Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/39
2026/214
29 Ocak 2026
T.C.
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2026/39
KARAR NO : 2026/214
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ALAŞEHİR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22.04.2025
NUMARASI : 2025/88 Esas, 2025/169 Karar
MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21.10.2025
NUMARASI : 2025/463 Esas, 2025/930 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 29.01.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 30.01.2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi ile Alaşehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; davacı tarafından davalıya satılan ürün bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemidir.
Davacı vekili İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davalı tarafa müvekkilince ürün teslim edildiğini ve ekte sunulan belgeler ile teslim edildiğini, sevk işlemlerine ve faturanın iletildiğine ilişkin tebliğ ve belgelerin de ekte sunulduğunu, müvekkili şirket tarafından kesilen 27.11.2023 tarihli ürün alımına ilişkin fatura bedeli olan 22.400,00 TL'lik bedelin müvekkiline ödenmediğini, alacağın tahsili için Alaşehir İcra Müdürlüğünün 2023/3839 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe davalı tarafça itiraz edildiğini, davalının borcu olmadığından bahisle takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davalı itirazının haksız olduğunu, davalının müvekkiline whatsapp üzerinden attığı mesajlarda borcu kabul ettiğinin açıkça görüldüğünü beyanla, davanın kabulü ile davalı itirazının iptaline, asıl alacağın %20'inden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yargılama yetkisinin Alaşehir Mahkemelerine ait olduğunu, bu nedenle yetki itirazları bulunduğunu, esasa ilişkin olarak da takibe konu faturanın 27.11.2023 tarihli olup davacı tarafından delil olarak sunulan ve müvekkili tarafından teslim alındığı iddia edilen mallara ilişkin .... firmasından alınan yazı cevabında takibe konu faturanın yer almadığını, dolayısı ile davacı tarafın iddia ettiği faturadan dolayı müvekkiline mal teslimini ispat etmek zorunda bulunduğunu, sözkonusu whatsapp mesaj kayıtlarının da müvekkili ile ilgisi bulunmadığını, mesaj atıldığı iddia edilen tarih itibarı ile yazılı telefon numarasının müvekkili adına kayıtlı olmadığını, mesaj içeriklerini de kabul etmediklerini, icra takibine konu e-arşiv faturası davacı tarafından müvekkiline gönderildikten sonra müvekkili tarafından söz konusu faturaya ve fatura içeriğine itiraz edilip faturanın iade edildiğini, fatura içeriğine itirazı içeren ihtarname örneğini dosyaya sunduklarını, ayrıca müvekkilinin ...Bankası Alaşehir Şubesine kayıtlı hesabından davacı yanın eşi olan ....'nin ... A.Ş. nezdindeki hesaba davacının bu yöndeki talimatı nedeniyle 2023 yılı itibarı ile defalarca ödeme yaptığını, davacının haksız fatura kestiği 27.11.2023 tarihi itibarı ile müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, davacı hakkında vergi dairesine yapılmış şikayet sonrasında davacı tarafın müvekkili ile aralarında herhangi bir alacak bulunmadığını yapılan teftiş sırasında ifade ettiğini, vergi inceleme dosyasının da celbi talepleri olduğunu beyanla, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/747 Esas, 2025/239 Karar sayılı, 06.03.2025 tarihli ilamı ile, davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibinde ödeme emrine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalının tacir olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, davalı ticari defterlerinin incelenmesi için Manisa Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat sonucu bilirkişiden alınan raporun sonuç kısmı ile davalının gerçek kişi tacir olduğunun belirlendiği, davacının da tüzel kişi tacir olduğu, nispi ticari dava niteliğindeki eldeki ihtilafın ticaret mahkemeleri tarafından çözümlenmesi gerektiği, mahkemenin yetkisine yapılan itiraz değerlendirildiğinde eser sözleşmelerinde genel yetki kuralı olan HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesinin, aynı zamanda özel yetki kuralı ve HMK'nın 10. maddesi gereğince sözleşmenin ifa yeri mahkemesinin de yetkili olduğu, davanın davalının ikametgahında açılabileceği gibi sözleşmenin ifa yerinde de açılabileceği, eser sözleşmelerinden doğan borçların münhasır para borcuna ilişkin olmadığı, 6098 Sayılı TBK'nın 89. Maddesinin olayda uygulama yeri bulunmadığı, tacir olan taraflar arasındaki yazılı olmayan eser sözleşmesine göre eserin teslim yerinin davalının işyeri olduğu, ürünlerin davalıya kargo ile gönderilmesi nedeniyle bu hali ile mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesi ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, kararın kesinleşmesini müteakip süresinde müracaat halinde yetkili ve görevli Alaşehir (Manisa) Nöbetçi Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesine gönderilmesini kesin olarak karar verilmiştir.
Alaşehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/88 Esas, 2025/169 Karar sayılı 22.04.2025 Tarihli ilamı ile davanın ticari satımdan kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, bu suretle, Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren uyuşmazlıklara bakma görev ve yetkisinin HSK kararı gereğince il mülki sınırlarında bulunması dolayısı ile Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinde olduğu, görevin dava şartlarından olup davanın her aşamasında kendiliğinden nazara alınması gerektiği gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Manisa Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kararın 14.05.2025 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleşme şerhi düzenlenmiştir.
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/463 Esas, 2025/930 Karar sayılı 21.10.2025 Tarihli ilamı ile dava konusu somut olaya bakıldığında uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen işlerden olmadığı, yine aynı yasanın 4/1 maddesindeki bentler halinde sayılan ya da özel kanunlarında belirlenen mutlak ticari davalardan da olmadığı, 6102 Sayılı TTK'nın 5/3 fıkrası uyarınca dava tarihi itibarı ile Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup somut olayda uyuşmazlığın alım satım ilişki nedeniyle başlatılan itirazın iptali istemine ilişkin olup davacı taraf tacir olma bile davalı tarafın tacir olmadığı bu nedenle nispi ticari dava koşullarının sağlanmadığı, ayrıca eldeki davanın TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan da bulunmadığı, davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde bulunduğu gerekçesi ile davanın usulden reddi ile mahkemenin görevsizliğine görevli mahkemenin Alaşehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, karar 21.10.2025 tarihinde kesinleşmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır;
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin 21.07.2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177/1. fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup, bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Somut olayda, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/747 Esas sayılı dosyasından alınan 23.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın 2022-2023 yılına ilişkin ticari defter kayıtlarının incelendiği, takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının kazancına göre Türk Ticaret Kanunu 12. maddesinde ifade edildiği üzere, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir dendiği şeklindeki tanımdan hareketle davalının yıllara sari ticari kazancına göre tacir sıfatını haiz olduğunun tespit edildiği hususuna yer verilmiş, ancak raporda davalının gelirinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşıp aşmadığı hususuna yer verilmemiştir. Bilirkişi raporundan davacının işletme esasına göre defter tuttuğu anlaşılmaktadır.
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan araştırmalarda Alaşehir Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazıya verilen 02.06.2025 tarihli cevap ile, mükellefin 01.01.2023 tarihinden itibaren gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu, ödevlinin vergi muafiyetinin bulunmadığı, 01.01.2023 tarihinden itibaren işletme hesabı usulüne göre defter tuttuğu, VUK 177/1 bendinin 1 ve 3 numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitin yarısını, 2 numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.
Alaşehir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıya verilen cevapta, davalının ticaret sicil kaydına rastlanılmadığı, Manisa Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliğine yazılan yazıya verilen cevapta da davalının 22.07.2022 tarihinde kayıt olduğu, kaydının halen devam ettiği bildirilmiştir.
Bu durumda gelen resmi yazı cevapları esas alındığında; davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, faaliyetin esnaf boyutunda olduğu, nispi nitelikteki ticari davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiği anlaşılmakla davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Alaşehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Alaşehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29.01.2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.