mahkeme 2024/1049 E. 2025/1394 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1049
2025/1394
8 Eylül 2025
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1049
KARAR NO : 2025/1394
KARAR TARİHİ : 08/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/04/2024
NUMARASI : 2020/399 Esas 2024/300 Karar
DAVA : Tazminat
BAM KARAR TARİHİ : 08/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/09/2025
Davalı.....i vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.10.2017 tarihinde davalı .....’ye ait, davalı ....’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüsün ....plakalı araç ve ....plakalı araca çarparak yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kazada davacıların yaralandığını, Alanya Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/654 Esas 2018/768 Karar sayılı kararı ile davalı ... hakkında adli para cezasına hükmedildiğini, kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’nin 2019/914 Esas 2019/1266 Karar sayılı istinaf başvurusunun reddine dair kararı ile kesinleştiğini, davacı ...'in tedavi süresince tam ve geçici, hayatının kalanında ise sürekli ve kısmi iş göremez hale geldiğini, davacının vücudunda kırıklar oluştuğunu, engellilik derecesinin %30 olarak tespit edildiğini, davacı ...'e baş, boyun ve genel vücut travması teşhisi konulduğunu, davacının sol göğüs ve bel bölgesinde şiddetli ağrı ve sol dizinde sıyrık olduğunu, sol böbrek çevresinde hematom olduğunu, davalı sigorta şirketlerinin dava açılmadan önce yapılan başvuru ile temerrüde düştüğünü beyan ederek davanın kabulü ile davacı ... için 1.000,00 Euro geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 Euro sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere şimdilik 2.000,00 Euro maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinden kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitinin temerrüd tarihindeki Euro karşılığı ve davalı ...'nin davalı ...'nin ZMMS teminatını aşan kısımdan sorumlu olmak kaydıyla, davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 03.10.2017 tarihinden itibaren, davalılar ... davalı ...'nin temerrüt tarihi olan 03.07.2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki .....Bankası Efektif Satış Kuru karşılığının Türk Lirası olarak davalılardan tahsiline, davacı ... için karayolları yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza poliçesi uyarınca şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...'nden temerrüde düştüğü 03.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, davacı ... için 8.000,00 Euro, davacı ... için 3.000,00 Euro, davacı ... için 3.000,00 Euro olmak kaydıyla toplam 14.000,00 Euro manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 03.10.2017 tarihinden itibaren, davalı ...'nden İMMS poliçe teminat limitinin temerrüt tarihindeki yabancı para karşılığı ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 03.07.2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki .....Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalılar ..., ... ve ...'nden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, arabuluculuk vekalet ücreti, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP :
Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, ceza dosyasında verilen kararın hukuk hakimini bağlamadığını, alınan hiçbir doktor raporunun kaza gününe ait olmadığını, bu nedenle tazminat taleplerine dayanak teşkil edemeyeceğini, zarara ilişkin somut ve kabul edilebilir bir belge sunulmadığını, zarar somut olay ile bağlantılı şekilde tespit edilmeden salt davacı tarafın iddiaları baz alınarak tazminata hükmedilemeyeceğini, maddi ve manevi zarara ilişkin olarak geçerli bir ispat faaliyetinde bulunulmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini, aksi kanaatte ise sigorta şirketlerine rücu'suna karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı...... vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davaya ilişkin delillerin taraflarına tebliğ edilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı tarafından sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmediğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, genel şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini, müterafik kusurun değerlendirilmesi gerektiğini, faizin ancak dava tarihinden itibaren işletilebileceğini beyan ederek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde; davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı ...'in herhangi bir maluliyetinin bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu'ndan maluliyet ve kusura ilişkin rapor alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik taleplerinin teminat dışında olduğunu, davacının resmi geliri esas alınarak tazminatın hesaplanmasının gerektiğini, davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini ve avans faizden sorumlu tutulamayacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece; "...Uyuşmazlık, yolcu taşıması sırasında meydana gelen trafik kazasına bağlı yaralanma nedeni ile tazminat istemine ilişkindir.
Davacıların davalı .....adına kayıtlı, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki minibüste yolcu olarak seyahat ettikleri sırada meydana gelen kaza sonucu yaralanmaları nedeniyle tazminat talebinde bulunulmuş olup, taşıma işlemi tüketici işlemi olduğundan işleten, malik ve sürücü olan davalılar .....ve ... yönünden görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğu, diğer davalılar ... ve ... yönünden görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleri ise de aralarında bağlantı bulunan davaların birlikte açıldığı usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek davaların birlikte daha özel nitelikteki tüketici mahkemelerinde görülmesinin uygun olacağı kanaatiyle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
"... Somut uyuşmazlıkta, davacı ile yolcu otobüsünün sigortacısı ve karşı aracın sürücüsü ve işleteni olan davalılar arasında yolcu taşıma sözleşmesi ve bir taşıma ilişkisi bulunmadığından; bahsi geçen davalılar yönünden uyuşmazlığı inceleme görevi tüketici mahkemesine ait değil ise de, iş bu dava, araç işleteni, teşebbüs sahibi ve malik olan ve hizmet veren konumda olan diğer davalılara karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir.
Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca, davaya konu temel uyuşmazlığın, tüketici işlemi sayılan taşıma ilişkisinden kaynaklanması ve anılan davalılar hakkındaki davanın da Asliye Hukuk Mahkemesi ve Ticaret Mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Nitekim, Yargıtay HGK'nın 14.02.2019 tarih, 2017/409 Esas, 2019/159 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir..." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı .....vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile yolcu otobüsünün sigortacısı ve karşı aracın sürücüsü ve işleteni olduğu iddia olunan müvekkil şirket arasında yolcu taşıma sözleşmesi ve bir taşıma ilişkisinin bulunmadığını, bahsi geçen davalılar yönünden uyuşmazlığın incelenme görevinin Tüketici Mahkemesine ait olmadığını, Tüketici Kanununda yer alan 3/l maddesinin ''Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,'' içeriğinde yer alan taşıma işlemi şeklinde görülmemesi gerektiğini belirterek, görevsizlik kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME,
DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmalıdır.
Dava, trafik kazası sonucu davacıların destekten yoksun kalmaya dayalı maddi zararlarının tahsili istemine ilişkindir.
Her ne kadar taşıma sözleşmesi TTK'da düzenlenmişse de, 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 Sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın ise satıcı, sağlayıcı olması gerekir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda da davanın açıldığı 05/03/2025 tarihi itibariyle 6502 sayılı yasanın yürürlükte olduğu, davacıların ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, işleten, malik ve sürücü olan davalılara birlikte açılan dava yönünden yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu açıktır.
O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak, dava konusu uyuşmazlıkta tüketici mahkemesinin görevli olduğu, dolayısıyla istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20, 355 ve 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/04/2024 tarih ve 2020/399 Esas 2024/300 Karar sayılı kararına karşı davalı .....inin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL'nin davalı ....inden alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 08/09/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.