mahkeme 2025/838 E. 2025/1192 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/838
2025/1192
17 Haziran 2025
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/838
KARAR NO : 2025/1192
KARAR TARİHİ : 17/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/04/2025
NUMARASI : 2025/232 Esas
TALEP : İhtiyati Haciz
BAM KARAR TARİHİ : 17/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/06/2025
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile borçlu/ davalı şirket arasında süregelen ticari ilişkide özetle müvekkili şirket avans biçiminde ödeme yaptığını ve davalı şirket tarafından da avans ödemesine karşılık kütük demir temin edildiğini, taraflar arasında süregelen ticari ilişkide müvekkili şirketin kütük demir almak adına yaptığı avans ödemeleri, müvekkili şirketçe verilen borç ile davalı şirkete satılan hurda demir ve hurda tufallere ilişkin kesilen faturalar kaynaklı doğan alacak bedellerinin iş bu davaya konu Aliağa İcra Müdürlüğü’nün 2024/3244E. sayılı dosyaya konu edilen miktarının ödemesinin yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından davalı/borçlu şirkete ödenen avans karşılığında anlaşılan biçimde kütük temin edilmediğini, davalı şirkete satılan hurda demir ve hurda tufallere ilişkin kesilen faturalar kaynaklı doğan alacak bedelleri ödenmediğini ve aradaki ticari güvene dayalı verilen borç bedeli geri ödenmediğini, bu nedenle, .... A.Ş. aleyhine ‘‘Cari hesap ekstresi, faturalar ve diğer ticari kayıtlar " takip dayanağı olarak gösterilmek suretiyle 1.317.017,19-TL asıl alacak ve 467.225,38-TL işlemiş faiz tutarı olmak üzere toplam 1.784.242,57-TL tutarında Aliağa İcra Müdürlüğü’nün 2024/3244E. sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, işbu dosyayla başlatılan icra takibi ile müvekkili şirketin alacağının tahsilinin talep edildiğini, icra takibi belirtilen bedel üzerinden açılmış iken yapılan itiraz için iş bu dava sadece ana para alacağı olan 1.317.017,19 TL üzerinden açılmış olup itirazın bu meblağ üzerinden iptal edilmesini ve takibin devamına karar verilmesini, alacağın meblağının yüksekliği de dikkate alınarak hakkaniyet gereği %10 teminat karşılığında, müvekkilinin, 1.317.017,19-TL alacağının tahsilini teminen karşı tarafların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczine, borçlu / davalının Aliağa İcra Müdürlüğü 2024/3244 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak açısından iptaline ve takibin devamına, borçlu / davalının itirazının haksız ve kötü niyetli, takip konusu alacağın ise yargılamaya muhtaç olmayan likit bir alacak olduğu göz önüne alınarak, asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: Mahkemenin 10.04.2025 tarihli ara kararı ile;
"...Talep, İİK.'nun 257 vd.maddelerine göre yapılmış ihtiyati hacze ilişkindir.
Anılan maddeye göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile diğer haklarını haczettirebilir. Keza, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya hazırlanır ise vadesi gelmemiş borçtan dolayı dahi ihtiyati haciz istenebilir. Buradan anlaşıldığı üzere ihtiyati haciz kararı verebilmenin şartlarından birisi alacağın varlığıdır. Alacaklının alacağı hakkında mahkemeye kanat verecek deliller göstermesi gerekir; mahkemenin ispat sınırını aşan bir alacak hakkında ihtiyati haciz kararı verebilmesi için alacaklı, alacağının yaklaşık ispat seviyesinde ispatlamalıdır.
Bu bağlamda, tacirler ticari delil sistemi gereğince defterler ve faturalar aracılığıyla yaptığı iş ve hizmetleri, hukuki ilişkileri, hukuki ilişki çerçevesinde tahakkuk eden alacağı ve tutarını ispat edebilirler. Ancak bunun için her iki tarafın tacir olması, her iki tarafın da defterlerine kaydı gereken bir ticari iş olması, defterlerin muhasebe tekniğine ve yasaya uygun tutulması, tüm defterlerdeki kayıtların birbirini teyit etmesi ve dayanak belgeler ile uyumlu olması, karşı tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş defterlerinin aksi kayıt içermemesi gerekir (HMK.m.222).
Olayda, ihtiyati haciz isteyen şirket tacir olup dosyaya sunduğu; cari hesap özeti ve faturalara dayanarak karşı taraftan alacağına karşılık onun mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
Sadece sözü edilen belgelerin fotokopilerinin sunulmuş olması, bu belgelerle bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde ticari defterlerin delil niteliğini haiz olması, talepte bulunanın diğer defter ve belgeleri ile karşı tarafın tüm ticari defter ve belgelerinin bulunmaması, öte yandan İİK'nun 257/2.maddesinde belirtilen borçlunun mallarını kaçırdığı iddiası yönünde herhangi bir delil ve belge sunulmaması karşısında ihtiyati haciz isteyenin talep konusu alacağının varlığı yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanamamıştır.
Bu itibarla, yerinde görülmeyen ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile;
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İhtiyati haciz talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince, ihtiyati haciz taleplerinin alacağın yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanamadığı ve borçlunun mal kaçırma kastına dair delil sunulmadığı gerekçeleriyle reddedildiğini, söz konusu ret kararının, hukuki dayanaklardan, Yargıtay içtihatlarından ve somut olayın özelliklerinden açıkça uzak olduğunu, ihtiyati haciz için aranan ''yaklaşık ispat'' durumunun olayda açık şekilde yer aldığını, yerel mahkemenin 10.04.2025 tarihli ara kararında aynen "Sadece sözü edilen belgelerin fotokopilerinin sunulmuş olması, bu belgelerle bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde ticari defterlerin delil niteliğini haiz olması, talepte bulunanın diğer defter ve belgeleri ile karşı tarafın tüm ticari defter ve belgelerinin bulunmaması, öte yandan İİK'nun 257/2.maddesinde belirtilen borçlunun mallarını kaçırdığı iddiası yönünde herhangi bir delil ve belge sunulmaması karşısında ihtiyati haciz isteyenin talep konusu alacağının varlığı yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanamamıştır. Bu itibarla, yerinde görülmeyen ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." diyerek taleplerinin reddine karar verdiğini, ihtiyati haczin, bir tür geçici hukuki koruma olup uyuşmazlık öncesinde veya uyuşmazlık süresince talep sahibinin talep ettiği hakkını ileride açacağı veya devam eden bir davanın sonunda elde etmesinin sağlanması amacıyla getirilmiş bir tür hukuki güvence sistemi olduğunu, dosya içinde sunulan delillerin arasında müvekkili şirket tarafından yapılan avans ödemelerine ilişkin banka dekontları, davalı tarafa yapılan hurda satışı ile ilgili faturalar, 2023 yılını kapsayan taraflar arasında düzenlenmiş cari hesap ekstresi, ilgili ticari yazışmalar ve ticari teamül bilgileri iki şirket arasındaki ticari ilişkiyi ve alacak miktarını somut şekilde ortaya koymakta olup, yaklaşık ispat koşulunu karşıladığını, mahkemece, belgelerin sadece fotokopilerinin sunulmuş olmasını gerekçe göstererek alacağın varlığı yönünde değerlendirme yapmadığını, oysa ki Yargıtay kararlarında açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati haciz talebinde sunulan belgelerin asıllarının istenmeden doğrudan fotokopi olması gerekçesiyle reddinin isabetsiz olduğunu, dosyada ihtilafa konu alacak kalemlerinin yer aldığı muavin defter kayıtları ve cari hesap ekstresinde net şekilde gösterildiğini, dava dilekçelerinde her ne kadar bilirkişi ve keşif talepleri bulunmaktaysa da yerel mahkemece, ticari defter ve belgelerin bilirkişi incelemesi ile teyit edilebileceğini dikkate almadığını ve değerlendirme yapmadan karar verdiğini, bu durumun, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunun açık göstergesi olduğunu, borçlu tarafın, yapılan icra takibine hiçbir somut gerekçe sunmaksızın itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, davalının ödeme emrine yönelik itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz ve kötü niyetli olup, esas itibarıyla icra takibinin sürüncemede bırakılmasını hedeflediğini, davalının, alacağın varlığına dair ciddi bir itirazı veya ödeme planı bulunmadığı gibi, ödeme kastının da bulunmadığını, bu durumda İİK m.257/2 uyarınca mal kaçırma şüphesinin doğrudan varsayılacağını, müvekkili şirketin alacağının yüksek meblağda oluşunun, alacağın ticari nitelikte olup ciddi riskler barındırması ve bu alacağın herhangi bir teminat ile güvence altına alınmamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, borçlunun mevcut malvarlığını üçüncü kişilere devretmek suretiyle tahsil kabiliyetini ortadan kaldırma ihtimalinin söz konusu olduğunu belirterek mahkemece verilen 10.04.2025 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;
" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.
İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir."
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.
Talep konusu somut olayda; davacı, davalı tarafa avans ödemesi yaptığını, ancak kendilerine mal teslimi yapılmadığını cari hesaptan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiş olup; davacının yaptığı ödemelerin avans ödemesi olup olmadığı, karşılığında davalı tarafça mal gönderilip gönderilmediği tacir olan her iki tarafın ticari defterleri ve ticari kayıtları sunularak yapılan inceleme sonucunda belirlenebilecektir. Dolayıyla sunulan delillerle henüz yaklaşık ispat koşulu oluşmamış olup, alacak yargılamayı gerektirmektedir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; yaklaşık ispatın sağlanmamış olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/232 Esas sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin olarak verilen 10/04/2025 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcı alındığından ve yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati hacze itiraz eden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17/06/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.