mahkeme 2022/643 E. 2025/678 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/643
2025/678
8 Nisan 2025
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/643
KARAR NO : 2025/678
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2020/530 Esas 2021/882 Karar
KARAR TARİHİ : 20/12/2021
DAVA : Yapı Malikinin Sorumluluğu/Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 08/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/04/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın; "... ... No:... ... ..." adresinde bulunan "..." isimli işyeri olduğunu, davalı iş yerinin de müvekkilinin iş yeri komşusu olup davalıya ait işyerinde yangın çıktığını, çıkan yangının müvekkilinin iş yerinie sıçraması sonucu müvekkilinin maddi açıdan büyük hasara neden olduğunu, iş yerinin çalışamaz hale gelmesi, büyük kısmının ve makinelerin zarar görmesi nedeni ile yaklaşık bir ay kadar süre boyunca kazanç kaybı yaşadığını, davalı tarafın sigorta şirketinden zarar sebebiyle ödeme aldığını kabullenmekle birlikte, müvekkiline herhangi bir ödeme yapmayı reddettiklerini, bu nedenle işbu davanın ... Sigorta A.Ş.ye de ihbar edilmesini ve davalı tarafa; hangi tarihte, ne kapsamda ve hangipoliçe klozları dahilinde ödeme yapıldığının sorulmasını, olay nedeni ile Menderes Cumhuriyet Başsavcılığınca da soruşturma açıldığı ve devam ettiğini, açıklanan nedenlerle davalının iş yerinde çıkan yangının, komşu işyeri olan müvekkiline ait işyerine sıçraması nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi zararlar ile yoksun kaldığı gelir-kar durumuna karşılık gelmek üzere, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100.000,00 TL tazminatın, olay tarihi olan 04/08/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından 05/12/2019 tarihli harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile, uğradığı maddi zararlar ile yoksun kaldığı gelir-kar durumuna karşılık gelmek üzere, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 212.916,45 TL'ye arttırmış, olay tarihi olan 04/08/2016'dan itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yangının meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, kendi bünyesinde yangın ve benzeri olayların meydana gelmemesi için gerekli tedbirleri almış olup; bu hususta da özen gösterdiğini, istenilen tazminat miktarının fazla olduğunu, bahsi geçen olayda asıl zarara uğrayanın ve mağdur olanın müvekkili olup müvekkilinin giderilmeyen zararının mevcut olduğunu, ayrıca davalı şirkete ait işyerinin, 16134534 numaralı sigorta poliçesi ile ... Sigorta A.Ş. ye sigortalı olduğunu, sigorta poliçesi gereğince, komşu sorumluluk riski tanımlanmış olup; komşu işyerine verilen zararların sigorta şirketi tarafından karşılanacağını, davayı kabul etmemekle birlikte, davada davalı şirkete yüklenen bir sorumluluk söz konusu olması durumunda, zararın ilgili sigorta şirketinden karşılanması gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve yersiz davanın reddine, işbu davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Menderes CB'nın 2016/2927 soruşturma sayılı dosyası, Bilirkişi raporları, yangın raporu, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Dava ilk önce Menderes 2.AHM'nde açılmış bu mahkemece yapılan yargılama sonunda 16/06/2020 tarih 2017/72 esas 2020/193 karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek, dosyanın İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi yukarıdaki esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmaktadır.
İDM'nce yapılan yargılama sonunda;2 Yangın raporundan, yangının çıkış sebebinin sönmemiş sigara izmaritinin bina yanındaki bitişik kuru otları tutuşturması ve atık polyester ürünleri sirayet etmesi ile başladığının belirtildiği, davalının iş yerinde yanıcı malzeme yükü fazla olan malzeme bulunduğu, her ne kadar dosyada mevcut 29/08/2018 tarihli bilirkişi raporunda bu olay sebebiyle davalı şirketin yarı oranında kusurlu, davacının ise kusuru bulunmadığı belirtilmiş ise de, davalının sırf iş yerindeki malzemelerin niteliği ile meydana gelen olay arasında illiyet bağının varlığından söz edilemeyeceği, keza Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/2927 soruşturma sayılı dosyasında davalı şirket görevlisi hakkında atılı suçu işlediğine dair kamu davası açmaya yeter derece ve nitelikte delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, işbu karara karşı itiraz olunduğuna ilişkin kanıt da sunulmadığı anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine.." karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin gerekçeli kararında tarafların eksik gösterildiğini, yargılama devam ederken davalı tarafça, sigorta şirketleri olan ... Sigorta A.Ş. Ve ... Sigorta A.Ş.'ne davanın ihbarını, 11/02/2020 tarihli dilekçeyle sigorta şirketlerinin davaya dahil edilmesini kendilerinin talep ettiklerini, 10/03/2020 tarihli ara kararıyla dava, dahili dava dilekçesi ve eklerinin tebliğine karar verilip görevsizlik kararında da sigorta şirketlerinin dahili davalılar olarak yazıldığını, bu arada taraflarınca zorunlu arabuluculuk başvursunda bulunulduğunu ve sonuç alınamadığına dair tutanağın dosyaya ibraz edildiğini, İDM'nin görevsizlik kararından sonra düzenlediği 09/10/2020 tarihli tensip tutanağında sigorta şirketlerinin dahili davalı olarak yer aldığını ancak gerekçeli kararda sadece ... Sigorta A.Ş'nin ihbar edilen sıfatıyla diğer sigorta şirketinin isminin dahil geçmediğini, dahili davalıların kararda eksik ve hatalı tanımlama ile gösterilmiş olmasına itiraz ettiklerini,
Gerekçeli kararda yer verilen red gerekçesinin yanılgılı görüş ve gerekçelere dayandığını, müvekkiline ait işyerinin zarar görmesine neden olan yangının davalının iş yerinde çıktığını ve onun hüküm tasarrufu altında gerçekleştiğini, harita mühendisinin ek raporunda davalı şirketin fabrika binasının kendi parseli dışına taştığının dahil ifade edildiğini, bilirkişi heyet raporunun kusur oranını belirlerken itfaiye raporunu baz aldıklarını, sönmemiş sigara izmaritinin bina yanındaki bitişik kuru otları tutuşturması ve atık polyester ürünlere sirayet etmesi ile yangının başladığını, davalının iş yerinde yanıcı malzeme yükünün fazla olması ve kuru otlara bitişik nizamında olmasının her zaman yangın çıkarma riskini taşıdığı, izmarit haricinde cam kırığı gibi nesnelerin de otları tutuşturma ihtimali değerlendirildiğinde yanıcı malzemelere yakın otların temizlenmemesinin yangına sebebiyet verdiğinin izah edildiğini, bu hususun yangın raporunda da belirtildiğini, buna göre davalının kusursuz olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu,
Davalının kusursuz sorumluluk ilkelerine göre sorumlu bulunduğunu hatta sigorta şirketi tarafından müvekkiline ödenmesi gereken bedel de dahil olmak üzere tüm bedelin davalı tarafından alıkonduğunu, davalı iş yerinin sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş tarafından başvuru sonucunda ödemenin davalıya yapıldığı gerekçesi ile kendilerine ödeme yapılma talebin reddedildiğini, haksız kazanç elde ettiğini,
Dosyaya eklenen son raporda maddi zararın 212.916,45 TL hesaplandığını buna göre ıslah dilekçesi sunulduğunu, müvekkilinin zararının bundan daha fazla olduğunu ancak raporda belirtilen maddi zarar dışında zararlarını ispat imkanından yoksun olduklarını ileri sürerek kararın müvekkili lehine bozulmasını, ıslah dilekçesinde belirttikleri tutarın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, haksız fiil niteliğinde meydana gelen yangın nedeniyle yapı malikinin kusursuz sorumluluğuna dayalı maddi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle; davanın reddine karar verilmiş bu karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Ayrıca, kusursuz sorumluluk türlerinden olan 6098 Sayılı TBK'nun 69. maddesi gereğince bir binanın veya yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden dolayı oluşan zararı gidermekle yükümlüdür.
Yargıtay kararlarında, öğretide bina ve yapı malikinin sorumluluğunun objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" "olağan sebep sorumluluğu" olarak isimlendirilen bir kusursuz sorumluluk halidir. Zarar ile özen eksikliği arasında uygun nedensellik bağının sorumluluk için yeterli olup özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi durumlarda kusur aranmayacaktır. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Başka bir anlatımla, bir bina ve yapı tesis ve benzerlerinin zarara neden olması durumunda yapı malikinin sorumlu tutulabilmesi için zararın bina ve yapının yapımı veya bakımındaki özen eksikliğinden doğmuş olması, zarar ile yapımı veya bakım eksikliği arasında uygun bir nedensellik bağı bulunması gereklidir. Genel bir tanımla toprağın altında yada üstünde sürekli ya da geçici, doğrudan veya dolaylı olarak toprağa bağlı olan, kurulmuş, dikilmiş, takılmış, döşenmiş, eklenmiş tüm nesnelere yapı eseri denilir.
Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığının çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır.
Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenler ise mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olarak belirlenmiştir.
Bunun yanında 6098 Sayılı TBK m.71 maddsei gereğince kusursuz sorumluluğun diğer bir türü olan tehlike sorumluluğunda da yukarıda gösterilen ilkeler dikkate alınmalıdır.
(I) Görev; 6102 Sayılı TTK'nun 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin taraflarının ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin; ödünç para verme işlerine ilişkin uyuşmazlıklar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İİK'nun 154 ve devamı maddeleri gereğince ticari dava sayılır. Buna karşılık 4. Madde uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari dava sıfatını kaybedecektir.
Diğer taraftan, 6102 Sayılı TTK'nun 19/2. Fıkrası gereğince; taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5. Maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri aralarındaki ilişki artık iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisi haline dönüşmüştür. Göreve ilişkin düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olduğundan her aşamada re'sen gözetilmelidir. Bu kuralın tek istisnası; 6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nun 5/4. Fıkrasında düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerinde açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, asliye ticaret mahkemesinin görevsizlik kararının verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözülmesi için asliye hukuk mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir.
Somut olayda, davacı dava dışı şirketin ortağı, davalı ise sermaye şirketi olup, tacir oldukları, uyuşmazlığın da dava dışı şirket ile davalı şirket bakımından ticari işletmesiyle ilgili olduğundan eldeki davanın ticari dava olduğu tartışmasızdır.
İDM'nce davanın ticari dava olarak görülmüş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
(II)Aktif husumet;
Bilindiği üzere husumet (taraf sıfatı), bir usul hukuku sorunu olmayıp, davaya konu edilen subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu olan bir olgudur.
Taraf sıfatı (husumet) bir dava şartı değildir.
Davaya konu yangın dosyada mevcut belgelere göre; 04/08/2016 tarihinde meydana gelmiştir.
Davacı vekili İzmir 15. Noterliği'nin 29/08/2012 tarih 11929 yevmiye nolu vekaletnameye dayalı olarak düzenlenen yetki belgesi ile davacı gerçek kişi adına 08/02/2017 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinin başlık kısmında davacı gerçek kişi yanında ... isimli firmanın adı yazılmıştır.
İDM'nce yapılan yargılama sırasında 25/01/2021 tarihli tensip zaptı gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazı yazılarak tacir kaydı bulunup bulunmadığı sorulmuş, ...'nce verilen tarihsiz cevabi yazıda davacı gerçek kişi ile ilgili şirketin 118080 sicil numaralı "... Ticaret A.Ş." olduğu bildirilmiştir.
Davacı vekili 01/02/2021 tarihli dilekçesinde müvekkilinin 25/05/2005 tarihinde ...- ... olarak ... kayıtlarında ... sicil numarası ile tacir olarak kayıtlı olduğu, ancak daha sonra unvan değişikliğine gidildiği ve ... A.Ş olarak değiştirdiği ve bu hususun 08/06/2016 Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği bildirilmiştir.
Dava tarihinde davaya konu yangının meydana geldiği işletmenin dava dışı 08/06/2016 tarihinde tescil edilen ... A.Ş'ne ait olduğu çekişmesizdir.
Zira, yangın şirket tescilinin yapıldığı tarih olan 08/06/2016 tarihinden sonra 04/08/2016 tarihinde yapıldıktan meydana gelmiştir.Dava tarihinde davacının gerçek kişi tacirin davacı sıfatının olmadığı da açıktır.
Davacı adına sunulan yetki belgesinde dayanağı olan vekaletnamenin düzenlendiği tarih olan 29/08/2012 tarihinde davacı gerçek kişi tacir olup, dava dışı dava dışı ... A.Ş adına sunulmuş bir vekaletname de dosya içerisinde bulunmamaktadır.
Kural olarak, özel hukuk tüzel kişileri taraf bulundukları davaları organları aracılığıyla takip ederler. (6100 Sayılı HMK'nun 52, 4721 Sayılı TMK'nun 50, 6102 Sayılı TTK'nun 126. Maddeleri). Tüzel kişilerin dava takibine yetkili organları, dış organlardır; yani tüzel kişiyi 3. kişilere karşı temsil eden organlardır. Örneğin; yönetim kurulu ve müdürler. Kimlerin organ olduğu ve bu nedenle tüzel kişiyi dışarı karşı kimlerin temsil edeceği kanuna ve tüzel kişiliğin kuruluş belgesine göre belirlenir. (4721 Sayılı TMK'nun 49. Maddesi). Kanuna ve kuruluş belgesine göre organ durumunda olmayan tüzel kişiyi temsil yetkisi bulunmayan kişiler, tüzel kişinin taraf olduğu bir davayı takip edemez.
6102 Sayılı TTK'nun 355. Maddesine göre; anonim şirketler ticaret siciline tescil edilmekle tüzel kişilik kazanırlar. Tüzel kişilik olan şirketin idare ve temsili kanunun 365 ve izleyen maddelerinde düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre, anonim şirket adına sadece şirketi temsile yetkili kişiler dava açabilecektir. Diğer bir anlatımla, temsil yetkisi olmayan şirket ortağı şirket adına dava açamaz.
Özetle;Somut olayda aktif husumet dava dışı ... A.Ş'ne ait olup, dava dışı şirketin kurucu ortağı ve temsilcisi davacının kendi adına açtığı davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasının incelenerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
(III) Dahili Dava Müessesesi;
Hukukumuzda dahili davalı müessesesi düzenlenmemiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 124. maddesinde öngörülen iradi taraf değişikliği,dava konusunun devri ile 55. maddesi gereğince yargılama sırasında bir tarafın vefatı halinde mirasçılarının ve 59.madde gereğince zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu haller dışında davada taraf olmayan bir kimsenin ıslah yoluyla dahi usulüne uygun olarak dava açılıp harç ödenmeksizin davaya taraf olarak eklenmesi, dahil edilmesi mümkün değildir.
Özetle; dava dilekçesinde sadece davalı olarak ... AŞ gösterilmiş olup, sigorta şirketleri ... Sigorta AŞ. ve ... Sigorta AŞ'nin davacı vekilinin 11/02/2020 tarihli dilekçesi üzerine 10/03/2020 tarihli ara kararıyla davaya dahil edilmeleri usulsüz olduğu gibi, buna rağmen karar başlığında gösterilmemesi de hatalı ise de; haklarında hüküm kurulmamış olması sonucu itibariyle doğru olduğundan davacı vekilinin anılan hususa yönelik istinafı başvurusu yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre;
Davacı vekilinin dahili davalılara yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun husumetin kamu düzenine ilişkin olup 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince re'sen gözetilmesi gerektiğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, İDM'nin kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzelterek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle; Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin dahili davalılara yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun husumetin kamu düzenine ilişkin olup 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince re'sen gözetilmesi gerektiğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince KABULÜNE,
3-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/530 Esas - 2021/882 Karar sayılı 20/12/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;
a)Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
b)Davacı tarafından peşin yatırılan 1.707,75 TL ile ıslahla yatırılan 1.928,34 TL olmak üzere toplam 3.636,09 TL'den alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, artan 3.020,69 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
c)Davacı tarafından ilk derece mahkemesi yargılaması tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
ç)Davalı tarafından ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında yapılan 300,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
d)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden önceki hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince ve davalı tarafın istinaf kanun yoluna başvurmaması nedeniyle reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 23.354,15 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine,
8-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 08/04/2025 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.