Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/2123
2024/2240
10 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2123
KARAR NO : 2024/2240
KARAR TARİHİ : 10/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2023
NUMARASI : 2021/456 Esas 2023/512 Karar
ASIL DAVA DOSYASINDA;
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/07/2021
BİRLEŞEN İZMİR 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2021/688 ESAS - 2023/251 KARAR SAYILI DOSYASINDA
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan),Tespit
DAVA TARİHİ : 04/10/2021
BİRLEŞEN İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2022/276 ESAS - 2022/276 KARAR SAYILI DOSYASINDA
DAVA : Sözleşmenin İptali ve Borçlu olmadığının Tespiti
DAVA TARİHİ : 28/03/2022
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)|Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)|Tespit
BAM KARAR TARİHİ : 10/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/12/2024
Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Birleşen İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/688 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Tic.Ltd.Şti. Davalı ... Ltd. Şti. yetkilisi olarak kendini tanıtan ... (... TC) ile 2017 yılı içinde tanışmış ve ortak iş yapmak amacı ile bazı görüşmeler yaptığını, ancak yapılan görüşmeler sonrasında taraflar yapılacak iş ve ortaklık konularında tam olarak anlaşamadığını ve ortaklık yapılamadığını, ortaklık görüşmelerinin başlangıcında davalı şirket yetkilisi ... kendi şirketinin de muhasebe işlerini takip eden Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... ile muhasebe işlemlerinin takip edilmesi konusunda ısrarda bulunduğunu ve müvekkil şirket ile muhasebe işlemlerinin takip edilmesi için anlaşma sağlandığını, bu anlaşma sağlanmasından itibaren müvekkil şirket muhasebe işlemlerinin takibini tamamen ...'a bıraktığını, müvekkili ile 13.09.2021 tarihinde İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9685 esas sayılı icra dosyasından tebliğ edilen ödeme emri ile davalı şirketten 20.02.2018 tarihinde danışmanlık hizmeti aldığına ilişkin 178796 sıra numarası ile davalı şirket tarafından fatura kesildiğini ve müvekkil şirketin muhasebe kayıtlarına da bu faturanın işlendiğini öğrendiğini, müvekkili şirketin davalı şirketten icra takibine konu faturaya ilişkin hiçbir hizmet almamış olmasına rağmen muhasebe kayıtlarına böyle bir kayıt işlendiğini bu icra takibi ile öğrendiklerini, dava sonuçlanıncaya kadar icra takibi üzerine öncelikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini, yapılacak yargılama sonucunda müvekkilin İzmir 5.İcra Müdürlüğü'nün 2021/9685 E. sayılı dosyasında belirtilen borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/276 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ... Ltd.Şti. Davalı ... Ltd. Şti. Yetkilisi olarak kendini tanıtan ... (... TC) ile 2017 yılı içinde tanışmış ve ortak iş yapmak amacı ile bazı görüşmeler yaptığını, ancak yapılan görüşmeler sonrasında taraflar yapılacak iş ve ortaklık konularında tam olarak anlaşamadığını ve ortaklık yapılamadığını, ortaklık görüşmelerinin başlangıcında davalı şirket yetkilisi ... kendi şirketinin de muhasebe işlerini takip eden Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... ile muhasebe işlemlerinin takip edilmesi konusunda ısrarda bulunduğunu ve müvekkil şirket ile muhasebe işlemlerinin takip edilmesi için anlaşma sağlandığını, bu anlaşma sağlanmasından itibaren müvekkil şirket muhasebe işlemlerinin takibini tamamen ...'a bıraktığını, müvekkili ile 13.09.2021 tarihinde İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9685 esas sayılı icra dosyasından tebliğ edilen ödeme emri ile davalı şirketten 20.02.2018 tarihinde danışmanlık hizmeti aldığına ilişkin 178796 sıra numarası ile davalı şirket tarafından fatura kesildiğini ve müvekkil şirketin muhasebe kayıtlarına da bu faturanın işlendiğini öğrendiğini, bu faturaya ilişkin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/688 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını ve yargılamanın devam ettiğini, işbu takibe konu olan fatura nedeni ile davalı şirket yetkilileri, ... ve ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/125056 soruşturma numarası ile şikayette bulunulmuş olup soruşturmanın devam ettiğini, davalı şirketin tam hisse sahibi olan ... cirosu ile ... isimli şahsa ciro edildiği öğrenilen, metninde 3 farklı kalem ve 3 farklı yazı stili olan, senet metninde (borçlu tarafından onaylanmamış) eklemeler olan ve 15.12.2017 tanzim 04.08.2020 vade tarihli 35.000-$ bedelli senet nedeni ile de İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/456 esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını ve yargılamaya devam edildiğini, davalı şirketin tam hisse sahibi dava dışı ...'nın bu alacağın sebebi olarak taraflar arasında "ciroya katılımlı danışmanlık bedeli sözleşmesi" imzalandığını ve bu sözleşmeden kaynaklı alacağı bulunduğunu beyan ettiğini, davalı şirket ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasında şikayet edilen diğer şahısların kasıtlı olarak birlikte hareket ederek alınmayan bir hizmete ilişkin fatura düzenlediklerini ve müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarına işleyerek müvekkili dolandırma amacı ile işlemler tesis ettiklerini, taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde davacı şirket adına müvekkillerden ...'un şirket adına vekaleten sözleşme imzaladığı görüldüğünü, ancak müvekkili ...'un şirket adına belirli işlemleri yapmaya yönelik vekaletnamesi olmasına rağmen şirket adına bu şekilde özel bir sözleşme imzalamaya yetkisi bulunmadığını, bu doğrultuda; tarafların kontrolü dışında gerçekleşen bir halin, yani bir mücbir sebebin varlığı halinde sözleşme taraflarından birinin yükümlülüklerini yerine getirmesi engelleniyor ise, bu durumda ifa imkansızlığına ilişkin hükümler uygulama alanı bulacağını, taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen "Ciroya Katılımla Danışmanlık Bedeli Sözleşmesi"nin imkansız hale geldiğini, sözleşmeye konu olan iş yerinin hiç açılamadığını taraflar arasında imzalandığı iddia edilen sözleşmenin Sözleşmenin Konusu başlıklı 2. Maddesinde; "İşletici tarafından ... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Bulvarı No:... ... Kat:... adresinde kayıtlı olan işletici, çeşitli ders eğitimliği, eğitim danışmanlığı, Koçluk, ve/veya MEB onaylı eğitim kurumu adı altında yürütülecek olan işletme faaliyetinden elde edilen cirolardan Hak Sahibine işbu sözleşmede belirtilen miktar ve şartlara göre Danışmanlık Bedeli olarak ödeme yapılması" olarak belirlendiğini, sözleşme konusunda da açık olarak "yürütülecek olan işletme faaliyetinden elde edilen cirolardan" olarak yazıldığını, işletmenin müvekkilin/müvekkillerin herhangi bir kusuru olmaksızın hiç açılamadığını, sözleşmenin baştan imkansız hale geldiğini, açıklanan gerekçeler nedeni ile taraflar arasında imzalandığı iddia olunan "Ciroya Katılımlı Danışmanlık Bedeli Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin iptaline, müvekkillerin işbu sözleşme nedeni ile borçlarının bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP: Birleşen İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/688 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9685E. sayılı dosyasına konu icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığından mahkeme huzurunda işbu dava ikame edilmiş ise de, davacı / borçlu iddialarının tarafımızca kabulünün hiçbir şekilde mümkün olmadığını, davacı, davalı müvekkil şirkete İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9685E. sayılı takibe dayanak faturasından kaynaklı borçlu olup, işbu davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı müvekkilinin, davacı taraftan işbu davaya konu fatura haricinde de çok yüksek meblağlarda halen tahsil edemediği çokça başkaca alacaklarının mevcut olduğunu, davacı, davacı şirket yetkilileri / işletenleri ..., ... ve ... ile müvekkili şirket ve müvekkili şirket yetkilisi ... arasında geçmiş yıllara dayanan gerek kira ilişkisi ve gerekse de geçen zaman içerisinde muhtelif şekillerde tezahür etmiş bulunan ticari münasebetlerin mevcut olduğunu ve gerek davacı şirketin, gerekse de davacı şirket adına iş ve işlemlerde bulunan ..., ... ve ...'un davalı müvekkili şirkete ve müvekkil şirket yetkilisi ...'ya işbu ilişkiler sebebiyle halen borçlu durumda olduğunu, bu alacaklarına ilişkin olarak ve müvekkilinin her türlü fazlaya ilişkin talep, alacak ve dava haklarını saklı tuttuklarını beyan etmiştir.
Birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/276 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılar tarafından, davalı müvekkil ... Ltd. Şti. ile davacılardan .... Şti. arasında münakit -diğer davacıların ve dava dışı ...'ın da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olduğu- "Ciroya Katılımlı Danışmanlık Bedeli Sözleşme"sinin iptali istemi ile dava açılmış ise de, davacıların dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların ve sözleşmenin iptali isteminin davalı müvekkil tarafından kabulü hiçbir şekilde mümkün olmadığını, dava şartı olan arabuluculuğa başvuru yapılmadan dava açıldığını, ... ve ...'un taraf sıfatının bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davacılardan ... Şti. aleyhine İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9685E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu takip sonrası İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/688E. sayılı dosyası ile ... Şti. tarafından menfi tespit davası açıldığını, işbu icra takibine dayanak ve dolayısı ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/688E. sayılı dosyasına konu alacak sebebi olarak ise taraflar arasında akdedilmiş olan "Ciroya Katılımlı Danışmanlık Bedeli Sözleşmesi" gösterildiğini, bu husus davacılar tarafından biliniyor olmasına rağmen sanki İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında alacak sebebi olarak işbu sözleşmeye yer verilmiş olduğu iddiası haksız ve kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/688E. sayılı dosyası ile davacılardan ... Şti ile davalı müvekkil ... Ltd. Şti. arasında görülmekte olan davanın 21.12.2021 tarihli duruşmasında bizzat davacı vekili tarafından "...davalının savunmalarında adı geçen ciroya katılımlı danışmanlık bedeli sözleşmesini müvekkilim sözleşme olgusunu bilerek imzalamamıştır, diğer evrakların arasında çok acele şekilde ayaküstü imzalandığı müvekkilim tarafından belirtilmiştir, bununla ilgili kısa bir yazılı beyanımızı bildireceğiz..." şeklinde beyanda bulunduğunu, taraflar arasında görülmekte olan İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki yargılamada ne sözleşmeye yetkisiz olarak imza atıldığı ne de iş yerinin faaliyete geçmediği şeklinde bir iddiaya yer verilmediğini, sadece sözleşme olgusu bilinmeden imzalandığının iddia edildiğini, tacir olarak bir şirketin imzaladığı sözleşmenin sözleşme olgusu bilinmeden imzalandığı şeklindeki bir iddiaya itibar edilmeyeceğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/688E. sayılı dosyasında yer alan beyanlardan da anlaşılacağı üzere, davacılardan ...'un diğer davacı ... Ltd. Şti. adına vekalet ile anılan sözleşmeyi imzaladığı ve sözleşmeyi imzalama hususunda yetkisinin bulunduğu davacıların İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/688E. Sayılı dosyasındaki iddiaları ile bu davadaki iddialarının birbiriyle açıkça çelişkili ve tutarsız olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme geçerli bir sözleşme olduğundan sadece sözleşmeden doğan borçlarını ifa etmekten ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı ödemekten kaçınmaya yönelik olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ise davacıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
MAHKEMECE: "...,Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen ya da tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir (HMK 313/1). Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir (HMK 313/2). Davanın konusu dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dahil edilebilir (HMK 313/3). Şarta bağlı olarak ta sulh yapılabilir(HMK 313/4). Hüküm kesinleşinceye kadar her zaman sulh yapılabilir (HMK 314/1). Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulha göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulha göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir (HMK 315/1)
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h. maddesinde davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartları arasında sayılmıştır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9685 E sayılı takip dosyası, İzmir CBS'nın 2021/125056 soruşturma nolu dosyası, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/276 Esas sayılı dosyası, İzmir 2. ATM'nin 2021/688 Esas sayılı dosyası, İzmir 20.İcra Müdürlüğünün 2020/6683 Esas sayılı dosyası ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; sözleşmede tarafları şirket olan tacirlerin yapılan sözleşme ile bağlı oldukları, sözleşmenin 9.maddesindeki sulh şartı gereği bu yola başvurulması gerektiği, ancak buna ilişkin dosya kapsamında bir belgenin yer almadığı, sulh şartı yerine getirilmeksizin iş bu davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, dolayısıyla davanın HMK'nun 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile;
"Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/688 E. 2023/251 K. sayılı dosyası açısından;
Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/688 E. 2023/251 K. sayılı dosyasının
USULDEN REDDİNE,
Birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2022/276 E. 2022/276 K. sayılı
dosyası açısından;
Birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/276 E. 2022/276 K. sayılı dosyasının
USULDEN REDDİNE, ," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece davaların usulden reddine verilen kararın usul ve yasalara açık aykırılık teşkil ettiğini, öncelikle İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/688 esas sayılı dosyası ile açılan davanın menfi tespit davası olup açıldığı tarih itibari ile arabuluculuk başvurusuna tabi bir dava olmadığı için arabuluculuk başvurusunda bulunulmadan davanın açıldığını, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/688 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamanın (birleşme öncesinde) 21.12.2021 tarihli duruşmasında açık olarak yargılamayı yapan hakim tarafından taraflar sulhe davet edilmiş ancak hazır bulunan her iki taraf vekilleri açık olarak "Sulh istemiyoruz, arabulucuya gitmek istemiyoruz, uyuşmazlığın mahkemenizce çözümlenmesini talep ediyoruz, dedi." beyanları ile de sulh şartının gerçekleştiğini, buna rağmen yerel Mahkemece sulh şartının gerçekleşmediği yönünde bir gerekçeye dayanarak davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki davalı tarafın müvekkiline ihtar keşide etme neticesinde açılan menfi tespit davası ile davalının uzlaşma şartlarını tamamen ortadan kaldırdığını, ayrıca zaten yerel mahkeme tarafından yazılan gerekçeli kararda da açık olarak yazıldığı üzere HMK 313/1'de sulh; "görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen ya da tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir" olarak tanımlandığını, davalı tarafça arabuluculuk başvurusu yapılmadığından bahisle itirazda bulunulduğunu ancak sözleşmede belirtilen sulh şartının gerçekleşmediği iddiasının bulunmadığını, yerel Mahkeme tarafından kendi huzurunda sulhe davet ederek bu eksikliği gidermesi mümkün olmasına rağmen bu hususları göz ardı ederek davanın usulden reddine karar verilmiş olmasının hukuka açık aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki sözleşmenin feshi /geçersizliği ve/veya yok hükmünde olması ile ilgili arabuluculuk dava şartı olmadığını, yerel mahkemenin kendisinde birleşen dosyaları üstünden atmak için bu şekilde karar verdiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dava dilekçesi ve istinaf başvuru dilekçelerinde belirttikleri nedenlerle gerekli yargılamanın yapılması amacı ile dosyanın yerel Mahkemesine iadesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Tefrik edilmiş davalar, icra takibine karşı menfi tespit ve sözleşmenin iptali ile menfi tespit istemlerine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
5 Nisan 2023 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair Kanun'un 31. maddesi ile ticari nitelikteki menfi tespit davalarının da zorunlu arabaluculuk kapsamına alınmasına rağmen yapılan bu yasal değişikliğin 01/09/2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olması ile eldeki tefrik edilen davaların 04/10/2021 ve 28/03/2022 tarihinde açılmış olması dikkate alınarak Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin verdiği 13.02.2020 tarih 2020/85 Esas-2020/454 Karar sayılı ile ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verildiğinden davaların zorunlu arabulucuğa tabi olmadığı da görülmektedir.
HMK'nın 114 üncü maddesinde dava şartları gösterilmiş, 115/2 nci maddesindeki “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” şeklindeki düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir. HMK'nın 114. maddesinde gösterilen dava şartı olarak belirlenen birçok hususun tarafça giderilebilecek bir noksanlık olarak görüldüğü madde gerekçesinden de anlaşılmaktadır.
Somut olayda; taraflar arasındaki "Ciroya Katılımlı Danışmanlık Bedeli Sözleşmesinin, 'Anlaşmazlıkların Çözümü' başlıklı 9. maddesinde "Taraflar sözleşme'nin tatbik ve tefsirinden doğacak uyuşmazlıkları önce kendi aralarında sulhen halletmeye gayret ederler. Sulhen halledilemeyen uyuşmazlık halinde İzmir Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir." şeklindeki düzenlemenin yetkili mahkemenin tayinine ilişkin olup dava şartı olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, dosyaların tefrik edildiği mahkemenin 2021/456 esas sayılı dosyasında dava açılmadan önce davacı tarafa bono lehdarı tarafından ihtarname gönderildiği, 13/01/2022 tarihli celsede tarafların sulh olma ihtimallerinin bulunmadığını beyan ettikleri, birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/688 esas sayılı dosyasının 21/12/2021 tarihli celsesinde sulh istemediklerini beyan ettikleri, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/276 esas sayılı dosyasının da bu dosya ile birleştiği, birleşen dosyalarda davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, bu durumda mahkemece işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken dava şartı yokluğu nedeniyle davaların usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK' nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarih, 2021/456 Esas ve 2023/512 Karar sayılı hükmünün, 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-4. ve 6. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf başvurusuna konu kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi tarafa iadesine,
5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 10/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.