mahkeme 2023/4262 E. 2024/1215 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/4262

Karar No

2024/1215

Karar Tarihi

16 Nisan 2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/4262
KARAR NO : 2024/1215

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA TARİHİ : 16/12/2009
KARAR TARİHİ : 10/12/2021
NUMARASI : 2018/41 Esas, 2021/1058 Karar
DAVANIN KONUSU : Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı)
DAİRE KARAR TARİHİ : 16/04/2024
DAİRE KARARININ
YAZILMA TARİHİ : 16/04/2024

İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/12/2021 tarih ve 2018/41 E. 2021/1058 K. sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ile kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilerek ve HMK'nın 353. maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmaması nedeniyle duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda;
Dava, İİK 277 ve devam maddelerine dayalı tasarrufun iptali talebi ile açılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve hükmün davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna taşındığı görülmüştür.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin TBK 19'a göre inceleme yapmadığını, taşınmazların kısa zaman aralığı içerisinde devredilmiş olmasının muvazaayı ispatladığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Her ne kadar davalı ... vekili istinaf dilekçesi sunmuş ise de verilen süre içerisinde istinaf harç ve giderlerinin yatırılmaması nedeniyle mahkemece istinaf başvurusunda bulunmamış olduğuna dair 13/10/2023 tarihinde ek karar verildiğinden işbu davalının dilekçesi açısından inceleme yapılmamıştır.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle, İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan, İİK.nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda,
Dava dışı banka ile dava dışı ... A.Ş. Arasında 2007 yılında kredi sözleşmesi imzalandığı ve sözleşme kapsamında 08/04/2008 tarihli teminat mektubunun dava dışı bankaya verildiği, kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla İzmir 13. İcra Dairesinin 2019/1289 esas (takip çıkışı borç: 197.273,37 TL) sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiği, yapılan 20/01/2009 tarihli hacizde adresin terk edildiğinin tespit edildiği, dosya kapsamında yapılan araştırmada borcu karşılamaya yeter mal varlığına rastlanmadığı, bu haliyle aciz halinin gerçekleştiği, gayrimenkul satışına konu tasarrufların borcun doğumundan sonra yapıldığı, davanın yasal süre içerisinde açıldığı, davacının alacağı temlik alan konumunda olduğu görülmüştür.
İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hükme bağlanmıştır. Borçlunun zarar verme kastını bildiği emareler ile ispat edilebilir. Borçlunun zarar verme kastı gibi, bu kastın ve işlemin zarara neden olabileceğinin bilinmesi de içsel ve ispatı güç bir vakıadır. Bu nedenle üçüncü kişinin borçlunun kastını bilmesi vakıası emare ispatının konusunu oluşturur. Burada dikkat edilmesi gereken, borçlunun zarar verme kastının objektif olarak bilinebilir olması değil, işlemin diğer tarafı üçüncü kişinin bu işlem neticesinde alacaklıların zarar görebileceğini öngörebilmesidir. Buna karşılık davalı üçüncü kişi de borçlunun böyle bir kastının bulunmadığını ispatlayarak işlemin iptale tabi olması sonucundan kurtulamaz.
Dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde;
İptaline karar verilen tasarruflar bakımından; taşınmazların ve taşınmaz hisselerinin satış bedeli ile rayiç değeri arasında mislini aşan farkın bulunduğu, satış bedellerinin mutat yollarla ödendiğine dair yeterli delil sunulmadığı, taşınmazların yakın zaman dilimi içerisinde satılmış olmasının tasarrufların gerçek olmadığına dair mahkeme kanaatini desteklediği, davanın reddine karar verilen taşınmazlar bakımından ise alacaklıya zarar verme kastının usule uygun delillerle ispatlanamadığı görülmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Anlatılanlar ışığında; istinafa gelen davacı vekilinin istinaf sebebi olarak ileri sürdükleri hususlar yerinde görülmediğinden, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince, istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davacı vekilinin, İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/12/2021 tarih ve 2018/41 E. 2021/1058 K. sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Peşin alınan istinaf harçlarının karar harcı olarak mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça istinaf başvurusu nedeniyle yapılan istinaf yargılama giderlerinin, kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, harca esas değer (takip çıkışı borç) bakımından kesin olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2024
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim