Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/691

Karar No

2024/1691

Karar Tarihi

20 Kasım 2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/691
KARAR NO : 2024/1691

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/12/2021
NUMARASI : 2019/552 Esas - 2021/808 Karar
DAVA : Müşteri Paket Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ : 12/03/2019
BAM KARAR TARİHİ : 20/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2021 tarihli 2019/552 Esas ve 2021/808 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki uyuşmazlık dava şartı arabuluculuğa konu olması nedeniyle İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun 2019/156 sayılı dosyasında yapılan arabuluculuk görüşmeleri tarafların anlaşamaması ile neticelenmiş olup işbu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu, müvekkili şirket, ... bünyesinde piyasada pek çok faaliyet alanında etkinlik gösteren ve ticari yaşamda bilinen bir şirket olduğunu, aynı zamanda ... Aş'nin distribütörlüğünü de yapan müvekkili şirket, marketlere söz konusu alkollü içecek firmasının ürünlerinin dağıtımını gerçekleştirmediğini, müvekkili şirketin de parçası olduğu ... 'na ait işyerlerinde satış elemanı olarak çalışan ... ve ... ile depo sorumlusu olan ..., görevini kötüye kullanarak müvekkili şirketi büyük bir zarara uğrattığını, ..., ..., ... ve müvekkili adına verilen siparişlerin haricen satışını yapan tekel bayi işletmecisi ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, 2018/121689 sor.no.lu dosyada soruşturmanın devam ettiğini, müvekkili şirketin de parçası olduğu ... 'na ait işyerlerinde satış elemanı olarak çalışan davalılar ... ve ... pozisyonlarından faydalanmak suretiyle müvekkil şirketin güvenirliğini ve ismini kullanarak ... A.Ş. çalışanlarına ... San.Tic.Ltd.Şti'nin adını vererek sipariş vermiş; ... A.Ş. de bu siparişlerin müvekkili şirket tarafından verildiğini düşünerek siparişleri temin ettiklerini, daha sonra ... ve ..., bu siparişleri çeşitli yerlere özellikle de kendi de bir işletmeci olan ...'ya müvekkili şirketten habersiz ve izinsiz şekilde sattıklarını, ... da davalıların bu yolsuz eylemlerinden haberdar olup bunlara iştirak ettiğini, müvekkilinin zarara uğratarak kazanç sağlandığını, ... da bu ürünlerin ... tarafından değil de haksız ve yolsuz bir şekilde bizzat davalılar tarafından temin edildiğini bildiği gibi zaten davalılarla ortak ve organize şekilde hareket ettiklerini, her ne kadar ... davalıları suçlayarak sorumluluktan kurtulmaya çalışsa da ekte sunulan beyanı, davalıların müvekkili şirketi dolandırarak, müvekkili şirketi zarara uğratarak haksız kazanç elde ettiklerinin piyasada bilindiğinin kanıtı olması açısından da belirleyici olduğunu, nitekim 27.09.2018 tarihinde normalde iade olması gerekenden çok daha yüksek sayıda iade edilen depozitolu ürün olduğunu fark eden müvekkili şirket çalışanları ve yetkilileri iki ayrı tutanak altına alındığını, çeşitli marketlere hayali olarak kesilen faturaları ve depozito bedellerini tespit altına alındığını, böylece davalıların görevlerinden faydalanmak suretiyle güveni kötüye kullanarak gerek müvekkili şirketi gerekse ... A.Ş.'yi ve birçok market/büfeyi dolandırdığı, haksız kazanç elde ettiği ve müvekkili şirketi zarara soktuklarının anlaşıldığını, ancak davalıların neden oldukları zararın tespiti uzman bilirkişilerce yapılacak bir incelemeyi gerektirdiğinden şu aşamada zarar tam olarak tespit edilemediğini, müvekkili şirketin kayıtlı müşterileri olan market sahiplerinin bazılarının şirketten almadıkları ürünlerin alınmış gibi gösterildiğini, aslında kendilerinin o ürünleri satın almadığını ve depozitolarını iade etmedikleri yönündeki beyanlarında geçtiklerini, tespit tutanaklarında adı geçen müşterilerin ayrıca beyanlarına başvurulduğunda mağduriyetlerinin ilk aşamada hesaplanandan daha büyük çıkması ihtimalinin de yüksek olduğunu, müvekkili işyeri, ... no.lu poliçe ile davalı ... A.Ş.tarafından sigortalanmış olup sigortalının işyerinde çalışan elemanların, sigortalıya ait paraları, kıymetli evrakları veya para ile ölçülebilen malları çalmak, zimmetine geçirmek, hile ve dolandırıcılık veya sahtekarlık yoluyla bunlara sahip olmak suretiyle gerçekleştireceği güveni kötüye kullanma eylemleri sonucunda sigortalının uğrayacağı zararın teminat altına alındığı poliçe hükümleri uyarınca sabit olduğunu, poliçe ile kasko kapsamında olan davaya konu tazminatın ödenmesi için davalı şirkete 10.12.2018 tarihinde başvurulmuş olup davalı şirketten bu güne kadar menfi ya da müspet herhangi bir cevap alınamadığını, suç da teşkil eden söz konusu hukuka aykırı eylemlerin ortaya çıkmasının ardından ... ve ... suçlarını ikrar ettiklerini, ... işletmeci ... ile organize şekilde çalıştıklarını da ifade ettiklerini, ..., ... ve ..., sebep oldukları zararı gidereceklerini beyan etmişlerse de müvekkili şirketin zararı şu ana kadar giderilmediğini, müvekkili şirket, poliçeden doğan hakkını kullanmak ve zararının hiç olmazsa bir kısmını karşılamak için davayı açmak zorunda kalmış olup sigorta bedelinin ödenmesi için teminat kapsamındaki rizikonun gerçekleşmiş olması ve sigortalının zarara uğraşmış olması gerekli ve yeterli olduğunu, rizikonun gerçekleşerek müvekkilinin zarara uğradığı sabit olup davalının müvekkiline karşı sorumluluğu doğduğunu, davacı müvekkilinin, sigorta teminat limitleri dahilindeki tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın, yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, müvekkili şirketin adresi “... Cad. ... Sitesi No: ... Kule:... Kat: ... .../...” olup, HMK genel yetki kuralları gereğince davaya bakmaya yetkili ve görevli Mahkeme İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, bu nedenlerle dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde bahsi geçen işyeri müvekkili şirket nezdinde ... No'lu ... Sigorta Poliçesi ile 23.06.2018/2019 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde meydana gelecek rizikolara karşı teminat altına alındığını, davacı taraf sigortalı işyerinde çalışan elemanların güveni kötüye kullanmak suretiyle uğradığı iddia ettiği zararın tazminini talep ettiklerini, davaya konu olay nedeniyle müvekkili şirkete yapılan hasar ihbarı üzerine ... No'lu Hasar Dosyasının açıldığını ve incelemenin başlatıldığını, arabuluculuk sürecinde sürenin kısıtlı olması ve davacı tarafça gerekli evraklar, bilgi ve evraklar şirkete iletilmediğinden ilgili incelemelerin tamamlanamadığını, emniyeti suistimal hasarlarında suistimali gerçekleştiren personelden şikayetçi olunup olayın adli makamlara taşınması gerekmekte olup davacı tarafça ekspere resmi tutanakların iletilmediğini, dosyanın sonuçlandırılabilmesi ve usulüne uygun başvuru yapıldığının kabulü için ilgili evrakların müvekkili şirkete iletilmesi gerekirken davacı tarafça sunulmayan evraklar nedeniyle davanın ikame edilmesinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle davanın öncelikle bu nedenle reddinin gerektiğini, poliçede yer alan emniyeti suistimal teminatı kapsamında ilgili talebin teminat dahilinde olup olmadığı, dosyaya sunulacak evraklar ve ceza dosyasındaki belgeler ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, teminat dışı kalan hususlar bakımından müvekkili şirketin sorumluluğunun doğmayacağı açık yargılamanın bu hususlar dikkate alınarak yapılmasının gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, esasa ilişkin cevap bilahare delil sunma hakkı saklı kalmak kaydıyla, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, davacının açmış olduğu davanın reddini, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 01/12/2021 TARİHLİ KARARI:
Mahkemece; "...Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirketin ... AŞ'nin distribütörlüğü yaptığı, marketlere söz konusu alkollü içecek firmasının ürünlerinin dağıtımını gerçekleştirdiği, davacı şirkette satış elemanı olarak çalışan ... ve ... ile depo sorumlusu olan ...'ün şirketi büyük bir zarara uğrattıkları, davacı şirket adına verilen siparişlerin haricen satışını yapan tekel bayi işletmecisi olan ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu, davacı şirketin ... no.lu poliçe ile davalı ... A.Ş. tarafından sigortalandığı ve sigortalının işyerinde çalışan elemanların, sigortalıya ait paraları, kıymetli evrakları veya para ile ölçülebilen malları çalmak, zimmetine geçirmek, hile ve dolandırıcılık veya sahtekarlık yoluyla bunlara sahip olmak suretiyle gerçekleştireceği güveni kötüye kullanma eylemleri sonucunda sigortalının uğrayacağı zararın teminat altına alındığı poliçe hükümleri uyarınca sabit olduğu, poliçe ile kasko kapsamında olan davaya konu tazminatın ödenmesi için davalı şirkete 10.12.2018 tarihinde başvurulduğunu ve davalı şirketten menfi ya da müspet herhangi bir cevap alınamadığı, davacı şirketin zararının giderilmediği, davacı şirketin, poliçeden doğan hakkını kullanmak ve zararının hiç olmazsa bir kısmını karşılamak için davayı açtıkları ve sigorta bedelinin ödenmesi için teminat kapsamındaki rizikonun gerçekleşmiş olması ve sigortalının zarara uğraşmış olması gerekli ve yeterli olduğu, rizikonun gerçekleşerek davacı şirketin zarara uğradığı sabit olup davalının sorumluluğu doğduğu, davacı şirketin, sigorta teminat limitleri dahilindeki tutarın ödenmesini talep etmişse de; davaya konu hadise özü itibari ile sigortalı işveren şirketin çalışanları kaynaklı doğan zararın sigorta alacağı teşkil edip etmediği, bu bağlamda sigorta şirketinden sigortalanan şirketin talep ettiği bedeli tazmin edip edemeyeceği üzerine temellenmiştir. Zarar doğurucu ve sigorta şirketinden tazmini istenen meblağ şirketin istihdam ettiği şahısların 3.şahıs ile yetkisiz alışverişi hadisesine dairdir. ..., ..., ... isimli çalışanların ... ile yaptıkları harici satış ve bu satıştan kaynaklı usulsüzlükler zarar olarak gösterilmiştir. Toplanan deliller ışığında mali müşavir bilirkişice yapılan analiz ve irdelemelerde; ...'in otobüs muavin kodu ile işe başladığı ancak şoför olarak çalıştığı, ... ile ...'ün satış temsilcisi olarak işe giriş bildirgelerinin düzenlendiği ve fakat ...'nin şoför, ...'ün ise depo sorumlusu yardımcısı olarak çalıştıkları müşahede edilmiş, bu bağlamda şirket işleyiş şemasına göre fatura kesme yetkilerinin olmadığı, keza davalı şirketin muhatap ... ile de külliyetli miktarda 2019 yılı içerisinde de alışverişinin devam ettiği, alışverişe ilişkin yüklenen kasa adedi ile depozito kısımlarının dolu olduğu, depozitonun satıştaki oranının ise binde 10 olduğu yönünde tespitlerde bulunulmuştur. Bu itibarla maddi hadise analiz edildiğinde personellerin 3.şahıs ile yetkisiz/usulsüz satım sözleşmesine dair zarar iddiaları bulunmakta ise de şirketin 3.şahıs ile bahse konu sözleşme kaynaklı fesih, butlan, ihtiyati, tedbir, satılan şeyin iadesi, maddi-manevi tazminat vb fava ve taleplerinin bulunmadığı, üstelik bahse konu hadiseden sonra da 2019 yılında da alışverişinin normal seyrinde devam ettiği, ilave olarak davacı şirketin basiretli tacir ve profesyonel şirket olarak iş dünyasının ticari teamüllerin gerekliliklerine uygun olarak eleman istihdam etmediği, elemanlarının yetkisiz işlemlerine karşı da 3.şahıs muhatap nezdinde muhtelif haklarının kullanımına tevessül etmediği, esasen bunun şartlarının da oluşup oluşmadığının belirsiz olduğu gibi haddizatında promosyon ve diğer kısımlara dair zararın bulunmadığı, yine muhatap ...'ya daha düşük bedelle satım yapıldığı iddia edilmiş ise de buna dair de ayrıca anlatım ve delilin bulunmadığı, rayiç fiyatların çok altında ve personelin kendi hesabına kar edecek surette satımına dair de veri bulunmadığı, münhasıran yetki ve sorumluluk dışında şirketin bilgisi dışında satım gerçekleşmesi ve bir kısım işlemler sebepli personelin kusuru sebepli davacı çalışanlarının 2018 yılı 10. ay itibari ile çıkış işlemlerinin yapıldığı, bilirkişi tarafından inceleme yapılan evraklar ve dosya içeriğine göre davalı çalışanlarının davacı şirketi zarar soktuklarının ve mali verilerle ispatlanmasının mümkün olmadığı ve davacı tarafından zararı ve zarar miktarını ispatlanamadığı anlaşıldığı.." gerekçesiyle "...Davacının davasının reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 21/01/2022 TARİHLİ EK KARARI:
Mahkemece; Dava; "Davacı vekili talep dilekçesi ile; davanın şimdilik 20.000-TL üzerinden olarak açılmış olmasına rağmen, davalı lehine 20.000-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, tüm bu sebepler ve res'en gözetilecek nedenler olduğunu, hatalı olduğu açık olan kararın hüküm kısmının tashih ve tavzihine karar verilerek, vekalet ücretinin maktu olarak düzeltilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen 01/12/2021 tarihli kararın hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde "Davalının kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine," dair karar verilmiştir. Davacının dava dilekçesinde dava değerini 20.000,00 TL olarak belirlediği ve buna göre harçları ödediğinin anlaşılmakla; Yargılama giderlerinden sayılan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323 üncü, Avukatlık Kanunu’nun 169 uncu ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1 inci maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması, hukukun genel kurallarındandır. Konuya ilişkin 6100 sayılı Yasanın 329 uncu maddesinin birinci fıkrası bu ilkeye dayanmaktadır. Değinilen Yasanın 330 uncu maddesi uyarınca, vekâlet ücretine yönelik hüküm fıkrasının taraf lehine kurulması gerekir. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, vekâlet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir. Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki taraflar ayrı ayrı vekâlet ücretinden sorumlu tutulacak, vekâlet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınacaktır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tavzih talebinin reddine..."şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekli inceleme ve araştırmayı yapmadan, salt dosya kapsamında alınan hatalı bilirkişi raporunu esas alarak karar vermiş olup verilen kararın hatalı olduğunu, dosya kapsamında bizzat adı geçen şüpheli şahısların olayı doğrulayan kendi el yazısıyla yazılan ve imzalanan yazılı beyanları, şahıslarca gerçek olmayan siparişlerin teslim edildiği iddia edilen müvekkili firma müşterilerinin, bu siparişlerden haberdar olmadıklarına dair yazılı beyanları, olayla ilgili tespit tutanakları, olayı bizzat bilen ve gören tanık beyanları, faturalar ve haklılıklarını ispatlar diğer deliller incelenmeden ve değerlendirilmeden, hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, sunmuş oldukları diğer deliller dahi nazara alınmadan sırf bilirkişi raporu doğrultusunda haksız şekilde karar verildiğini, yazılı delillerinin dikkate alınmadan değerlendirme yapıldığını, ayrıca ilgili şahıslar hakkında yapmış oldukları savcılık başvurusunun neticesinin de beklenmediğini, ayrıca kararın vekalet ücreti yönünden de hatalı olduğunu, dava şimdilik 20.000-TL üzerinden olarak açılmış olmasına rağmen, davalı lehine 20.000-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, bu yönden de anılan kararın kaldırılmasını, re'sen gözetilecek nedenlerle; başvurularının kabulü ile ilamın kaldırılarak davalarının kabulüne, kararın icrasının müvekkili açısından telafisi güç zararlar doğuracağını ve mağduriyete sebep olacağı açık olduğundan kararın icrasının inceleme sonuna kadar durdurulmasına yönelik tehir-i icra kararı verilmesine yargılama giderleri ile birlikte ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili 21/01/2022 tarihli ek karara karşı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında yapılan yargılama neticesinde, dava değeri 20.000-TL olarak belirtildiğini, vekalet ücreti olarak da 20.000-TL'ye hükmedildiğini vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, zira 20.000-TL'lik davada 20.000-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, söz konusu hatanın giderilmesi için davacı tarafça mahkemeden tavzih talebinde bulunulmuşsa da, işbu taleplerinin haksız bir şekilde reddedildiğini, re'sen gözetilecek nedenlerle, başvurularının kabulü ile ek kararın kaldırılarak vekalet ücretine yönelik hükmün düzeltilmesine, yargılama giderleri ile birlikte ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, müşteri paket sigorta poliçesi kapsamında maddi tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı tarafça, dava dışı çalışanları ..., ... ve ... tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan güveni kötüye kullanma şeklindeki eylemleri ile zarara uğratıldığından bahisle davalı sigorta şirketinden müşteri paket sigorta poliçesi kapsamında bu zararın giderilmesi için maddi tazminat istemiyle eldeki davanın açıldığı, taraflar arasındaki sigorta poliçesinde davacı sigortalının çalışanlarının emniyeti suistimal teşkil eden eylemlerinden kaynaklanan zararın teminat kapsamına alındığının görüldüğü, davacının şikayeti üzerine dava dışı çalışanları ..., ... ve ... hakkındaki çalıştıkları döneme ilişkin usulsüz eylem ve işlemleri hakkında güveni kötüye kullanma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/121689 sayılı soruşturma dosyasının açıldığı ve halen derdest olduğu, mahkemece, birden fazla mali müşavir bilirkişiden alınan raporlar dikkate alınarak, ceza soruşturma neticesi beklenilmeden davacının iddiasını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir.
Uyuşmazlığa konu olayın özelliği nedeniyle, maddi vakıanın tespiti yönünden soruşturma neticesinde davacı çalışanları hakkında ceza davası açılması halinde ceza mahkemesince verilecek kararın, davalı sigortanın sorumluluğunun tespiti bakımından eldeki davayı etkileyeceği açıktır. Bu nedenle soruşturmasının akibeti araştırılarak ceza davası açılması halinde ceza dosyasında yapılacak yargılama neticesinde verilecek kararın kesinleşmesi beklenerek davalının sorumluluğunun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ceza soruşturmasının neticesi beklenilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yine, ceza soruşturması ve dava açılması halinde ceza davası kesinleştikten sonra ceza dosyasının tümü eldeki dosyaya kazandırılıp, davacının müşterisi olan dava dışı ...'ya ait, ticari defter ve kayıtların da HMK'nun 221. Maddesi uyarınca temini sağlanarak, mali müşavir, sektör bilirkişi ve sigorta alanında uzman bilirkişiden oluşan oluşturulacak yeni bir heyetten, dava dışı ..., ... ve ...'ün davacı şirket nezdinde çalıştırıldığı döneme ilişkin davacıya ait ticari tefter ve kayıtları ile dava dışı ...'ya ait ticari defter ve kayıtlar karşılaştırmalı şekilde incelenip, ceza dosyası kapsamının da irdelendiği, taraf itirazlarını karşılar şekilde denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli, önceki raporlar ile çelişki oluşur ise çelişki de giderilerek, yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulmuş olması hatalı olmuş, kararın belirtilen yönlerden kaldırılması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, davacı vekilinin karar ve ek karara karşı sair istinaf itirazlarının kararın kaldırma sebep ve şekline göre şimdilik değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2021 tarihli, 2019/552 Esas ve 2021/808 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı vekilinin karara ve ek karara karşı sair istinaf itirazlarının kararın kaldırma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 161,4‬0-TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/11/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim