mahkeme 2021/858 E. 2023/2139 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/858
2023/2139
28 Aralık 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/858
KARAR NO : 2023/2139
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/04/2021
NUMARASI : 2019/1141 Esas - 2021/226 Karar
DAVA : Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Tazminat ( Hasar Bedeli/ Değer Kaybı)
DAVA TARİHİ : 28/08/2019
BAM KARAR TARİHİ : 28/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/12/2023
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/04/2021 tarihli 2019/1141 Esas ve 2021/226 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/04/2019 tarihinde davalının zorunlu trafik sigorta poliçesini tanzim etmiş olduğu ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, davalı şirketin ... plakalı aracın ZMMS tanzim etmesi nedeniyle dava konusu araçta meydana gelen hasardan police limiti ile sorumlu olduğunu, araçtaki hasarın tespiti için İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/75 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını ve hasarın 44.284,00 TL olduğunun belirlendiğini, hasar bedelinin tazmini için KTK'nın 97. maddesi gereğince davalıya başvurulduğunu, davalı tarafça davacıya 17.519,00 TL hasar bedeli ile 3.327,00 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, davalı sigorta şirketinin kaza nedeniyle meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 5.000,00 TL bakiye hasar bedeli ve 10,00 TL değer kaybı bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu araçta oluşan bakiye hasar bedelinin 26.765 TL, bakiye değer kaybının ise 173,00 TL olarak tespit ve mütalaa edildiğini, davalının poliçe gereği sorumlu olduğu tutarın ise kaza tarihi itibariyle 36.000 TL, ödenmemiş bakiye tazminat tutarı ise 15.154,00 TL olduğunu, bu nedenle dava konusu ettiği toplam tazminat alacağı açısından eksik kalan 10.144,00 TL'lik kısımını arttırarak hasar bedeline mahsuben 15.144,00 TL ile değer kaybı bedeli 10,00 TL olmak üzere toplam 15.154,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi davalı sigorta şirketine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Mahkemeye ibraz edilen 30/08/2019 tarihli alacağın temlik sözleşmesi ile işbu alacağın davacı ...'dan ...'e devrolunduğu anlaşılmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı ...'ın maliki olduğu ... plakalı araç için müvekkili şirket tarafından "16.02.2019 başlangıç - 16.02.2020 bitiş tarihli, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin düzenlendiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe özel ve genel şartları çerçevesinde poliçe metni üzerinde yazılı teminat limiti 36.000,00 TL ile olduğunu, 17.519,14-TL nin 24.05.2019 tarihinde, değer kaybı bedeli ise 3.327,27-TL olarak 28.05.2019 tarihinde davacı vekilinin hesabına ödendiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin hesaplanacak olan tazminattan ödeme tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte tenziline karar verilmesinin gerektiğini, söz konusu hasarın anlaşmalı bir serviste giderilseydi, uygulanacak iskonto ve işçilik indirimi bu durumlarda da gözetilerek ödeneceğini, davacı yanca dosyaya sunulu ekspertiz raporunda tespit edilen yedek parça ve işçilik bedelleri iskonto indirimleri ve parça sovtajları dikkate alınmadan hazırlanmış olup, belirlenen hasar bedelinin fahiş olduğunu, davacı tarafından delil tespit gideri talep edilmekte ise de; müvekkil şirketin bilgisi dışında yaptırılan delil tespiti giderlerinin davacı tarafından katlanılması gereken bir masraf olduğunu, kabul anlamına gelmemek şartıyla, sigortalı araçtaki kusur nedeniyle bir zararın bulunduğunun kabulü halinde dahi işbu uyuşmazlık, haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirilecek olup, Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca dava tarihi esas alınarak yasal faiz işletilmesinin gerektiğini, zarar verenden talep edilecek olan faizden başka faize hükmedilemeyeceğini, bu nedenle müvekkili şirketin ancak dava tarihten itibaren yasal faiz sorumluluğunun olacağını, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "... davanın kabulü ile, dava konusu 15.154,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeler neticesinde davacının aracında meydana gelen zarar aynen tazmin edilmiş olup, bakiye tazminat alacağına ilişkin müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, trafik kazası sonucu davacıya ait araçta meydana gelen hasar ve düzeltilen/boyanan parçalar ve davacı yanın kusuru dikkate alınarak hem hasar bedeli hem de değer kaybı tutarı için ekspertiz incelemesinin yapıldığını ve hasar tutarı 17.519,14-TL olarak 24.05.2019 tarihinde davacı vekili hesabına, değer kaybı bedeli ise 3.327,27-TL olarak 28.05.2019 tarihinde davacı vekili hesabına ödendiğini, söz konusu ödemeler ile davacının zararı giderilmiş olup, bu aşamada bakiye tazminat alacağına ilişkin müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin hatalı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, değer kaybı tazminatına yönelik hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada anayasa mahkemesinin genel şartların iptaline yönelik vermiş olduğu iptal kararı doğrultusunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kaza tarihinin aym kararından önce olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasar onarım bedeli yönünden yapılan hesaplama hatalı olup, bu yöndeki itirazlarının kabul edilmemesine itiraz ettiklerini, bilirkişiler tarafından hesaba dahil edilen parçalardan olan; ön sağ salıncak, sağ alt salıncak, ön park sensörü kablosu parçalarında hasar olmadığı gibi, bu parçalarında hasar ve hasara bağlı değişim olduğunu gösteren hiçbir delil, emare, faturanın olmadığını, bu parçaların tespit dışı bırakılmasının gerektiğini, sağ ön çamurluk takviye sacı parçası onarılmış olup, bilirkişiler tarafından bu parça yeni olarak fiyatlandırıldığını, motor kaput açma kontaktöründe herhangi bir hasar olmadığı gibi, bu parçada hasar olduğunu gösterir herhangi bir belge yahut evrakın mevcut olmadığını, ön tampon demiri parçası onarılmış olup, bilirkişiler tarafından bu parçanın yeni olarak fiyatlandırıldığını, bu parçanın tespit dışı bırakılmasının gerektiğini, buna ek olarak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda far parçasının fiyatının 3.628,09 TL olduğuna dair belge yargılama aşamasında mahkeme dosyasına sunulmuş olmasına rağmen bilirkişi tarafından şifaen ifade edilen ve telefon açmak sureti ile edinilen bilginin delil olmadığını, mahkeme tarafından yapılan yargılamada müvekkili şirketçe genel şartlar uyarınca yapılmış olan b.2.2 bildirimi değerlendirilmeksizin ve söz konusu bildirim sonucunda müvekkili şirketin uygulamaya hak kazandığı iskonto oranları uygulanmaksızın hüküm kurulmuş olmasına itiraz ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; müvekkilinin temerrüde düşmediğinden davalı aleyhine hüküm kurulsa dahi faizin işletilmemesi gerektiğini, müvekkili tarafından ödemenin yapıldığını, davanın açılmasına müvekkili şirketin sebebiyet vermediğini, işbu nedenle vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlulu tutulmasının davalı tarafça kabulünün mümkün olmadığını, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, zorunlu trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan hasar bedeli ve değer kaybına ilişkin tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından
istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
1- Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 17/07/2020 tarihli, 2019/40 Esas - 2019/40 Karar sayılı iptal kararı ile 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinin 1. cümlesinde yer alan "... ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan Genel Şartlarda..." ibaresi ile ikinci cümlede yeralan "... ve Genel Şartlarda..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş, bu iptal kararı 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasanın 153. maddesinde; “İptal kararları geriye yürümez” hükmü, iptal kararlarının kesinleşen işlemlere etki etmeyeceği anlamında olup, elde bulunan uyuşmazlığın devam ettiği davalarda “geriye yürümeme kuralı” uygulanamaz. Diğer bir anlatımla bir davada uygulanması gereken Kanun maddesi başka bir dava vesilesi ile iptal edilmiş ise bu madde artık eldeki davada da uygulanamaz. Zira davanın yasal dayanağı kalkmıştır ve Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilmiştir. Davacının iptal edilen maddeden dolayı sağlayacağı hukuki yararı da kalmamış olur (Hukuk Genel Kurulu'nun 17.05.1989 tarihli ve 1989/10-250 E. - 1989/361 K. sayılı kararı, Hukuk Genel Kurulu'nun 25.02.2020 Tarih 2017/8-1863 E. 2020/206 K sayılı kararı).
Bu itibarla; Anayasanın 153. maddesi gereğince bu iptal kararı bağlayıcı olup derdest davalara ve kesinleşmemiş hükümlere de etki edecektir. Bu durumda usuli kazanılmış haktan bahsetmek mümkün değildir. 2918 Sayılı Yasa'nın 90. maddesinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki son hali "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun'da öngörülen usul ve esaslara tabidir... Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindedir.
Anayasa Mahkemesi İptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabı yapılması doğru görülmediğinden, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmekte olup, bu yöndeki bilirkişi heyeti raporunu dikkate alan mahkeme kabulü isabetlidir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, hükme esas alınan 27/02/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunun ayrıntılı denetime elverişli, dosya içeriğine uygun bulunmasına, davalının dava tarihinden önce temerrüte düşmesine ancak mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hususunun davacı yanca istinafa getirilmemesine, bu haliyle istinafa gelenin sıfatı ve aleyhe hüküm verme yasağı uyarınca faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesinin yerinde olmasına, HMK nın 326. Madde uyarınca yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasının öngörülmesine, tespit giderlerinin yargılama gideri olmasına, davalının iskontosuz gerçek zarardan sorumlu bulunmasına göre, 6100 sayılı HMK m. 355 hükmü uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmamasına nazara alınarak, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/04/2021 tarihli 2019/1141 Esas ve 2021/226 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2- a)İstinaf kanun yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 1.035,17-TL istinaf karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 326,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 708,57-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydına,
b)İstinaf başvuru harcı olarak davalıdan alınan 162,10-TL nin hazineye gelir olarak kaydına,
3-Davalı tarafça istinaf yargılaması sırasında yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa davalı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere 28/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.