Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/2549
2026/335
9 Şubat 2026
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/2549
KARAR NO : 2026/335
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2024/902 Esas - 2025/530 Karar
KARAR TARİHİ : 12/06/2025
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 09/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/02/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin gıda analiz işini yaptığını, bazı saha personellerine yaptıkları işte ve günlük kişisel ihtiyaçlarında kullanılması için şirket aracı verildiğini, davaya konu ....plakalı ... marka ve model aracın 02/11/2022 tarihinde satın alındığını, şirket personelinin kullanımına verildiğini, 19/07/2024 tarihinde aracın müvekkilinin çalışanı olan ...'nin kullanımında olduğunu, saat 19:00 sularında davalının sahibi ve işletmecisi olduğu ... 'ye gittiğini, Kahramanlar Caddesi girişinden kapalı otoparka girdiği esnada giriş kısmının üstündeki alçıpan dış cephe tavanın bir anda çöktüğünü ve aracın ön cam sağ tarafına düştüğünü, sürücünün aracı terk ettiğini, olayın şokunu atlatan sürücünün polis ekiplerini aradığını ve o gece Sarnıç Polis Merkezi'ne giderek şikayetçi olduğunu, aracın çekici ile Birmot İzmir Şubesi'ne götürüldüğünü, ... plakalı aracın olay tarihinde ... A.Ş.'den kasko poliçesi olduğunu, sigorta tarafından yapılan incelemede aracın tamirinin ekonomik olmayacağının tespit edildiğini, müvekkilinin aracının olay tarihinde bakımlı, temiz ve piyasa ederinin yüksek bir araç olduğunu, olayın 19/07/2024 tarihinde meydana gelmesine rağmen müvekkilinin araç bedelinin bir kısmını ancak 10/09/2024 ve 21/10/2024 tarihlerinde aldığını, aracın o dönem piyasa değerinin yaklaşık 750.000,00-TL ile 875.000,00-TL arasında olduğunu, sigortanın yaptığı ödemenin düşülünce aracın ikinci el piyasa rayicine göre yaklaşık 250-300.000,00-TL gerçek zararının olduğunun tespit edildiğini, aracın kaza tarihindeki ikinci el piyasa değeri ile sigortanın ödediği pert değeri arasında oluşan gerçek zararın davalı tarafça tazmininin gerektiğini, müvekkilinin 3 ay araçsız kaldığını, pert olan aracın parasını tam ve hızlı şekilde alamadığı için pert olan aracınını yerine hala yeni bir araç alamadığını, kaza sebebiyle müvekkilinin masraf yaptığını, açıkladığı sebeplerle; 100,00-TL ikame araç bedeli, 100,00-TL aracın kaza tarihinde ikinci el piyasa değeri ile pert değeri arasında oluşan gerçek zarar olmak üzere toplam 200,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsilini, 1.324,77 TL pert tescil masraflarının 26/08/2024 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada dava dilekçesinde açıkça yapı malikinin kusursuz sorumluluğu hükmüne dayanıldığı ve müvekkilinin de yapı maliki ve işletmecisi olarak oluşan zarardan sorumlu olduğunun iddia edildiğini, yapı malikinin kusursuz sorumluluğuna ilişkin yasal dayanak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 69. Maddesi olduğunu, anılan madde "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğunu, intifa ve oturma hakkı sahiplerinin de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar." şeklinde olduğunu, Buna göre TBK m.69 gereğince sorumlu olabilecek kişiler madde lafzında da açıkça sayıldığı üzere yapının maliki, intifa hakkı sahibi veya oturma hakkı sahibi olduğunu, bu kapsamda esasa ilişkin diğer konulardan öncelikli olarak huzurdaki davada, husumetin yapının maliki, intifa hakkı sahibi veya oturma hakkı sahibine yöneltilip yöneltilmediğinin tespit edilmesinin gerektiğini, dava konusu olayın gerçekleştiğinin iddia edildiği yapı olan ...'nin maliki, intifa hakkı sahibi veya oturma hakkı sahibi olmadığını, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, tapu kayıtlarının aleni olduğunu, davacı yanın basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğunu, bu nedenle olayla hiçbir ilgisi olmayan müvekkiline husumet yöneltmesinin kabul edilemeyeceğini, taraf teşkiline muvafakat etmediklerini, müvekkilinin olayın gerçekleştiğinin iddia edildiği yapının maliki veya işletmecisi olmadığından davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, açıkladığı sebeplerle; husumet yokluğundan davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın ... A.Ş.,.... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş. ve ...A.Ş.'ye davanın ihbarını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
İhbar olunan ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana geldiği alışveriş merkezi olan... için müvekkilinin de dahil olduğu toplamda beş farklı şirketten müşterek olarak teminat verildiğini, alışveriş merkezinin müvekkili tarafından 102718833 numaralı poliçe ile sigortalıdır ve ..., ...olup müvekkil şirketin sorumluluk payının %15 olduğunu, avm'de oluşan hasar sigortacıları tarafından ödendiğini, zarar gören mağdur... 'nın aracında oluşan hasar, kasko poliçesi kapsamında ... tarafından karşılandığını, ...., ödediği tazminat bedelini rücuen müvekkilinden talep ettiğini ve müvekkili tarafından kendi payı nispetinde ödeme yapıldığını, ödeme ile tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının başkaca hak ve alacağı kalmadığını, hasar onarım bedeli kasko şirketince ödendiğini ve kasko sigortacısı halefiyete dayalı olarak ödediği tazminat tutarını müvekkilinden rücu yoluyla tahsil ettiğini, davacı tarafından araç hasarının eksik ödendiği iddiasıyla müvekkiline başvuru yapılarak tazminat talep edilemeyeceğini, hasara ilişkin taleplerin reddinin gerektiğini, davanın husumetten reddinin gerektiğini, müvekkilinin ödeme ile tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının başkaca hak ve alacağı kalmadığını, açıkladığı sebeplerle; davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan .... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin merkezinin kadıköy/istanbul adresinde bulunduğunu, dava için yetkili mahkemenin istanbul anadolu adliyesi mahkemeleri olduğunu, davalı ... a.ş.'nin poliçesi bulunmadığını, başvuru şartının sağlanmadığını, açıkladığı sebeplerle; davanın reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "somut olayda tazmini istenilen bedele ilişkin davacı davasının dayanağını davalının işletmecisi ve yapı sahibi olduğu davacının aracına zarar veren avmdeki işletmeci ve yapı malikinin sorumluluğuna dayandırdığı,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 69. (818 s. BK 58.) maddesinde düzenlenen bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türü olan özen (olağan sebep) sorumluluğudur. 6098 sayılı TBK'nun 69/1. maddesinde "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür." denilmektedir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu, yapı eserinin yapımındaki bozukluğa veya bakımındaki eksikliğe dayanmaktadır. Sorumluluğun doğmasında, yapılıştaki bozukluk-bakım eksikliği ayrımının bir önemi bulunmamaktadır. Zira, malikin sorumlu olması için bakım eksikliği veya yapılıştaki bozukluktan herhangi birinin varlığı yeterli görülmektedir. Her iki olasılıkta da yalnızca malikin sorumluluğu söz konusu olmaktadır. Bina veya yapı eseri malikinin sorumlu tutulabilmesi için; yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden zararın doğması, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu bakımından bulunması zorunlu unsur olan illiyet bağı yönünden ise, bu bağın kesilmesine yol açacak sebeplerin somut olayda gerçekleşmemiş olması gereklidir. İlliyet bağını kesen sebepler ise; mücbir sebep ve zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurudur. Zarar, aradaki illiyet bağını kesecek derecede bir mücbir sebepten, zarar görenin ya da üçüncü bir kişinin kusurundan doğmuş ise yapı malikinin sorumluluğu sözkonusu olmaz (Yargıtay HGK 29.11.2017 tarih, 2017/3-439 Esas ve 2017/1463 Karar sayılı ilamı). 6098 sayılı TBK'nun 49. maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 sayılı TBK'nın 316. maddesine göre, kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmakla, 365. maddesine göre de kiralananın bakımını gereği gibi sağlamakla yükümlüdür.Dava konusu olayın gerçekleştiğinin iddia edildiği yapı olan ....'nin maliki, intifa hakkı sahibi veya oturma hakkı sahibinin husumet yönünden değerlendirilmesi için bu hususta Tapu Müdürlüğüne ve Gaziemir belediyesi'ne müzekkere yazılmıştır. Yazı cevaplarından şirketin yapı malikinin .... olduğu veya işletmecisi de olmadığı anlaşıldığından davalının husumet itirazı yerinde görüldüğü,
TBK m.71'de ise "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur." hükmünü içermekte olup, bu hükmün de söz konusu yer bir AVM olup önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme olmadığı izahtan vareste olduğundan somut olaya uygulanması mümkün olmadığı,
Davacının davalının tapu kayıtlarına ulaşabileceği kanaatine varılmakla, davalının dava konusu maddi zarara ilişkin sorumluluğunun bulunmadığı bu hali ile husumetinin olmadığı anlaşılmakla davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir."
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; açık kaynaklara ve davalının arabuluculuk aşamasında husumete itiraz etmemesine güvenilerek davalıya karşı dava açıldığını, aleyhe vekalet ücreti hükmedilmesini kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava değerinin 1.524,77-TL olup bunun üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, AAÜT md 7/2 ye göre; "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." dendiğini, görüleceği üzere; husumetten red kararı verilmesi halinde hükmedilecek vekalet ücretinin (Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümdeki, 10-Asliye Hukuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen 30.000-TL yi geçmemek üzere) Üçüncü kısımda yazılı (İlk 400.000-TL için % 16) oran üzerinden olması Bu durumda dava değerimiz 1.524,77-TL olduğu için, bunun % 16 sı olan 243,96-TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, tüm izah edilenlere rağmen davacı lehine 30.000-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, izah edilen nedenlerle (davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden) yerel mahkeme kararını istinaf etmelerinin zorunlu olduğunu, arz ve izah edilen ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle istinaf taleplerinin kabul edilerek; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/902 E. 2025/530 K. Sayılı dosyasından verilen kararın (vekalet ücreti yönünden) kaldırılarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesini ya da en azından AAÜT Ek Tarife'nin üçüncü kısma uygun şekilde 243,96-TL üzerinden hüküm kurulmasını ve ayrıca tehir-i icra taleplerinin de kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece, taraflarınca daha evvel cevap dilekçemizde açıkça ve ayrıntılı şekilde ileri sürülen haklı pasif husumet itirazının dikkate alındığını, yapılan araştırma ve yazışmalar sonucunda müvekkil şirketin dava konusu yapının ne maliki ne de işletmecisi olmadığının sabit hale geldiğini, bu hususun gerek tapu müdürlüğünden gelen yazı cevabıyla gerekse Gaziemir Belediyesi'nden alınan bilgiyle net olarak ortaya konduğunu, dolayısıyla İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin kararının tamamen yerinde olduğunu ve kaldırılmasını gerektirecek herhangi bir maddi ya da hukuki hata içermediğini, dava dilekçesi içeriğinin yapı malikinin kusursuz sorumluluğu (TBK m. 69) ve işletmecinin sorumluluğu (TBK m. 71) hükümlerine dayalı olarak müvekkil şirkete yöneltildiğini, ancak müvekkil şirketin ne malik ne intifa hakkı sahibi ne de kiracı sıfatı bulunmadığının sabit olduğunu, bu durumun tapu kayıtlarıyla ve resmi kurum yazılarıyla belgelendiğini, dolayısıyla husumetin Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre sorumluluk taşıyan gerçek muhataba yöneltilmediğini, cevap dilekçelerinde de ayrıntılı şekilde izah ettikleri üzere, TBK m. 69’da belirtilen yapı malikinin sorumluluğunun yalnızca şekli anlamda taşınmaz maliki olan kişi bakımından doğduğunu, yine, TBK m. 71’deki "tehlike arz eden işletme" kavramının da somut olay bakımından uygulanabilir olmadığını, AVM işletmesinin mahiyeti ve faaliyet konusuyla tehlike doğurma ihtimalinin yüksek olan nitelikte olmadığını, bu nedenle, davacının hukuki dayanaktan yoksun şekilde müvekkili sorumlu tutmasının usul hukuka açıkça aykırı olduğunu, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, müvekkil şirketin hukuki sorumluluğunu doğuracak herhangi bir fiili, sıfatı veya ihmalinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, hukuki dayanaktan yoksun şekilde ve salt varsayıma dayalı olarak açılan işbu davanın ve haksız istinaf başvurusunun yalnızca müvekkil şirketin varolan itibarını zedeleme ve müvekkil şirketi maddi açıdan ızrar haline sokma çabasının bir göstergesi olduğunu beyan ederek; açıklanan ve Mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddine, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli 2024/902 Esas ve 2025/530 Karar sayılı ilamının onanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerine yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık; haksız eylemden kaynaklanan yapı malikinin sorumluluğu nedeniyle pert olan araç için sigorta şirketince karşılanmayan zarar ve ikame araç bedelinin tazmini isteğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda gösterilen gerekçelerle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili vekalet ücreti yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
HMK'nun 332/1. maddesi gereğince yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir. Aynı yasanın 323/ğ maddesi gereğince karşı taraf lehine hükmedilecek vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi “Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret” başlığını taşımakta olup, maddenin 2. fıkrasında; “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur” düzenlemesi bulunmakta olup, bu düzenlemeye göre; konusu para veya para ile değerlendirilmesi mümkün bulunan bir şey olan davanın dava şartlarından birinin bulunmaması (noksan olması) nedeniyle usulden reddine ilişkin kararda, vekalet ücreti nispi tarifeye göre takdir edilir, ancak bu nispi vekalet ücretinin miktarı, maktu vekalet ücretini geçemez.
Aynı Tarifenin 13. maddesinin 1. fıkrasına göre; Bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımlarının konusu para veya para ile değerlendirilebiliyorsa Avukatlık ücreti davanın görüldüğü mahkeme için bu tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 inci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 inci maddenin birinci fıkrası, 16 ıncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin 3. kısmına göre (nispi) belirlenir. 2. fıkrasına göre ise; Hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
Eldeki davada; davacı, davalıdan yapı malikinin sorumluluğuna dayalı olarak pert olan aracı için sigorta şirketince karşılanmayan zarar yönünden şimdilik 100,00 TL ve şimdilik 100,00 TL ikame araç bedeli ile 1.324,77 TL pert tescil masrafı olmak üzere toplam 1.524,77 TL alacağın tahsilini talep etmiş, yapılan yargılama sırasında davalı şirketin davacıya ait aracın hasarlanmasına neden olan yapının maliki ve işletmecisi olmadığı tespit edilmiş olmakla ve davacının dava açmadan önce aracının hasarlanmasına sebebiyet veren yapının malikini tapu kayıtlarından tespit edebileceği mümkün görülmekle, ilk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olması nedeniyle davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. Maddesi uyarınca harçlandırılan ve reddedilen dava değeri tazminat miktarının toplamı olan 1.524,77 TL olduğu gözetilerek, davalı lehine reddedilen miktarı aşmayacak şekilde tarifenin 3.kısmına göre 1.524,77 TL sının %16 sı kadar yani 243,96 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 30.000,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin vekalet ücreti miktarı dışındaki diğer tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 inci maddesi uyarınca esastan reddine; davacı vekilinin vekalet ücreti miktarına yönelik istinaf nedenleri yerinde olduğundan bu yöne değinen istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle; ilk derece mahkemesi kararının yukarıda açıklandığı gibi vekalet ücreti miktarı yönünden düzeltilerek karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin vekalet ücreti miktarı dışındaki diğer tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin vekalet ücreti miktarına yönelik istinaf nedenleri yerinde olduğundan bu yöne değinen istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince KABULÜNE,
3-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/902 Esas - 2025/530 Karar sayılı 12/06/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;
a)Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
b)Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından 427,60 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
c)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden önceki hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince; reddedilen tutar üzerinden 243,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ç)Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
d)Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
e)Davalı tarafın yaptığı bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından yapılan 510,00 TL istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine,
8-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 09/02/2026 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.