Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/848
2024/1768
4 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/848
KARAR NO : 2024/1768
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/08/2019 (Dava) - 02/11/2021 (Karar)
NUMARASI : 2019/440 Esas - 2021/944 Karar
DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ : 04/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/440 Esas-2021/944 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın malikinin müvekkili ... olduğunu ve bu aracın kızı ...'a tahsis edildiğini, müvekkili ...'un 13/06/2019 günü iki şerit gidiş geliş yönlü olan ve şeritler arasında refüj bulunan yolda ilerlerken refüjsüz bir gidiş ve bir geliş olan tali yoldan gelen ... yönetimindeki ... plakalı aracın hızlı ve kontrolsüz bir şekilde kavşağa girdiğini ve müvekkilinin aracına hızlı şekilde çarptığını, ...'ün kullandığı aracın malikinin de diğer davalı olduğunu, sürücü ...'ün geldiği yol tali yol olduğundan tali yoldan kavşağa giren araçları uyarmak için iki farklı tabela konulduğunu, birincisinin kontrolsüz kavşak tabelası, ikincisinin ise DUR tabelası olduğunu, bu uyarı tabelalarına hiçbir şekilde uymayarak hızla ve kontrolsüz bir şekilde kavşağa giren ... plakalı aracın müvekkilinin aracına çarptığını, çarpışmanın şiddetiyle müvekkilinin aracının neredeyse ters yönüne döndüğünü, kazanın İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü kampüsü içinde meydana geldiğini, kampüs içi hız sınırının 30 km olduğunu, taraflarca maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenlendiğini, Trafik Sigortaları Bilgi Merkezi Kurumunda (kısaca tramer) hatalı olarak müvekkilinin tam kusurlu olarak değerlendirildiğini, ... plakalı aracın mali mesuliyet sigortasının davalı sigorta şirketi tarafından düzenlendiğini, bu sigorta şirketine yapılan müracaatın reddedildiğini, 03/07/2019 tarihli ret yazısının ekte sunulduğunu, kazadan sonra İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/121 D.İş dosyası ile tespit yapıldığını, bilirkişi makine mühendisi imzalı raporda bilirkişinin müvekkiline ait aracın hasarının 28.600,00 TL, değer kaybının 5.000,00 TL ve onarımının sistemli bir çalışma ile 15 gün süreceği yönünde rapor düzenlediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ...'a ait ... plakalı aracın hasar bedeli olan 28.600,00 TL, değer kaybı olan 5.000,00 TL, aracın tespit masrafı olan 1.128,30 TL ve aracın tamir süreci içinde öğretim üyesi olarak çalışan müvekkilinin gidip gelmesi için ödemek zorunda kaldığı araç giderlerine mahsuben 500,00 TL olmak üzere toplam 35.228,30 TL'nin 12/06/2019 tarihinden itibaren reeskont ticari temerrüt faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan evvel arabuluculuk başvurusunda bulunulması gerektiğini, ancak davacılardan ... için böyle bir talepte bulunulmadığını, bu nedenle öncelikle işbu davanın ... bakımından dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, ...'ün maliki olduğu ... plakalı vasıta için müvekkili şirket tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini, 2019 yılı için teminat limitinin 36.000,00 TL olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, SBM kayıtlarında da dava konusu kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün KTK'nın 52.maddesi uyarınca %100 oranında kusurlu olduğunu, bu nedenle de davacı yanın müvekkili şirkete yapmış olduğu başvurunun olumsuz olarak değerlendirildiğini ve kendisine bildirildiğini, davacı yan ise SBM kayıtlarının hatalı olduğunu, kendisine ait aracın kazanın etkisi ile ters döndüğünü, bu sebeple de kusur oranlarının hatalı belirlendiğini ve sigortalı araç sürücüsünün kavşağa yaklaşırken gerekli dikkat ve özeni göstermediğini beyan ettiğini, ancak işbu beyanların ispata muhtaç olduğunu, öte yandan davacı tarafın SBM' de yer alan kusur oranlarına karşı da herhangi bir itirazda bulunmadığını, üstelik bu kusur oranlarının her iki yanın sigorta şirketinin görüşünü bildirmesi ile belirlendiğini, tramer kaydının şirketler arası mutabakat şerhi ile kapatıldığını, sigorta şirketlerinden birinin aksi yönde görüş bildirmesi halinde veyahut taraflardan birinin iki günlük süre içinde kendi sigorta şirketine itirazını bildirmesi halinde dosyanın SBM Komisyonuna gönderilerek yeniden kusur incelemesi yapıldığını, eğer ilgili taraf komisyonca belirlenen kusur durumunun da doğru olmadığını düşünmekte ise bu halde yargı yoluna gidebileceğini, bu itibarla davacı yanın meydana gelen kazada asli ve tam kusurlu olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde aracın uğradığı hasarın kaza ile uyumlu olup olmadığı, kaza geçmişi, öncesinde hasarlı parçalarının olup olmadığı ve boyutunun objektif bir şekilde incelenmesi gerektiğini, mağdur aracın anlaşmalı olmayan serviste yaptırdığı onarım faturalarının doğrudan karşılanmasını talep edemeyeceğini, zira söz konusu hasar anlaşmalı bir serviste giderilseydi, uygulanacak iskonto ve işçilik indirimi de gözetilerek ödeneceğini, değer kaybı hesaplamasında Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının uygulanacağını, yol masrafı bedeli gibi yan zararların sigorta şirketlerinin sorumluluğu kapsamında olmadığını, kazanç kaybı zararından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, uyuşmazlığın haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirileceğini, dava tarihi esas alınarak yasal faiz işletilmesi gerektiğini, delil tespit gideri talep edilmekte ise de müvekkilinin bilgisi dışında yaptırılan delil tespiti giderlerinin davacı tarafından katlanılması gereken bir masraf olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacılardan ...'un hangi sıfat ile dava açtığının anlaşılamadığını, davanın husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde de açıkça ikrar edildiği üzere malikin ... olup ...'un sürücü olduğunu, değişik iş tespit kararına itiraz edildiğinden geçersiz olduğunu, gerek olay yeri fotoğrafları gerekse tramerde belirtilen kusur durumları incelendiğinde davanın haksız olarak açıldığının ortaya çıkacağını, hasar bedeli, ikame araç bedeli ve değer kaybı bedelinin de kabulünün mümkün olmadığını, zira kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olanın istem sahibinin kendisi olduğunu, kazanın kontrolsüz kavşakta meydana geldiğini, karşı tarafın kendi yolundaki sola tehlikeli viraj ve azami hız sınırı 30km/sa tabelalarına uymayarak son derece hızlı ve kontrolsüz bir şekilde müvekkilinin aracına çarptığını, işçilik bedelleri çok yüksek çıktığı gibi değer kaybının genel şartlarda belirtilen usul ve esaslara göre değerlendirilmesi gerektiğini, aracın onarım süresinin de fahiş şekilde fazla bildirildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte ... Sigorta A.Ş'nin de sorumluluğu bulunduğunu, davanın işbu sigorta şirketine ihbarına karar verilmesini talep ettiklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, ".....09.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı sürücü ...'un idaresindeki ... plakalı aracı ile kazanın oluşumunda %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsü davacı ... idaresindeki ... plakalı aracı ile kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, tazminata konu ... plakalı aracın aracın hasar onarım bedelinin, 19.313,84 TL yedek parça, 2.900,00 TL işçilik olmak üzere toplam 22.213,84 TL + kdv dahil 26.212.33 TL olduğu, makul onarım süresinin 9 gün olduğu, davacı tarafın tamirat boyunca ulaşıma harcadığı miktara (ulaşım için araç giderine) ilişkin fatura/belge sunmamış olduğu, ikame araç bedeli açısından değerlendirildiğinde, davaya konu aracın kaza tarihinde aynı özellikteki muadil benzerinin kısa süreliğine günlük 150 TL bedele kiralanabileceği, buna göre davaya konu aracın onarım süresi esnasında ortaya çıkacak toplam ikame araç bedelinin (9 gün x 150 TL/gün) toplam 1.350,00 TL olduğu, değer kaybına ilişkin olarak, davacıya ait araçta yapılan onarım ve hasar nedeniyle değer kaybı oluştuğu, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Z.M.M.S. Sigortası Genel Şartlarının Ekinde yayınlanan 'Ek-1 Değer Kaybı Hesaplaması' Formülasyonu ve Kriterlerine göre değerlendirildiğinde değer kaybı bedelinin 2.420,40 TL olduğu, aracın onarımı yapıldıktan sonraki rayiç değeri araştırması neticesinde, onarım sonrası rayicinin 60.500 TL ile 61.500 TL olduğu, ortalama değerinin 61.000 TL olduğu, Yargıtay 17 HD' nin gerçek zarar ile ilgili 'gerçek zarar ve değer kaybının, aracın kaza öncesi rayici ile (66.000 TL) onarım sonrası rayici (61.000 TL) arasındaki farktır' şeklindeki kararları göz önüne alındığında aracın piyasa koşullarında değer kaybının 5.000,00 TL olduğu, 13.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; tarafların kök rapora karşı itirazlarının hali hazırda, kök raporda ayrıntılı olarak açıklanmış olduğu, tarafların itirazlarını destekleyecek ve görüş değiştirebilecek somut deliller sunulmadığı, bu sebeple kök rapordaki kanaat ve tespitlerinde bir değişiklik olmayıp kök rapordaki tespitlerin geçerli olduğunun belirtildiği, ...somut olayda davalının sigortalısı araç sürücüsünün 2918 sayılı yasanın 57. maddesini ihlal etmek suretiyle hukuka aykırı fiili ile davacının aracına zarar verdiği, zarar ile davalının sigortalısının hukuka aykırı fiili arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, illiyet bağını kesen bir durumun olmadığı, davalının sigortalısı ile aralarındaki zorunlu mali mesuliyet sigortası gereğince zararı tazminle sorumlu olduğu anlaşılmakla, bilirkişiye hesaplatılan zarar bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönelik hüküm kurulmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 26.212,33-TL hasar bedeli, 500-TL ikame araç bedeli, 5.000-TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 31.712,33-TL tazminatın 04.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
DAVALI ... A.Ş VEKİLİ TARAFINDAN; "...Karara esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tarafların kendi aralarında kaza tespit tutanağı düzenlediklerini, SBM kayıtlarına göre ... A.Ş'nin her iki tarafa da %50 kusur atfettiğini, ... A.Ş'nin incelemeleri sonucu ise davacı araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğunu, SBM komisyon değerlendirmesi sonucu oy birliği ile davacı ...'un %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsü ...'ün gerçekleşen kazada kusurunun bulunmadığının tramer kayıtlarından anlaşıldığını, mahkemece kusurun ve hasarın tespiti için bilirkişi atandığını, kusur ve hasar tespitinin aynı bilirkişi tarafından yapılmasının isabetli olmadığını, Yargıtay kararında görüldüğü üzere kusur durumunun çelişkili olduğu dosyalarda kusur tespitinin yapılabilmesi için İTÜ trafik kürsüsü, Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti veya ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur durumuna ilişkin çelişki giderici, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, değer kaybı hesaplamasının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre yapılması gerektiğini, kazanın 12/06/2019 tarihinde gerçekleştiğini, bu tarihte Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının yürürlükte olduğunu, iptal edilen hükümlerin yalnızca ileriye yönelik sonuç doğuracağını, fatura sunulmaması halinde KDV'nin hesaplamaya dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının, hasar giderleri ve işçilik ücretlerine ilişkin fatura sunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasar ve işçilik ücreti hesaplanacak ise onarım tarihindeki fiyat listeleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, hem 2020 fiyat tarifesi ile tazminat hesabı yapılması hem de temerrüt tarihinden itibaren aleyhe tazminata hükmedilmesi durumunda işbu durumun davacı lehine sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğini, aracın anlaşmalı serviste onarım görmesi halinde değişen oranlarda iskonto uygulanarak yedek parça tedariği yapılmakta olup onarım bedellerinin daha ekonomik olduğunu, söz konusu hasar anlaşmalı bir serviste giderilseydi uygulanacak iskonto ve işçilik indirimi gözetilerek hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada parça sovtaj değerlerinin dikkate alınmadığını, hem genel teamül hem hak ve nesafet ilkesi uyarınca değişim yapıldığı iddia edilen parçaların ya onarım bedelini ödeyene verilmesi ya bu parçalara ait sovtaj bedelinin genel tazminat tutarından düşülmesi gerektiğini, değişmesi gereken yedek parçalar iade edilmediğinden ve sigortacının malı olduğundan bu parçalar için en az 1.250,00 TL yedek parça sovtaj iade tenzili uygulanması gerektiğini, ikame araç bedeli talebinin dolaylı zarar olup müvekkili şirketçe düzenlenen sigorta poliçesinin teminat kapsamı dışında kaldığını, dolayısıyla söz konusu bedelden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DAVALILAR ... VE ... VEKİLİ TARAFINDAN; "...Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik olduğu, hukuka uygun olmayıp itirazlarının yeterince irdelenmediğini, öncelikle tramerde verilen kusur ile bilirkişi tarafından verilen kusurun birbiriyle çeliştiğini, bilirkişi tarafından da itirazlara ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmamakla birlikte davacının hız limitlerine uymaması, kavşağa girerken hızını azaltmayıp gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sebebiyle kusurlu olduğunu, kaldı ki bilirkişi raporunda da; '...davacı aracına, kavşak girişinde geçiş hakkı kendisinde olmasına rağmen, yolun virajlı olması nedeniyle hızını azaltıp güvenli bir değere örneğin 30 km/h değere düşürmemesi nedeniyle %25 tali kusur vermek söz konusu olabilirdi..' şeklinde beyanda bulunulduğunu, bilirkişi tarafından davalı yana %100 kusur oranı belirlenmiş ise de tramer kaydında davacı yan için %100 kusur oranı tespiti yapıldığını, ayrıca söz konusu raporun tek bir bilirkişi tarafından hazırlanmış, denetime elverişli olmayan bir rapor olduğunu, kusurun bir heyet tarafından incelenmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişinin raporunda Değişik İş bilirkişi raporundaki değişecek parça ve yapılacak işçiliklerin uyumlu olduğunu beyan ettiğini, değişik iş bilirkişi raporunda yapılan tespit sadece talep edenin beyanlarına ve sunmuş olduğu delillere bağlı kalınarak yapıldığından ve değişik iş kararına itiraz edildiğinden delil niteliği taşımadığını, hükümde belirtilen hasarlardan müvekkillerinin sorumluluğu olmadığı gibi hesaplamaların oldukça fahiş olup gerçek bedelleri yansıtmadığını, araçta meydana gelen değer kaybının hesaplanmasında Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Sigortası Genel Şartlarına göre değer kaybı formülayonu ile aracın piyasadaki tercih durumu, piyasada tercih edilirliği, yaptığı km, yedek parçalarına ulaşım kolaylığı, işlem gören parçası sayısı, boya onarımı, değişim yapılan parçanın araçtaki konumu, kullanılan yedek parçasının türü, parça değişiminin nasıl yapıldığı, geçmiş hasar durumu ve detayları, onarımın yapılıp yapılmadığı, onarımın yetkili serviste yapılıp yapılmadığı gibi hususların değerlendirilerek tespitin yapılması gerektiğini, yapılan hesaplamanın tazminatın tekliği, zararın birliği ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, müşterek ve müteselsil borçluluk şartlarında tüm borçluların borcun tamamından tam sorumlu olduklarını, bilirkişi tarafından yapılan ikili hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, dosyada İstanbul ATK'dan, Karayolları Genel Müdürlüğü'nden veya İTÜ'den 3 kişiden oluşacak bir heyetten yeniden rapor alınması gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle hasar bedeli, değer kaybı ve ikame araç bedeli istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ve davalılar ... ile ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacılardan ...'un sürücü, diğer davacı ...'un ise araç işleteni olduğu, davaya konu kaza tarihinde davalı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki araç ile davacı ...'un sevk ve idaresindeki aracın kontrolsüz kavşakta çarpışması neticesinde, davacı tarafın aracında hasar meydana geldiği anlaşılmaktadır.
2-Davaya konu kaza ile ilgili tarafların kendi aralarında kaza tespit tutanağı tuttukları, bu nedenle kaza tutanağında kusura dair bir saptama bulunmayıp, tarafların kendi açılarından olayı aktardıkları görülmekte olup, sigorta sürecinde Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi(tramer) kayıtlarına göre ise davacıya ait araca %100 kusur verildiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf da, bu kusur oranına ve davacının kendi sigorta şirketinin de bu oranda mutabık kalmış olmasına dayanarak hasarı ödemeyi reddettiğini savunmaktadır. Mahkemece, otomotiv bilirkişiden kusur ve hasara dair rapor alınmış olup, bu raporda ise kazadan dolayı %100 kusurun davalı sürücü ...'e verildiği, davacının kusursuz bulunduğu, mahkemece bu rapora dayalı olarak hüküm tesis edildiği görülmekle birlikte, dosya kapsamındaki kaza tespit tutanağının kusura dair herhangi bir değerlendirme içermemesi, kazanın kontrolsüz bir kavşakta meydana gelmiş olması, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi(tramer) kayıtlarında varılan kusur oranı ile mahkemece alınan bilirkişi raporundaki kusur durumun tam bir tezatlık taşımasına göre, oluşan çelişkinin giderilmesi gerekmekte olup, bu kapsamda mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden ya da İTÜ Trafik kürsüsünden çelişkiyi giderecek şekilde yeniden kusur raporu alınması gerekmekle, davalıların bu yöndeki istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir.
3-Mahkemece, davacı ... bakımından herhangi bir olumlu-olumsuz hüküm tesis edilmemiş olduğu görülmektedir. Kural olarak, araç sürücüsü de -araç işletenine aracı aldığı gibi iade etme sorumluluğu kapsamında- kazaya neden olan tarafa karşı dava açabilecek ise de, somut olayda davacı işleten ... tarafından zaten eldeki davanın açılmış olması karşısında, bu koşullarda aracın uğradığı zararların gideriminin ancak araç sahibi olan bu davacıya karşı yerine getirileceği gözetildiğinde, sürücü davacı ... bakımından maddi zararın giderilmesine yönelik işbu davanın açılmasındaki hukuki yarar ve sair hususların mahkemesince değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
4-Kabule göre de, ikame araç bedeli bakımından, davalı trafik sigortacısının poliçesinde bu yönde teminat verilmemiş olup bu kalemden dolayı sorumluluğu bulunmamasına rağmen, mahkemece bu husus gözetilmeksizin hüküm tesis edilmiş olması da doğru olmamıştır.
5-Hasar bedeli bakımından ise; mahkemece alınan bilirkişi raporundaki ayrıntılı değerlendirmeler, davadan önce alınmış olan tespit raporundaki tutarların bir miktar fahiş bulunup piyasa koşullarına göre yeniden ayrıntılı değerlendirmelerde bulunulmasına göre, bu yöndeki itirazın reddi gerekmiş, KDV dahil ve iskontosuz olarak hesap yapılarak gerçek zararın tespit edilmiş olmasına ve yine değer kaybı bakımından da, Yargıtayın yerleşik uygulaması uyarınca hesap yapılmış olmasına göre de, kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/440 Esas - 2021/944 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ AYRI AYRI REDDİNE,
4-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a-Davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan 601,61 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine,
b-Davalılar ... ve ... tarafından yatırılan 601,61 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalılara iadesine,
5-İstinaf aşamasında davalı sigorta şirketi ve davalılar ... ve ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.