Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1717

Karar No

2024/2183

Karar Tarihi

3 Aralık 2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1717
KARAR NO : 2024/2183
KARAR TARİHİ : 03/12/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/08/2024
NUMARASI : 2024/192 Esas 2024/197 Karar
DAVA : İtirazın İptali
TALEBİN KONUSU : İhtiyati Haciz Kararına İtiraz
BAM KARAR TARİHİ : 03/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/12/2024

İhtiyati hacze itiraz eden davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında tarafların birtakım işlerin yapılması konusunda anlaştıklarını, bu işler karşılığında hakediş raporları düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalı tarafa fatura düzenlenerek gönderildiğini, davalı tarafından onaylandığını, 01.06.2024-30.06.2024 tarihli hakediş raporu doğrultusunda kesilen faturaya ilişkin ödeme yapılmadığını, kesilen faturaların haksız nedenle iade edildiğini,19.08.2024 tarih 6.055.004,65 TL, 19.08.2024 tarih 510.000,00 TL , 19.08.2024 tarihli 216.000,00 TL ve 19.08.2024 tarihli 57.600,00 TL bedelli e-fatura'nın iade edildiğini, bu nedenle ödeme alamadıklarını, davalının cari hesabında kalan 1.024.669,02-TL borcunun olduğunu, müvekkilinin davalıdan toplam 7.863.273,67-TL alacaklı olduğunu, davalının borcunu kötü niyetle ödemediğini, borçlunun mal kaçırmasından şüphe ettiklerini bu nedenlerle borçlu şirketin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Dosyanın incelenmesinde; 01.06.2024-30.06.2024 dönemine yönelik hakedişin davalı yanca imzalandığı, buna göre hakedişe dair kesilen 19.08.2024 tarihli toplam kdv dahil 6.055.004,65-TL bedelli faturanın ve dilekçe ekinde 01.08.2024 tarihli mutabakatı bulunan 216.000,00-TL bedelli faturanın ihtiyaten haczine yönelik talebin kabulüne, 510.000,00-TL bedelli faturanın 01.08.2024 tarihli mutabakatında verilen 45 günlük sürenin talep tarihi itibariyle dolmadığı" gerekçesiyle, " İhtiyati haciz talebinin M012024000000027 fatura numaralı 19.08.2024 tarihli 6.055.004,65-TL bedelli ve M012024000000029 fatura numaralı 19.08.2024 tarihli 216.000,00-TL bedelli, faturaları yönünden KABULÜNE, M012024000000030 fatura numaralı 19.08.2024 tarihli 57.600,00-TL bedelli ve M012024000000028 fatura numaralı 19.08.2024 tarihli 510.000,00-TL bedelli, faturalar yönünden REDDİNE, Kabul tutarı olarak belirlenen 6.271.004,65-TL üzerinden İİK.nun 257/1 maddesi uyarınca yukarıda belirtilen alacağa yetecek miktarda borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, Karşı tarafın muhtemel zararlarının karşılanması yönünden; kabul edilen tutar yönünden bedelinin % 15'i tutarındaki teminat tutarı olan 940.650,70-TL'nin nakit olarak ya da geçerli bir banka teminat mektubu ile Mahkememiz dosyasına teminat olarak depo edildiği taktirde kararın infazı için İcra Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, " karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
İhtiyati Hacze İtiraz Eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karara ilişkin itirazları doğrultusunda yerel mahkemece duruşma açılmışsa da itirazları değerlendirilmeksizin reddine karar verildiğini, somut uyuşmazlık nezdinde ihtiyati haciz şartları oluşmamış olup, buna rağmen ihtiyati haciz kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
müvekkilinin muayyen yerleşim yerinin olmaması,kaçması, gizlenmesi ya da mal kaçırma gibi bir durumunun da söz konusu olmaması nedeniyle, müvekkili aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini,
müvekkilinin mal eksiltme ya da mal kaçırma şüphesi kesinlikle mevcut olmayıp bu yönde dosya içerisine sunulmuş somut herhangi bir delil de bulunmadığını, hal böyle olunca, verilmiş olan işbu karar açık bir şekilde yasa ve usule aykırı olduğunu, talepte bulunan tarafından yalnızca müvekkilini zora sokmak gayesiyle ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, nitekim talep dilekçesi ve ekinde sunulan evrakın incelenmesiyle mahkemeyi yanıltma gayesiyle talepte bulunulduğu açıkça görüldüğünü, talep konusu faturaların tamamına müvekkili şirketin yasal süresi içinde itiraz ettiğini, gerçekte var olmayan bir alacağa yönelik düzenlenmiş faturaya dayanılarak verilecek ihtiyati haciz kararında, oluşabilecek zararlar dikkate alındığında bu defa borçlunun menfaatinin korunması gerekeceğini, yerel mahkemece yalnızca talep edenin menfaati gözetilerek faturalara itiraz edildiği dahi gözetilmeksizin hatalı karar verildiğini, hakedişlerin müvekkili şirket tarafından imzalandığını, dosyaya sunulu hak ediş formları ile fatura bedelleri uyumlu olmadığını,talepte bulunan tarafından taraflar arasında 01.08.2024 tarihli mutabakat formları olduğu iddia edilmişse de dilekçe ekinde ve dosyada böyle bir mutabakat sunulmadığını, keza böyle bir mutabakat bulunmadığını, taraflar arasındaki yapım işleri sözleşmesi uyarınca ödemelerin 30 gün içinde yapılacağı kurala bağlanmış olup talepte bulunan tarafından vadesi gelmeyen alacak için ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, ihtiyati haciz prosedürü, normal bir icra takip yolu olmayıp bu şekilde karar verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralının sağlanmış olması gerektiğini, talep eden tarafından hiç bir delil sunulmadığını, somut olayda talep konusu alacak miktarı gözetildiğinde verilen teminat bedelinin oldukça düşük olup ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına itiraz üzerine "ihtiyati hacze itirazın reddine dair" verilen kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talep eden vekilinin talep dilekçesindeki ihtiyati haciz istemi kapsamında, mahkemece 29/08/2024 tarihli karar ile ilgili kararın içeriğinde belirtildiği şekilde teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne, kısmende reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına karşı sunulan 02/04/2024 tarihli dilekçe ile mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması talep edilmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz kararına itiraz murafaalı olarak incelenmek suretiyle aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen tarafın itirazının 20/09/2024 tarihli duruşmada reddine karar verildiği görülmüştür.
İş bu karar aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen ve itirazı reddedilen davalı vekilince istinaf edilmiştir.
İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir.
İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından önemlidir.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'nunda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.

İİK'nın 265/1 maddesine göre, borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.
Dava konusu somut olayda; dava dilekçesi ile taraflar arasındaki 06/02/2024 tarihli sözleşme gereğince 01/06/2024 -30/06/2024 tarihleri arasında davacı tarafça davalıya verildiği iddia edilen hizmet gereğince davalı tarafça onaylandığı belirtilen hak ediş doğrultusunda düzenlendiği belirtilen davaya konu 19.08.2024 tarih 6.055.004,65 TL, 19.08.2024 tarih 510.000,00 TL , 19.08.2024 tarihli 216.000,00 TL ve 19.08.2024 tarihli 57.600,00 TL bedelli faturalara istinaden dava değeri olan toplam 7.863.273,67 TL üzerinden ihtiyati haciz talep edildiği görülmüştür. İhtiyati haciz talep eden davacı tarafça dava dilekçesi ekinde dayanak olarak, taraflar arasındaki 06/02/2024 tarihli sözleşme ve davaya konu faturaların birer örneği ile taraflar arasında düzenlendiği belirtilen hak ediş raporlarının birer suretini sunmuştur. Yine dava dilekçesi ekinde davacı tarafça, davalı şirkete hitaben düzenlenen ve altında her iki taraf kaşe ve imzasını içeren 01/08/2024 tarihli içeriğinde "Kiyap Şantiyesinde bulunan kırma işi için anlaştığımız rakam olan 425.000,00 TL + KDV tutarı olup işe karşılık 45 gün çek alınacaktır." ibaresinin yazılı olduğu belge sureti ile yine aynı şekilde 01/08/2024 tarihli davalı şirkete hitaben yazılmış ve her iki taraf imzasının taşıyan içeriğinde "Firmamızdan istenilen Kiyap Şantiyesi için 2 adet kamyon bedeli 10 günlük için kamyon başına 9.000,00 TL + KDV'dir. İşin toplam bedeli 180.000,00 TL + KDV'dir. " şeklinde yazılı olan belgenin bir suretini sunmuş olduğu görülmüştür.
Taraflar arasında imzalanan 06/05/2024 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde "Yüklenici ödemeleri iş veren tarafından onaylanan hak edişlere göre kesilecek fatura karşılığı, fatura tarihinden 30 gün içinde yapılacaktır..." şeklinde olduğu görülmüştür. Davacı tarafça ihtiyati haciz istemine konu edilen faturaların tamamı 19/08/2024 tarihli olması nedeniyle her ne kadar ihtiyati haciz kararının talep edildiği tarih itibariyle sözleşmenin 4.maddesi gereğince 30 günlük süre dolmamış ise de, dosyaya bir sureti sunulan ve davalı tarafça davacıya keşide edilen İzmir 6.Noterliği'nin 20/08/2024 tarihli cevabi ihtarnamesiyle ihtiyati haciz istemine konu faturaların kabul edilmeyerek davacı tarafa iade edildiği görülmüştür. Bu şekilde her ne kadar ihtiyati haciz istemine konu faturaların tarihleri dikkate alındığında talep tarihi itibariyle 30 günlük süre dolmamış ise de, bu süre içinde davalının faturaları kabul etmeyerek noter ihtarnamesiyle davacıya geri iade etmiş olması nedeniyle, davalı tarafça faturaların kabul edilmediğiden ödenmeyeceği yönündeki iradesini ortaya koymuş olması nedeni ile sözleşmenin 4.maddesinde belirtilen süre sonunun beklenmesinde hukuki yarar bulunmadığından davalı vekilinin ihtiyati haciz istemine konu alacağın sözleşmenin 4.maddesi gereğince henüz muaccel olmadan talebe konu edildiği yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Ayrıca her ne kadar davalı tarafça itiraz dilekçesinde hak ediş raporunun imzalanmadığı istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de, ihtiyati haciz istemine dayanak 01/06/2024- 30/06/2024 tarihleri arasını kapsayan ve bir sureti dosya içinde bulunan 5.045,837,21 TL'lik hak ediş raporu altında davacı ve davalı şirkete ait kaşe ve imza bulunduğu görülmüş olup, hakedişin davalı şirket tarafından imzalanıp imzalanmadığı yönündeki iddianın İİK 265.maddede sınırlı olarak sayılan itiraz sebepleri dikkate alındığında ancak esas hakkındaki davada incelenebilecek mahiyette olduğundan bu yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; göre ihtiyati hacze itiraz eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/08/2024 tarih, 2024/192 Esas ve 2024/197 Karar sayılı kararına karşı ihtiyati hacze itiraz edenin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 03/12/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim