mahkeme 2021/1675 E. 2024/867 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1675

Karar No

2024/867

Karar Tarihi

2 Nisan 2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/1675
KARAR NO : 2024/867

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2019/146 Esas - 2021/218 Karar
KARAR TARİHİ : 13/04/2021
DAVA : MANEVİ TAZMİNAT
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2024

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1(b-1/son) cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı tarafından açılan Kocaeli Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/1746 esas sayılı “Kira Sözleşmesinin İptali” davasında 14/09/2018 tarihli ara kararında “ihtiyati tedbir talebinin davanın esasını çözer nitelikte olduğu” gerekçesi ile tedbir talebinin ret edilmesi üzerine davalı şirket tarafından hem müvekkili şirkete hem de ... A.Ş. ... Rafinerisi Müdürlüğü’ne keşide edilen Bakırköy 40. Noterliği’nin 25.09.2018 tarih 26854 sayılı ihtarnamesini ile özellikle müvekkili şirketin hemen hemen tüm ticari faaliyetini yürüttüğü ... A.Ş. ... Rafinerisi Müdürlüğü’nü hedefleyerek, asılsız iddialar ve suçlamalar ile tüm ticari itibarını yok etmeyi hedefleyerek, kendisine ait olup olmadığı yargılama sonucunda belli olacak, niteliği, miktarı belli olmayan afaki tanımlara dayalı iskele malzemelerinin müvekkili tarafından zorla alıkonulduğu, ... firmasına hukuka aykırı olarak satıldığı, iskele malzemelerinin ... ... tesislerinden dışarı çıkaramayacağını ihtar ettiğini ileri sürdüğü , ihtiyati tedbir istinaf dilekçesinde de suç isnadı içeren ifadeler kullanıldığı , ticari itibar kaybına yol açan ve kişilik haklarına saldırı niteliğindeki eylemleri nedeni ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında süreli olarak akdedilen kira sözleşmesinin 3. md. uyarınca kiralama süresinin 15 gün olduğunu ancak sözleşmede belirlenen sürenin hitamında davalı şirkete kiralanan iskele sistemlerinin müvekkiline iade edilmediğini, sözleşmenin sona ermesi ile birlikte müvekkili şirketin davalı şirketten iskelelerin iadesini defalarca sözlü ve yazılı şekilde talep ettiğini, davacı şirketin bu talebi ısrarla yerine getirmemesi üzerine müvekkili şirketin, davalı şirkete Aliağa 2. Noterliği’nin 27/03/2018 tarih 3075 Y.s. ihtarnamesini göndererek kira sözleşmesini 03/04/2018 tarihi itibariyle feshettiğini bildirerek iskele malzemelerini kiralandığı anki haliyle iade edilmesini talep ettiğini, ancak iade edilmemesi üzerine Kocaeli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/1746 esas sayılı kira sözleşmesinin iptali davasının açıldığını, Kocaeli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce 14/09/2018 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, ancak davacının kiralananı kullanarak, kısmen başka renge boyayarak, kısmen de ... ... ... rafinerisinde istifleyerek, taşımaya hazır bir şekilde beklettiği ve lazım oldukça aynı tesisteki başka aldığı işlerde kullandığını, kazanç sağladığını tespit ettiğini, mülkiyeti müvekkiline ait olan iskele sistemlerini kaçırma ve teslim etmeme yönünde iradesi olduğunu hatta 3. kişilere-...'a satma niyeti olduğunun öğrenilmesi üzerine, satışın ve iyinetli iktisabın önlenmesi amacıyla davacıya ve müvekkiline ait iskele sistemlerinin bulunduğu alanın sahibi ... A.Ş.'ne keşide edilen Bakırköy 40. Noterliği’nin 29.09.2018 tarih 26854 Y.s. ihtarnamesi ile hakkının korunmasını amaçladığını, yaklaşık 600.000-Euro değerindeki taşınır mallarının iyiniyetle iktisabı ile 3. kişilere devrini engellemeye çalıştığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. etmiştir.
DELİLLER :
Kocaeli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1746 Esas sayılı dosyası, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2018/27 Esas sayılı Dosyası,arabuluculuk evrakı, 31/07/2017 tarihli sözleşme, 01/08/2017 tarihli sözleşme, noter ihtarnameleri ve yazışmalar , Bakırköy 40. Noterliği’ nin 25/09/2018 tarih ve 26854 Yevmiye sayılı ihtarnamesi, İzmir 25. Noterliği 10/10/2018 tarih ve 25383 Yevmiye sayılı noter ihtarnamesi , ticari defter ve kayıtlar, mail kayıtları, banka kayıtları, bilirkişi kurulu raporu , tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; taraflar arasında süre gelen ticari ilişki kapsamında davalının davacıya çekmiş olduğu Bakırköy 40. Noterliğinin 25/09/2018 tarih 26854 yevmiye nolu ihtarnamesinin davacının itibarını zedelediği, aralarındaki uyuşmazlık sebebiyle davalının sergilediği tutumların maddi zarara uğramasına yol açtığı iddiasının bilirkişi incelemesi neticesinde sabit olmadığını , davacı tüzel kişiliğin kişilik haklarına saldırı iddiasının ve davacının manevi tazminat isteminin dosya kapsamı uyarınca yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı "gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde açıkça belirtildiği gibi manevi tazminat davasına dayanak kişilik haklarına tecavüz teşkil eden hususun , davalının açıkça davacı şirketi “hırsızlık yapmakla” suçlaması olduğunu , bu olgunun davalının istinaf dilekçesinde açık ve seçik yer aldığını , Mahkemece bu hususu takdir etmesi ve değerlendirmesi gerekirken, yaptırdığı bilirkişi incelemesinde müvekkili firma ile davalının arasında ticari ilişkinin ne olduğunu, boyutunu, kimin kime borcu olduğuna ilişkin, yani bu kapsamda değerlendirilecek bir araştırma sonucunda oluşan bilirkişi kanaatine göre müvekkil şirketin herhangi bir manevi zararının olmadığına karar verildiğini , Mahkemenin hiçbir gereği ve ilgisi olmayan bir bilirkişi raporunun manevi tazminat takdirine yer olmadığına dayanak tutmasının anlaşılabilir ve hukuka uygun bir gerekçe olmadığından bahisle kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir,
İSTİNAFA CEVAP :
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davacının mülkiyet hakkının korunması amacıyla hukuki yollara başvurmasının hakkını aramasının davacının kişilik haklarının ihlali veya ticari itibarının zedelenmesi şeklinde telakki edilemeyeceğini , kaldı ki davanın hiçbir surette ispat da edilemediğinden bahisle istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, ihtarname ve istinaf dilekçeleri yoluyla haksız eylem isnadı ve hakaret sureti ile ticari itibara saldırıda bulunulduğundan bahisle manevi tazminat isteğine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle; davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı istinaf isteminde bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 58/1.fıkraya göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir. Tüzel kişinin kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu nedenle manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul edilmektedir.
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir, bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Bunun yanında iftira suçu “ihbar” veya “şikâyet” etmek suretiyle ya da “basın yayın” yoluyla olmak üzere üç şekilde gerçekleştirilebilir. Bu üç durum dışında bir kişiye hukuka aykırı eylem isnadı şartları varsa hakaret suçunu oluşturur.
TCK 128'e göre; yargı mercileri nezdinde yapılan başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında kişiler ile ilgili olarak somut isnatlarda yada olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde ceza verilmez. Ancak bunun için isnat veya değerlendirmeleri gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir. TCK'nın 128. maddesinde düzenlenen ve Anayasa'nın 36. maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercii veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, "gerçeğe ulaşma" ve "adaletin gerçekleşmesi" de söz konusu olmayacaktır.
YCGK'nın 17/07/2007 tarih ve 2007/105-174 sayılı kararı ile 5728 sayılı TCK'nın 128. Maddesindeki yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; "savunma (veya iddia) amacıyla vaki olan yazı ve sözlerin" hakaret suçları açısından hukuka uygunluk nedenlerinden birisini teşkil eden "hakkın kullanılmasını" oluşturabileceği belirtilmiştir.
İncelenen dosyalar, kararlar ve tüm dosya kapsamından, davacı şirket ile ... A.Ş arasında 10/03/2017 tarihinden itibaren 571 takvim günü süre ile geçerli .... Projesi İskele İşleri İskele Hizmet temini sözleşmesi yapıldığı, 31/07/2017 tarihinde düzenlenen Alt Yüklenici (Taşeron) Sözleşmesi İskele Malzeme Kiralama sözleşmesinin ... Şti. ile ... . Şti. arasında düzenlendiği, ... Şti tarafından ... Şti. Ne açılan Kocaeli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1746 Esas sayılı dosyasında " mülkiyeti müvekkile ait inşaat iskele sistemlerinin davalı şirkete kiralandığını, davalı şirketin kira sözleşmesine konu iskeleleri teslim aldıktan sonra alt yüklenici olarak iş aldığı ... ili ... ilçesindeki ... tesislerinde kullanıldığını, ancak sözleşmede belirtilen sürenin bitiminde davalı şirketin kiralamış olduğu iskele sistemlerini müvekkiline iade etmediğinden" bahisle sözleşmenin iptali ile iskele sisteminin tedbiren tesliminin talep edildiği,14/09/2018 tarihli ara karar ile tebdir isteminin reddedildiği, dava açıldıktan sonra 25/09/2018 tarihinde davalı şirket, şirket müdürü ... ve ... A.Ş. ... Müdürlüğü'ne Bakırköy 40. Noterliği vasıtasıyla keşide edilen ihtarnamede kira konusu malların davalı şirket tarafından başka malzemelerin içerisine karıştırılarak satılacağının öğrenildiği, bu halde mülkiyet hakkının satın alana geçemeyeceğinin ihtar edildiği, 25/10/2018 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik istinaf başvurusunda" davalı şirketi yetkililerinin, hiçbir sıkıntı ve utanç duymadan mülkiyeti davacı şirkete ait olan malzemeleri iade etmeyeceklerini alenen söylediklerini , dava açılması halinde ise malları kaçırarak 3. kişilere satacakları yönünde tehditler savurduklarını " davacı şirketin asli iştigalinin, büyük ölçekli sanayi şantiyeleri için iskele malzemelerinin kiralanması olduğunu, buna münhasır olan dava konusu ticari malların davalının başka renge boyaması, kendi mallarıyla karıştırması, başka işlerde kullanması ve kendi deposuna aktararak satması suretiyle her geçen gün azaltıldığını , daha doğru bir ifadeyle çalındığı" ifadelerinin kullanıldığı , Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarihli kararı ile geçici hukuki koruma isteminin reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği , yargılama soncunda ise 15/05/2019 tarihli karar ile " uzatma protokolünün geçerli olduğu ve bu yönüyle kira sözleşmesinin ilk etapta 15 aylık süre için yapıldığı, 15 ayın sonunda ...'ın projesi bitmez ise sözleşmenin belirsiz süreli sözleşmeye döneceği, dava tarihinin 05/09/2018 olduğu, kira başlangıcı esas alınarak yapılan hesapta 15 aylık sürenin 31/12/2018 tarihinde biteceği, dava tarihinde halen kira sözleşmesinin devam ettiği, iskelenin taşınır bir yapı niteliği taşıdığı bu nedenle fesih bildirimlerinde TBK madde 330 değil TBK madde 329'un uygulanması gerektiği, ihtarnamenin TBK madde 329'daki feshi ihbar süresine uymadığı" gerekçesi kira sözleşmesinin feshi ve iskele sistemlerinin iadesi talepli davanın reddine karar verildiği , kararın istinaf yoluna başvurmadan kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafça yaptırılan delil tespitinde de ... Şti firmasının davalı firmaya verdiği iskele adetleri,sevk irsaliyeleri iade edilen malzeme listesi ve sahada sayılan iskele malzemeleri sayımı yapılarak incelenerek rapor düzenlendiği belirlenmiştir.
Bu hali ile belirtilen ifadelerin davacı tarafından kira sözleşmesinin iptali, kiralanan taşınırın tedbiren kendilerine veya yediemine teslimi yönünden açılan davanın ve ihtiyati tedbir isteminin haklı olduğuna ilişkin iddianın temelini oluşturduğu ve haklılığını kanıtlamak için yazıldığı, “ daha doğru bir ifadeyle çalındığı" ifadesinin ise cümle bütünlüğü içinde kiralanan " çok miktarda" taşınırın ayırt edici unsur taşımamasından dolayı benzerlerine karıştırılarak satılması eylemini tanımlamak için yazıldığı , keza davacı şirketin yetkilisi ...' in sözleşmenin imzalandığı tarihte hem davacı şirketin yetkilisi ve ortağı, hem de davalı şirketin yetkilisi ve ortağı olduğu , taraflar arasındaki sözleşmenin tipik taşınır kiralama sözleşmesinden öte yapıldığı tarihte şirketler arasında organik bağ bulunan yüklenici - alt yüklenici sözleşmesi olduğu , olası mülkiyet itilaflarına binaen 800 tonu bulan iskele malzemesinin maliki olduklarının ... ' a bildirilmesine ilişkin olduğu , dilekçe ve ihtarda nispeten kaba ve rahatsız edici anlam içeren ifadeler , dilekçe bütünlüğü içinde davacı tüzel kişinin ticari itibarını onur, şeref ve saygınlığının rencide edici boyutta olmayıp, davacı tarafından açılmış olan davada, davanın dayanağı olan vakıaları güçlendirme amacı ile kullanılmış olduğu dolayısıyla iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı , tüzel kişinin kişilik haklarına hukuka aykırı olarak zarar verecek , manevi tazminat takdirini gerektirecek nitelikte olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından sonuç olarak davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ve davacı vekilinin aksine yönelen istinaf nedenlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Keza, ilk Derece Mahkemesince hukuka aykırı eyleminin varlığı, bu eylemden zarar doğması ve eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti açısından zarar unsuru yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması uyuşmazlığın çözümü için zorunlu bir delil olmasa da, hukuka aykırı eylemin varlığının kabul edildiği sonucu doğurmayacağından, red gerekçesinde ayrıca manevi tazminat koşullarının bulunmadığı da belirtildiğinden,tek başına bilirkişi raporunun manevi tazminat takdirine yer olmadığına dayanak tutulduğu yönündeki istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 213,47 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 427,60 TL'den mahsubuyla, bakiye 214,13 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının yatıranlara iadesine,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 02/04/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim