mahkeme 2021/1776 E. 2023/2549 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1776
2023/2549
29 Aralık 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
22. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1776
KARAR NO : 2023/2549
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/390
KARAR NO : 2021/769
DAVA TARİHİ : 08.06.2021
KARAR TARİHİ : 12.10.2021
DAVANIN KONUSU : İpoteğin Kaldırılması
KARAR TARİHİ : 29.12.2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 29.12.2023
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.10.2021 tarihli, 2021/390 Esas ve 2021/769 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Davacı vekili, müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Sk. No:... .../... adresindeki ve ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı 1, 3 ve 5 nolu bağımsız bölümleri üzerlerindeki davalı ...bank T.A.Ş. lehine 1. derecede 1. sırada tesis edilen toplamda 440.000,00 TL'lik ipotek ile satın almak üzere mülklerin sahibi olan ... ile anlaştığını, bahsedilen bağımsız bölümlerin satışına ilişkin yapılan anlaşma çerçevesinde ipotekli borcun bakiye kısmını öğrenme ve buna göre taşınmazı satın alma işlemleri konusunda bankaya müracaat eden müvekkiline banka tarafından 04.02.2021 tarihli belge verildiğini, 04.02.2021 tarihli “İLGİLİ MAKAMA” başlıklı yazıda “...'ya ait ... Mah. ... Sk. No:... .../... adresindeki ... parselde bulunan... 1, 3, 5 nolu bağımsız bölümlerdeki taşınmazlar üzerindeki ... ŞTİ.'nin ticari kredi borçlarından ötürü bankamız lehine 1. Derece ve I. Sırada bulunan toplamda 440.000 TL tutarındaki ipoteğimizin adı geçen firmanın 11 O-Karşıyaka Sahil Şubesi'ndeki ... nolu hesabına (IBAN:TR...) 195.000 TL yatırılarak adı geçen Müşterilerimizin faiziyle birlikte kredi borcu kapatılarak 10 gün içerisinde, nev'ine bakılmaksızın, kredinin teminatını teşkil eden ipoteğin fekkinden hiçbir gerekçe ile imtina edilmeyerek ipoteğin fek edileceğini geri dönülmez olarak beyan ve taahhüt ederiz.” denildiğini, bu yazıya istinaden, 11.02.2021 tarihinde müvekkilinin babası ...'in ... Bankası hesabından ... Şti.'ye ait hesaba "BORÇ KAPAMA ... İPOTEK FEK TAAHHÜDÜ KARŞILIĞI" açıklaması ile 195.000,00 TL Eft/Havale edildiğini, aynı gün müvekkilinin üzerlerinde davalı lehine ipotek olan 1, 3, 5 nolu bağımsız bölümleri tapuda satış yoluyla devraldığını, 195.000,00 TL'nin yatırılması öncesinde de sonrasında da davalı bankanın kobi temsilcilerinden ... ile sürekli görüşüldüğünü ve onun bilgisi ile hareket edildiğini, müvekkilinin sık sık kobi temsilcisini aradığında kobi temsilcisinin “Kredi sahibinden onay bekliyorum” cevabını verdiği, bu şekilde 15 gün geçtiğini, en sonunda kobi temsilcisinin hesapta para olmadığını itiraf ettiğini, bunu duyunca şoke olan müvekkilinin “Nasıl olur? Sizin dediğiniz hesaba yatırdık parayı. Yatırdığımız anda da sizinle teyitleştik. Siz de para hesapta dediniz.” deyince kobi temsilcisinin “... bey, sizin gönderdiğiniz parayı hesap sahibi 7. dakika başka hesaba aktarmış. Ama halledeceğiz bu sorunu.” dediğini, ancak bahsedilen taşınmazlar üzerindeki ipoteğin kaldırılmadığını, davalı bankaya ipotek fekki için müracaat edildiğini, 19.03.2021 tarihli yazı ile “ipotek fek işleminiz bulunmamaktadır” denilerek talebin reddedildiğini müvekkilinin, bankanın yazılı taahhüdüne istinaden ipoteğe dayanak bakiye kredi borcunu karşılayacak miktarda parayı bankanın belirttiği hesaba yatırdığını, paranın yatırılması anında hemen davalı kobi temsilcisine bilgi verildiğini ve kendisinden olumlu teyit alındığını, müvekkiline atfedilebilecek hiçbir kusurun bulunmadığını, bu durumda paranın hesap sahibince çekilmesine engel olma yükümlülüğünün artık davalı üzerinde olduğunu, davalı bankanın ihmalinin, kredi borcunun kapanmamasına ve ipoteğin sürmesine sebebiyet verdiğini, gelinen noktanın sebebinin hesap sahibinin kötüniyeti ve davalı bankanın ihmali olduğunu, müvekkilinin hiçbir taşınmazını satamadığı ileri sürerek, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı müvekkili adına olan mesken vasıflı 1, 3 ve 5 nolu bağımsız bölümler üzerindeki davalı lehine 06.08.2019 tarih ve 22435 yevmiye ile tesis edilen 1. derece ve 1. sıradaki 440.000,00 TL tutarındaki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP :
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça dava dışı ...'dan ipotekle yüklü olarak satın alınan bahse konu 1, 3 ve 5 nolu bağımsız bölümler üzerindeki ipoteğin davacının yükümlülüğünü yerine getirilmesine rağmen davalı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacı adına kayıtlı ... Mahallesi ... Sk. No: ... ... ... adresindeki ... ada ... parselde bulunan 1, 3 ve 5 nolu bağımsız bölümler üzerine davalı bankaca 1. derecede 1. sırada 06.08.2019 tarihinde 22435 yevmiye numarası ile tesis edilen 440.000,00 TL bedelli ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle ticari nitelikteki açılan işbu davanın arabuluculuk yoluna başvurulmadan açıldığını, davanın davalı sıfatına sahip olmayan müvekkiline karşı ikame edildiğini, ancak asıl davalı sıfatı müvekkili bankanın kredili firmaları ... Şti. ve ... Şti.'ye ait olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili banka ile dava dışı ... Şti. arasında 01.02.2016 tarihli 2.000.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi ve dava dışı ... Şti. arasında 01.02.2018 tarihli 1.500.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşmelere istinaden ... Şti.'nin ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı 2-4-6-7 numaralı bağımsız bölümleri, ... Şti.'nin ise kullandıkları kredilere teminat olarak ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı 1-3-5 numaralı bağımsız bölümleri gösterdiklerini ve müvekkili banka lehine ipotek tesis edildiğini, o dönemde söz konusu taşınmazların malikinin dava dışı ... olduğunu, dava dışı müvekkili bankanın müşterilerinin kullandığı kredilerin ödemelerinin davacı tarafından yapıldığını, buna istinaden davacının davaya konu ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı 1-3-5 numaralı bağımsız bölümlerin davacı tarafından devralındığını ve üzerine tescil edildiğini, müvekkili banka şubesi tarafından davacıya 04.02.2021 tarihinde yazılı olarak 285.000,00 TL + 195.000,00 TL ödenmesi durumunda 10 gün içinde ipoteğin fekkinin yapılacağının bildirildiğini, dava dışı müşterilerin, söz konusu tutarları hesaplarından çektiklerini ve işbu tutarların kredi borçlarına mahsup edilmesi hususunda herhangi bir talimat vermediklerini, müşteriler tarafından talimat verilmeden müvekkili banka şubesince işlem yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkili bankanın müşteri hesaplarına gelen paralara müdahale etme hakkı ve yetkisi bulunmadığını, dava dışı kredili müşterinin kredilerin kapatılması yönünde talimatı olmaması, hesaplarına gönderilen tutarın kredili müşteri tarafından çekilmesi, yatan tutar açıklamasının sistem tarafından ayırt edilmesinin mümkün olmaması, iş yükü çerçevesinde, hesaplara gelen tutarların müşteri haber vermeden manuel takibinin imkansız oluşu sebepleri ile müvekkili bankanın herhangi bir kusuru bulunmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile, bir an için müvekkili bankaya kusur atfedilse dahi davacının da müterafik kusurunun söz konusu davanın açılışına sebebiyet verdiğini, dava dışı müvekkili banka müşterisi kredili firmaların, müvekkili bankayı dolandırmak amacıyla hareket ettiklerini, davacıya verilen 04.02.2021 tarihli yazılı bildirimde, kredinin kapatılması koşulu ile ipoteğin 10 gün içerisinde fek edileceği, ancak tutar hesaba geçer geçmez dava dışı müşterinin kredi kapama talimatı olmadığından tutarı çektiğinin aşikar olduğunu, müvekkili bankanın söz konusu davada kusuru bulunmadığını, dolayısıyla herhangi bir sorumluluğu doğmadığından taraf sıfatı bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ipoteğin fekki davasının hukuki niteliği itibariyle bir tür menfi tespit davası olup, zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını ve ipoteğin fekki davalarında ipotek alacaklısının zorunlu davalı olarak yer aldığını, tapuda lehine ipotek tesis edilen gerçek ya da tüzel kişinin davalı sıfatına sahip olduğunu, paranın yatırılması anında banka kobi temsilcisinin bilgilendirilmesine rağmen bloke işleminin hemen yapılmaması ve ertesi güne bırakılmasının affedilemez ağır bir ihmal ve kusur olduğunu, paranın kredi müşterisinin talimatı olmadan bankanın işlem yapamayacağı iddiasının doğru olmadığını, kredi müşterisi ile yapılan sözleşmeye göre davalının hak ve yetkisinin olduğunu, bankanın ihmal ve hatalarının müvekkiline yüklenemeyeceğini, ayrıca sistemin yatan tutar açıklamasını ayırt etmesine gerekli olmadığını, para yatırıldığı anda kobi temsilcisine telefonla bilgi verildiğini ve kendisinden bu hususta onay alındığını, davalı bankanın baştan itibaren bildiği bir hususu inkar çabasında olmasının dürüst ve iyi niyetli olamayacağını gösterdiğini, bu durumun bankacılık etik ilkelerine aykırı olduğunu, davaya konu olayda müvekkilinin en küçük ihmal ya da kusuru bulunmadığını, bu nedenle müterafik kusur iddiasının olaya uygun olmadığını belirterek, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, ipoteğin kaldırılması isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İpotek, kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan, sınırlı bir ayni haktır. Alacak sona erdiği halde, alacaklı, terkin taahhüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yoluyla isteyebilir. Kuşkusuz kurulan ipoteğin temelini, ipotek akit tablosu teşkil eder.
Somut olayda; davacı vekili, müvekkili adına kayıtlı, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı müvekkili adına olan mesken vasıflı 1, 3 ve 5 nolu bağımsız bölümler üzerindeki davalı lehine 06.08.2019 tarih ve 22435 yevmiye ile tesis edilen 1. derece ve 1. sıradaki 440.000,00 TL bedelli ipoteğin kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Dava dışı .... Ştib ile davalı banka arasında ticari kredi sözleşmesi imzalandığı, dava dışı ...'nın ise söz konusu kredi sözleşmesinin borcunu teminen adına kayıtlı yukarıda belirtilen taşınmazın 1, 3 ve 5 nolu bağımsız bölümlerini davalı banka lehine 1. derecede ve 1. sırada 440.000,00 TL bedel üzerinden üzerine ipotek tesis ettirdiği, davacının dava dışı ... ile 1, 3 ve 5 nolu bağımsız bölümleri satın almak konusunda anlaştığı, ipoteğin kaldırılması için davalı Bankaya başvurduğu, davalı bankanın 1, 3 ve 5 nolu bağımsız bölümler yönünden 04.02.2021 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde 10 gün içerisinde 195.000,00 TL'nin yazıda belirtilen ıban numarasına gönderilmesi halinde kredi müşterisinin faizi ile birlikte kredi borcunun kapatılacağına yönelik taahhüt verdiği, bahse konu borç tutarı olan 195.000,00 TL'nin belirtilen ıban numarası hesabına Borç Kapama ... ipotek fek taahhüdü karşılığı açıklama ile ... Bankası aracılığı ile dava dışı ... hesabından gönderildiği sabittir.
Mahkemece, 04.02.2021 tarihli yazı ile söz konusu 195.000,00 TL'nin hangi hesaba ve ne kadar süre içerisinde gönderileceği bankaca belirtildiği ve bankanın yapmış olduğu işlemlerde basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü göz önüne alınarak söz konusu ipotek fek taahhüt bedeli bankaca belirlenen süre içerisinde tam ve eksiksiz olarak yerine getirilerek 195.000,00 TL tutarın yatırıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde bankanın yapmış olduğu hatalı işlemden dolayı bu sorumluluğun bankanın karşı tarafındaki muhatabına yüklenilmeye yönelik çabasının yerinde olmadığı ve hesaba yatırılan 195.000,00 TL'nin hesaptan çıkışı yönündeki sorumluluğun tamamen davalı bankada olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın "Bilirkişiye başvurulması gerektiren haller" başlığını taşıyan 266. maddesi; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." düzenlemesini içermektedir.
Mahkemece, davalı banka tarafından yapılan bildirim ve taahhüt de gözetilerek, bankacılık mevzuatı ve teamüllerine göre davacı tarafından gönderilen ve davalı bankanın bildirdiği hesaba ulaşan miktar bakımından, davalı bankanın paranın gönderildiği tarih itibarıyla bu paraya bloke koyma yetkisinin bulunup bulunmadığı, davacı veya 3. kişiler tarafından bankaya "kredi kapama" açıklamasıyla gönderilen paranın çekilmesinde bankanın kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarındaki özel ve teknik konuda uzman bankacı bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde olmamıştır.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.10.2021 tarihli, 2021/390 Esas ve 2021/769 Karar sayılı kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan toplam 7.514,10 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
5-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere 29.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.