Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/836
2024/2235
10 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/836
KARAR NO : 2024/2235
KARAR TARİHİ : 10/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/04/2024
NUMARASI : 2023/633 Esas 2024/230 Karar
DAVA : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 10/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/12/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin takip konusu faturada yer alan otobüsü davalıya devrettiği ve akabinde satış bedeli için alacak konusu faturanın kesildiğini, davalının satış bedelini ödememesi üzerine takibe girişildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini, tarafların arabuluculuk aşamasında anlaşamadıklarını beyanla, davalı tarafça Aliağa İcra Müdürlüğünün 2023/3256 Esas sayılı icra takibine yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, icra takibinin devamına, kötü niyetli davalının %20 ’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûmiyetine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, takip konusu fatura ile ilgili olarak öncelikle icra takibi başlatıldığını, fatura bedelinin tamamı eksiksiz şekilde, ödendiğini, ödemelerin eksiksiz şekilde yapıldığını, tarafların muhasebe evrakları, defter kayıtları ve banka ödeme dekontları incelendiğinde açıkça görüleceğini, davacıya yapılan ödemelere ilişkin banka dekontlarını dosyaya sunacaklarını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE: "... Dava, İİK.nun 67.maddesi uyarınca açılmış icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
Çözülmesi gereken sorun, davaya bakmaya görevli mahkemenin mahkememiz olup olmadığı, davacının davalıdan fatura konusu satış işlemlerinden dolayı alacaklı olup olmadığı takipte davacının icra takibine konu borçtan dolayı davalıdan alacaklı olup olmadığı, takipte talep edilen alacak kalemlerinin yerinde olup olmadığı icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazmimat taleplerinin yerinde olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu görüldü.
Bu bağlamda, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev sahası ticari davalar ile sınırlandırılmıştır(TTK m.5).
Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Bir davanın ticarî dava sayılmasına bağlanan en önemli sonuç, o davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi ve buna bağlı olarak özel birtakım usul kurallarına tabi olmasıdır. Hangi iş ve uyuşmazlıkların ticarî dava sayıldığı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) ve bazı özel kanunlarda sınırlı olarak belirtilmiştir.
Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticarî işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunlar yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticarî İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.
Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticarî dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticarî davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bir hukukî işlemin veya fiilin 6102 sayılı TTK’nın kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla, bir ticarî işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekmektedir. Nitekim, aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 15/06/2021 tarihli ve 2017/(6)3-2222 E., 2021/760 K. sayılı kararı ile 30/06/2020 tarihli ve 2019/4-231 E., 2020/487 K. sayılı kararında da yer verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde; mahkememize sunulan bilirkişi raporu ve davacının vergi kayıtları uyarınca davacının 2.sınıf işletme esasına göre defter tuttuğu, davacının tacir olmadığı, ticari işletmesinin bulunmadığı dolayısıyla her iki tarafın tacir olması ve işin her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi şartının olayda gerçekleşmediği bununla birlikte davanın ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, işbu davaya bakma görevinin mahkememize değil, asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından, TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri çerçevesinde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçesi ile;
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve hakimin taktirine göre:
Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden REDDİNE,
Görevli mahkemenin Aliağa Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna, " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilin mali defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde 213 Sayılı VUK'un 178. Maddesi çerçevesinde II. Sınıf tüccar sayıldığının ortada olmasına rağmen ilk derece mahkemesince davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da davacı müvekkilin tüccar sayıldığının tespit edildiğini, müvekkilin işletmesinin esnaf sınırını aştığını, davaya konu fatura alacağının, ticari araç satışından kaynaklı alacak olduğunu, ayrıca davacı müvekkilin, davacı olduğu Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/631 Esas sayılı dosyasında davalı vekilinin göreve ilişkin itirazının Mahkemece "davacıya ait gönderilen vergi beyannamelerinin incelenmesinde davacının işletmesinin esnaf sınırını aşması ve Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen rakamların üzerinde olması ve uyuşmazlığın taşıma sözleşmesinden kaynaklanması" gerekçesiyle reddedildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece; Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dava şartı yokluğundan davanın reddine kararı verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilen davalardır. Buna göre, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davaları, ticari dava sayılmıştır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
TTK'nın 4/1-a maddesinde, “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık kullanım amacı ticari nitelikte olan otobüs satımına ilişkindir. Dolayısıyla TTK nın 4. Maddesi gereğince açılan dava ticari dava olduğundan, tarafların tacir olmasının bir önemi bulunmamaktadır. (Yargıtay 19. HD nin 2016/11492 esas, 2017/5800 karar, 2015/768 esas, 2015/12579 karar ve 2014/16374 esas, 2015/2903 karar sayılı ilamları da aynı doğrultudadır) Mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile dava şartı yokluğundan red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜNE; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/04/2024 tarihli, 2023/633 Esas 2024/230 Karar sayılı kararının HMK'nın 355. ve 353/1-a-3 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
2-HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince dosyanın davanın yeniden görülmesi için Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3-İstinaf eden davacı vekilinin yatırmış olduğu;
a-427,60 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından davacıya ödenmesine,
b-1.169,40 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine,
4-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-3 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf eden ilgilisine iadesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a-3 ve 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.