Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1751

Karar No

2024/2248

Karar Tarihi

10 Aralık 2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1751
KARAR NO : 2024/2248
KARAR TARİHİ : 10/12/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26.09.2024 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2024/582 Esas
DAVANIN KONUSU :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ :10/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ :10/12/2024

İhtiyati haciz isteyen davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: İhtiyati haciz isteyen davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket 30.09.2023 tarihi itibariyle, müvekkili şirket tarafından üretilen ürünlerinin hammaddesi olan çelik ihtiyacını karşılamak üzere davalı şirket ile ticari ilişkiye başladığını, taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında, davalı tarafça düzenlenecek olan fatura karşılığında çek ile ödeme yapılması kararlaştırıldığını ve oluşturulan ödeme takvimi ile çek listesi hususunda mutabakat sağlandığını, davalı ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki bu kapsamda yerine getirilmekteyken, müvekkili şirkete kesilen 1.034.865,70 TL faturaya istinaden verilen 28.02.2024 vadeli 1.000.000 TL çekin yanı sıra, sehven 14.02.2024 tarihinde ilave olarak 353.707,20 TL havale yapıldığının anlaşıldığını, yapılan fazladan ödemenin fark edilmesini takiben derhal sehven yapılan ödemenin iadesine ilişkin olarak davalı şirket’e başvurulduğunu, davalı şirket yetkilileri tarafından hatalı olarak yapılan fazladan tahsilat kabul edildiğini, bu hususta, 20.05.2024 tarihinde karşılıklı olarak Cari Hesap Mutabakatı da imzalandığını, dava konusu takibe konu edilen borca ilişkin, müvekkili tarafından takibe geçilmeden önce defalarca davalı ile gerek telefon ile gerekse mail yolu ile iletişime geçildiğini, davalı ödeme yapmak için süre talep ettiğini ancak hiçbir ödemeyi gerçekleştirmediğini, müvekkili şirket tarafından yapılan başvuruların sonuçsuz kalması üzerine, 27.06.2024 tarihinde Karşıyaka 4. Noterliğinin 16238 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile dava konusu borcun ödenmesi, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı hususu ihtar edildiğini, müvekkili şirket tarafından keşide edilen ihtarnamenin 28.06.2024 tarihinde davalı şirket’e tebliğ edildiğini, alacağın varlığı ve miktarı belirli olmasına ve davalı tarafından imzalı belge ile de kabul edilmesine rağmen; davalı tarafından yapılan itiraz, haksız ve kötü niyetli olup icrai işlemleri geciktirmeye yönelik olduğunu, bu nedenle davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, davalı borçlunun kendisine yapılan uyarılara ve gönderilen ihtarnameye rağmen borcunu zamanında ödememiş olması, müvekkilin muaccel bir para alacağının olduğunu göstermekte olup borcun rehinle temin edilmemiş olduğu da göz önüne alındığında, ihtiyati haczin talep edilebilmesi için gereken şartların oluştuğunu, dolayısıyla, borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini, ihtiyati haciz talebimizin kabul edilmemesi halinde, davalı borçlu şirketin müvekkilinin alacağını geciktirme ve tahsilini zorlaştırma amacıyla yapmış olduğu itiraz sebebiyle alacağın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden ve gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağından davalı/borçlu şirketin banka hesaplarına, araç ve gayrimenkulleri üzerine dava sonuna kadar teminatsız olarak, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise de re'sen belirlenecek teminat karışığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı tarafından icra takibine itiraz edilmesi üzerine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği Arabuluculuk Bürosuna başvurulmuş olup, 06.09.2024 tarihli arabuluculuk son tutanağı uyarınca taraflar anlaşmaya varılamadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle, haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz eden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini teminen işbu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu, öncelikle müvekkilinin doğacak zararı gözetilerek ihtiyati hacze/tedbire hükmedilmesine, davalının Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü’nün 2024/3545 esas sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz eden davalı aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Talep, İİK.'nun 257 vd.maddelerine göre yapılmış ihtiyati hacze ilişkindir.
Anılan maddeye göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile diğer haklarını haczettirebilir. Keza, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya hazırlanır ise vadesi gelmemiş borçtan dolayı dahi ihtiyati haciz istenebilir. Buradan anlaşıldığı üzere ihtiyati haciz kararı verebilmenin şartlarından birisi alacağın varlığıdır. Alacaklının alacağı hakkında mahkemeye kanat verecek deliller göstermesi gerekir; mahkemenin ispat sınırını aşan bir alacak hakkında ihtiyati haciz kararı verebilmesi için alacaklı, alacağının yaklaşık ispat seviyesinde ispatlamalıdır.
Bu bağlamda, tacirler ticari delil sistemi gereğince defterler ve faturalar aracılığıyla yaptığı iş ve hizmetleri, hukuki ilişkileri, hukuki ilişki çerçevesinde tahakkuk eden alacağı ve tutarını ispat edebilirler. Ancak bunun için her iki tarafın tacir olması, her iki tarafın da defterlerine kaydı gereken bir ticari iş olması, defterlerin muhasebe tekniğine ve yasaya uygun tutulması, tüm defterlerdeki kayıtların birbirini teyit etmesi ve dayanak belgeler ile uyumlu olması, karşı tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş defterlerinin aksi kayıt içermemesi gerekir (HMK.m.222).
Olayda, ihtiyati haciz isteyen şirket tacir olup dosyaya sunduğu; mail yazışması, cari hesap mutabakatı, cari hesap dökümü, yazışmalara dayanarak karşı taraftan alacağına karşılık onun mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
Sadece sözü edilen belgelerin fotokopilerinin sunulmuş olması, bu belgelerle bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde ticari defterlerin delil niteliğini haiz olması, talepte bulunanın diğer defter ve belgeleri ile karşı tarafın tüm ticari defter ve belgelerinin bulunmaması, öte yandan İİK'nun 257/2.maddesinde belirtilen borçlunun mallarını kaçırdığı iddiası yönünde herhangi bir delil ve belge sunulmaması karşısında ihtiyati haciz isteyenin talep konusu alacağının varlığı yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanamamıştır.
Bu itibarla, yerinde görülmeyen ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile; "İhtiyati haciz talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı ihtiyati haciz isteyen davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
İhtiyati haciz isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, dava dilekçesinde yalnızca belge fotokopilerine yer verilmiş olması, ticari defterlerin delil niteliğine haiz olması, İİK'nın 257/2. maddesinde belirtilen borçlunun mallarını kaçırdığı iddiası yönünden herhangi bir delil ve belge sunulmaması karşısında talep konusu alacağın varlığı yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanamadığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında süregelen ticari ilişkinin, dava dilekçesi ekinde sunulu mail kayıtları ile ortaya konulduğunu, nitekim davalı şirket ile müvekkili şirket arasında dijital ortamda imzalanan cari hesap mutabakatının da taraflar arasındaki mevcut borç alacak ilişkisini açıkça ortaya koyduğunu, davalı şirket tarafından ödemenin yapılacağına yönelik müvekkili şirket'e gönderilen mesaj ve maillere bakıldığında borcun varlığının ikrar edilmiş olduğunun anlaşıldığını, taraflar arasında 20.05.2024'te yapılan cari hesap mutabakatının bu durumu destekler nitelikte olduğunu, davalı şirket ve yetkilisi tarafından ikrar edilen borcun ifasını sağlamak amacıyla davalı şirket'e noter kanalı ile keşide edilen ihtarnameye yasal süresi içerisinde yanıt verilmediğini, davalının kendisine yapılan ödemenin sehven gerçekleştiği olgusunun farkında olduğunu, müvekkili şirket'e sehven yapılan ödemenin iade edileceği şeklinde mesaj ve mailler göndermesine karşılık davalı şirketin kayda değer bir aksiyon almadığını, davanın konusununun sehven ödemenin iadesi istemini oluşturduğunu, sebepsiz zenginleşme halinde borcun muaccel hale gelmesi için ihtara gerek olmadığını, borcun rehinle temin edilmemiş olduğu da göz önüne alındığında, ihtiyati haczin talep edilebilmesi için gereken şartların oluştuğunu, davalı şirketin dava tarihinden yaklaşık 1 hafta önce şirket merkez adresini değiştirmiş olup, mevcut durumda kendisinden bilgi alınamadığını, davalı şirket'in alacaklıların haklarını ihlal etmek kastı ile hileli işlemler yaptığının anlaşıldığını, davalı şirket'in bu davranışının ihtiyati haciz talebinin kabulü için objektif yeterliliği sağladığını, nitekim, dürüst bir ticari ilişkide bir tacirin uzun dönem ticari ilişkide olduğu şirket tarafından sehven yapılan ödemeyi açıkça kabul etmesine rağmen iade etmekten kaçınmasının dürüstlükle bağdaşmayacağı ve açıkça kötüniyetli bir davranış olduğunun sabit olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılarak ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yaklaşık ispat ölçüsünde ispat edilemediğinden ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İhtiyati haciz İİK’nın 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.
İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir."
Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.
Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmemesine, alacağın olup olmadığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.09.2024 tarih, 2024/582 Esas sayılı, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 10.12.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim