Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/857
2024/1761
4 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/857
KARAR NO : 2024/1761
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/10/2021
NUMARASI : 2019/696 Esas - 2021/899 Karar
DAVA : Kambiyo Senedinden Kaynaklanan Menfi Tespit ve İstirdat
DAVA TARİHİ : 11/10/2019
BAM KARAR TARİHİ : 04/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2021 tarihli 2019/696 Esas ve 2021/899 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yanın İzmir 19. İcra Dairesi'nin 2013/10391 E sayılı dosyası ile ... ... Şubesine ait 30.06.2013 tarihli 31.200,00 TL bedelli, keşidecisi ... olan, ... numaralı çeki icra takibine konu ettiği, işbu çekin arka yüzünde bulunan ve davalı şirketin cirosunun hemen üzerinde yer alan ... ... kaşesinin üzerinde bulunan imzanın müvekkili davacıya ait olmadığı, bilgisi ve rızası dışında atıldığı, borçlulardan ...'in müvekkil davacının kaşesinin üzerindeki imzayı kendisinin attığını kabul ve beyan ettiği, davalı yanın bu hususu bilmesine karşın müvekkili hakkında icra işlemlerine devam ettiği, davanın kabulü ile İzmir 19. İcra Dairesinin 2013/10391 E sayılı dosyası ile takibe konu edilen ... ... Şubesine ait 30.06.2013 tarihli 31.200,00 TL bedelli, keşidecisi ... olan, ... numaralı çekten dolayı davalı yana (çekin arkasında bulunan imzanın davacı müvekkile ait olmaması nedeni ile) borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çekin davacı müvekkil yönünden iptaline, dava konusu çekin tahsili halinde, müvekkil davacının ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan dava konusu çekin, teminatsız olarak ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, çekin ödenmesini engeller mahiyette ve İzmir 19. İcra Dairesinin 2013/10391 E sayılı icra takibinin müvekkil yönünden durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydı ile davalı yanın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, dava tarihi itibari ile davalı tarafa müvekkili tarafından icra takibi vasıtası ile yapılmış 2.830,61 TL nin ve tedbir kararı verilmediği takdirde yargılama sonuna kadar ödenmek zorunda kalacak miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan istirdatına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı-borçluya da ödeme emri ve icra takibine dayanak çek suretinin usulüne uygun tebliğ edildiğini ve ..., kanunda belirtilen 5 gün içerisinde bir girişimde bulunmayarak çekteki imzanın kendisine ait olmadığı yönünde icra hukuk mahkemesine başvurmadığını yani davacı yanın imzanın kendisine ait olduğunu pek ala bilmekte olup bu sebeple de imzanın sahteliği hususunda ne icra hukuk mahkemesinde itiraz davası açtığını ne de imzanın kendisi tarafından atılmadığından bahisle ilgili kişi/kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmadığını, davacının 9 yıl gibi çok uzun bir süre sonra çekteki imzanın kendisine ait olmadığı yönünden iddiada bulunması ve işbu davayı açmasında herhangi bir hukuki yarar ve iyi niyet bulunmadığını, çekte bulunan imzaların ismi yazan kişiler tarafından atıldığının esas olduğunu ve hamil konumunda bulunan müvekkili şirketin imzaların kime ait olduğu hususunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "...19.İcra Müdürlüğü 2013/10391 sayılı takip dosyasında 27/09/2013 tarihinde davacı borçluların adresine Tebligat Kanunu 21/2. maddesine göre tebliğin talep edildiği, 01/10/2013 tarihli Karar Tensip Tutanağında borçlu ... ve ... için daha önce mernis adresine tebligat çıkarılmadığı, bu nedenle Tebligat Kanunu 21/2. maddesine göre tebliğ yapılamayacağının karar altına alındığı, 11/11/2013 tarihinde yeniden talepte bulunulduğu, 25/11/2013 tarihli haciz tutanağı ile borçlu ...'in borcu kabul ederek taksitler halinde ödeme noktasında taahhüt alındığı, bunun sonucunda 03/06/2014 tarihinde tazyik hapsine çarptırıldığı, 23/10/2019 tarihli talep ile ise yeniden davacıya dönük mernis adresine tebligat talebinde bulunulduğu, davacı borçlunun İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nde takibin taliki veya iptali yönünde dava açtığı, davanın takip edilmediğinden 07/12/2017 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacının maaş haczinden sonra dava yoluna gittiği, mahkemece davaya ve icra takibine konu çekin arka yüzündeki imzanın davacı ... eli ürünü olmadığının Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu ile tespit edildiği, tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığı üzere davanın kabulü ile; davacının İzmir 19.İcra Müdürlüğü'nün 2013/10391 Esas sayılı takip dosyasında 30/06/2013 tarihli 31.200,00 TL bedelli keşidecisi ... olan 4133470 nolu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 20/03/2020 tarihli tedbir ara kararı gereği durdurulan takip nedeniyle davacının maaşından kesinti yapılarak icra dosyasında bekletilen miktarların davacıya yasal faiziyle birlikte iadesine, takip dosyası nedeniyle davacı tarafından ödenmek zorunda kalınan diğer bedellerin yasal faiziyle birlikte istirdatına, icra takibine konu edilen çekte imza sahteliğinin davacı tarafından ileri sürülmesi ve borcun borcu ikrar ve taahhütte bulunan ...' e ait olduğu bilinmesine rağmen kötü niyetle davacıya karşı takip yoluna gidildiği, davacının maaş haczi kesintileri ile zarara uğradığı anlaşılmakla; davalının, icra takibine konu ettiği alacağın %20 'si oranında kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına.." gerekçesiyle "...Davanın kabulü ile; davacının İzmir 19.İcra Müdürlüğü'nün 2013/10391 Esas sayılı takip dosyasında 30/06/2013 tarihli 31.200,00 TL bedelli keşidecisi ... olan 4133470 nolu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 20/03/2020 tarihli tedbir ara kararı gereği durdurulan takip nedeniyle davacının maaşından kesinti yapılarak icra dosyasında bekletilen miktarların davacıya yasal faiziyle birlikte iadesine, takip dosyası nedeniyle davacı tarafından ödenmek zorunda kalınan diğer bedellerin yasal faiziyle birlikte istirdatına, takibe konu asıl alacak üzerinden %20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından verilen kararın eksik inceleme ile kurulmuş hukuka aykırı bir karar olduğunu ve bozulmasının gerektiğini, davaya konu çeke dayanarak müvekkili tarafından başlatılan İzmir 19.İcra Müdürlüğü’nün 2013/10391 Esas sayılı dosyası icra takibine davacının itiraz etmediğini, kendisine ödeme emri tebliğ edildiğinde imza itirazında da bulunmadığını, davacının itiraz etmeyerek borcu kabul etmesi üzerine müvekkili tarafından haciz işlemlerine başlandığını, davacı yan icra takibine maruz kalmış olmasına rağmen 9 yıl gibi uzun bir süre imzanın sahteliği hususunda ne icra hukuk mahkemesinde itiraz davası açtığı ne de imzanın kendisi tarafından atılmadığından bahisle ilgili kişi/kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, davacı yan imzanın kendisi tarafından değil de eski eşi olan ... tarafından atıldığını biliyor idi ise neden kendisine ödeme emri tebliğ edildiğinde imza itirazında bulunmadığını, nitekim davacının 9 yıl gibi çok uzun bir süre sonra çekteki imzanın kendisine ait olmadığı yönünden iddiada bulunması ve işbu davayı açmasında herhangi bir hukuki yarar ve iyi niyetin bulunmadığını, davacının davasının gerek hukuki yarar gerek hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebi ile esasa girilmeksizin usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, çekte bulunan imzaların ismi yazan kişiler tarafından atıldığının esas olduğunu ve hamil konumunda bulunan müvekkili şirketin imzaların kime ait olduğu hususunu araştırma yükümlülüğünün zaten bulunmadığını, müvekkili şirketin uzun yıllardan beri ticaret yapan köklü bir şirket olduğunu ve ticaret hayatının gereği olarak sık sık kambiyo senetleri ile iş yapmak durumunda kaldığını, bu evraklardaki imzaların kim tarafından atıldığını müvekkilinin bilmesi mümkün olmayıp, bilmek ya da araştırmak gibi bir yükümlülüğünün de olmadığını, kambiyo senedinin kanuni vasıflarına güvenerek icra takibi başlatan ve karşı yandan da herhangi bir itiraz gelmemesi üzerine haciz işlemlerine geçen müvekkilinin aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, re'sen göz önüne alınacak sebeplerle öncelikle davanın reddini, aksi kanaat oluşmuş ise müvekkilinin aleyhine hükmedilen kötü niyet tazminatının kaldırılmasına karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, icra takibine konu çekteki ciroda buluna imza inkarına dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı şirket tarafından davacıya karşı çeke dayalı icra takibi yapıldığı, davacının bahse konu çekte cirosu üzerindeki bulunan imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesi ile eldeki davayı açtığı, mahkemece ATK'dan alınan raporda davacıya ait ciro üzerinde bulunan imzanın kuvvetle muhtemel davacıya ait olmadığı görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği, mahkemece de bu rapor uyarınca davanın kabulü yönünde hüküm tesis edildiği görülmüştür.
2-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, imza incelemesi için alınan ATK bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davacının icra mahkemesi nezdinde imza ve borç inkarında bulunmamasının, cezai yönden şikayetçi olmamasının menfi tespit davası açmasına engel olmadığı, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, kötüniyet tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-6100 sayılı HMK'nın 297 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükümde taleplerin her birinin karşılanmış olması ve hüküm sonucunun açık, net ve hükmü infaz edecek makamlarda tereddüt ve şüpheye mahal vermeyecek ölçüde sarih olması önem taşımaktadır. Başka bir anlatımla tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Söz konusu düzenleme kamu düzenine ilişkindir.
Somut olayda; dava dilekçesinde davacı tarafından dava tarihinden önce ödenen 2.830,61 TL yönünden istirdat isteği hakkında ayrıca bir hüküm kurulmadığı, dava tarihinden sonra yapılan ve davalıya ödenen miktarlar yönünden ise İİK'nun 72/6. fıkrası uyarınca menfi tespit isteği kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğü halde mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmadığı, mahkemece davadan önce veya sonra ödenen bedeller yönünden bir ayrım yapılmaksızın, miktar ve faiz başlangıç tarihi gösterilmeksizin yalnızca "yasal faizi ile istirdadına" denilmekle yetinildiği, dolayısıyla mahkemece kurulan hükmün uyuşmazlığı sona erdirecek ve infaza elverişli bir hüküm olmadığı, yine yargılama sırasında verilen ihtiyati tedbirin uygulanması nedeniyle davacıdan tahsil edilmekle birlikte henüz davalıya ödenmeyen tutarlar açısından değerlendirmenin infaz aşamasında icra müdürlüğünce yapılması gerektiği göz önünde bulundurularak yalnızca menfi tespit hükmü kurulmakla yetinilmesi gerekirken mahkemece bu tutarlar yönünden de iade ve yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığı anlaşılmakla usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün, kamu düzenine ilişkin bu nedenle ortadan kaldırılması gerekmiştir.
Ancak bu eksiklik, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu yönden Dairemizce 353/1-b-2. madde uyarınca kaldırılıp düzeltilerek yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
4-Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2021 tarihli 2019/696 Esas ve 2021/899 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"a-Davanın KABULÜ ile;
-Davacının İzmir 19.İcra Müdürlüğü'nün 2013/10391 Esas sayılı takip dosyasında 30/06/2013 tarihli 31.200,00 TL bedelli keşidecisi ... olan ... nolu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
-Dava tarihinden önce, davalı tarafa icra dosyasında ödenen 2.830,61 TL'nin istirdadı ile 11/10/2019 dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak dacıya verilmesine,
-Dava tarihinden sonra, davalı tarafa icra dosyasında ödenen 5.921,71 TL yönünden açılan menfi tespit davası kendiliğinden istirdada dönüşmekle, bu tutarın 1.198,35 TL'lik kısmına 06/11/2019 tarihinden, 591,46 TL'lik kısmına 04/12/2019 tarihinden, 1.380,74 TL'lik kısmına 06/01/2020 tarihinden, 689,00 TL'lik kısmına 07/02/2020 tarihinden, 2.062,16 TL'lik kısmına 05/03/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadı davacıya verilmesine,
b-Takibe konu asıl alacak (31.200,00 TL) üzerinden %20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 2.291,62-TL harçtan peşin olarak alınan 572,91-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.718,71-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
d-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dava tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T gereğince hesap ve takdir edilen 5.032,12-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e-Davacı tarafça yapılan 572,91-TL peşin harç, 9 tebligat gideri 49,50-TL, 4 müzekkere/posta gideri 107,70-TL, ATK fatura ücreti 310,00-TL olmak üzere toplam 1.040,11-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
f-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak, Hazineye gelir kaydına,
g-Davacı tarafından yatırılan gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,"
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
2-Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,
3-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf başvurusu sırasında davalıdan alınan 572,91 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf incelemesi esnasında davalı tarafça yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.