenleme tarihli, 20/04/2023 vade tarihli ve 220.000,00-TL bedelli bonoya dayanak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas numarası ile başlatılan takipte borçlu olmadığının tespitini, dava sonuna dek icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmemesi için %15 teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, kötüniyetli alacaklının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline karşı borcu olmadığı ve müvekkilinin senedi davacıdan zorla aldığı iddiasını hiçbir şekilde kabul etmediklerini, müvekkilinin davacıdan hiçbir şekilde zorla senet almadığını, takibe konu edilen senedi müvekkilinin hukuki ve yasal olarak elinde bulunduran hamil olarak icra takibine koyduğunu, senet yağmasının iftira olduğunu, iki tarafın da ticaretine ilişkin olarak defterlerinde senede konu alışverişin yer almadığı hususunu da kabul etmediklerini, senedin illetten mücerret bir evrak olduğunu, senede konu borcu doğuran hukuki ilişkiden bağımsız olduğunu, defterlerde yer almamasının senedin niteliğine etki etmediği gibi davacıyı da borçtan kurtarmayacağını, defter incelemesine muvafakat etmediklerini, davacının ve firmasının müvekkiline vermiş olduğu başkaca çek ve senetler de olduğunu, müvekkilli ile ticaretler yaptıklarını belirterek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davanın reddini, öncelikle tedbirin kaldırılmasını, davacının haksız ve kötüniyetli olarak dava açması sebebiyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyasına ve bu dosya içerisinde yer alan video kaydına, görüşme kayıtlarına, savcılık ifadelerine, 23/12/2022 düzenleme tarihli 20/04/2023 vade tarihli ve 220.000,00-TL bedelli bonoya, taraflara ait ticari defter ve faaliyet kayıtlarına, makbuzlara, banka kayıtlarına, bilirkişi incelemesine, tanık anlatımlarına, keşif, yemin ve uzman görüşüne delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, davacının şahsi ve firmasının diğer icra takip dosyaları ile dava dosyalarına, tanık beyanlarına, bilirkişi raporuna, keşif incelemesine, yemin ve isticvap beyanlarına delil olarak dayanılmıştır.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak en son tarih itibari ile ... soruşturma sayılı dosya akıbeti sorulmuş, soruşturma tamamlanıp dava açılmış ise mahkeme adının ve esas numarasının, KYOK kararı verilmiş ise bu kararın kesinleşip kesinleşmediğinin bildirilmesi istenilmiştir. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca bu müzekkeremize cevap verilmiş ve soruşturma dosyasının Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dava dosyanın örneğinin Uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyanın kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Dava dilekçesinde davacının dava konusu senedin kendisinden zorla alındığını iddia ettiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/11/2023 tarihli, 2022/1-1100 Esas ve 2023/1096 Karar sayılı emsal kararı, TBK'nun 37. maddesi ve HMK'nun 203/1-(ç) maddesi uyarınca hukuki işlemlerde irade bozukluğu (hata, hile, korkutma)'nun senede bağlanması mümkün olmadığından tanık dinlenmesi imkanının bulunduğu dikkate alınarak davacı tanıklarının dinlenmesine karar verilmiş, aksi yöndeki davalı itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davacı tanığı ... duruşmada; "Ben olayın içinde değilim. ... isimli arkadaş ile Kayseri Park civarında gezerken ...'ü davalı ... telefon ile aradı. Ona ... Otomotiv'in oraya gel dediğini ben aslında duymadım, ancak yanımda olan ...'ün Halit Ağabey'in yerini biliyorum dediğini duydum. ... bana oraya gidelim deyince ...'ın dükkanına beraberce gittik. Yazıhanede otururken Gökemen lavaboya gitti. ..., ..., ... ve bir kaç kişi aralarında konuşuyorlardı. Sonra Gökmen lavaboya gitti. Bu konuşma olurken ... ...'e senet vereceksiniz dedi. Ben ...'ya Gökmen'in çeki var zaten ne için senet istiyorsunuz dedim. Cevaben bana sen karışma sen ne oluyorsun dedi. İleri geri bana laf söyledi, onunla tartıştık. Bağırdık çağırdık. Sözlü bir tartışma oldu. ... bize siz gidin kardeş, ben hallederim dedi. Ben olayın ne olduğunu da bilmiyordum. Sadece Gökmen orada ...'ya benim çekim var senet neden istiyorsun dedi. ... da sen de vereceksin, Halit de verecek, herkes senet verecek dedi. Biz sözlü olarak tartışırken de elini beline attı, silahımı getirin dedi. Orada 3-4 kişi daha vardı. Özgür elini belini attı arabadan silahımı getirin diye onlara söyledi. Ortaya silah gelecek diye ... bana Gökmeni al git dedi. Ben ...'ü de alarak olay yerinden gittim. Ben ...'ın senet düzenlemesini imza atmasını görmedim. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... duruşmada, "Biz daha öncelerinde davalı ... ile bir tartışma yaşadık. Aramızda senet alışverişi vardı. Ödediğimiz senedi bize iade etmemişti. Daha önce bir başkası ile yaptığı ticaretten dolayı benden beni onlarla sen tanıştırdın, bana şahsi senet vereceksin diye benden evrak istemişti. Ben de bunu kabul etmeyince telefonda tersleştik. Ben Kayseri'de ...'ın firmasındayım gel buraya görüşelim dedi. ... ile araç içerisinde seyahat ediyorduk, geziyorduk. Beraber aynı araçta olduğumuz için ... firmasının oraya gittik. Biz gittiğimizde ... ile ... sözlü olarak aralarında hararetli bir şekilde konuşuyorlardı. Biz kapıdan içeri girer girmez ... hayırdır sen korkuyor musun, yanında adam ile mi geliyorsun dedi. Biraz da argo küfürlü kelime kullandı. Bana senet vereceksin dedi. Daha sonra tartışma büyüdü sonra silahına davranmaya çalıştı. Arabadan silahımı getirin diye orada bulunan bir şahsa ifadede bulundu. Bu şekilde ..., otonun sahibi olan ... bizi aralayarak bizi yani ... ile beni arabamıza bindirip gönderdi. Daha sonra onlar orada oturmaya devam ettiler bu yüzden sonrası hakkında bir bilgim yoktur. Ben çıkarken ... arkamdan bana sen bana senet vermezsen verme, geçmişte ödemiş olduğun evraklar elimde ben onlarla zaten yapacağımı biliyorum, dedi ve daha sonra biz oradan uzaklaştık. Biz işyerine girdiğimizde direk kavga ettik, yani sözlü olarak tartıştık sonra ... bizi arabamıza binip bizi oradan uzaklaştırdı. Ben bu nedenle 20/04/2023 vade tarihli, 220.000,00-TL bedelli senedin düzenlenmesini görmedim. Ancak bu olaydan sonra ... bana sussun diye ...'ya senet verdiğini telefon ile söyledi. Biz ... ile yumruk yumruğa kavga etmedik, sadece itişme kakışma oldu. ... yukarıda anlattığım gibi silahımı getirin deyince zaten üst kattaydık. ... bizi alt kata indirdi. Burası benim mekanım burada kavga olmaz dedi ve bizi arabamıza bindirip gönderdi. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... duruşmada; "Davacı şirketin sahibi olan ... benim ağabeyim olur. Dükkanımızda 2022 yılı Aralık ayında bir arbede çıktı. Bu dükkanımız dediğim yer davacı şirketin o tarihte faaliyet gösterdiği dükkandır. ... ve ... oradaydı. ... ile ... birbirine girdi. Fiziki olarak birbirlerine girdiler. Aralarında itişme kakışma oldu. Hatta aralarına ayırmak için girenlerden biri bendim. Sabri ile Özgür arasında itişme kakışma oldu benim söylediğim doğrudur, sonra ... benim silahımı getirin bağırarak 3-4 kere belini yokladı. Kime dediğini anlamadım. Orada ben, ağabeyim ..., ..., ... ve ... vardık. Başka kimse yoktu. Ondan sonra Sabri Ağabey ile Gökmen Ağabey'i daha fazla husumet çıkmasın diye ağabeyim ile birlikte dışarı çıkardık. Ondan sonra olay daha fazla uzamasın diye ağabeyim ve ben ...'yı yemeğe götürecektik. Arabasının torpidosunu açtı oradan bir senet çıkardı. Ağabeyim ...'tan o senedi imzalamasını istedi. Torpidosunu açtığında silahını ben kendim bizzat gördüm. Silahı toripidodaydı. Ağabeyim orada senedi imzaladı. Senedin üzerinden ne yazdığını okumadım. Bu araba ...'nın arabasıydım. Ağabeyim ile arabadan indiğimizde senedi neden imzaladın diye sordum. Olaylar daha fazla büyümesin diye imzaladığını söyledi. ... ile zaten ticaretimiz vardı ama aldığımız mal karşılığı çek vermiştik. O çeklerin hepsi Özgür'de mevcuttu. Bu olaydan çok sonrasına kadar o çeklerin bedelini de ödedik zaten. Ama bu senedin bedelinin ne olduğunu kimse bilemedi. Zaten ... dükkana geldiğinde ceza kesmeye geldim diye girdi. Bu olaydan sonra ağabeyim ...'ın evindeydim ...'nın telefon ile görüşmesine şahit oldum. Telefon da ağabeyimi tehdit etti. Telefon hoparlörde balkondaydı, o yüzden ben de duydum. Buraya gelip buradan bir kaç kişi ile birlikte ağabeyimi ve burada ticaret yaptığı bir kaç kişiye ceza keseceğini söyledi. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Taraflara HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu olan 2022 ve 2023 yıllarına ait tüm ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeleri, ibrazı mümkün değilse bunun nedenlerinin açıklanarak ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye ibraz edileceği açık adresini ve bu adreste ticari defter ve kayıtları incelemeye sunacak kişinin adı, soyadı ve telefon numarasını bildirmesi için taraflara kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. maddeleri uyarınca ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış sayılacakları, HMK'nun 94/2. maddesi gereğince ticari defter ve kayıt deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları, 7251 sayılı kanun ile değişik HMK'nun 222/3. maddesi uyarınca taraflardan birinin ticari defterlerini ibraz etmemesi veya bilirkişi incelemesine hazır edileceği açık adresini bildirmemesi halinde karşı tarafın kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi ve onun halefi lehine delil olarak kabul edileceği taraf vekillerine usulünce ihtar edilmiştir. Kesin süre içinde davacı tarafça ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi incelemesine hazır edileceği açık adresi bildirildiği halde davalı tarafından kesin süreye uyulmamıştır.
Davacının ticari defterleri üzerinde HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir smmm/muhasebeci bilirkişiye tevdine, bilirkişiye HMK'nun 268. maddesi gereği davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. maddesi gereğince davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, var ise mahiyetinin ne olduğu, ticari ilişkiyi gösterir dayanak, fatura, irsaliye ödeme belgelerinin bulunup bulunmadığı, var ise bunlardan suret alınıp rapora eklenilmesine, davacı tarafından davalıya dava konusu bononun ve bu bono dışında çek veya çekler verildiğine ilişkin kayıt ve belgeler olup olmadığı, var ise alacak borç durumunun ne olduğu konularında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.
Görevlendirilen Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 06/05/2024 tarihli raporda özetle; "Davalının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile yapılacak takipte ödeme emri ile 12/05/2023 tarihinde, asıl alacak: 220.000,00-TL, komisyon: 660,00-TL, işlemiş faiz: 518,36-TL olmak üzere toplam alacak 221.178,36-TL üzerinden icra takibi başlatmış olduğu, takibe konu senedin, düzenleme tarihi: 23/12/2022, ödeme günü: 20/04/2023, senet bedeli: 220.000,00-TL, muhatap: ... Otom. Araç Kiralama İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti., lehtar ..." olarak tanzim edilmiş olduğu, davacının 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerini süresi içinde, usulüne uygun olarak tasdik ettirmiş olduğu, HMK'nun 222. maddesine göre sahibi lehine delil olma niteliğine haiz olduğu, davacının 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defter kayıtlarında, 153 ticari mallar, 320 Satıcılar ve borç senetlerinin takip edildiği 321 Borç Senetleri hesaplarında, dava konusu senet ve davacıya ilişkin herhangi bir muhasebe kaydının bulunmadığı, tazminat ve miktarının takdirinin mahkemeye ait olduğu," belirtilmiştir.

Davacının dava dilekçesinin deliller bölümünde yemin deliline dayandığından davacı tarafa yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmesi, yemin teklif edecek ise yemin metnini sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde davacı tarafça yemin metni sunulmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, kambiyo yolu ile başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığına yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağını İİK'nun 72. maddesi oluşturmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyeti tarafından yazılı yargılama usulüne göre yürütülmüştür.

Davacının dava dilekçesinde harca esas değer olarak 220.000,00-TL olarak bildirilerek bu bedel üzerinden peşin dava harcı yatırılmak suretiyle bu menfi tespit davasını açtığını, dava dilekçesi ve takip dosyası incelendiğinde takip talebinde toplam 221.178,36-TL üzerinden borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davanın açıldığı görülmekle; dava açılırken 221.178,36-TL üzerinden 3.777,17-TL peşin nispi dava harcının yatırması gerektiği halde dava açılırken 3.757,05-TL harç yatırıldığı anlaşıldığı, eksik kalan 20,12-TL eksik peşin nispi dava harcını ikmal etmek üzere davacı tarafa Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca kesin süre verilmiş, öngörülen kesin süre içerisinde eksik nispi harç yatırılmadığı taktirde Harçlar Kanunu'nun 30, 32. ve HMK'nun 150. maddesi uyarınca dosyanın geçici olarak işlemden kaldırılmasına, HMK'nun 150. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde harcın ikmal edilmemesi durumunda dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği davacı vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Davacı tarafça 03/08/20243 tarihli makbuz ile eksik harcın yatırıldığı anlaşılmıştır.
28/07/2023 tarihli ara kararı ile davacının icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca takip çıkış miktarı olan 221.178,36-TL'nin %20 oranındaki (44.235,67-TL) nakdi ya da teminat mektubu karşılığında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbiren icra veznesine ödenecek paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmiştir. Davacının teminat yatırması üzerine ihtiyati tedbir kararının infazı için mahkememizce Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına 31/07/2023 tarihli müzekkere yazılmıştır.
Davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazı üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme sonunda 05/12/2023 tarihli ara kararı ile davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 05/12/2023 tarihli ara kararı davalı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf edilmiştir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce yapılan istinaf incelemesi sonunda 25/01/2024 tarihli, ... Karar sayılı karar ilamı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Tarafların uyuşmazlık noktaları ana başlıklarıyla; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 23/12/2022 düzenleme tarihli, 20/04/2023 vade tarihli ve 220.000,00 TL bononun davalı tarafından davacı şirketin yetkilisi ...'tan zorla alınıp alınmadığı, bundan dolayı senedin düzenlenmesinde irade bozukluğu olup olmadığı, bu senet ve icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı, tarafların İİK'nun 73. maddesine göre tazminat istemlerinin yasal koşullarının bulunup bulunmadığı konularında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır.
Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 645. maddesi gereğince içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır. Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Basım, Ankara 1997, s.173, Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, İstanbul 2001, s.25).
Türk hukuk öğretisinde kambiyo senetlerinin içerdiği hakkın doğumu konusundaki baskın görüş sözleşme teorisi ile açıklanmakta bu da güven ilkesi ile desteklenmektedir. Bu teoriye göre kambiyo senedinin düzenlenmesi ile içerdiği hak derhal vücut bulmaz, borcun doğumu için ayrıca senedin borç altına girmek kastıyla lehdara da verilmesi yani teslime ilişkin bir de ayni sözleşmenin mevcudiyeti gerekir (Ali Bozer, Celal Göle, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s.21, A. Lerzan Yılmaz, Kambiyo Senetlerinde Def’iler, İstanbul 2007, s.51, Öztan, s.106). Bu sözleşmenin kurulması 6092 sayılı Kanun'un genel hükümleri gereği karşılıklı ve aynı yöndeki iradelerin açıklanması ile mümkündür. İradelerin açıklanması ve sakatlanması konusunda da aynı Kanun'un hükümleri dikkate alınır.
Özel hukukta kişilerin irade özgürlüğüne sahip oldukları ve ancak kendi özgür iradeleriyle hak sahibi olup, borç altına girecekleri temel bir ilke olarak benimsemiştir. Bu temel ilkenin doğal sonucu olarak borçlar hukuku alanında sözleşme özgürlüğü ilkesi esastır. Bu ilke sayesinde kişiler özel borç ilişkilerini, hukuk düzeninin sınırları içerisinde yapacakları sözleşmelerle özgürce düzenleme olanağı bulmaktadır. Bu bağlamda kişilerin işlem (sözleşme) iradelerinin sağlıklı olması ve gerçek iradelerini yansıtması büyük önem taşımaktadır. Çünkü irade açıklaması, bir hukuki işlemin temel kurucu unsurudur.
Bu nedenle hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun hukuki sonuç doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve yine bu iradelerinin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanması gerekmektedir. Ancak çeşitli nedenlerle kişinin işlem iradesi oluşum ya da açıklama aşamasında sakatlanabilir. Bu sakatlık, iradenin özgür bir biçimde oluşmadığını veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığını gösterir.
İrade beyanı, irade ve beyan unsurlarından oluşur. Bir sözleşme yapılırken taraflardan birinin işlem iradesinin oluşum veya beyanı aşamasında ortaya çıkan sakatlıklara irade bozukluğu denir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Basım, Ankara 2017, s. 392). İrade bozukluğu kavramının iki farklı yönü bulunmakta olup, bunlardan ilki iradenin henüz oluşum evresindeki sakatlık, diğeri ise iradenin açığa vurulması (beyanı-bildirimi) evresinde meydana gelen sakatlıktır. İrade bozukluğu hâlleri 6098 sayılı Kanun'da 30 ilâ 39. maddeleri arasında "yanılma", "aldatma" ve "korkutma" başlıkları altında düzenlenmiştir.
Korkutma 6098 sayılı Kanun'un 37. maddesinde; "Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir.
Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür.
" şeklinde düzenlenmiştir." şeklinde düzenlenmiştir.
Yine 6098 sayılı Kanun'un 38/1. maddesine göre korkutmanın gerçekleşebilmesi için korkutulanın içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı görülebilmesi gerekir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir.
Türk hukukunda irade bozukluğuna bağlanan yaptırım ise kesin hükümsüzlük (butlan) hâli değildir. 6098 sayılı Kanun'da irade bozukluğuyla yapılan sözleşmelerin, iradesi hata, hile veya ikrahla sakatlanan kimseyi bağlamayacağı öngörülmüş ve bu kişiye belli bir süre içerisinde kullanabileceği iptal hakkı tanımıştır.
Korkutma fiili maddi bir vakıa niteliğindedir ve kanun koyucu, bu vakıanın senede bağlanmasının mümkün olmadığını öngörerek, 6100 sayılı Kanun'un 203/1-ç maddesinde ispat vasıtası olarak senet dışındaki tanık dahil başka delillere başvurulmasına cevaz vermiştir. Bu düzenleme, özellikle yazılı sözleşmeler bakımından, senede karşı senetle ispat kuralının önemli istisnalarından birisini oluşturmaktadır (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, İstanbul 2001, s.2297, İlhan E. Postacıoğlu, Şehadetle İspat Memnuiyeti ve Hudutları, İstanbul 1952, s.208 vd., Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/09/2024 tarihli, 2023/11-693 Esas ve 2024/444 Karar sayılı emsal kararı).
Somut olayda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma dosyasında yürütülen soruşturma sonucu müşteki ...'ın ilk ifadesinde senetle ilgili ayrıca şikayetçi olacağını belirttiği, ek beyanında senedin icraya konulduğunu ve senedin zorla kendisinden alındığını beyan etmiş ise de, senedin zorla alındığına dair herhangi bir delilin bulunmadığı gibi müşteki ve şüpheli ...'nın aralarında ticaret ilişkisi olduğunu beyan etmekle senedin ayrıca bedelsiz olduğuna ilişkin de delil bulunmadığı anlaşıldığından bahisle atılı bedelsiz senedi kullanmak suçundan kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu karara davacının itirazı üzerine Kayseri 3. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 02/10/2023 tarihli ve ... D. İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, 11/03/2023 tarihinde davalı ...'nın davacı şirket yetkilisi olan ...'a yönelik tehdit ve hakarette bulunduğundan bahisle cezalandırılması istemiyle Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası üzerinden kamu davası açıldığı görülmüştür. İncelenen savcılık soruşturma dosyası ve ceza mahkemesi dosyası içeriğine ve mahkememizce dinlenilen tanık anlatımlarına göre dava konusu senedin davalı tarafından davacı şirket yetkilisi olan ...'tan korkutma, cebir ve şiddet altında alındığını gösterir delil bulunmamaktadır. ...'ın kardeşi ...'ın tanık olarak verdiği ifadesinde "... Ondan sonra olay daha fazla uzamasın diye ağabeyim ve ben ...'yı yemeğe götürecektik. Arabasının torpidosunu açtı oradan bir senet çıkardı. Ağabeyim ...'tan o senedi imzalamasını istedi. Torpidosunu açtığında silahını ben kendim bizzat gördüm. Silahı toripidodaydı. Ağabeyim orada senedi imzaladı. Senedin üzerinden ne yazdığını okumadım. Bu araba ...'nın arabasıydım. Ağabeyim ile arabadan indiğimizde senedi neden imzaladın diye sordum. Olaylar daha fazla büyümesin diye imzaladığını söyledi. ... ile zaten ticaretimiz vardı ama aldığımız mal karşılığı çek vermiştik. O çeklerin hepsi Özgür'de mevcuttu. Bu olaydan çok sonrasına kadar o çeklerin bedelini de ödedik zaten. Ama bu senedin bedelinin ne olduğunu kimse bilemedi. ... " şeklindeki anlatımları da senedin korkutma, cebir ve şiddet altında alındığını ispata yeterli değildir. Zira ...'ın savcılık soruşturması sırasında verdiği ifadesinde davalıya borç senet verdiğini ve imza attığını ifade etmişse de davalının korkutması üzerine senet imzaladığı yönünde bir beyanın olmadığı görüldüğü gibi, korkutma yolu ile senet aldıklarını ileri sürdüğü davalı ... ile ...'ın birlikte yemeğe gitmesi hayat tecrübelerine ve hayatın olağan akışına uygun değildir. Mevcut delil durumu itibarı ile dava konusu senedin korkutma, cebir ve şiddet altında düzenlendiği ve davalıya verildiğine yönelik davacı iddialarının ispatına yönelik yeterli ve kesin delil bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, senedin teminat senedi olduğunu ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler, Yargıtay HGK'nun 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 Esas ve 2003/768 Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı borçlu, emre yazılı 220.00,00-TL bedelli bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü korkutma iddialarını ispat edemediği görülmektedir.
Davalı tarafından davacı aleyhine bonoya dayanılarak takip yapılmış, davacı takibe konu edilen senedin korkutma altında düzenlendiği ve irade bozukluğu olgusuna dayanmış ve borcu bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise iddianın yersiz olduğunu savunmuştur.
Davacı vekili yargılama aşamasında diğer nedenlerin dışında davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle müvekkilinin iddialarının ispat edildiğinin kabulü gerektiği iddiasına da dayanmıştır.
Bu aşamada somut uyuşmazlıkta davalının ticari defterlerini ibraz zorunluluğu olup olmadığının ve HMK'nun 219, 220 ve 222. maddelerinin uygulanmasının mümkün olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
HMK'nun 219. maddesinin ikinci fıkrasındaki hüküm uyarınca ticari defterlerin HMK'nun 199. maddesi anlamında belge olarak kabulü gerekir. İspat yükü üzerinde olan davacı davalının ticari defterlerinin ibrazını isteyebilmesi için HMK'nun 194. maddesi hükmü uyarınca istenilen bu belge hakkında bilgi vermesi, dayandığı vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırması gerekmektedir.
Menfi tespit davasına konu bononun da ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu da bulunmadığından davalının ticari defterlerine belge anlamında delil olarak dayanması mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarihli, 2019/11-173 Esas ve 2022/69 Karar sayılı ilamı bu doğrultudadır. Benzer görüş Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, s. 1813, 1814. isimli kaynak kitapta da paylaşılmıştır.
Kaldı ki davacı bedelsizlik iddiasını HMK'nun 200 ve 201. maddesi hükümleri uyarınca kesin delille (yazılı delille) ispatlaması gerektiğinden ticari defterlerin HMK'nun 219/2. maddesi uyarınca belge olarak kabul edildiği durumlarda belge delili kesin delil niteliğinde olmadığından bedelsizlik iddiasını ispatlamaya da yeterli değildir.
Eldeki somut olayda davacı taraf yemin deliline dayanmıştır. Davacının dava dilekçesinin deliller bölümünde yemin deliline dayandığından davacı tarafa yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmesi, yemin teklif edecek ise yemin metnini sunması için kesin süre verilmiş, kesin süreye uymamanın sonuçları usulünce ihtar edilmiştir. Kesin süre içerisinde davacı tarafça yemin metni sunulmamıştır. Bu açıklamalar ve önceki hükümde yer alan gerekçeler ışığında mahkememizce davasını usulüne uygun yasal delillerle kanıtlayamadığı nedeniyle davacının ispatlanamayan menfi tespit davasının reddine karar vermek gerekmiştir.

İİK'nun 72/3-4. maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği tazminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağı, buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı, bu zararın herhalde yüzde %40'tan aşağı tayin edilemeyeceği hüküm altına alınmış, 6352 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle 05/07/2012 tarihinden itibaren %40 oranı %20 olarak değiştirilmiştir.
Bu yasal düzenleme doğrultusunda davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekir. Somut olayda, mahkememizce 15/09/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Bu nedenle ihtiyati tedbir dolayısıyla davalının alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararı bulunduğundan İİK'nun 72/4. maddesinin yasal koşulları gerçekleştiğinden, yine cevap dilekçesinde talep edildiğinden İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca harçlandırılan takip konusu alacak olan 221.178,36-TL'nin takdiren %20'sı oranında tazminatının davacıdan alınarak verilmesine karar verilmelidir. İzah edilen tüm nedenlerle aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca 221.178,36-TL'nin takdiren %20'si oranında tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 427,60-TL karar harcının peşin alınan 3.757,05-TL ve tamamlama harcı 20,12-TL olmak üzere toplam 3.777,17-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 3.349,57-TL'nın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan elektronik tebligat gideri 2,00-TL, fotokopi ve dosya gideri 57,00-TL olmak üzere toplam 59,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın reddi nedeniyle hesap ve taktir olunan 35.388,54-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2024

Katip ...
E-imzalıdır

Hakim ...
E-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim