mahkeme 2022/669 E. 2024/379 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/669
2024/379
16 Nisan 2024
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO : ... Esas
KARAR NO : ...
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACILAR : 1- ***
2- *** Apt. Altı Kocasinan/Kayseri
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takip konusu çekte lehtar adına atılmış gibi gösterilen imzanın lehtar olan ...'a ait olmadığını, söz konusu çekte lehtar olan ... adına atılan imzanın sahte olduğundan davalı şirketin yetkili hamil olamayacağını, lehtara ait olması gereken imzanın sahte olması halinde ciro silsilesi koptuğundan lehtar olarak görünen davalının yetkili hamil olmadığını, dava konusu çekin, kambiyo senedi niteliğinde olmadığı için ciro silsilesi yolu ile devralınamayacağını, davalı şirketin yetkili hamil olmadığından takibin iptali gerektiğini, söz konusu çekle ilgili Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden çek iptali davası açıldığını, bu hususun çekin üzerine de kaşe edildiğini, dava konusu çek süresinde bankaya ibraz edilmediğinden ve usulüne uygun kaşe basılmadığından ve alacağın temliki hükümlerine göre devredildiğinden kambiyo vasfını taşımadığını, müvekkillerinin telafisi imkansız zararlara maruz kalmaması ve hak kaybına uğramaması için öncelikle icra takibinin tedbiren durdurulmasına ve icra dosyasına giren paranın davalı (alacaklıya) ödenmemesi için tedbir kararı verilmesine, müvekkillerinin davaya ve takibe konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, kötü niyetli davalı aleyhine takip konusu alacağın %20 'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki itirazlarının olduğunu, İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin davaya konu çekleri usul ve yasaya uygun şeklide ciro yoluyla iktisap ettiğini, iyi niyetli ve son meşru hamili olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu çeke ilişkin alacağının usul ve yasaya uygun bir şekilde faktoring sözleşmesi, alacak bildirim formu, fatura tavsik edilerek ciranta ...'tan ciro yoluyla iktisap ettiğini, dava konusu çekin, teyit alındıktan sonra ticari ilişkiyi gösterir faturalarla birlikte ciro yoluyla devralındığını, ödeme yasağı olsa dahi müvekkili şirketin çeki fatura tavsik ederek devralan iyi niyetli meşru hamili konumunda olduğunu, tedbir kararının geçici bir hukuki koruma olduğundan ve müvekkilinin tedbir kararına taraf olmadığından takip konusu çek hakkında icra takibi başlatmasına ve ihtiyati haciz isteminde bulunmasına engel teşkil eden hiç bir sebebin bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini, kötü niyetle ikame edildiğinden davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davac tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının uyap kayıtları celp edilmiştir.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasının uyap kayıtları celp edilmiştir.
İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının uyap kayıtları celp edilmiştir.
Akbank AŞ Kayseri Eski Sanayi Şubesi'ne, Ziraat Bankası AŞ Kayseri Eski Sanayi Şubesi'ne, PTT Bank Kayseri PTT Baş Müdürlüğü'ne, SGK Kayseri İl Müdürlüğü'ne, Kayseri Mimar Sinan Vergi Dairesi'ne ayrı ayrı müzekkere yazılarak davacı ...'ın çek keşide tarihi olan 30/06/2022 tarihine yakın tarihlerde tercihen bu tarihten önce çeşitli nedenlerle imzasının atılı bulunduğu belge asıllarının gönderilmesi istenilmiş, SGK Kayseri İl Müdürlüğü'nden, Akbank Sanayi/Kayseri Şubesi'nden, Mimarsinan Vergi Dairesi'nden, Ziraat Bankası Sanayi /Kayseri Şubesi'nden davacıya ait imza örneklerinin bulunduğu evrak asıllarının gönderildiği görülmüştür.
Mimar Sinan Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davacı ...'ın Nisan 2022 dönemine ait form Ba belge örnekleri celp edilmiştir.
Dava konusu ... seri nolu çek üzerinde ismine atfen atılı imzalar yönünden davacı ... isticvap edilmiş, dava konusu Ziraat Bankasına ait 45.000,00-TL bedelli ... seri numaralı çek üzerindeki ismine atfen atılı imzalar davacı asile gösterilerek sorulmuş, davacı " Bana göstermiş olduğunuz çek üzerindeki imza, rakamlar ve yazılar bana ait değildir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacının oturarak, ayakta, sağ ve sol el ile bol sayıda imza, yazı ve rakam örnekleri alınmıştır.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, imza incelemesi alanında uzman bilirkişi ... 15/01/2024 tarihli raporunda özetle; incelemeye konu T.C. Ziraat Bankası Erciyes /Kayseri Şubesi'ne ait, Kayseri - 30/06/2022 keşide yer ve tarihli, keşidecisi ... Tüketim Malları Ticaret ve San. Ltd. Şti. Olan, ...-Kervan Mobilya emrine düzenlenmiş, "45.000,00 (Kırkbeşbin)" TL değerindeki "..." seri numaralı çekin arka yüzünde "..." isim yazısı, T. C rakamları ve altında atılı bulunan 1. Ciranta imzasının, mevcut mukayese yazı, rakam ve imzalarına kıyasen, ...'ın elinden çıkmadığı kanaatine varıldığını bildirir yönde rapor sunulmuştur. Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacılar vekilinin beyan dilekçesi, davalı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221).
Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268).
Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesine göre, iradesi dışında çek elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatap bankayı çeki ödemekten menedilmesini isteyebilir. Aynı Kanun’un 759. maddesi uyarınca, çeki eline geçiren kişi bilinmiyorsa, çekin iptaline karar verilmesi istenebilir. İptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 764. maddesi uyarınca elden çıkan çek, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, mahkemece çekin iptaline karar verilir. Çekin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, iptal talebinde bulunan keşideciye karşı çekten doğan istem hakkı ileri sürebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesine göre, çekten dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’îleri başvuran yetkili hamile karşı ileri süremez. Ancak hamil, çeki iktisap ederken çekin keşidecinin rızası dışında elinden çıktığını ya da çekin karşılığının daha önce çeki elinde bulunduran kişiye keşideci tarafından ödendiğini bile bile keşidecinin zararına hareket etmiş olması durumunda keşideci hamile karşı kötü niyet def’înde bulunabilir.
Çek hakkında iptal kararı verilerek bu karara dayalı olarak keşidecinin lehtara ödeme yapmış olması yetkili hamile karşı 6102 sayılı TTK’nın 687. maddesi gereği ileri sürülemeyeceğinden keşidecinin çekin lehtar tarafından iptal ettirilmesi ve buna dayalı olarak lehtara ödemede bulunması def’ini ancak lehtara karşı ileri sürebilir. Bunu yanında çeki elinde bulunduran yetkili hamile karşı ileri süremez.
Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde çekin bir başka anlatımla çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise 6102 sayılı TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz.
Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz. Her ne kadar çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu ispat edememiş olması nedeniyle yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasında, davalı banka tarafından davacı keşideci ile birlikte dava dışı ciranta ... hakkında uyuşmazlığa konu çek nedeniyle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapılmıştır. İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile İstanbul İcra Dairesi hakkında yetkisizlik kararı vermiş, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esasını almıştır.
Dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporuna göre dava konusu çekte yer alan lehtara ilişkin imzaların şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 792. maddesindeki, “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” şeklindeki düzenlemenin, çeki elinde bulunduran kişinin geçerli ve birbirini takip eden cirolarla yetkili hamil olduğunu ispat etmesi durumunda ancak çeki kötü niyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap etmesi durumunda iade ile mükelleftir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile çekteki lehtar cirosunun sahte olduğu anlaşıldığına göre, 6102 sayılı TTK’nın 684. ve 788. maddeleri uyarınca geçerli bir ciro bulunmadığından çek üzerinde bulunan hakkın çekte ciranta olarak görünen ...’a devrinin gerçekleşmediği böylece çek üzerinde hakkı olmayan ...'ın yaptığı ciro ile de çekteki hakkın çeki elinde bulunduran davalıya geçmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalının, 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edemediği, bir başka anlatımla lehtar cirosunun sahteliği ile ciro zincirinde kopukluk olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığından ciro zincirindeki kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye başvurma hakkı bulunmamaktadır.
Somut olayda, lehtarın cirosunun sahte olması nedeniyle birbirini takip eden geçerli ciro zinciri olmadığı için davalının 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu yani kendisine çek üzerinde bulunan hakkın geçtiğini ispat edemediğinden aynı Kanun’un 792. maddesine göre ispat yükünün davacı keşidecide olduğu düşünülemez. Çünkü 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki düzenleme, çeki 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesine göre geçerli bir ciro ile hakkın devredildiği ve yine 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat eden yetkili hamiller içindir.
Somut olayda, temlik eden davalı faktoring şirketinin davaya konu çeki dava dışı ...'dan faktoring sözleşmesiyle temlik aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda temlik alan davalının temlik edenin halefi olduğu hususu da dikkate alınarak somut uyuşmazlığın, TTK'nun kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine nazaran faktoring işlemleri bakımından özel bir hüküm niteliğinde olan ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle uygulanması gereken 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ve buna ilişkin Yönetmelik ile BDDK Genelgeleri çerçevesinde değerlendirilip, çözüme kavuşturulması gerekmektedir. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2. maddesine göre, faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz. Aynı Kanun'un 9/2. maddesinin yollamasıyla somut olaya uygulanması gereken 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1. maddesi ise; "Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması; a) Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi, b) İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sistemi'nde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması, c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veri tabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur." hükmünü haizdir.
Davalı beyanlarından anlaşıldığı üzere bu davalı tarafından 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2. maddesinin yollamasıyla somut olaya uygulanması gereken 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1. maddesinde yazılı "Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması; ... c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veri tabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur." hükmüne uygun davranmadığı görülmektedir. Yapılan izahatlara göre davalı faktoring şirketinin çeki iktisabında ağır kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Zira çekler hakkında, keşideci olan davacıya başvurması halinde davacının borcu teyit etmeyeceği, İmzanın kendisine ait olmadığı, bu nedenlerle de çekin bedelsiz kaldığını öğrenme imkanı varken anılan davalının bu araştırmayı yapmamış olması ağır kusurdur. Bu nedenle davanın kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
DAVANIN KABULÜ ile,
1-Dava konusu T.C. Ziraat Bankası Erciyes/Kayseri Şubesine ait keşide yeri Kayseri-30/06/2022 tarihli, 45.000-TL bedelli, ... seri numaralı çekden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yargılama sırasında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında davacı ...'tan yapılan tahsilat nedeni ile İİK'nun 72/6. maddesi gereğince istirdata dönüşen işbu davada davacıdan tahsil edilen 3.500,00-TL 'nin ödeme/tahsil tarihi olan 03/01/2023'ten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile, 61.000,00-TL 'nin ödeme/tahsil tarihi olan 13/12/2022'ten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, (istirdadına)
2-İİK'nun 72/5. maddesinin yasal koşulları bulunmadığından %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
3- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 3.073,95 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 768,49 TL'nin mahsubu ile eksik 2.305,46 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı 80,70 TL, peşin harç 768,49 TL, tebligat, müzekkere ve posta gideri 330,00 TL ve bilirkişi ücreti 2.500,00 TL olmak üzere toplam 3.679,19 TL yargılama harç ve giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-İhtiyati tedbir kararı için alınan teminatın HMK'nun 392/2 maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde tazminat davası açıldığının dosyamıza bildirilmemesi halinde davacıya iadesine,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2024
Katip ***
e-imzalıdır
Hakim ***
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.