mahkeme 2022/1664 E. 2025/1950 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1664

Karar No

2025/1950

Karar Tarihi

27 Ekim 2025

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2911
KARAR NO : 2025/2019
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2022/846 Esas 2023/693 Karar
KARAR TARİHİ : 26/09/2023

DAVA : Tazminat
KARAR TARİHİ : 04/11/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/11/2025

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili şirket hakkında açılan İzmir 3. ATM'nin 2014/893 Esas sayılı dosyası ile görülen 15.06.2012 tarihli tazminat davası ile İzmir 3. ATM tarafından verilen haksız ve yasaya aykırı 09.02.2018 tarih, 2014/893 esas ve 2018/133 karar sayılı karara dayanılarak, davalı tarafından müvekkili hakkında İzmir 28.İcra Dairesi'nin 2018/3788 Esas sayılı icra takip dosyası açıldığını, müvekkilinin usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kanun yoluna başvuru ve inceleme aşamasında icra edilmemesi adına 1.050.000,00 TL tutarında teminat mektubu vermek mecburiyetinde kaldığını, yerel mahkeme kararının istinaf aşamasında İzmir BAM 17.Hukuk Dairesi tarafından kaldırılarak müvekkili şirket yönünden reddine karar verildiğini, temyiz incelemesindeYargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin kararı ile İzmir BAM 17.Hukuk Dairesi kararının onandığını, bu süreçte davalının müvekkili şirket aleyhine gerçekleştirdiği tüm işlemlerin haksız ve kötüniyetli olduğundan müvekkili şirketin maddi zarara uğratıldığını beyanla bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalının haksız fiili sebebiyle bankadan alınan teminat mektubuna ilişkin tahakkuk eden komisyon ve benzeri ücretlerin toplamı olan 50.505,29 TL sının her bir kaleminin müvekkilince bankaya ödendiği tarihlerden itibaren işletilecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından İzmir 3. ATM'nin ilamına dayalı olarak icra takibinin başlatıldığını, mahkeme kararının icraya konu olması için kesinleşmesine gerek olmadığını, ayrıca ilamın kesinleşmeden icraya konulup konulamayacağı hususunun icra müdürünün denetlemesi gereken bir husus olduğunu, icraya konulabilmesi için kesinleşme şartı aranan bir ilamın kesinleşmeden icraya konulması halinde icra mahkemesine şikayet yoluyla ilamlı takibin iptali için müracaat edilebileceğini, İzmir 3. ATM kararının kesinleşmesi gereken kararlardan olmadığından takibe konu edilmesinde herhangi bir engel bulunmadığını ve oluşacak zararlardan müvekkilinin sorumlu olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
İzmir 3. ATM'nin 2014/893 Esas sayılı dosyası, İzmir 28.İcra Dairesi'nin 2018/3788 Esas sayılı icra takip dosyası, bilirkişi raporu ve ek raporu, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.02.2018 tarih, 2014/893 esas ve 2018/133 karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/870 Esas, 2020/256 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin kaldırılarak davanın ... Şti. yönünden reddine karar verildiği ve temyiz incelemesinde, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.06.2022 tarihli, 2020/7689 E., 2022/4557 K. Sayılı kararı ile İzmir Bam 17. Hukuk Dairesinin kararının onandığı, HMK nun 367/1 md. sinde "Temyiz, kararın icrasını durdurmayacağı, İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklı olduğu, nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez." ve İİK nun 36/1 md. sinde "İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verileceği, bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir." düzenlemelerin bulunduğu, anılan yasa hükümleri gereğince, kesinleşmemiş İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.02.2018 tarih, 2014/893 esas ve 2018/133 karar sayılı kararının davalı tarafından icra takibine konu edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının, icranın geri bırakılması için İİK nun 36 md. si gereğince, davacının alternatif seçeneklerden teminat mektubunu seçmesi sonucu doğan zararlarının, kusuru bulunmayan davalıya yüklenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava açma hakkını kötüye kullanarak, taşıdığı malı alıcısına teslim eden müvekkil taşıma şirketi aleyhinde "iftira boyutundaki iddialarla" dava açarak müvekkil taşımacı şirketin masraf yapmasına neden olduğunu, müvekkilinin mezkur taşıma işi ile ilgili kendisine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve bunu henüz aleyhine dava açılmadan önce tüm belgeleri ile birlikte davalı yana ispat ettiğini, ancak davalı yanın, hiçbir kusurunun yahut sorumluluğunun bulunmadığını bilerek müvekkil şirket aleyhine hukuki yollara başvurduğundan bu eylemleri haksız fiil niteliğinde olduğunu,
davalı, müvekkil şirket tarafından sunulan bilgi ve belgeler uyarınca müvekkil şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, dolayısıyla müvekkil şirketten talepte bulunamayacağını henüz dava açılmadan dahi bildiğini,

teminat olarak teminat mektubunun seçilmesi nedeniyle uğranılan zararların tazmininin istenemeyeceğine ilişkin gerekçenin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla yerel mahkemenin, davanın reddine dair hükmü kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP :
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın işbu kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvursa da başvurusunun yerinde olmadığını, davacının istinaf başvurusunun reddini, yerel mahkeme kararı yerinde olduğundan kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

G E R E K Ç E

Uyuşmazlık, haksız dava açılması ve icra takibi nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, haksız yere bir kimse aleyhine icra takibi yapılması,mallarının haczettirilmesi 6098 Sayılı TBK un 49 uncu maddesi kapsamında haksız eylem niteliğindedir. Bu haksız eylemden zarar gören aynı maddenin ikinci fıkrası ile aynı Kanunun 50 inci maddesi uyarınca maddi zararını, Kanunun 58 inci uyarınca da itibarı zarar gördüğünden bahisle kişilik hakları saldırıya uğradığını ileri sürerek manevi tazminata hükmedilmesini de isteyebilir.
Somut olayda; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/893 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça davacı .... Şti ve dava dışı ... Şti aleyhine taşıma sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart ve kaybolan mal bedeline ilişkin açılan dava sonucunda Mahkemenin 2014/893 esas 2018/133 karar sayılı 09/02/2018 tarihli kararı ile ( diğer davalı şirket ile davacı ... arasında görülen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/805 esas sayılı dosyasında "usulüne göre varma yerine yapılmış bir teslimden söz edilmeyeceğine dair kabule dayalı verilen kararın kesinleşmiş olmasına göre yapılan değerlendirmeye göre) davalı ... Şti yönünden teslim edilmeyen yük bedeline ilişkin istemin kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davacı ... tarafından 20/03/2018 tarihinde İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2018/3788 sayılı dosyasından 4-5 örnek ilama dayalı takibe konulduğu, takibe konu kararın istinaf edildiği , İzmir BAM 17 HD'nin 2018/870 E. 2020/256 K. sayılı 04/03/2020 tarihli ilamı ile karar kaldırılarak ... Şti aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 11 HD'nin 2020/7689 esas 2022/4557 karar sayılı 07/06/2022 tarihli onama ilamı ile kesinleştiği, ... Şti'nin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/893 esas 2018/133 karar sayılı 09/02/2018 tarihli kararına dayalı olarak başlatılan icra takibinde depo ettiği teminat mektubu nedeniyle bankaya ödemek zorunda kaldığı komisyon ücretlerinden oluşan zararının ödeme tarihlerinden itibaren faizi ile davalı ... Şti'den tahsili isteminde bulunduğu , talebin haksız ihtiyati haciz veya haksız ihtiyati tedbire ilişkin olmadığı anlaşılmıştır.
Kural olarak, Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde dava açmak,icra takibi yapmak hakkına sahiptir. Bu hak kötüye kullanılmadığı sürece hakkı kullananın tazminatla sorumlu tutulması söz konusu olamaz. İcra takipleri başkalarının kişilik haklarını zedeleseler bile belirli ölçüler içinde hukuka uygundur. Bu hukuka uygunluğun dayanağı, bireylerin yada da kamunun üstün menfaatlerinin korunmasıdır. Ancak, bu hak toplumsal görevine aykırı kullanılmışsa, bu kötüye kullanma davranışı hukuka aykırı kılar.
Davalı yanın alacağını tahsil etmek amacıyla davacı aleyhine dava açması, açılan dava sonucu verilen karar ile icra takibi başlatması, itirazın iptali davası açması, haciz talebinde bulunması alacaklıya kanunen alacağına kavuşması için tanınan hukuki yolların yanında borçlu olarak davacının da tüketebileceği hukuki yollar bulunmakta olup ( hacze itiraz, taşkın hacze karşı şikayet, verilen tedbire karşı itiraz yolu vb gibi) bu yollara başvurulmuş olması karşı taraf yönünden başlı başına bir tazminatı gerektirmez.
Dava açma hakkı yasalarca güvence altına alınmış olup açılan davaların reddi veya beraatle sonuçlanması durumunda, hakkında dava açılanın kişilik haklarının saldırıya uğrayacağının kabul edilmesi, hak arama özgürlüğünü sınırlar. Hak arama özgürlüğünün aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri de gözetilerek değerlendirilmelidir
Kusur sorumluluğu adalet duygularına uygun olup gerekçesini, kusurun, zarar verenin ahlaki veya hukuki yönden kınanabilir bir davranışı olarak nitelendirilmesinde bulmaktadır. Zararlı sonucu pasif durumda olan zarar gören değil, hukuken onaylanmayan davranışı ile zarar veren meydana getirdiğinden sonuçlarına katlanması adalet duygularını tatmin eder. (F.Eren Borçlar Kanunu Genel Hükümler s 495) Kişilerin, kurallara aykırı davranmaları sonucu ortaya çıkabilecek tehlikeli sonuçların yol açacağı haksızlığa neden olmamaları bakımından, davranışlarında özenli olmaları gerekir. Davranışında özenli olmak, tedbirli, dikkatli olmak, meslek ve sanatta acemi olmamak emirlere ve nizamlara uymak demektir. Özensiz davranarak başkalarının çıkarlarına istemeden zarar veren bir kişi bu davranışının sonuçlarına katlanmak zorundadır. (Hafızoğulları, Zeki-Özen, Muharrem: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler)
Bu açıklamalar ışığında, öncelikle davalı tarafça tarafı olduğu taşıma sözleşmesi uyarınca malın tesliminin yapılmadığından bahisle dava açmasında ve açılan dava sonucu verilen mahkeme ilamına dayalı takip yapılmış olmasında ilam konusu alacağın niteliği itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Keza, alacağa konu esas uyuşmazlığın dava dışı ... Şti ile davalı ... Şti arasındaki taşımacılık sözleşmesinden ( sözleşmede plakaları belirtilen 5 araç ve römorku ile yapılacak, yükleme yeri İzmir , Türkiye-İran-Türkmenistan-Afganistan güzergahı üzerinden boşaltma yeri İSAF MAZZAAR-EŞHARİF CAMP MARMAL , boşaltma süresi max.20 gün olan , imzasız yük anlaşması belgesi ile 1 tır plakasının daha belirlendiği) sözleşmeye konu malların teslimindeki gecikmeden kaynaklandığı, taşımanın ... Şti tarafından gerçekleştirildiği, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/893 Esas sayılı dosyasında 2018/133 karar sayılı 09/02/2018 tarihli karar ile özetle davacı ... Şti'nin yükün varış yerine teslim edilmediğini iddia ettiği davada davalı ... Şti'nin hapis hakkının kullanıldığı, davalı ... Şti'nin de teslimin gerçekleştiği savunmasında bulunduğu, ... ile ... arasında navlun bedeline ilişkin kambiyo senetleri yönünden İzmir 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/805 Esasında görülen menfi tespit davasında sunulan teslim belgelerinin de değerlendirildiği ve neticeten yükün varış yerine teslim edilmediği kabul edilerek menfi tespit davasının kabulüne ilişkin verilen ve kesinleşen karar gerekçesi de gözönünde bulundurularak, malın kime teslim edildiğinin teslim belgelerinden anlaşılmadığı, yükün tesliminin gümrük idaresine yapıldığının kabulü halinde dahi usulüne göre varma yerine yapılmış bir teslimden söz edilemeyeceği gerekçesi ile sözleşmeye göre son teslim süresi 08/12/2011 olan yük CMR 20/1 uyarınca 30 günlük sürenin sonunda 08/01/2012 tarihinde kaybolmuş sayılacağından ... Şti yönünden teslim edilmeyen yük bedeline ilişkin istemin kısmen kabulüne karar verildiği; İzmir BAM 17 HD'nin 2018/870 esas 2020/256 karar sayılı 04/03/2020 tarihli kararı ile özetle eşyanın gümrüğe teslimi ile alt taşıyıcı ... Şti'nin CMR 17 vd'dan doğan mesuliyetinin sona erdiği, fiili durum gözönünde bulundurulduğunda taşınanın tesliminin nihai adrese yapılmasını imkansızlaştıracak türden taşıma engelinden bahsetmenin mümkün olduğu, araçlardan biri dışında 5'inin 20 günlük teslim süresinden çok sonra 6 ay gecikmeli olarak, tam ve sağlam şekilde Afganistan-Akina gümrük sahasına vardığı, İSAF yetkililerinin de ... Şti'ye eşyayı tam ve eksiksiz teslim etmekten kaynaklı zarar bildiriminde, tazminat talebinde bulunmadıkları, eşya akıbetinin ihtarname ile sorulmasına rağmen taşıyıcıların gerekli izahatte bulunmaması halinin CMR 14 hükmüne dayandırılamayacağı vs. gerekçelerle karar kaldırılarak ... Şti aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2002/7689 Esas, 2022/4557 karar sayılı 07/06/2022 tarihli onama ilamı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.
Anılan taşıma sözleşmesinden kaynaklı İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi karar gerekçeleri ve Yargıtay ilamı içeriği, yargılama safahati, yine ... ve ... Şti arasında görülen menfi tespit dava dosyası ve yükün Afganistan Akina gümrük sahasına teslim tarihleri (25/10/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre 05/12/2011, 10/01/2012, 10/01/2012, 16/06/2012, 16/06/2012, 25/06/2012), dava tarihi (15/06/2012), sözleşme gereği öngörülen teslim süresi ve tarihi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... tarafından dava açılması ve dava sonucu ilk derece mahkemesi ilamına dayalı takip yapılmasına ilişkin süreçte hak arama özgürlüğü sınırlarını aşan ve davalının haksız eylem sorumluluğunu doğuran bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından peşin yatırılan 738,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 615,40 TL'den mahsubuyla, bakiye 345,55 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 05/11/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a Maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim