Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1739

Karar No

2024/2237

Karar Tarihi

10 Aralık 2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1739
KARAR NO : 2024/2237
KARAR TARİHİ : 10/12/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2024 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2024/827 Esas
TALEP : İhtiyati Tedbir
BAM KARAR TARİHİ : 10/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/12/2024

İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili talep dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen bir ticari alım satım ilişkisinin bulunduğunu, müvekkilinin davalıdan mal teslim aldığını ve aralarında açık cari ekstre usulü alım satım ilişkisinin uygulandığını, bu sebeple müvekkili şirket yetkilisi tarafından davalı şirket lehine 16/03/2024 tarihli ve 1.250.000 TL bedelli çekin düzenlenerek davalı şirkete teslim edildiğini, daha sonra müvekkili aleyhine Torbalı İcra Müdürlüğü’nün 2024/3999 sayılı icra takibinin başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından bu takibe süresinde itiraz edilemediğini ve takibin kesinleştiğini; davaya konu takibin dayanağı çekte ciddi anlamda tahrifat bulunduğunu, çekte bulunan keşide tarihinin ve çek bedelinin üzerinin çizilerek tahrif edildiğini, her ne kadar keşide tarihi ve bedelin yanında paraf şeklinde imza bulunmuş olsa da bu imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, çekte bulunan keşide tarihinin ve çek bedelinin müvekkili şirket yetkilisinin rızası dışında değiştirildiğini, Yargıtay kararları gereği çekte bulunan zorunlu unsurların değiştirilmesi bakımından keşidecinin rızasının gerektiğini, bu sebeple değişiklik yapılan tarih veya bedel bakımından keşidecinin paraf şeklinde imzasının alınması gerektiğini, çekte paraf şeklinde bulunan imza müvekkili şirket yetkilisine ait olmamakla birlikte şirket yetkilisinin bu duruma rızasının da bulunmadığını, bu hususun bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağını, müvekkili şirket yetkilisinin imza örneklerinin alınarak çekte bulunan paraf imzaları bakımından bilirkişi imza incelemesi yapılmasını istediklerini; bilirkişi incelemesi sonucu ilgili paraf imzasının müvekkili şirkete ait olmaması nedeniyle Yargıtay kararları gereği çek kambiyo vasfını yitirmiş olmasa da önceki keşide tarihinin geçerli olarak esas alınacağını, somut olayda; çekte önceden yer alan keşide tarihi 16/03/2024 olup, bu tarihten itibaren yasal ibraz süresi olan 10 gün içinde çekin muhatap bankaya ibraz edilmediğini, bu bakımdan davaya konu çekin artık kambiyo senedine ait bulunan takip hakkını kaybettiğini; esasa yönelik inceleme yapılacaksa davaya konu kambiyo vasfını yitirmiş çekin ancak bir delil başlangıcı olarak kabul edilebileceğibi, davalı şirketin son dönem çek bedeli olan 1.250.000 TL’ye karşılık gelen malların teslimini müvekkili şirkete yapmadığını, müvekkili şirketin çek ile ödemek suretiyle satın aldığı malları kendisine teslim etmediğini, bu sebeple de davalı şirketin sebepsiz yere zenginleştiğini, ticari defterlerin incelenmesi ve davalının taraflar arası süregelen alım satım ilişkisinden kaynaklanan mal teslimine yönelik irsaliye fişini sunması gerektiğini, malın tesliminde ispat yükünün alacaklı davalıya düştüğünü belirterek, davalı ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, mahkemece takdir edilecek teminat karşılığında yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, Torbalı İcra Müdürlüğü’nün 2024/3999 sayılı icra takibinin durdurulmasına ve akabinde iptaline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla alacağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla tazminatın davalıdan alınarak müvvekiline verilmesine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...HMK'nın 389. maddesinde; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği"; 391. maddesinde; "mahkemenin tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak ve zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceği"; 390/3. maddesinde de; "tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu" düzenlemelerine yer verilmiştir.
İİK'nın 72. maddesinin 2. fıkrasında; "icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin istek üzerine alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği"; 72. maddesinin 3. fıkrasında ise; "icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebileceği" düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir, ileride açılacak bir davanın veya açılmış bir davanın sonucunun etkisiz veya anlamsız kalmasını önlemek için başvurulan geçici nitelikte bir hukuki korumadır. Yani, gerek genel tedbir hükmünü içeren 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devam eden maddelerinde gerekse menfi tespit davalarına özel İİK'nın 72. maddesinde ileride meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan durumlar, ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin varlığı durumunda, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Bu çerçevede ileri sürülen iddianın yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kanıtlaması gerekecektir. Soyut iddiadan daha çok, tam ispattan daha az bir durumun varlığı halinde yaklaşık ispat halinden söz edilebilecektir. İhtiyati tedbir isteyenin, davada ileri sürdüğü hakkın varlığı ve bu hakkın tehlikede olduğu konusunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşması gerekecektir.
Yapılan değerlendirme sonucunda; dava İİK'nın 72. maddesi kapsamında açılmıştır. Davacı vekili "davaya konu çekin keşide tarihinon ve miktarının müvekkilinin iradesi dışında tahrif edildiğini" ileri sürerek bu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Çekteki keşideci imzasına yönelik bir itiraz ileri sürülmemiştir. Olayda TTK'nın 748. maddesi gereğince değerlendirme yapılacak olup, ortada yapılmış bir şikayetin ve başlatılmış bir soruşturmanın bulunmaması, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin davaya konu çekte davacının iradesi dışında değişiklik (tahrifat) yapıldığı konusunda yaklaşık ispatı sağlar güçte olmaması karşısında yerinde görülmeyen ihtiyati tedbir isteğinin reddine karar verilmiştir. '' gerekçesi ile;
KARAR : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Dava dilekçesinde ileri sürülen ihtiyati tedbir isteğinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu dava dilekçesinin ekinde bulunan çekin keşide tarihi ile çek bedelinin üzerinin çizilerek paraf imzası ile değiştirildiğini, ara kararda belirtilen keşidecinin keşideci imzasına itiraz etmediğini, çekte bulunan asıl keşideci imzasının müvekkile ait olduğunu ancak değiştirilen çek bedeli ve keşide tarihine ait müvekkil şirketin yetkilisinin imzasına ait olmadığının belirtildiğini, ancak bu durumun kesin ispatının bilirkişi raporu ile belirlenebilecek olduğunu, davaya konu ihtiyati tedbire bakıldığında yaklaşık ispat aranmakta olup imzaların gözle dahi açıkça farklı olmasının yaklaşık ispat hükümlerinin yerine getirildiğini gösterdiğini, davaya konu icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında icra takibinin durdurulamayacağını ancak paranın alacaklıya ödenmesinin önlenebileceğini, bu durumda davaya konu paraf imzalarının müvekkil şirket yetkilisine ait olmaması durumunda ibraz süresi geçen çekin dava dilekçesinde belirtilen kararlar doğrultusunda iptal edilmesinin gerekeceğini, müvekkilinin Anonim Şirketi olup icra takibinin tahsil edilmesi durumunda yaklaşık 5 milyon TL civarı davalıya haksız ödeme yapılacağını belirterek, yerel mahkeme ara kararının kaldırılarak, ihtiyati tedbir verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: menfi tespit, talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; tedbire konu dava konusu çekteki parafların keşideciye ait olup olmadığının yargılamayı gerektirmesine, ihtiyati tedbir isteyen tarafın paraf ve keşideci imzasına ilişkin farklılığı yaklaşık olarak ispata yarayacak bir delil sunulmamış olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/827 Esas sayılı dava dosyasında ihtiyati tedbir isteğinin reddine dair verilen 04/10/2024 tarihli ARA KARAR usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı alındığından ve yeterli olduğundan, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusu sırasında ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali/iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 10/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim