mahkeme 2022/169 E. 2025/788 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/169
2025/788
16 Eylül 2025
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :...
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ...
Av. ....
DAVALI : ....İ
VEKİLİ : Av....
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalının, davacıdan herhangi bir alacağı olmadığı halde, haksız ve kötü niyetli olarak 50.000,00 TL bedelli bononun (senet) zorunlu unsurları taşımayan üzerinde; "Türk Lirası 50.000, 05.06.2020 tarihinde, ... Medikal Sağ. Hizm. Ltd. Şti., veyahut emrühavale yukarıda yazılı yalnız Ellibin, Dilara Çelik, ..." ibareleri yazılı evrakı davacıya zorla imzalattığını, bononun zorunlu unsurlarını taşımadığını, davalının bu evrakı davacıya imzalatma gerekçesinin, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin...Esas,...Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılamaya konu güveni kötüye kullanma ve hırsızlık suçlarını işlediği iddiası olduğunu fakat bu iddianın davacı tarafça kabul edilmediğini, yapılan yargılama sonucunda da davacı hakkında, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 10/01/2022 tarih ve... Esas, ...sayılı kararı ile beraat hükmü verildiğini, bu hükme karşı yapılan istinaf başvurusunun, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 23/02/2022 tarih ve... Esas,... sayılı kararı ile kesin olarak esastan red edildiğini, davacının, davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının belirtilen evraktaki miktarın dayanağını oluşturduğunu iddia ettiği eylemlerin davacı tarafından işlenmediğinin mahkeme kararı ile sabit olduğunu, davalının davacıdan herhangi bir hak ve alacağının olmadığını, davacının, işsiz ve ev hanımı olduğunu, herhangi bir gelirinin bulunmadığını, bu nedenle, işbu davanın yargılama harç ve giderlerini karşılayacak ekonomik güce sahip olmadığını, davacı lehine adli yardım kararı verilmesini talep ettiklerini belirterek dava konusu bono nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve senedin iptaline karar verilmesini ve icra takibine konu yapılmamasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, güzellik merkezi olarak faaliyet gösteren davalı şirket uhdesinde işçi olarak çalıştığını, davalı şirketin sahibi...'ın son dönemlerde gelir ve giderlerde dengesizlikler görmesi üzerine diğer çalışanlarla yaptığı görüşmeler ve müşteri kayıtlarının tetkikinde müşterilerden alınan paraların kasaya girilmediğini fark ettiğini, davacının davalı şirkete zarar verdiğini, davalı şirketin zarara uğratılması üzerine şahsi görüşmelerinde davacının, davalıya verdiği zararları kabul ederek müşterilerden tahsil ettiklerini davalıya vermediğini kabul ettiğini, miktarı ödemek kastıyla senet düzenlendiğini, davacının kendisinin dava konusu olan bonoyu bilerek ve isteyerek imzaladığını, taraflar arasında Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ... Esas ... Karar sayılı dosyasında güveni kötüye kullanma ve hırsızlık suçlarının işlediği iddiası ile davacının yargılandığını, davacının dava dilekçesinde söz konusu ceza yargılaması sonucunda beraat ettiğini, bu nedenle de davalı şirketin davaya konu senedi haksız olarak imzalattığını ileri sürdüğünü ancak ceza dosyasında davacı ile birlikte yargılanan, birlikte suçu işlediği diğer iş arkadaşları üzerlerine atılı suçları işlediğinden bahisle ceza aldığını, davacının borcu olmadığı iddiasını kabul etmenin mümkün olmadığını, kaldı ki davacının, davalı şirketin senedi zorla aldığı iddiası ile şikâyet ettiğini Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin... Esas sayılı dosyasında davalı şirket hakkında beraat kararı verildiğini, bu nedenle davalı şirketin senedi zorla imzalattırmasının söz konusu olmadığını, davacının, dava konusu edilen bononun zorunlu unsurlarını taşımadığını ileri sürdüğünü, ancak davacının bu iddiasının senedin geçersiz olduğu anlamına gelmediğini, hukukta açık senedin geçerli olduğundan dolayı senedin takibe konulmadan önce varsa eksikliklerin tamamlanarak icraya konulmasını, senette tahrifata yol açmayacağından buna ilişkin unsur eksikliğinin takip öncesinde hiçbir hukuki ve kanuni engeli bulunmadığını, senedin bu haliyle tedavüle yani icra takibine ve yasal yollara başvurulmadan önce eksikliklerin tamamlanmasının mümkün olduğunu, varsa eksikliklerin icraya konulduktan sonra son durumuna göre ileri sürülmesinin mümkün olduğunu, davacının davalıya borçlu olduğunu, açtığı dava ve ileri sürdüğü hususların doğru olmadığını, bu nedenle davalı şirkete karşı açılan iş bu davanın reddi gerektiğini, vekâlet ücretinin ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin... esas ...karar sayılı dava dosyası uyap üzerinden celp edilmiş ve bekletici mesele yapılmış, dosyanın ... yönünden 22.10.2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizin 04/10/2022 tarihli duruşmasında davacı tanıkları ..., davalı tanığı ... ve ...'nın beyanı alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit ve kötü niyet tazminatı talebine ilişkindir.
Tarafların uyuşmazlık noktalarının ana başlıklarıyla; davacının zorla 50.000,00 TL bedelli senet imzalayıp imzalamadığı, söz konusu senet nedeni ile davalıya borcunun olmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir "gayeye" ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır.
Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. (Reha Poroy, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 11. bası, s.237 v.d.)
Seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Eş söyleyişle "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu, senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla, ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Mal kaydı bulunan bonoda borçlu alacaklıdan mal almadığını iddia, alacaklıda borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiası sabit olmuştur. Lehdarın bedelin para olarak verildiği iddiası ise, ispatı kendisine düşen bir husustur (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. bası, Ankara, 1997, s 1007 v.d.).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/12/2003 tarihli, 2003/19-781 Esas ve 2003/768 Karar sayılı ve 05/02/2019 tarihli, 2017/19-821 Esas ve 2019/58 Karar sayılı emsal ilamlarında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı borçlu, emre yazılı bonodalarda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir.
Mahkememizce bekletici mesele yapılan Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin... esas ... karar sayılı dava dosyası uyap üzerinden celp edilmiş ve bekletici mesele yapılmış, dosyanın ... yönünden 22.10.2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ...esas ... Karar sayılı kararının kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmiş olup; ceza mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu verilen 10/01/2022 tarihli gerekçeli kararla davacı ve beraberindeki davalı şirket çalışanı olan diğer sanıklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olan kimseler hakkında senedin yağması suçundan beraat kararı verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 23/02/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış, bu sebeple yargılamaya devam olunmuştur.
Toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, ceza dava dosyası ve tüm dosya kapsamından; davacının ikrah yolu ile senedi tanzim ettiği yahut tanzim etmesi için cebir veya şiddet uygulandığı veya tehdit edildiğine dair delil elde edilemediği, davacı tanıklarının davacının tehdit edildiğine dair yahut zorla senet düzenletildiğine dair beyanları bulunmadığı, beyanların görgüye dayalı tanıklık olmayıp davacının anlatımına dayalı dolaylı bilgiye dayalı tanık beyanları olduğu bu nedenle davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilemeyeceği, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı uyarınca davacı ve beraberindeki bir kısım çalışanların çalıştıkları dönemlerde gerçekleştirilen iş ve işlemler için tahsil edilen hizmet bedeli ücretlerini işyerine devretmediklerinin sabit olduğu ve bu kararın kesinleştiği, davalı şirket yöneticisi ve ortağı olan kimsenin kasada bulunması gereken paraları davacının da bulunduğu birkısım kimselerin aldıklarını fark ederek çalışanları sorguya çektikleri, çalışanların olayın ortaya çıkacağı korkusuna kapıldıkları, davalı şirket yöneticisi ve ortağının çalışanlara yönelik polis çağırıp kendilerini ihbar edeceğini, zararı karşılığında 50.000,00 TL bedelli dava konusu senette dahil 4 adet senedi 4 ayrı çalışana ve bu kapsamda davacıya imzalatmak istediği, davacı da dahil çalışanların olayın daha büyüyeceği korkusuyla senetleri imzaladıkları anlaşılmakla davacının senedin ikrah yoluyla düzenlenerek imzalatıldığı ve bu sebeple senedin geçersiz olduğuna ilişkin iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmış, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak 853,87-TL harcın mahsubu ile artan 238,47-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri 88,50-TL 'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.