Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/2761

Karar No

2026/375

Karar Tarihi

12 Şubat 2026

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/2761
KARAR NO : 2026/375

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/09/2025
NUMARASI : 2025/232 Esas - 2025/795 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ : 12/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2026

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/09/2024 tarihinde...Sınır Kapısı'nda müvekkiline ait ... plakalı aracın x-ray sırası beklerken davalıya ait ... plakalı araç tarafından sıranın kendisinde olduğu iddiasıyla sıkıştırıldığını, müvekkili aracın çarpışmamak için zorunlu manevra yapmak zorunda kaldığını, bu sırada gümrüğe ait telin çitlere çarptığını, gümrük personelinin tutanak düzenlemediğini, ancak haksız eylem ve kusurun davalıya ait olduğunu, 3.500,81 TL çit onarım bedelinin 17/09/2024 tarihinde müvekkili tarafından ödendiğini, davalı ödeme yapmadığından İzmir 16. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, 03/01/2025 tarihli Arabuluculuk Son Tutanağı uyarınca anlaşma sağlanamadığını belirterek, davalının haksız itirazının iptaline, takibe kötü niyetle itiraz edildiğinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, zarar bedellerinin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aracının 16/09/2024 tarihinde Kapıkule'de olağan sırada beklemediğini, aykırı manevralar yaparak gümrük sırasını bozduğunu ve kusurlu olduğunu, ticari örf ve adete uygun hareket ettiklerini, davacının tüm kuralları ihlal ettiğini, ticari örf ve adetin meslek odalarına sorulması gerektiğini, gümrük müdürlüğü kamera kayıtları ve tutanaklarının incelenmesi halinde kusurun davacıda olduğunun görüleceğini, davacının dilekçesindeki ifadesine dayanarak gümrük idaresinin zararını davacıya ödettirmesinin kusurun davacıda olduğunu gösterdiğini, gümrük müdürlüğünün ihlaller nedeniyle zararı davacıya yansıttığını, onarım bedeli ve çit onarım bedeline ilişkin borcu bulunmadığını, takibe dayanak faturaların itirazlı olduğunu, dava açılmadan zararın sabit olmadığını, kısmi feragatin kabul edilmediğini, icra takibinde talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, taraflarına zarar ya da faturanın tebliğ edilmediğini, temerrüt oluşmadığını, takip öncesi faiz işletilemeyeceğini belirterek davanın reddine, davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını ileri sürerek %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
DELİLLER :
İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2024/9969 Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2024/9969 Esas sayılı dosyasında davalı şirketin süresinde sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde borca itirazın yanı sıra icra dairesinin yetkisine de itirazda bulunduğu, haksız fiil sorumluluğunda genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri icra dairesi olduğu, alacağın haksız fiilden kaynaklı olması nedeniyle yetkili olan diğer bir mahkeme ise haksız fiilin işlendiği yer icra dairesi olan Edirne İcra Daireleri olduğu, davalı vekilinin icra takibini yaptığı yetki itirazı yerinde görüldüğünden yetkili icra dairelerinin İstanbul ve Edirne İcra Daireleri olduğu, davanın ön şartlarından olan yetkili icra dairelerinde yapılmış usulüne uygun icra takibi bulunmadığı, gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin içeriğinde ve sonuç kısmında açık bir yetki itirazı bulunmadığını, yetki itirazının zorunlu unsuru olan yetkili mahkemenin gösterilmesi şartının yerine getirilmediğini, itirazın iptali davasında davalının cevap süresi içinde ilk itiraz niteliğinde yetki itirazında bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesinin yalnızca matbu nitelikteki borca, faize, fer'ilerine ve yetkiye itiraz ediyoruz şeklindeki ifadeyi geçerli bir yetki itirazı sayarak davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, esastan incelenmeye başladıktan, tahkikat aşamasına geçildikten sonra yetki nedeniyle usulden ret kararı verilmesinin usule aykırı olduğunu, yargılamanın gereksiz uzamasına neden olduğunu, müvekkili şirketin zarara uğradığını, ekonomik koşullar nedeniyle gecikme zararının arttığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davalı taraf istinafa cevap vermemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2024/9969 takip sayılı dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 95.260,70 TL alacağın tahsili istemiyle 18/11/2024 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, 7 örnek ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı vekilinin 25/11/2024 tarihinde sunduğu dilekçe ile asıl borcun tamamına, işlemiş ve işleyecek faize ve faiz oranına, tüm ferilerine, masraflarına süresi içerinde itiraz ettiği, ancak konu kısmında "yetkiye itirazımızın sunulmasından ibarettir" ifadesi dışında "açıklamalar" ve "netice-i talep" kısmında yetkili icra dairesini bildirmediği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafından davalı aleyhine İİK'nun 67. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde 12/03/2025 tarihinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.
6100 Sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin birinci fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Yine aynı Kanun’un 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
6100 Sayılı HMK'nın haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde HMK'nın 7/1-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki sözkonusu değildir. Haksız fiil halinde HMK'nın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olduğu gözönüne alındığında, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
6100 Sayılı HMK 114/1. maddesinde dava şartları sayılmış, 114/2 maddesinde özel kanunlara atıf yapılmıştır. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir takibin ve takip talebine uygun düzenlenmiş ödeme emrinin varlığı şarttır.
Somut olayda; davalı vekilinin icra dosyasına 25/11/2024 tarihinde sunduğu dilekçe ile asıl borcun tamamına, işlemiş ve işleyecek faize ve faiz oranına, tüm ferilerine, masraflarına süresi içerinde itiraz ettiği, ancak konu kısmında "yetkiye itirazımızın sunulmasından ibarettir" ifadesi dışında "açıklamalar" ve "netice-i talep" kısmında yetkili icra dairesini bildirmediği, dolayısıyla usulüne uygun olarak icra dairesinin yetkisine itirazı bulunmadığından; İİK'nun 67. maddesine göre; davacı alacaklı tarafından bir yıllık hak düşürücü süre içinde yetkili icra dairesinin bulunduğu yerdeki genel mahkemede itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile itirazın iptali davasının dayanağı olan takibin yetkili icra dairesinde yapılmamış olduğu gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Keza, davalının ödeme emrinin tebliğine itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine karşı usulüne uygun olarak yapılmış bir yetki itirazı bulunmadığından, davanın esasına girilmek suretiyle tarafların delillerinin toplanması ve değerlendirilmesi gerektiği halde; yazılı gerekçe ile takibin yetkili icra dairesinde yapılmamış olduğu gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi 6100 Sayılı HMK un 353/1-(a-4,6) bentleri uyarınca hukuka uygun bulunmamıştır.
6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Aşağıdaki durumlar arasında;
(a-4) bendinde "Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması" sayılmıştır.
(a-6) bendinde; "mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” sayılmıştır.
Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (a-4-6) bentleri ve 355 inci maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanmadan veya değerlendirilmeden, davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/232 Esas - 2025/795 Karar sayılı, 16/09/2025 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-4) ve (a-6) bentleri ile 355. maddesi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacının peşin yatırdığı 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi uyarınca 12/02/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim