mahkeme 2023/1914 E. 2023/1515 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1914
2023/1515
12 Ekim 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1914
KARAR NO : 2023/1515
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/05/2023 (Dava) - 19/06/2023 (Karar)
NUMARASI : 2023/293 Esas (Derdest Dosya)
TALEP : İhtiyati Haciz
BAM KARAR TARİHİ : 12/10/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/10/2023
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/293 Esas sayılı ve 19/06/2023 ara karar tarihli dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP:
... ili, ... İlçesi ... Mahallesinde 13/09/2022 günü davalı ...’a ait, davalı ... yönetimindeki ... plakalı otobüs ile ...’ın yokuş yukarısında bulunan fırının önüne aracını park ettiğini, park ederken kontak anahtarını aracın üzerinde bıraktığını ve araçtan indiğini, ... tarafından park edilen otobüsün aşağı meyilli yolda seyir aldığını, karşı yönden gelen şerit bölümüne girdiğini, ... plakalı ticari minibüse ön kısımlarıyla çarptığını, kazanın ... plakalı minibüsün olay mahallinde yolcularını indirdiği sırada gerçekleştiğini, çarpışma öncesi müvekkilinin oğlu ...’ın ... plakalı minibüsten indiğini, ... plakalı aracın kendisini tekerleklerinin altına alarak sürüklediğini, ...’ın olay yerinde hayatını kaybettiğini, kaza tespit tutanağı tutulduğunu, kaza tespit tutanağında da ... plakalı araç sürücüsü ...’ın Karayolları Trafik Mevzuatı gereği asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin oğlu ...’ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini, dava konusu kazanın, davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın gerekli emniyet tedbirleri alınmaksızın uygun olmayan bir alana park etmesi neticesinde gerçekleştiğini, toplanan delillere göre bilirkişilerden rapor alındıktan sonra sürücü ...’ın %100 kusurlu şekilde kazaya sebebiyet verdiğinin tespit edileceğini, meydana gelen kaza neticesinde ... hakkında birden fazla kişinin taksirle ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçuyla kamu davası açıldığını, davanın Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/474 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, davalı ...’un ise kazaya sebebiyet veren aracın ruhsat sahibi ve davalı sürücü ...’ın işvereni olduğunu, kazaya karışan ... plakalı araç kaza tarihinde ... Şirketi tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, dava açılmadan önce davalı ... Şirketi’ne 11/10/2022 tarihinde başvuru yapıldığını, ancak sigorta şirketinin hususta müvekkiline cevap vermediğini, müvekkili ...’ın oğlunun ve hemen akabinde eşinin vefatı neticesinde hayattaki tüm desteklerini yitirdiğini, müvekkilinin ayrıca %80 oranında engelli oğlu ...’ın bakımını da tek başına gerçekleştirdiğini, maddi olarak oldukça sıkıntı içerisinde olduğunu, mahkemece müvekkilinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar göz önüne alınarak ve vefat eden ...’ın kazada kusurunun bulunmadığını da gözeterek müvekkiline geçici ödeme yapılmasının gerektiğini, ...’ın müvekkili ...’ın en küçük çocuğu olduğunu, yıllarca ülkenin farklı yerlerinde hizmet verdiğini, bu nedenle müvekkillerinin yıllarca kendisine hasret kaldığını, nitekim oğlunun vefatına dayanamayan babasının da yalnızca oğlunun vefatından yaklaşık iki ay sonrasında hayatını kaybettiğini, müvekkilleri yaşanan kaza neticesinde bir değil iki kayıp yaşamış olduğunu, mahkemece takdir edilecek tutar müvekkillerinin yaşadığı acının bir karşılığı olmadığını, ancak müvekkillerinin yaşamış olduğu bu durum nedeniyle bir nebze dahi olsa mağduriyetlerini giderebileceğini, ...'ın hiç bir kusurlu hareketi olmamasına rağmen salt kurallara aykırı olarak park edilen aracın altında kalarak vefat ettiğini, bu kaza neticesinde vefat eden tek kişinin de ... olmadığını, kazada ...’un ocak ayında hayatını kaybettiğini, yaklaşık 10 kişinin ise yaralandığını, müvekkili ...’ın oğlunu diğer müvekkillerinin ise kardeşlerini kaybettiklerini, müvekkili ...’ın oğlunun vefatı hemen akabinde de bu acıyı kaldıramayan eşinin vefatı neticesinde maddi desteğini de kaybettiğini, engelli oğlunun bakımını tek başına üstlenmeye çalıştığını, ... ile birlikte yaşayan müvekkili ...’ın yaşanan kazanın hemen akabinde kaza mahalline gidip kardeşinin naaşı ile karşılaştığını, bu yüzden şoka girdiğini, müvekkilinin kardeşini kaybettikten sonra birlikte yaşadıkları eve girmeye dahi zorlandığını, hem maddi hem de manevi olarak kendisi zorladığını, müvekkillerinin maddi durumunun, yaşanan olayda vefat eden ...’ın hiçbir kusuru olmadığı hususları da gözetilerek caydırıcı nitelikte ve paranın alım gücüne uygun düşecek tutarda manevi tazminata hükmedilerek, müvekkili ...'a geçici avans mahiyetinde ödeme yapılmasını ve davalıların her birinden gayrimenkul, araç ve banka hesapları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın KTK m.85 uyarıca müvekkilini araç işleten sıfatıyla meydana gelen kazadan müteselsilen müşterek olarak sorumlu olduğunu iddia ettiğini ve talep ettiği tazminatların tahsili isteminde bulunduğunu, müvekkilinin her ne kadar kazaya karışan araçlardan ... plakalı aracın işleteni konumunda olsa da vuku bulan kazada kendisine isnat edilecek bir sebep olmayıp davacının talep ettiği tazminatlardan dolayı kendisinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin işleteni olduğu ... plakalı aracın ... Şirketinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) yaptırmış olup bu şekilde aracını sigorta ettirmesinin ardından yine ... Şirketi aracılığı ile genişletilmiş kasko sigortası yaptırmış olup, bu sigorta poliçesinin muhteviyatında yer alan değer ve şartlar incelendiğinde görüleceği üzere mevcut kaza açısından talep edilen değerler bakımından ... Şirketi'nin sorumluluğunun bulunduğunu, davacı tarafça beyan edilen bu ifadelerin çelişki içermekle birlikte destekten yoksun kalma tazminatı için öngörülen zorunlu unsurları muhteviyatında da barındırmadığını, bu bakımdan müteveffanın, ...'ın bakımını üstlendiği süre, çalışmaya başladığı süre esas alınmak suretiyle kabul edildiğinde, desteğin maddi ve manevi olarak eylemli ve sürekli olmadığının aleniyet taşıdığını, ayrıca davacı yanın destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında müteveffanın ... 'da yer alan ödemelerinin ve meblağlarının da dahil edilmesi gerektiğini kural olarak tazminatın belirlenmesinde esas alınan kazancın, ölen desteğin kaza anında kazanılacağı kabul edilen kazancı olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatında, ölen desteğin gerçek kazancının herhangi bir varsayıma dayanmayan kaza anında sahip olduğu gelirler vasıtasıyla ispat edilmesi gerektiğini, destek tazminatının talep eden davacı tarafın, ölenin kaza anındaki kazancını ispat ile yükümlü olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı durumlarda esas alınan gelirlerin aktif dönem gelirlerinden oluştuğunu, kazanç tespiti yapılırken kişinin aktif çalışmasının esas alındığını, kişinin ancak aktif olarak çalıştığı ve bu çalışmasının karşılığı olarak elde ettiği kazanç destekten yoksun kalma tazminatına temel alınabileceğini, ... bir yatırım fonu olup burada yer alan yatırımın nemalandırılmasıyla birlikte gelir sağlandığını, bir sosyal ödeme veyahut maaş olmadığını, ... mensupları vefat ettiğinde nemalandırılarak ona gelir sağlayan ana parasının mirasçılarına nakit olarak ödendiğini, davacı yanın manevi tazminat taleplerinin eksik ve yanlış değerlendirmeler içermesi sebebiyle hukuka aykırılık taşıdığını, davacı tarafın manevi tazminata ilişkin iddialarının soyut nitelikte olduğunu, müteveffanın ölümü sonrasında babanın da vefat etmesi neticesi arasında net bir şekilde hukuki olarak ispatlanmış nedensellik bağı bulunmayıp bu şekilde müvekkiline kusur isnat edilerek manevi tazminata hükmedilmesi isteminin yanlış ve hata içerdiğini, bu nedenle manevi tazminat miktarı belirlenirken; kaza tarihi, olayın meydana geliş şekli, kusur durumu ve kazaya karışan tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafın herhangi bir gerekçe sunmadan dava konusu kazaya karışan aracın ticari amaçla kullanıldığını ve bu bakımdan yapılan işin ticari iş olduğunu dolayısıyla talep edilen destekten yoksun kalma tazminatına avans faizinin uygulanması gerektiğini ifade ettiğini, ancak dava konusu kazaya karışan aracın ticari araç olmadığı ve bu bakımdan yapılan işin ticari iş olduğunu kanıtlanmadığını, bu sebeple geçici ödeme talebinin de reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde açıkça davasının belirsiz alacak davası olduğunu belirtmiş öte yandan beyan dilekçesinde de belirsiz alacak yönünden ihtiyati haciz talep ettiğini açıkladığını, bilineceği üzere belirsiz alacaklar için ihtiyati haciz talep edilemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ve Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin meydana gelen zarardan dolayı sorumluluğu bulunduğuna kanaat getirilmesi halinde müvekkili şirketin söz konusu zarardan ancak poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları kabul etmediklerini, zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini, 2918 sayılı KTK'nın 100. maddesinde; aynı kanunun 97. maddesinde düzenlenen ve ZMMS sigortacısına zorunlu başvuru şartını düzenleyen maddenin ihtiyari mali sorumluluk sigortalarında da uygulanacağının açık olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu gereğince davacı usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerektiğini, Poliçe Genel Şartlarında, başvuru sırasında ibrazı zorunlu olan evraklar açıkça sayıldığını, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve TTK’nın ilgili maddeleri gereğince Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan talep ve dava hakları 2 yılda müruru zamana uğradığını, işbu nedenle 2 yıllık dava açma süresi geçmiş ise davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, soruşturma ya da ceza davasında uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat, eski halin iadesi veya diğer bir tazminat davası açılamayacağını, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayıldığını, davada alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden reddi gerektiğini, huzurdaki davaya ilişkin davacı talepleri sulh ile sonuçlandırılmış ise sulh ve feragat nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin maddi tazminat talepleri bakımından sorumluluğu ancak ZMMS teminatlarının tüketilmesi halinde başlayacağını, ZMMS teminat limitleri tüketilmeden müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında sigortacının sorumlu olmadığı hususlar tek tek sayıldığını, huzurdaki davada bu bentte sayılan durumlardan birinin varlığının tespiti halinde davanın reddi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "....Somut uyuşmazlıkta zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Dosya kapsamına göre davacılarının malikinin yaya konumundaki iken davalının kullandığı aracın çarpışması sonucu davacıların murisinin vefatı nedeniyle dava dilekçesinde delil olarak dayanılan ve dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporları davacıların bir miktar maddi ve manevi zararlarının olabileceği kuvvetle muhtemel olup davacı tarafça yaklaşık ispat koşulu sağlanmıştır. Haksız fiil tarihi itibarıyla davacılar tarafın manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir. Alacağın kesin olarak kanıtlanması gerekmez. Davacının alacağı rehinle de temin edilmediğine göre manevi tazminat yönünden ihtiyati haciz talebinin de şimdilik kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiğine, davacının sigorta şirketinden almış olduğu maddi tazminat miktarları dikkate alınarak ise maddi tazminat talebine yönelik ihtiyati haciz talebinin ise reddine" gerekçesiyle "davacı ...'ın geçici ödeme talebinin REDDİNE, manevi tazminat talebine yönelik ihtiyati haciz talebinin ise takdir edilen %15 teminat karşılığında şimdilik her bir davacı yönünden 10.000,00-TL' er TL olmak üzere toplam 50.000,00TL yönünden olmak üzere kısmen kabul kısmen reddine...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
DAVACILAR VEKİLİ TARAFINDAN; müvekkillerinin sigorta şirketinden ya da diğer davalılardan herhangi bir ödeme almadığından geçici ödeme talebinin reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, zira müvekkillerinin sigorta şirketinden ya da diğer davalılardan herhangi bir ödeme almadığını, davalıların da bu yönde bir iddiası bulunmadığını, mahkemece eksik inceleme neticesinde sigorta şirketinden maddi tazminat alındığı iddiası ile maddi tazminat talebine geçici ödeme taleplerini reddettiğini, bu durumun mahkemenin eksik inceleme gerçekleştirmiş olduğunu açıkça gösterdiğini, müvekkili ...’ın oğlunun ve hemen akabinde eşinin vefatı neticesinde hayattaki tüm desteklerini yitirdiğini, müvekkilinin ayrıca %80 oranında engelli oğlu ...’ın bakımını da tek başına gerçekleştirdiğini, bu nedenle maddi olarak oldukça sıkıntı içerisinde olduğunu, Türk Borçlar Kanunu 76/1 maddesi “Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir” hükmünü içerdiğini, müvekkili ...’ın maddi durumunun yetersiz olmasının ve vefat eden ...’ın kazada kusurunun bulunmamasının birlikte göz önüne alındığında mahkemenin geçici ödeme talebinin reddi yönündeki kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunun açık olduğunu, mahkemenin manevi tazminata yönelik olarak ihtiyati haczine karar vermiş olduğu tutarın düşük olduğunu, manevi tazminata yönelik verilen kısmen kabul kararında hükmedilen ihtiyati haciz tutarının da oldukça düşük olduğunu, müvekkillerinin uğramış oldukları elem ve acı göz önüne alındığında yalnızca 50.000,00 TL ihtiyati hacze hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili ...’ın kardeşini kaybettikten sonra birlikte yaşadıkları eve girmeye dahi zorlandığını, müvekkili ...’ın şu an çalışmamakta olup yaşadığı şoku atlatamadığı için iş hayatına dönemediğini, yaşanan kazanın müvekkillerinin manevi olarak da yıkıma uğramasına neden olduğunu, hal böyle iken ihtiyati haciz tutarının yalnızca 50.000,00 TL ile sınırlı tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN; İhtiyati haciz müessesesi davacıların dava sonucu hükmedilecek tazminatlarının riske girmemesi ve güvence altına alınmasının amaçlandığını, ancak somut olay incelendiğinde davacılar lehine hükmedilecek tazminatların güvence altına alınması gereğinin bulunmadığını, çünkü diğer davalı ... vekilinin de kendilerinin de sunduğu poliçelerden görüleceği üzere kazaya karışan aracın artan mali mesuliyet sigortası yani İMM sigortası bulunmakla davacıların talep ettikleri maddi bedeni tazminatı sınırsız şekilde teminat altına aldığını, belirtilen klozun açık bir şekilde dava sonucunda hükmedilecek destekten yoksun kalma tazminatını karşılayacağını, öte yandan işbu poliçe de yine 2.500.000 TL manevi tazminat klozu bulunduğunu, bu sebeple davacıların manevi tazminat taleplerinin de işbu genişletilmiş kasko poliçesi ile güvence altında olduğunu, bu sebeple işbu karar itirazen kaldırılması gerektiğini, davacı tarafın ihtiyati haciz talebinde bulunmasında hukuki yararının bulunmadığını, yerel mahkemece hükmedilen ihtiyati haciz kararının somut ve açık olarak gerekçelendirilmediğini, açık ve somut olacak şeklinde bir gerekçelendirme olmaksızın müvekkilinin borcuna yetecek miktarda menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki alacakları üzerine haciz konulması hali müvekkilinin hak kaybına uğramasına sebebiyet vereceğini, bu nedenlerden dolayı somut ve açık bir şekilde gerekçelendirme olmaksızın verilen kısmen ihtiyati haciz hükmünün bozulması gerektiğini beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ölümlü trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Talep ise; ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Mahkemece 19/06/2023 tarihli ara kararı ile; davacı ...'ın geçici ödeme talebinin reddine, manevi tazminat talebine yönelik ihtiyati haciz talebinin ise takdir edilen %15 teminat karşılığında şimdilik her bir davacı yönünden 10.000,00-TL' er TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL yönünden olmak üzere kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, karar davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
1-Davalı-karşı taraf ... vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Dosyanın incelenmesinde; ilk derece mahkemesince 19/06/2023 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz kararı verildiği ve ihtiyati haciz kararının doğrudan istinaf edildiği anlaşılmıştır.
HMK'nın 341. maddesinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar istinaf edilebilmektedir. Her ne kadar davalı yan doğrudan kararı istinaf etmiş ise de, istinaf dilekçesi, itiraz dilekçesi olarak değerlendirilerek itiraz üzerine duruşma açılıp değerlendirilip, olumlu olumsuz karara bağlandıktan sonra istinaf hakkı doğacak olup, mahkemece bu yönde işlem yapılmadan dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşıldığından itiraz prosedürünün işletilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi sonucunda;
a-TBK 76. maddesi uyarınca davacılar vekilinin tedbiren geçici ödeme talebi üzerine mahkemece ara karar ile geçici ödeme talebinin reddine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Uyuşmazlığa ilişkin olan yasal düzenlemeler incelendiğinde;
6100 sayılı HMK İhtiyati tedbirin şartları Madde 389- (17) "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır."
6098 Sayılı TBK II. Geçici ödemeler Madde 76: “Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir.
Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir." hükmünü içermektedir. |
6100 Sayılı HMK Madde 341: (1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:
a) Nihai kararlar.
b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.
(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md. ) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (1)
(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (1)
(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (1)
(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.
Diğer geçici hukuki korumalar 6100 Sayılı HMK Madde 406: “Mahkemece, gerekli hâllerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme işleminin yapılmasına karar verilebilir.
(2) İhtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yeralan özel hükümler saklıdır.” hükümlerini içermektedir.
Dosya kapsamı ve yukarıdaki yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde; TBK 76. maddesinde düzenlenen geçici ödeme ile, HMK 389 ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir arasında, talep şekli ve zamanı, teminat hususu ve itiraz hususlarının farklı şekilde düzenlendiği, HMK 406/2. madde düzenlemesi de dikkate alırıdığında, TBK 76. maddesinde düzenlenen geçici ödemelerin geçici hukuki koruma niteliğindeki ön ödeme olduğu, zira geçici ödeme için ihtiyati tedbir gibi teminat hususunun düzenlenmediği, ihtiyati tedbirin dava dışı da talep edilebileceği, dava dışı talep edilmiş ise 2 hafta içinde asıl davanın açılması gerektiği, oysa ki geçici ödemenin ancak dava açıldıktan sonra bir yan talep olarak ileri sürülebileceği, ihtiyati tedbirin belirli bir süre içinde uygulanması aksi taktirde kendiliğinden kalkacağı, oysa ki geçici nitelikteki ödemenin asıl dava kesinleşinceye kadar ileri sürülebileceği, geçici ödemeye hükmedilmiş ise bu ödemenin 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde talep edilebileceği, ihtiyati tedbir kararına karşı kanun yollarına başvurulabilir iken sadece geçici ödemeye ilişkin karar ara karar olduğundan ancak esas hüküm ile birlikte Kanun yoluna başvurulabileceği, ayrıca ihtiyati tedbir kararına uymayan kişiye disiplin cezası öngörülmüş iken geçici ödeme kararına uymayan tarafa karşı sadece ilamlı icra takibinde bulunulabileceği, HMK 396. maddeye göre şartların değişmesi halinde ihtiyati tedbir kararı kaldırılırken TBK 76. maddede düzenlenen geçici ödemeler bakımından böyle bir düzenlemeye yer verilmemiş olması gibi farklı yasal düzenlemeler nedeniyle, geçici ödeme avans niteliğinde olup, tazminata mahsuben yapıldığı,davada haksız çıkılması halinde faizi ile birlikte iadesinin gerektiği, bu niteliği itibariyle, ihtiyati tedbir olarak nitelendirilemeyeceği, HMK 341. Maddesinde istinaf kanun yoluna başvurulabilecek kararların sınırlı olarak sayıldığı, yorum ile genişletilemeyeceği, ara karar niteliğindeki geçici ödemeye yönelik ancak nihai karar ile birlikte kanun yoluna başvurulabileceği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; TBK'nın 76. Maddesinde düzenlenen tedbiren geçici ödeme talebine ilişkin mahkemece verilen geçici ödeme talebinin reddine dair kararın ara karar niteliğinde olduğu, bu kararlara karşı ancak esas hüküm ile birlikte kanun yoluna başvurulabileceği anlaşıldığından, davacılar vekilinin tedbiren geçici ödeme talebinin reddi kararına karşı istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1. maddesi Uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
b-Maddi ve manevi tazminata ilişkin ihtiyati haciz talebi yönünden yapılan incelemede;
2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel, bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise; "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İİK'nun 257/1.maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borçlarının alacaklısının ihtiyati haciz talep edebileceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalara göre ihtiyatı haciz “Alacaklının, bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence (garanti) altına almak için, mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması'dır.
Somut olayda davacılar vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı anne ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 200.000,00 manevi tazminatın, diğer davacılar için ise ayrı ayrı 100.000,00 ' er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmiştir.
Davacı tarafın, davalılar aleyhinde ölümle sonuçlanan trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının ve manevi tazminatın tahsili istemi ile iş bu davayı açtıkları, davaya konu kazanın gerçekleştiği, olayla ilgili kaza tespit tutanağı düzenlendiği, davacıların murisi ...' ın kaza sonucu vefat ettiği, zararın varlığının muhtemel bulunduğu, olayla ilili Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı, davacı tarafın dava açmakta haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati haciz için davaya ilişkin tüm koşulların gerçekleşmesinin beklenmesinin dava ile elde edilecek sonuçların alınamamasına yol açabileceği, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğünün olay tarihi itibariyle muaccel hale geldiği, trafik kazası tespit tutanağının dahi, HMK'nun 390. maddesi kapsamında yaklaşık ispat koşulunu sağlayan belge niteliğinde olduğu, geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiş olup, ekli belgelere göre bir miktar tazminat alacağının doğduğunu kabul ihtimal ve ispat dahilinde olduğu açıktır.
Bu nedenlerle, maddi tazminat yönünden ihtiyati haciz talebinin reddi doğru olmamıştır. Manevi tazminat yönünden ise, kesin ve net miktar ileride yapılacak yargılama sonucunda tesit edilecek olmakla birlikte davacıların talebinin bu aşamada her bir davacı için 10.000,00 TL gibi çok düşük bir miktarla sınırlandırılması kazanın meydana geliş şekli, kusur durumları ve dosya kapsamına göre uygun düşmemiştir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne; davalı ...' un istinaf başvurusunun ise yukarıda açıklanan gerekçelerle incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ...'un istinaf başvurusunun, istinaf dilekçesi, itiraz dilekçesi olarak değerlendirilerek itiraz üzerine duruşma açılıp değerlendirilip, olumlu olumsuz karara bağlandıktan sonra istinaf hakkı doğacağından ve mahkemece bu yönde işlem yapılmadan dosya mahkememize gönderildiğinden incelenmesine yer olmadığına ve mahkemesine gönderilmesine,
2-Davacılar vekilinin 6098 Sayılı TBK nın 76. maddesi uyarınca geçici ödeme talebinin reddine ilişkin 19/06/2023 tarihli ara kararına karşı istinaf başvurularının, HMK'nun 341/1. maddesi uyarınca istinafı kabil olmadığından USULDEN REDDİNE,
3-Davacılar vekilinin ihtiyati haciz taleplerinin kısmen reddine ilişkin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/293 Esas sayılı ve 19/06/2023 tarihli ara kararının maddi/manevi tazminata yönelik ihtiyati haciz talebi açısından yukarıda açıklanan nedenlerle HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
4-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
5-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a-Davacılar tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine,
b-Davalı ... tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının ve 738,00 TL istinaf başvuru harcının istek halinde kendisine iadesine,
6-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.