Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/3430
2025/269
10 Şubat 2025
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/3430
KARAR NO : 2025/269
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2024/833 Esas - 2024/861 Karar
KARAR TARİHİ : 01/10/2024
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ : 10/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/02/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1(b-1/son) cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı ticari şehiriçi dolmuş ile davalıya ait ... plakalı ticari taksinin 18/08/2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, davalının kazada %75 kusurlu olduğunu, davalı yan aracın sigorta şirketine karşı hasar tazminatı ve değer kaybının tahsili için Sigorta Tahkim Komisyonu' na başvuru yapıldığını, yargılama süresince Sigorta Tahkim Komisyonu gerçek zarar ve gerçek değer kaybının tespitine yönelik olarak bilirkişi raporu aldırıldığını, sigorta şirketince taraflarına poliçe limitini tamamlayacak şekilde ödeme yapıldığını, sigorta şirketince ödenen miktarın gerçek zararı karşılamaya yetmediğini, Kusur tenzili yapılarak hesaplanan 62.173,24 TL bakiye hasar tazminatı ve 8.655,36 TL bakiye değer kaybının kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili için araç malikine ve şoföre karşı İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2024/5461 Esas sayılı dosyasından taraflarınca icra takibinin başlatıldığını, araç maliki olan davalı tarafın borçlu olmadığından bahisle haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takibi davalı taraf yönünden durdurduğunu, davalı yanla uzlaşmak adına 14/09/2024 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını, 24/09/2024 tarihinde yapılan görüşmede olumlu bir sonuç alınamadığını, davalı yanın icra takibinde tahsilatı geciktirmek ve zaman kazanmak adına borçlu olmadığı yönünde yaptığı itirazın kötü niyetli olduğunu, bu sebeple dava tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve alacağa ticari avans faizi işletilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER :
Tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ..."somut olayın, tarafların ticari ilişkisine dayanmadığını, trafik kazasından ibaret olduğunu, davanın tarafları arasında davayı mutlak ticari dava yapacak bir sigorta şirketi de bulunmadığını, davayı mutlak ticari dava yahut nisbi ticari dava kılacak bir unsur bulunmadığı gerekçeleriyle "davacının davalıya karşı açmış olduğu dava da HMK.114/1-c, 115/2 madddesi gereği göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iddia edilen tazminat ilişkisinin tarafların ticari araçlarının karışmış olduğu kaza sonucunda meydana geldiğini, bu nedenle söz konusu davaya bakmaya görevli mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2024/5461 E. Sayılı dosyasıyla başlatılan 7 Örnek ilamsız icra takibinin, müvekkilinin tarafı olmadığı Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde alınan bilirkişi raporu ve karara dayandığını, söz konusu yargılamanın, davacının dosyaya sunmuş olduğu fatura ve evraklar sonucunda yürütüldüğünü, dava dışı sigorta şirketi ve eksper raporlarıyla çelişkiye neden olduğunu, denetime elverişli ve objektif bir kusur dağılımı yapılmadığını, bu nedenlerle takibe ve borca itiraz edildiğini, davacı tarafça, iddia edilen kaza nedeniyle meydana gelen hasarı kabul edilemeyecek şekilde yüksek şekilde faturalandırıldığını ve bunun üzerinden fazla bir değer kaybı yaratıldığını, bu hususların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemece yapılacak yargılamada keşif, bilirkişi v.b. İncelemelerle somut şekilde araştırılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle hasar ve değer kaybına ilişkin maddi tazminatın tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357 inci maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Gerçek kişi olan taraflar arasındaki uyuşmazlık; ticari araç kaydı bulunan davacıya ait ... plakalı sayılı minübüs ile davalı adına kayıtlı ... plakalı sayılı ticari taksi arasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının araçtaki hasar nedeniyle oluştuğu iddia edilen hasar ve değer kaybının tazmini istemine ilişkin olup; 2918 Sayılı kanun ve 6098 Sayılı TBK'ndan kaynaklanmaktadır.
Trafik kazasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49.maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince de motorlu araç işletenine karşı dava açabilir. Ancak, 6098 sayılı TBK'nın 61 ve 163.maddeleri gereğince zararın tamamını veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden dilerse yalnız birinden isteyebilir.
6102 Sayılı TTK'nun 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin taraflarının ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin; ödünç para verme işlerine ilişkin uyuşmazlıklar 6102 Sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İİK'nun 154 ve devamı maddeleri gereğince ticari dava sayılır. Buna karşılık 4. Madde uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari dava sıfatını kaybedecektir.
Diğer taraftan 6102 Sayılı TTK'nun 19/2. Fıkrası gereğince; taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri aralarındaki ilişki artık iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisi haline dönüşmüştür. Göreve ilişkin düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olduğundan her aşamada re'sen gözetilmelidir.
5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır.
TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığını üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından;
a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
b) 213 Sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacıya ait aracın minübüs, davalıya ait aracın ticari taksi olduğu, tarafların tacir olup olmadığı konusunda yukarıda belirtildiği gibi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan tensiben olayın sadece trafik kazasından kaynaklanması ve ticari ilişkiye dayanmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Bu durumda; açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak tarafların Türk Ticaret Kanunu ve Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Hakkında Kanunun yukarıda belirtilen ilgili hükümleri ile yapılan atıf uyarınca VUK 177. maddesindeki sınırları aşan miktarda gelirinin bulunup bulunmadığının tespiti ile tacir olup olmadıkları hususu araştırılarak sonucuna göre, görevli mahkemenin tayin edilmesi gerekmektedir.
6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Aşağıdaki durumlar arasında;
(a-3) bendinde "Mahkemenin görevli.. olmasına rağmen görevsizlik ... kararı verilmiş olması veya mahkemenin görevli ... olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması"
(a-6) bendinde; "mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” sayılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre ; ilk derece mahkemesi'nce tarafların esnaf mı ya da tacir mi olduğu araştırılmadan ve yukarıda gerekçede yer verilen tacir sıfatının belirlenmesine ilişkin hususlar dikkate alınmadan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-3) ve (a-6) bentleri gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/833 Esas - 2024/861 Karar sayılı, 01/10/2024 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-3) (a-6) bentleri gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalının peşin yatırdığı 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 10/02/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.