Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/350
2024/2233
10 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/350
KARAR NO : 2024/2233
KARAR TARİHİ : 10/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/11/2021
NUMARASI : 2021/645 Esas 2021/1042 Karar
DAVA : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 10/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/12/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan ... Şirketi ile davalı/borçlu ... arasında 23/05/2018 tarihli "Franchise Sözleşmesi imzalandığını, davalı/borçlunun iş bu sözleşme uyarınca müvekkil şirketin yüksek kalite ve hizmet standartlarını ve bu standartlarının yeknesaklığının muhafaza edilmesini ve bu şekilde müvekkil şirketin markasının ticari değerinin korunması amacıyla yer yükümlülükleri yerine getirmeyi peşin olarak kabul ettiğini, davalı/borçlunun 6.1.3 maddesi düzenlenmesi uyarınca Franchise süresi boyunca aylık net satışının %4'ü oranındaki tutarı ve ayrıca bu tutarın kdv'sini "Royalt Ücreti " olarak müvekkili olduğu şirkete ödemeyi sözleşmenin 6.2 maddesi uyarınca düzenlenmesi uyarınca yapacağı mal ve hizmet alımları tutarının ödemeyi kabul ve beyan ettiğini, müvekkili olduğu şirketin 23/05/2018 tarihli sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirmiş ise de davalı borçlunun iş bu sözleşmenin "ödemeler" başlıklı 6. Maddesi düzenlenmesinde yer alan ödemeleri tam ve eksiksiz olarak müvekkil şirkete yapmadığını, davalı borçlunun sözleşme uyarınca yapması gereken ödemeleri yapmaması sebebiyle borcunun 121.772,35- TL olmuş ise de 2021 yılı içerisinde müvekkili olan şirkete 26.476,96-TL ödeme yaptığını, ancak davalı borçlunun sözleşmenin 6. Maddesinde düzenlenmesi uyarınca "mal alımı hizmet ve royalt kaynaklı ödemeleri "müvekkil şirket tarafında kendisine kesine faturalara rağmen ödeme yapmaması sebebi ile toplam 85.295,39-TL cari hesap alacağına istinaden taraflarınca İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2021/7721 Esas sayılı icra dosyasından ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalının 09/08/2021 tarihli itirazı dilekçesi ile müvekkili olduğu şirkete böyle bir borcunun olmadığını, belirterek borca takibe ödeme emrine sözleşmeye ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, davalının haksız ve dayanaksız olarak İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2021/7721 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 85.295,39-TL üzerinden fiili ödeme talep edilen faiz ve ferileri ile birlikte devamına davalının yapmış olduğu itirazının haksız ve alacak miktarının belirli olması nedeniyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davanın ve takip masrafları ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; cevap dilekçesi sunulmamıştır.
MAHKEMECE: "...'İzmir 12. İcra Dairesinin 2021/7721 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı aleyhine 85.295,39-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın borca ve icra dairesinin yetkisine yönelik olarak süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
İtirazın iptali davasının görülebilmesinin koşulları; hukuki yarar bulunması, kesin hüküm bulunmaması, geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, usulüne uygun bir itirazın bulunması, davanın borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren 1 yıllık süre içinde açılması ve icra mahkemesince itirazın kaldırılmamış olması şeklinde belirtilmiştir.
Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması yönünden ise, öncelikle geçerli bir icra takibi yapılması ve yapılan icra takibine itiraz edilmesi dava şartıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde; "Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde; ''Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde ise; ''Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Yetki sözleşmesine ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesinde; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.'' ibaresine yer verilmiştir.
Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 18. maddesinde; ''Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz.
Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Yetki itirazının ileri sürülmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19. maddesinde; "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde belirlenmiştir.
Davalının sıfatı tespiti bakımından ilgili kurumlara yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılarda yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davalının tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmakta olup, dava konusu alacak açısından yetkili mahkemenin genel hükümler çerçevesinde belirlenmesi gerekmektedir.
Borçlu vekili tarafından İzmir 12. İcra Dairesi'nin 2021/7721 Esas sayılı dosyasında icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, itirazın iptali davaları açısından icra takibinin yetkili icra dairesinde açılmış olmasının dava ön şartı olması sebebiyle öncelikli olarak incelenmesi gerektiği, davanın taraflar arasında imzalanan 23/05/2018 tarihli Franchise Sözleşmesi kapsamında davacı şirketin sözleşme gereğince üzerine düşen tüm yükümlülüklerine getirmesine rağmen, davalının sözleşme hükümleri çerçevesinde davacı şirket tarafından adına düzenlenen fatura bedellerini ödememesi iddiası kapsamında, davacı şirketin davalı adına düzenlenen faturalardan ve cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, borçlu ... tarafından İzmir 12. İcra Dairesinin 2021/7721 Esas sayılı dosyasında Konya İcra Dairelerinin yetkili olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine itiraz etiği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının, ayrıca takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirtildiği, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve Konya Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda yer alan kayıtlar çerçevesinde davalının tacir sıfatını haiz olmadığının anlaşıldığı, bu kapsamda taraflar arasında imzalanan 23/05/2018 tarihli Franchise Sözleşmesinin 13. maddesinde yer alan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19/2. maddesi hükmü şartlarını taşımayan yetki sözleşmesinin geçerli olduğundan bahsedilemeyeceği, belirtilen sebepler dahilinde yetkili icra dairesi ve mahkemenin belirlenmesi açısından genel hükümlere başvurulması gerektiği, davalı gerçek kişinin takip tarihi itibariyle yerleşim yerinin Konya İli, Meram ilçesinde bulunduğu, keza sözleşme metninden anlaşıldığı üzere sözleşmenin ifa edileceği yerin de Konya İli, Meram ilçesinde olduğu, az önce yer verilen yasa hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda takibe ve davaya dayanak alacak bedeline konu uyuşmazlık açısından takibe yetkili icra dairesinin Konya İcra Dairesi olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümleri saklı olduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde belirtilmiş olup dava şartlarındandır.
Yine aynı kanunun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Yetkisiz icra dairesinde takip yapılması çerçevesinde usulüne uygun bir icra takibinin varlığından bahsedilemeyeceği, bu kapsamda dava ön şartının mevcut bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun 2021/4591 Dosya 2021/89241 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, taraflar arasında imzalanan 23/05/2018 tarihli Franchise Sözleşmesi, İzmir 12. İcra Dairesinin 2021/7721 Esas sayılı icra dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalıya ait ticaret sicil kayıtları, davalıya ait vergi sicil kayıtları, davalıya ait esnaf sicil kayıtları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlığın, 23/05/2018 tarihli Franchise Sözleşmesi kapsamında davacı şirketin sözleşme gereğince üzerine düşen tüm yükümlülüklerine getirmesine rağmen, davalının sözleşme hükümleri çerçevesinde davacı şirket tarafından adına düzenlenen fatura bedellerini ödememesi iddiası kapsamında, davacı şirketin davalı adına düzenlenen faturalardan ve cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, borçlu ... tarafından İzmir 12. İcra Dairesinin 2021/7721 Esas sayılı dosyasında Konya İcra Dairelerinin yetkili olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine itiraz etiği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının, ayrıca takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirtildiği, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve Konya Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda yer alan kayıtlar çerçevesinde davalının tacir sıfatını haiz olmadığının anlaşıldığı, bu kapsamda taraflar arasında imzalanan 23/05/2018 tarihli Franchise Sözleşmesinin 13. maddesinde yer alan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19/2. maddesi hükmü şartlarını taşımayan yetki sözleşmesinin geçerli olduğundan bahsedilemeyeceği, belirtilen sebepler dahilinde yetkili icra dairesi ve mahkemenin belirlenmesi açısından genel hükümlere başvurulması gerektiği, davalı gerçek kişinin takip tarihi itibariyle yerleşim yerinin Konya İli, Meram ilçesinde bulunduğu, keza sözleşme metninden anlaşıldığı üzere sözleşmenin ifa edileceği yerin de Konya İli, Meram ilçesinde olduğu, az önce yer verilen yasa hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda takibe ve davaya dayanak alacak bedeline konu uyuşmazlık açısından takibe yetkili icra dairesinin Konya İcra Dairesi olduğu, yetkisiz icra dairesinde takip yapılması çerçevesinde usulüne uygun bir icra takibinin varlığından bahsedilemeyeceği, bu kapsamda dava ön şartının mevcut bulunmadığı, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu dikkate alınarak, açılan davanın dava ön şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. ve 10. maddeleri atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından cevap dilekçesinde; mahkeme yetkisine ilişkin itirazın bulunmadığını ve yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunu, ancak yetkili mahkemenin Konya mahkemeleri olduğu yönünde olduğu düşünülüyor ise, dosyanın Konya'ya gönderilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının bu yönden kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı; davalı ile aralarında francise sözleşmesi olduğunu, davalıdan bu nedenle cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunu, itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiş, ancak davaya konu icra dosyasında ödeme emrine itirazında; borcunun olmadığını, sözleşmeye açıkça itiraz ettiğini belirtmiştir.
Her ne kadar mahkemece icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmaması nedeni ile dava şartı yokluğundan red kararı verilmiş ise de; mahkemece icra dairesinin yetkisine itiraz ön sorun olarak incelenip, tarafların bu yöndeki delilleri toplanıp karar verilmesi gerekirken, mahkemece sözleşmenin davalı tarafça imzalanıp imzalanmadığı çözüme kavuşturulmadan dava şartından red kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davalı tarafça sözleşme inkar edildiğinden isticvap davetiyesiyle davalıya sözleşmenin tebliğ edilip, imza inkarı halinde gerekirse imza ve yazı örnekleri alınıp davalıya ait olup olmadığı tespit edildikten sonra TBK 89 maddesi gereğince değerlendirme yapılması, imzanın davalıya ait olduğunun tespiti halinde para alacağı söz konusu olduğundan TBK 89 gereği alacaklının yerleşim yeri icra dairesi yetkili olup olmayacağının değerlendirilmesi olmalıdır.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 355 ve 353/1-a-4-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının istinaf eden vekilince sunulan diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin kaldırılmasına, gereği için dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/11/2021 tarih ve 2021/645 Esas 2021/1042 Karar sayılı hükmünün, 6100 sayılı HMK.' nın 355 ve 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 10/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.