mahkeme 2021/333 E. 2023/1369 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/333

Karar No

2023/1369

Karar Tarihi

27 Eylül 2023

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/333
KARAR NO : 2023/1369

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/03/2018 (Dava) - 15/12/2020 (Karar)
NUMARASI : 2018/389 Esas - 2020/658 Karar
DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat
BAM KARAR TARİHİ : 27/09/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/09/2023
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/389 Esas -2020/658 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.08.2015 günü, davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile müvekkiline ait ... plakalı kamyonetin çarpışması sonucu ölümlü ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/431 Esas-2016/4 K. sayılı kararı ile davalı ... aleyhine 17 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildiğini, kazada davalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunu, zira davalının 3,12 promil alkollü olup 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 51/2-A maddesi, 48/5 maddesi ve ayrıca 46/2-C maddesi kuralını ihlal ettiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalı hakkında bilinçli taksir suçundan ceza verilmiş olup kusurun tamamıyla kendisine atfedildiğini, vefat eden yolcuların varisleri tarafından açılmış bulunan İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1253 Esas-2017/1275 Karar sayılı dosyalarının istenmesi durumunda kazaya ait tüm raporların, bilirkişi ve kusur incelemelerinin görüleceğini, müvekkilinin tedavi giderlerinin, meydana gelen kazanın etkisini hissetmesinin, hastanede kaldığı dönemde ve sonrasında hastaneye gidiş gelişleri, yol ve konaklama harcamalarının, ekonomik geleceğinin sarsılmasının sonucu oluşan kayıplarının, kazadan sonra çalışamadığı dönemlerin ve kaza neticesinde vücudunda meydana gelen görme kaybı nedeni ile maddi kazancındaki azalmayı, sair tüm maddi zararlarının tazminini talep ettiklerini, toplanacak delillere göre 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesi uyarınca maddi tazminatın hesaplatılmasını, müvekkilinin maruz kaldığı kazanın ve uzun süreli tedavisinin yarattığı ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklara, davalı sürücünün kusuruna göre manevi tazminat talep ettiklerini, müvekkilinin kaza sonrasında tüm yaşam düzeninin bozulduğunu, birçok ameliyat geçirdiğini ve uzunca bir süre tedavisinin devam ettiğini, kaza sonrasında oluşan görme kaybı nedeni ile yaşamının halihazırda da etkilendiğini, ayrıca psikolojik olarak da büyük bir çöküntü içerisine girdiğini, müvekkiline ait tüm hastane kayıtlarının celbini talep ettiklerini, kazaya karışan ... plakalı kamyonetin kaza tarihinde ...'ye kayıtlı olduğunu, sigorta şirketine başvuru yapılmış ise de herhangi bir tazminat ödemesi yapılmadığını belirterek, müvekkilinin tüm fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili lehine, araç sürücüsü yönünden olay tarihinden itibaren ve sigorta şirketi yönünden başvuru tarihinden itibaren sigorta limitini aşmamak üzere kusur oranı dahilinde temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte belirlenecek maddi tazminat tutarının şimdilik 500,00 TL'lik kısmının tüm davalılardan ortaklaşa ve zincirleme tahsiline, ayrıca olay tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte 50.000,00 TL'lik manevi tazminatın sürücü ...'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 30.01.2020 tarihli duruşmadaki beyanında; talep içeriğini 250,00 TL geçici işgöremezlik, 250,00 TL kalıcı işgöremezlik tazminatı olarak açıkladığı anlaşılmıştır.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, ... plakalı aracın, müvekkili şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu'ndan kusur raporu alınmasını, maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun da Adli Tıp Kurumu tarafından yerine getirilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olup kabul etmediklerini, davacı tarafın kaza nedeniyle yaralanması ve görme kaybı nedeniyle günlük işlerini dahi görmekte sıkıntı yaşadığı ve ameliyatların etkisinin hala devam ettiği iddialarını kabul etmediklerini, hastane kayıtları ve raporları getirtildiğinde durumun ortaya çıkacağını, yargılama sonucunda bedensel maddi zararının olduğu tespit edildiğinde bu tazminattan diğer davalı ...'nin poliçe limitleri ile davacı tarafa karşı sorumlu olduğunu, mahkemenin 2015/1253 Esas-2017/1275 Karar sayılı dosyasında aynı kazada yaralanan ve hayatını kaybedenlerin yakınlarının müvekkili hakkında açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davasında karar verilmiş olup, alacağın tahsilinin de talep edildiğini, davaya konu 01.08.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü olan davacının tamamen kusurlu olup ceza dosyasında ve mahkemenin 2015/1253 Esas-2017/1275 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında müvekkiline yüklenen kusuru kabul etmediklerini, davacının, idaresindeki ... plakalı 5 kişi yolcu kapasiteli araca 9 kişi bindirerek kazaya sebebiyet verdiğini beyanla, maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "....Davaya konu edilen trafik kazasında hayatını kaybeden kişilerin birden fazla olduğu ve bu kişilerden ... mirasçılarının maddi ve manevi tazminat istemi ile mahkemenin 2015/1253 Esas sayılı dava dosyasında maddi/manevi tazminat isteminde bulundukları, bu dava dosyasında yapılan yargılamada düzenlenen 09/09/2016 tarihli İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesine ait raporda davalı sürücü ...'nin %100 oranında kusurlu, davacı ...'ın kusursuz olduğunun tespit edildiği, davacının meydana gelen kaza nedeniyle bedensel zararının tespiti amacıyla geçici iş göremezlik ve kalıcı iş göremezlik için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan 16/11/2018 tarihli heyet raporuna göre, davacının tespit edilen sol gözde görme kaybı ve yürüyüş bozukluğu şikayetleri ile trafik kazası arasında mevcut bulgularla illiyet bağı kurulamadığı, yaralanmanın yumuşak doku travmasına bağlı olduğunun kabulü ile, davacıda kalıcı arızaya neden olmadığı ve dolayısıyla maluliyetine neden olmadığı, tıbbi iyileşme süresinin 3 hafta olarak kabul edilebileceği yönünde mütalaada bulunulduğu, görme kaybı ve yürüyüş bozukluğu şikayetleri ile trafik kazası arasında illiyet bağı kurulmasına yardımcı olabilecek başka adli-tıbbi evrakın varlığı halinde şahsın maluliyet ve tıbbi iyileşme süresi hususlarında tekrar değerlendirme yapılabileceği hususunun belirtildiğinin görüldüğü, davacı vekili tarafından rapora itiraz edilmesi üzerine, dosyanın İstanbul ATK 2. İhtisas Kuruluna gönderildiği, 2. İhtisas kurulu tarafından düzenlenen 29/03/2019 tarihli rapora göre, davacının 01/08/2015 tarihinde geçirdiği araç içi trafik kazasına bağlı yaralanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde bir yaralanma tanımlanmadığından sürekli maluliyet tayinine yer olmadığı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 1 haftaya kadar uzayabileceği görüşünün bildirildiği, aktüer bilirkişi raporunda, davacının davalılardan talep edebileceği geçici iş göremezlik zararının 261,40 TL olacağının bildirildiği, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davalı ...'nin kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunun İstanbul ATK tarafından düzenlenen rapor ile tespit edildiği, her ne kadar davacı tarafça kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlik zararı iddiasında bulunulmuş ise de, davacının kaza nedeniyle kalıcı iş göremezlik zararının tespit edilemediği, davacı tarafından iddia edilen görme kaybı ve yürüyüş bozukluğuna ilişkin şikayetlerin kazadan önce olmadığı ve kaza nedeniyle oluştuğu hususunu ispatlar şekilde herhangi bir delillin dosyaya sunulmadığı, bedensel olarak kalıcı herhangi bir zararın oluşmadığı görülmekle birlikte, geçici iş göremezlik zararın ATK tarafından 1 hafta olarak tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre, geçici iş göremezlik zararının 261,40 TL olduğu, davacı tarafça 250,00 TL talep edilmesi nedeniyle istemle bağlı kalınması gerektiği, buna göre maddi tazminat istemi yönünden kalıcı iş göremezlik zararı isteminin reddine, geçici iş göremezlik zararı isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacının manevi tazminat istemine ilişkin yapılan incelemede; davacının kaza nedeniyle bedensel açıdan kalıcı bir zararının olmadığı, bir hafta gibi bir sürede iyileştiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle davacının yaşadığı manevi zararın mahkemece hüküm altına alınmasını gerektirir boyutta olmadığı, her ne kadar meydana gelen kazada davalı taraf tamamen kusurlu ise de, meydana geldiği iddia edilen zararın boyutu dikkate alındığında istemin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, sonuç olarak; DAVANIN MADDİ TAZMİNAT İSTEMİ YÖNÜNDEN; KALICI İŞ GÖREMEZLİK ZARARI İSTEMİ YÖNÜNDEN REDDİNE, GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ZARARI YÖNÜNDEN KABULÜNE, talep ile bağlı kalınarak 250,00 TL geçici iş göremezlik zararının davalı ... şirketi yönünden 20/03/2018 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 01/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ YÖNÜNDEN DAVANIN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından, "...Yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek veyahut kaldırılarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulması gerektiğini, maddi tazminat taleplerinin reddedilmesinin kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası alnına aldığı darbe ile yaralandığını, yapılan muayenede de sol kaş üzerinde 2x0,1 cm'lik ciltten alçak seviyede skar dokusu, sağ paryetofrontal bölgede saçlı deri içerisinde 4x0,2 cm'lik saçsız alan izlendiğini, almış olduğu darbeler sonucu ve alnında oluşan göçmeden de kaynaklanan sol göz kalıcı işlev kaybına maruz kaldığını, hatta Ege Üniversitesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalında yapılan muayenede şifahen kaza sonrası sinir sıkışması nedeni ile görme kaybının olduğu ve bundan sonra da tedavisinin olamayacağının bildirildiğini, Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan raporda net olarak sonuç kısmında sol gözde kalıcı işlev kaybının mevcut olduğunun tespit edildiğini, tanık, kaza tarihinden önce ve sonraki SGK kayıtları, hastane kamera kayıtları incelemesi ile bu hususun netleştirilebileceğini, ancak ilk derece mahkemesinin görme kusurunun kaza ile bağlantısı kurulamadığından yaşanan bu dehşeti yokmuş, olmamış gibi kabul ettiğini, müvekkilinin gerek etrafındaki herkesin tanıklık yapabilecek olması ve gerekse SGK'dan müvekkiline bu güne kadar göz ile alakalı yapmış olduğu tüm muayene ve raporların celbi ile maddi gerçeğe rahatlıkla ulaşılabileceğini, zira kazadan önce ne bir göz kusuru ne de herhangi bir görme kaybı bulunmadığını, tıbbi olarak kendilerine söylenenin de; kaza sonrası kafasına almış olduğu darbeler ile göze gelen sinirlerde sıkışma olması nedeni ile görme işlevinin yitirildiği şeklinde olduğunu, bu hususun zaten kafasındaki sol kaş üzerindeki göçük ile de sabit olduğunu, 5 kişinin ölümü 2 kişinin yaralanması ile sonuçlanan bir kazada müvekkilinin hastanede yaşadıklarının hiçbirini hatırlamadığını, kendisinin halen kaza hakkında dahi konuşamaz halde olduğunu, yaşadığı travma sonrası araç kullanamayıp dış dünya ile irtibatını kopardığını, konuşmak ve hatırlamak istememesinden ötürü 3 yıl sonra yasal müracaat haklarını gerçekleştirdiğini, halihazırda işveren konumunda olduğunu, kendisine bağlı olarak çalışan işçileri ve işletmiş olduğu fabrikasının olduğunu, yıllar sonra bu davayı canlandırma sebebinin alkollü olarak araç kullanarak 5 kişinin ölümüne sebebiyet veren davacıdan hesap sormak olduğunu, manevi tazminat taleplerinin reddedilmiş olmasının da kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin sürücüsü olduğu kaza sonrası 5 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 kişinin de yaralandığını, davalı ...'nin 3,12 promil alkollü olup direksiyon hakimiyetini kaybetmek suretiyle karşı yönden gelen aracın şeride girerek kazaya sebebiyet verdiğini, tam ve asli kusurlu bulunduğunu, davalı ... aleyhine 17 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildiğini, müvekkilinin olay nedeniyle ruh halinin bozulduğunu, halen ve ömür boyu, acı ve ızdırap çekmeye mahkum edildiğini, hayatını sağlıklı bir şekilde devam ettiremez hale geldiğini, çalışma şartlarının olumsuz etkilendiğini, sürücüsü olduğu araçtaki işçilerin hayatlarını kaybettiğini, aylarca kendine gelemediğini, araç kullanamadığını, geceleri yalnız kalamadığını, kaza sonrası görme yeteneğini kaybettiğini, kafasında yumurta büyüklüğünde göçük oluştuğunu, insan içine çıkarken utandığını, vefat eden işçilerinin evinin önünden geçemediğini, büyük bir yıkım içinde olduğunu, manevi tazminatın amacının, zarara uğrayan kişinin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmak ve ruhunu tatmin etmek olduğunu, müvekkilinin de tüm bunlara istinaden manevi tazminat talep ettiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; istinafa konu edilen hususun davacının maluliyet durumunun yeterince değerlendirilmediğine, kalıcı işgöremezlik tazminatı ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde bu yönde hüküm tesis edilmemiş olmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, önce Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp ABD'ndan (göz uzmanı konsültasyonu da alınmak suretiyle) rapor alınmış olduğu, bu raporda davacının sol gözünde kalıcı maluliyet olduğu, sol gözdeki bu bulguların travma ile ilişkili olabileceği, ancak travma öncesi göz bulguları bilinmediğinden bu bilgi olmadan kesin yargıya varılamayacağı, kesin yargıya varabilmek için önceki muayene tetkik ve bulgularının gerektiğinin açıklandığı, sonuç olarak da mevcut belgeler itibariyle illiyet bağı kurulamadığından kalıcı maluliyetin olmadığı, illiyet bağı kurulmasına yardımcı olabilecek tıbbi evrakların sunulması halinde maluliyet ve iyileşme süresi bakımından yeniden değerlendirme yapılabileceği yönünde görüş bildirilmiş olduğu, davacı vekili tarafından bu rapora süresinde itiraz edildiği ve tanık delili ile davacının kaza öncesine ve sonrasına dair tüm sağlık evraklarının SGK'dan getirtilmesine dair delillerinin incelenerek yeniden rapor düzenlenmesinin talep edildiğinin görüldüğü, ancak mahkemece davacının kaza öncesine dair sağlık evrakları gerekli müzekkereler yazılarak toplanmadan dosyanın ATK 2.İhtisas Kuruluna gönderildiği, alınan raporda, beyin, servikal, toraks, batın BT incelemelerinde travmatik patoloji saptanmadığından sürekli maluliyetin bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, sözkonusu raporda davacının sol göz görme kaybına dair hiçbir tespit ve değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, iyileşme süresi bakımından da ilk raporda 3 hafta olarak belirtilen sürenin bu raporda 1 hafta olarak bildirilmesi ile çelişki oluştuğu görülmüştür. Sözkonusu her iki raporda da davacının kaza sonrasına dair hastane evraklarının irdelendiği, bunlar arasındaki Selçuk Devlet Hastanesince kazanın hemen akabinde düzenlenen Dr. ... imzalı evrakın, "okunabildiği kadarıyla" denilmek suretiyle değerlendirildiği, kazanın hemen akabinde ilk müdahale sırasında düzenlenmiş olması nedeniyle bu adli rapor formunun dosya bakımından öneme haiz olduğunun açık olduğu, mahkemece ilgili evrakın aslının getirtilmesi ve gerekirse ilgili doktordan da teyidi suretiyle bilgisayar ortamında yazılmış okunaklı halinin dosyaya ekletilmesi gerekirken, bu konuda da eksik işlem yapıldığı, ayrıca alınan her iki raporda da davacının "sol kaş kısmında, alın kısmında kesiler, alnında göçük, saçlı kısımda saçsız alan" olduğunun belirtilmiş olduğu da dikkate alındığında, tüm bu yaralanmanın davacının "sol" gözüne etkisi ve maluliyet derecesinin titizlikle ele alınması gerektiğinin açık olduğu, davacının sol gözüne dair kaza tarihinden önceki tedavi evraklarında herhangi bir teşhis ya da tedavinin sözkonusu olup olmadığının belirlenmesi gerektiği gibi, manevi tazminat yönü itibariyle de bahse konu yaralanmanın mahiyetine göre yüzde kalıcı iz hususları bakımından da konunun ele alınması gerektiği, yine geçici işgöremezlik süresindeki çelişkinin de giderilmesi gerektiği anlaşılmakla, mahkemece eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılması gerekmiştir.
Ayrıca kabule göre de, kaza sebebiyle davacının sadece geçici işgöremezliğinin oluşması ihtimalinde de, geçici işgöremezliği bakımından, kazada davalının %100 kusuruna, kazanın oluş şekline, yaralanmasının niteliğine ve tüm dosya kapsamına göre uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği açık olmakla, yukarıda açıklanan hususlar uyarınca sürekli işgöremezlik durumuna dair dosya netlik kazandığında, geçici/kalıcı işgöremezlik durumlarının sonucuna göre manevi tazminata dair hüküm tesis edilmesi gerektiğinden, karar bu yön itibariyle de kaldırılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/389 Esas - 2020/658 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,
4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 27/09/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim