Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/2363

Karar No

2026/269

Karar Tarihi

2 Şubat 2026

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/2363
KARAR NO : 2026/269

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/08/2025
NUMARASI : 2025/749 Esas - 2025/737 Karar
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ : 03/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/02/2026

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/05/2025 tarihli mali genel kurul toplantısında alınan kararlarının öncelikle yoklukla malul olduğunu, bu mümkün olmaması halinde mutlak butlanla batıl olduğunun ve baştan itibaren hüküm doğurmadığının tespitini, yoklukla malul ve mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine ilişkin taleplerinin kabul görülmemesi halinde 16/05/2025 tarihli mali genel kurul kararlarının nispi butlan ile batıl olduğunun tespiti ile 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20 numaralı maddelerinin iptalini, HMK'nun 389/1 ve TTK'nun 449. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüyle TTK'nun 449. maddesi uyarınca 16/05/2025 tarihli mali genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasını, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını, ya da tamamen imkansız hale geleceğini veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğabileceğini, bu nedenle 6100 Sayılı HMK'nun 392/1. maddesi gereğince, takdiren teminatsız olarak, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, 16/05/2025 tarihli mali olağan genel kurul toplantısında alınan 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20 numaralı maddelerinin kararının yürütülmesinin, 6102 sayılı TTK'nun 449. maddesi gereğince, dava sonuçlanıncaya kadar geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER :
Menderes Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/4371 soruşturma sayılı dosyası, 16/05/2025 tarihli Genel Kurul Tutanağı, 16/05/2025 tarihli Hazirun Cetveli, 16/05/2025 tarihli genel kurula ait video kaydı, 16/05/2025 tarihli genel kurula ait video kaydını içerir bir adet flaş bellek ve tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; somut uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığı, davalı ... bölgesinin faaliyetlerinin kar elde etmeyi amaçlayan ticari faaliyet niteliğinde olmadığı, organize sanayi bölgesini oluşturan kooperatif ve katılımcıların tacir olmalarının ayrı bir tüzel kişiliği bulunan organize sanayi bölgesinin tacir olarak değerlendirilmesine yol açamayacağı gözetilerek görevli mahkemenin genel yetkili asliye hukuk mahkemeleri olduğu, HMK 114/1-c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartı olup, yine HMK nun 115/1 maddesine göre dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmakla (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/2085 Esas 2024/1407 Karar sayılı, 23.Hukuk Dairesi'nin 2024/4685 Esas 2024/2599 Karar sayılı ilamları bu yöndedir), davanın görev yönünden dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5. Maddeleri uyarınca davanın ticari dava olduğunu, davacı şirketin tacir olduğunu, davalı ...'nin 4562 sayılı Kanun gereği özel hukuk tüzel kişisi olup TTK hükümlerinin kıyasen uygulanacağını ve tacir sıfatını taşıyacağını, uyuşmazlığın ticari işletmelerle ilgili olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, 4562 sayılı OSB Kanunu'nun 4, 5 ve 25/5. Maddeleri gereğince OSB 'lere TTK'nun anonim şirket hükümlerinin uygulanacağını, OSB içindeki kiralama ve altyapı yükümlülüklerinin ticari faaliyet kapsamında olduğunu, TTK'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalarda görevin Asliye Ticaret Mahkemesinde olduğunu, ticaret ve hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunu ve kamu düzeninden olduğunu, benzer uyuşmazlıklarda Yargıtay kararlarının ticaret mahkemesinin görevli olduğunu kabul ettiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 07/02/2025 tarih, 2024/3436 Esas - 2025/264 Karar sayılı ilamıyla aynı mahkemenin benzer görevsizlik kararının kaldırıldığını ve ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kesinleştiğini, buna rağmen yeniden görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesini istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davalı taraf istinafa cevap vermemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, ...Bölgesinin 16/05/2025 tarihli olağan mali genel kurul toplantısı ve alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın görev yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357 inci maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
(I) BAM Kararları Arasında Uyuşmazlığın Giderilmesi Kararı;
İDM'nin kararına dayanak yaptığı Yargıtay 11.HD'nin 2022/4599 E - 2023/3797 K sayılı 15/06/2023 tarihli "Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair" Yargıtay İlamınında özetle;
Karar Gerekçesi;
"4562 Sayılı Kanunun 5.maddesi uyarınca OSB 'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 Sayılı Kanunun 11.maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun 16.maddesi uyarınca tacir kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan, OSB 'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktıdır. Bu sebeple OSB 'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hallerde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle "OSB 'lerin tacir olmadığına, taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun veya olmasın uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hallerde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğine" oy birliği ile kesin olarak karar verilmiştir.
2- Kesinlik ve Bağlayıcılık;
5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanunun 35/3.fıkrası son cümlesine göre Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak Dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir.
a- Uyuşmazlığın giderilmesi kararlarının kesin olduğu ifade edilmekle birlikte yasal düzenlemede kesinliğin anlamı açıkça ifade edilmemiştir. Öğretide, kesinlikle kastedilenin bu kararlara karşı başka bir yargı mercine başvuru yapılamaması halini ifade ettiği ileri sürülmüştür. Diğer bir anlatımla, Yargıtay'ın ilgili Dairesinin kararına karşı kanun yoluna başvurulmaz. Yargıtayın uyuşmazlığın giderilmesi kararlarının bağlayıcılığı konusunda ilgili bir hükme yer verilmediğinden karara uyma zorunluluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin müessesesi Yargıtay İBK, Kanun Yararına Bozma ve Yargılamanın Yenilenmesine ilişkin kanun yollarından farklı olup öğretide 5235 Sayılı Kanunun bu hükmünün kendine özgü bir kanun yolu olarak vasıflandırılabileceği ileri sürülmüştür. Bu düzenleme uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kesin nitelikteki kararlar, temyize tabi kararlarla aynı kapsamda olmasa da Yargıtay incelemesinden geçmektedir. Bu düzenlemenin esas amacının kararın tüm yönleriyle hukuka uygunluğunu denetlemek olduğu ifade edilebilir.
b-Bölge Adliye Mahkemesi hükümleri arasındaki farklılık doğabileceği öngörülerek ve bu konuda doğacak sorunları çözmek amacıyla kanun koyucu tarafından 5235 Sayılı Kanunun 35. maddesinde ;
" Başkanlar Kurulu, re’sen veya hukuk dairesinin yahut cumhuriyet başsavcısının, istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunması halinde, bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri halinde, kendi görüşlerini de ekleyerek, Yargıtay Birinci Başkanlığından bu konuda bir karar verilmesini isteyecektir." şeklinde düzenleme yapılmıştı.
Bu düzenlemeye paralel olarak, 2797 Sayılı Yargıtay Kanununun 15/1.fıkra 2.bendine “Aynı veya farklı yer bölge adliye mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar bakımından hukuk daireleri arasında veya ceza daireleri arasında uyuşmazlık bulunursa” biçiminde (a) alt bendi eklenmişti.
Söz konusu bu hükmün gerekçesinde yapılan değişikliğin amacı; “Aynı yer bölge adliye mahkemelerinin hukuk veya ceza daireleri tarafından benzer olaylarda birbirine uymayan ve kesin olarak verilen kendi kararları arasında içtihat uyuşmazlığı olabileceği gibi farklı yer bölge adliye mahkemelerinin hukuk veya ceza dairelerinin kesin olarak verdikleri kararlar arasında da içtihat uyuşmazlığı bulunabilir. Bu gibi içtihat uyuşmazlıklarının giderilmesini sağlamak amacıyla Yargıtay Kanununun 15 inci maddesinde değişiklik yapılarak, Hukuk ve Ceza Genel Kurullarına bu uyuşmazlıkların giderilmesi görevi verilmektedir” biçiminde ifade edilmiştir. Bu hüküm uyarınca, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen içtihatların birleştirilmesi kararının bağlayıcı gücü, diğer İçtihadı Birleştirme Kararlarıyla özdeşlik göstermekteydi.
Ne var ki, sözü edilen 2797 Sayılı Kanunun 15/1.fıkra hükmü, 20/11/2017 Tarih ve 696 Sayılı KHK’nın 46. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış; 01/02/2018 Tarih ve 7079 Sayılı Kanunun 41. maddesiyle de bu değişiklik aynen kabul edilmiştir. Aynı düzenlemeyle 5235 s.lı K.’nun 35. maddesinin 2. fıkrasında da değişikliğe gidilmiş ve Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlıklar hakkında Yargıtayın ilgili daireleri (hukuk veya ceza) tarafından kesin olarak karar verileceği öngörülmüştür.
20/11/2017 tarih ve 696 sayılı KHKnin 92. maddesi ile değiştirilen ve 01/02/2018 Tarih ve 7079 Sayılı Kanunun 41/2.fıkrasıyla kanunlaşan 2 fıkrası değişiklik öncesi metninde aynen: "(3) numaralı bende göre yapılacak istem hakkında 4.2.1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 45 inci maddesi kıyas yoluyla uygulanır." şeklindeydi. Atıf yapılan 2797 Sayılı Yargıtay Kanunun 45/5.fıkrasına göre ; " İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar."
Şu halde; önceki düzenlemeden farklı olarak, Bölge Adliye Mahkemeleri hukuk Dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması halinde, Hukuk Genel Kurulu tarafından değil, ilgili Yargıtay Özel Dairesi tarafından bu uyuşmazlık giderilecektir.
Ne var ki, bu tür uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay ilgili Dairesinin vermiş olduğu kararın bağlayıcı gücü konusunda bir belirsizlik ortaya çıkmaktadır. Bu tür kararların ileriye yönelik olarak bağlayıcı bir güce sahip olabilmeleri açık bir kanun hükmüne dayanmalıdır. Oysa 2797 Sayılı Kanun kural olarak ve sadece Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun vermiş oldukları İçtihadı Birleştirme Kararlarına 45/5.fıkra gereğince bu yönde bir nitelik kazandırmakta, Özel Daire kararları açısından böyle bir hükme yer vermemektedir.
Bunun gibi, 5235 Sayılı K.’nun 35/1.fıkra 3 numaralı bendi ile değişik 2. fıkrasında ise "içtihatların birleştirilmesi" nden değil “uyuşmazlığın giderilmesi”nden söz edilmekle birlikte kararların bağlayıcılığı hususunda herhangi bir kural yer almamaktadır. İçtihadı Birleştirme Kararı Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu kararları arasındaki çelişkili kararlar hakkında verilir. "İçtihatların birleştirilmesi" ile "uyuşmazlığın giderilmesi" kurumları gerek konu, gerek usul ve gerekse sonuçları bakımından birbirinden farklıdır. Uyuşmazlığın giderilmesi, Bölge Adliye Mahkemesinin Daireleri ile başka bir Bölge Adliye Mahkemesinin Daire (leri) arasındaki farklı kararları bakımından istenir. Ancak, çelişki Yargıtay’ın verdiği kararlara ilişkin ise,bu uyuşmazlık Yargıtay kararları yönünden giderilecektir.
Özetle; Yargıtay Dairesinin bu türdeki bir kararı sadece ilişkin bulunduğu uyuşmazlık açısından etkili olabilecek ileriye yönelik bir etki gücüne sahip olamayacaktır.
Nitekim, Yargıtay 9.HD.nin 19/04/2022 Tarih ve 2022/3979 E-2022/4838 K sayılı 19/04/2022 sayılı kararında ". Şüphesiz bir Yargıtay Dairesinin uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararları, içtihadın birleştirilmesi kararları gibi tarafları ve mahkemeleri bağlayıcı bir sonuç doğurmazlar. Ancak, bir Yargıtay Dairesinin şayet temyiz yolu açık olsa idi, temyiz incelemesini yapamayacağı bir bölge adliye mahkemesi kararı ile ilgili olarak “uyuşmazlığın giderilmesine yönelik” karar vermesi isabetli bir kabul şekli değildir.…” denmiştir.
c-Yeri gelmişken uyuşmazlığın giderilmesi bakımından uyuşmazlık konusunun Yargıtayın ilgili Dairesinin görev alanına girip girmediği de önem arzetmektedir.
Yukarıda yer verilen Yargıtay 9.HD.nin 19/04/2022 Tarih ve 2022/3979 E-2022/4838 K sayılı 19/04/2022 sayılı kararında;
"Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunca yapılacak uyuşmazlığın giderilmesine yönelik başvuruların ancak “aynı Yargıtay Dairesinin görev alanına giren” uyuşmazlıklara bakan Bölge Adliye Mahkemesi Daireleri arasındaki uyuşmazlıklar ile sınırlı olması gerektiği kabul edilmeli, uyuşmazlığın giderilmesi talepleri bakımından da Yargıtay’ın farklı daireleri arasındaki “iş bölümü” kurallarına riayet edilmelidir. Aksi takdirde, örneğin iş uyuşmazlıklarına bakmakla görevli bir Yargıtay Dairesi ile ticari uyuşmazlıklara bakmakla görevli bir diğer Yargıtay Dairesinin benzer konulardaki “uyuşmazlığın giderilmesi” başvuruları ile ilgili olarak birbirinden farklı kararlar vermesi riski ortaya çıkar." denmiştir.
4562 Sayılı Yasa uygulamasından kaynaklanan davalar, özel yasadan kaynaklanan dava niteliğinde kabul edilerek Yargıtay Hukuk Daireleri iş bölümü kararlarına göre, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince bakılmakta iken sonraki yıllarda yapılan değişiklik ile Yargıtay 3. HD iş bölümü alanına dahil edilmiştir. Yargıtay 3. ve 4. Hukuk Dairelerince benzer davalarda OSB lerin tacir sayılmalarına ilişkin çok sayıda emsal kararları da bulunmaktadır. (Örnek;Yargıtay 3.HD 2015/5272 E-2016/5222 K ve 2015/19164 E 2017/3727 K sayılı kararları ile Yargıtay 4.HD 2021/10410 E-2022/8325 K ve 2021/14053 E 2022/11377 K sayılı kararları)
Uyuşmazlık, konusunda karar vermek üzere dosya ilk önce Yargıtay 3.HD'ne gönderilmiş ancak bu Dairenin aidiyet kararı uyarınca 11.HD'nce iş bölümü konusunda uyuşmazlık çıkarılmamış ve karara bağlanmıştır. Ancak;Bu suretle verilen karar ile aynı Dairenin temyiz incelemesi sonucunda verdiği kendi kararları arasında çelişki doğmuştur. (Örneğin Yargıtay 11.HD'nin 2022/2805 E-2023/5185 K Sayılı 21/09/2023 Tarih ve 2023/938 E-2023/2006 K.sayılı 03/04/2023 Tarihli kararları)
Sonuç olarak; Uyuşmazlığın giderilmesi kararının kesin olmakla birlikte bağlayıcı olup olmadığı konusunda açık bir düzenleme bulunmadığından Dairemizce kararın kesin olması hükmünün anılan karara karşı başka bir merciye başvurmasının önüne geçilmesi amacıyla konulduğu diğer bir anlatımla İBK gibi bağlayıcı olmadığı kanaatine varılmıştır.
(II) Görev;
a-Mutlak Ticari Dava;
6102 sayılı TCK'nın 4/1.fıkraya göre; Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın (e) bendine göre borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılmıştır.
4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunun "Tanımlar Ve Kısaltmalar" başlıklı 3.maddesinde bu Kanunun uygulanmasında;
(h) bendine göre; Organize Sanayi Bölgesi (OSB): Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla, sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dâhilinde gerekli ortak kullanım alanları, hizmet ve destek alanları ve teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dâhilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre kurulan, planlanan ve işletilen, kaynak kullanımında verimliliği hedefleyen mal ve hizmet üretim bölgelerini ifade edeceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda tanımda geçen "Ortak Kullanım Alanları" (ğ) bendinde: OSB ’nin amaçlarına uygun şekilde faaliyet göstermesini teminen, OSB alanı içinde planlanan yollar, altyapı ve enerji hatları ve sağlık koruma bandı hariç, OSB ’nin mülkiyet ve tasarrufunda bulunan sosyal, idari ve teknik altyapı ve hizmet alanları ile park alanları, "Hizmet ve destek alanları" (ç) bendinde Küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık sektörlerinde katılımcı veya katılımcının kiracısı olarak faaliyet gösterilen alanlar olarak tanımlanmıştır.
Kanunun bu tanımına göre; Organize Sanayi Bölgeleri 6102 Sayılı TTK'nın 4/1-(e) bendi kapsamında ticarete özgü yerlerden olup; bu durumda 4562 Sayılı Kanundan kaynaklanan uyuşmazlıklarında mutlak ticari dava olduğunun kabulü gerekir.
b- Nisbi Ticari Dava;
6102 Sayılı TTK'nun 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin taraflarının ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin;Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri 6102 Sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 Sayılı İİK'nun 154 ve devamı maddeleri gereğince ticari dava sayılır. Buna karşılık 4. Madde uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari dava sıfatını kaybedecektir.
Diğer taraftan, 6102 Sayılı TTK'nun 19/2. Fıkrası gereğince; taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgesi Kanunu'nun 4. maddesine göre Organize Sanayi Bölgeleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının onayı ile kurulan ve aynı yasanın 5. maddesine göre bir özel hukuk tüzel kişisi sayılan davalı ... hakkında yine aynı yasanın 25/5 maddesi uyarınca Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlere ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 16/1 maddesi hükmü de gözetildiğinde davalı kurumun tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir.
(Dairemizin 2020/424 E - 2020/480 K sayılı 12/03/2020 tarihli 2023/1721 E - 2023/1773 K sayılı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/04/2016 gün ve 2015/5272 esas, 2016/5222 karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2017 gün ve 2015/19164 esas, 2017/3727 karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 12/04/2016 gün ve 2015/1048 esas, 2016/10283 karar sayılı ilamları)
Somut olayda, ... üyesi davacı şirketin ...nin 16/05/2025 tarihli olağan mali genel kurul toplantısı ve alınan kararların iptalini talep ettiği tartışmasızdır.
Sonuç olarak, davanın mutlak ticari dava olmadığının kabulü halinde bile tacir olan davalı gibi sermaye şirketi davacının da tacir olması sebebiyle 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5/1 maddesi hükümleri uyarınca uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığından taraflar arasındaki davanın nispi ticari dava niteliği bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Özetle; Organize Sanayi Bölgeleri 6102 sayılı TTK'nın 4/1-(e) bendi kapsamında ticarete özgü yerlerden olup 4562 Sayılı Kanundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptaline ilişkin uyuşmazlıkların mutlak ticari dava niteliğinde olduğu gibi aksinin kabulü halinde bile iki tarafın tacir olması nedeniyle nispi ticari dava olarak nitelendirilebileceğinden, İDM'nin aksine olan gerekçeyle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı vermiş olması usül ve yasaya aykırı görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (a-3) bendi ve 355 inci maddesi uyarınca kabulüne, "mahkemenin görevli olmasına rağmen görevsizlik kararı vermiş olması" hükmü gereğince ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan, kararın esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun resen KABULÜNE,
2-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/749 Esas - 2025/737 Karar sayılı, 14/08/2025 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-3) bendi ve 355. maddesi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacının peşin yatırdığı 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi uyarınca 03/02/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim