Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1047
2024/1849
11 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1047
KARAR NO : 2024/1849
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 27/04/2022
NUMARASI : 2021/94 Esas - 2022/390 Karar
DAVA : Trafik Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ : 11/02/2021
BAM KARAR TARİHİ :11/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2022 tarihli, 2021/94 Esas ve 2022/390 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi ... plaka sayılı aracın maliki olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise müvekkili aracın hasarlanmasına neden olan ... plakalı aracın ZMM sigortacısı olduğunu, 04.08.2020 tarihinde meydana gelen zincirleme trafik kazasında en arkada bulunan ... plakalı araç önünde duran ... plakalı müvekkili aracına arkadan çarpması, müvekkilinin aracının da bu çarpmanın etkisi ve şiddeti ile önünde duran ... plakalı araca, bu aracın da ... plakalı araca ve en son olarak bu aracın da ... plakalı araca arkadan çarpmak suretiyle hasarlandığını, taraflar arasında anlaşmalı kaza tutanağı tutulduğunu, asli ve tam kusurun en arkada bulunan ve takip mesafesini korumayan ... plakalı araç sürücüsüne verildiğini, davalıya hasar ihbarında bulunulmak suretiyle .../3 nolu hasar dosyası açıldığını, SBM tarafından görevlendirilen eksper işbu kaza sebebiyle hasar tespiti yapıldığını ve hasarın çekici ücreti de dahil olmak üzere KDV dahil 45.729,31 TL olduğunu, kaza ile ilgili davalı tarafın 18.09.2020 tarihinde 18.647,44 TL ve 28.09.2020 tarihinde 3.356,00 TL olmak üzere toplam 22.003,44 TL kısmi hasar ödemesi yaptığını, araçta meydana gelen hasara bağlı olarak hareket kabiliyetini yitirmiş olup güvenli bir yere çekilmesi için olay yerine kurtarıcı araç da çağrıldığını, bu nedenle 50,00 TL çekici ücretinin de ödenmesi talebinde bulunduklarını, hasar ihbarı sonrasında sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin eksik olması üzerine KTK 97 kapsamında bakiye hasar bedeli, değer kaybı, çekici ve ekspertiz ücreti yönünden talepleri 12.11.2020 tarihinde sigorta şirketinin resmi internet sitesinde gösterilen mail adresi üzerinden davalı sigorta şirketine yöneltildiğini, ancak sigorta şirketi tarafından verilen olumlu ya da olumsuz hiçbir cevap verilmediğini, taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını, açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Yasa’nın 107. maddesi uyarınca alacağın tam ve kesin olarak belirlenmesi sonrasında taleplerini arttırmak üzere fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik bakiye hasar bedeli için 1.000,00 TL'nin 18.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, çekici ücreti için 50,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, reel değer kaybı için 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hüküm altına alınmasına, 294,00 TL ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davacı vekili tarafından sunulan 16/02/2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile, bakiye hasar bedeli yönünden 1.000,00 TL olan taleplerini 17.646,56 TL daha arttırarak 18,646,56 TL'ye yükselttiklerini, çekici ücreti yönünden 50,00 TL olan taleplerini 200,00 TL daha arttırarak 250,00 TL'ye yükselttiklerini, bakiye hasar bedeli yönünden alacağın tamamının kısmi ödeme tarihi olan 18/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hüküm altına alınmasını, çekici ücreti yönünden alacağın tamamının dava tarihinden itibaren avans faizi ile hüküm altına alınmasını, 100,00 TL değer kaybı alacaklarının dava tarihinden itibaren avans faizi ile hüküm altına alınmasını, 294,00 TL ekspertiz ücretinin işbu davada yargılama gideri olarak hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kısmi dava açmakta hukuksal yarar olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğundan kusur tespiti yapılmadan hüküm kurulamayacağını, davacı tarafın zararının karşılanmış olduğundan davanın reddini, müvekkili şirkete ihbarda bulunmadan işlemleri tamamlayan davacı tarafın zararın artmasına neden olduğunu, zarar görenin, makul tedbirler almak suretiyle kendi davranışı ile kaçınabilecek olduğu bir zararın tazminini zarar verenden talep edemeyeceğini, davacı tarafın aracını kendisi yaptırmaya diretmeyip, müvekkili şirket ile koordineli şekilde yaptırmış olsaydı işçilik ücretilerinin daha makul olacağını, müvekkili şirkete ihbar etmeden işlemleri sonlandırmış olan davacı tarafın zararın artmasına neden olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, kaza tarihi itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, yansıtma fatura sunulmadan onarım bedelinin KDV'sinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, henüz sigorta şirketine başvuru yapmadan ekspertiz raporu alan tarafın iyiniyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden TTK md. 1426’nın gerekçesi göz önüne alındığında ekspertiz ücreti hususunun TTK md. 1426 kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından dava tarihinden önce davacıya değer kaybı ödemesi yapıldığını, Anayasa Mahkemesi tarafından genel şartlar iptal edilmemiş olup halihazırda yürürlükte olan genel şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini, değer kaybı hesaplaması, trafik sigortası genel şartları ekinde yer alan kriterlere göre yapılması gerektiğinden davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "....Davanın kabulü ile, dava konusu toplam 18.996,56 TL maddi tazminat bedelinden; hasar bedeli olan 18.646,56 TL nin 18/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, çekici bedeli olan 250,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, değer kaybı bedeli olan 100,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya verilmesine...." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası açan davacı, kısmi davanın sonuçlarından yaralanamayacağı gibi kısmi dava açan davacı da belirsiz alacak davasının sonuçlarından yararlanamayacağını, hâkim de kısmi dava olarak açılmış bir davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendiremeyeceği gibi, belirsiz alacak davası olarak açılan davaya da kısmi dava olarak devam edemeyeceğini, davacı taraf davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını, dava açılmadan önce aracın onarımının tamamlandığını, ekspertiz raporu düzenlenmiş olduğundan artık dava değerinin bilinemeyeceğinden, alacağın belirsiz olduğundan bahsedilemeyeceğini, belirsiz alacak davasının açılamayacağını, aracın onarım bedelinin ne kadar olduğunun davacının bilmemesinin mümkün olmadığını oysa davacı taraf, dava açmadan önce aracının onarımının tamamlandığını, fatura ile müvekkili şirkete başvurunun yapıldığını ve bunun yanında dava konusu talepleri değerlendiren bir ekspertiz raporunu düzenlettiğini, bu durumda davacı tarafın Belirsiz Alacak Davası açmasında hukuki menfaatinin kalmadığını, işin esasına girilmeden hukuki menfaat yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, hüküm kurulurken poliçe limitlerinin göz önüne alınması gerektiğini, ilgili kazaya karışan davacı, onarım bedeli talebinde bulunmuş olup taleplerine istinaden 22.003,44TL, değer kaybı taleplerine istinaden ise 4.119,13-TL ödemenin yapıldığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu iş bu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında 41.000,00-TL olan poliçe limitleri ile sınırlı olduğundan hüküm kurulurken 14.877,43-TL kalmış olan poliçe limitlerinin göz önüne alınması gerektiğini, davacı tarafın zararı karşılanmış olduğundan davanın reddini talep ettiklerini, hak sahibine sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında aşırı dengesizlik bulunmakta olup bu açıkça hakkın kötüye kullanıldığının göstergesi olduğunu, başvuran tarafın inceleme yaptırmayarak müvekkili şirket tarafından hasarlı parça tedariklerinin yapılması, alınan onarımı için teklifleri göz önüne alındığında daha uyguna onarımının yapılmasının önüne geçilmiş olduğundan (kabul anlamına gelmemek üzere) davacı tarafından zararın artmasına kendisinin neden olduğunu, başvuran tarafın kusurlu olduğunun kabulü ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin hasarı yönetim ve iskontolu yedek parça tedarik hakkı bulunduğundan, bilirkişi tarafından yapılacak hesaplamalarda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal ve muadil parçalar da göz önüne alınarak, yedek parça ve işçilik ücretlerinde iskonto uygulanmasının gerektiğini, bilirkişi tarafından eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal ve muadil parçalar da göz önüne alınarak zararın tespiti yapılması gerekirken genel şartlara aykırı tespit yapılmasının hatalı sonuca ulaşılmasına neden olduğunu, yansıtma fatura sunulmadan onarım bedelinin KDV'sinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, henüz sigorta şirketine başvuru yapmadan ekspertiz raporu alan tarafın iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden TTK md. 1426’nın gerekçesi göz önüne alındığında ekspertiz ücretinin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilemeyeceğini, değer kaybı hesaplamasının, trafik sigortası genel şartları ekinde yer alan kriterlere göre yapılması gerektiğini, çekici ücreti dolaylı zarar olup dolaylı zararların teminat dışı olduğunu, avans faizi talebinin reddine karar verilmesinin gerekeceğini, ödenmesine karar verilen arabuluculuk ücretinin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından 1.320,00-TL'nin müvekkili tarafından Hazineye ödenmesine karar verilmişse de bu bedel üzerinden Arabulucu makbuz kesmekte KDV ve stopaj ödemesini Hazineye yaptığını, Hazine 1.320,00-TL'nin KDV ve Stopajını makbuz kesen arabulucudan iade almış olmasına rağmen müvekkili tarafından bu düşümler yapılmadan 1.320,00-TL'nin ödenmesine karar verilmesinin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, re’sen dikkate alınacak nedenlerle başvurularının kabulü ile; davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan bakiye hasar bedeli, değer kaybı ve çekici ücretine ilişkin maddi tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; bilirkişi raporunda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre kaza tutanağı ve resimler incelendiğinde hasar ile kazanın uyumlu olduğunun belirtildiği, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, mahkemece hükmedilen tazminatın kaza tarihindeki poliçe limitinden davalı tarafça ispatlanan kısmi ödemeler düşüldükten sonra belirlenen bakiye teminat limiti içerisinde kaldığı; davalı tarafça mahkemece verilen kesin süreye rağmen değer kaybı ödemesi yaptığına ilişkin ödeme belgesi sunulmadığından bakiye teminat limitin belirlenmesinde ödendiği ispatlanamayan değer kaybı bedelinin dikkate alınamayacağı, davacının uğramış olduğu zararın belirlenmesinde benimsenen "gerçek zararın giderilmesi ilkesi" uyarınca Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre hasar bedelinin orjinal yedek parçalar üzerinden, iskonto yapılmadan, KDV dahil olarak, değer kaybının ise aracın kazadan önceki ve sonraki piyasa rayiç bedelleri arasındaki farka göre hesaplanmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, davalının KDV'den sorumlu olduğu, çekici ücretinin doğrudan ve gerçek zarar niteliğini haiz olduğu (Yargıtay Kapatılan 17. HD'nin 2015/839 esas, 2015/9142 karar sayılı, 2017/1645 esas, 2018/4692 karar sayılı emsal kararları), davacı tarafından zararın tespiti için yapılan eksper incelemesine neticesinde ödenen ve belgesi sunulu ekspertiz ücretinin TTK'nun 1426. Maddesi uyarınca yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece yasal faize hükmedildiği dikkate alındığında davalı vekilinin faiz türüne ilişkin istinaf itirazlarının dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde olmadığından esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2022 tarihli, 2021/94 Esas ve 2022/390 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 1.297,66-TL istinaf karar harcından peşin alınan 324,41-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 973,25-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.