mahkeme 2023/1290 E. 2023/1806 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1290
2023/1806
19 Ekim 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1290
KARAR NO : 2023/1806
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/05/2023
NUMARASI : 2022/354 Esas 2023/324 Karar
TALEP : İfFLAS
KARAR TARİHİ : 19/10/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/10/2023
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/354 Esas ve 2023/324 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda iflas talebinin reddine dair verilen karara karşı talep eden şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Talep eden vekili talep dilekçesi ile, müvekkili şirketin 2009 yılında kurulduğunu ve faaliyete başladığını, "eğlence ve spor amaçlı sandal, tekne, kano, yelkenli vb.nin mürettebatsız olarak kiralanması leasingi" işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin hizmet verdiği oteller ve sektörün öncelikle 2015 senesinde başlayarak 2016 ve 2017 yıllarında etkisini sürdüren terör olayları, darbe girişimi, ardından ekonomik durgunluk ve covid pandemisi ile darbe aldığını, yabancı ziyaretçi sayısının büyük oranda düştüğünü, müvekkilinin satışlarının düştüğünü ve faaliyetinin sürdürülemez hale geldiğini, müvekkilinin aciz durumuna düştüğünü bildirerek, müvekkili şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE VE HÜKÜM :
Talep, İİK'nun 179.maddesi ve TTK'nun 634.made yollaması ile aynı Kanunun 376/3.madde hükümlerine göre açılmış iflas istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun:Mersis kaydına göre merkezi mahkememiz yargı çevresi içerisinde bulunan talep eden şirketin borca batık durumda olup olmadığı, borçlarını ödemekte aciz içerisinde bulunup bulunmadığı, doğrudan iflas şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarındadır.
Aleyhine herhangi bir icra veya iflas takibi yapılmaksızın sermaye şirketlerinin doğrudan doğruya iflasını düzenlemiştir. Buna göre, ya şirketin idare ve temsili ile görevlendirilmiş kimseler ya da şirket tasfiye halinde ise tasfiye memurları tarafından mahkemeye yapılacak bir başvuru ile iflasın açılması istenebilir.
Sermaye şirketi temsilcilerinin iflas için başvuru yapabilmelerinin koşulu şirketin pasifinin aktifinden fazla olması, eşdeşiyle şirketin acz hale düşmesi, borca batık durumda olmasıdır.
Tüm dosya içeriği, özellikle talep eden şirkete ait ticaret sicil dosyası, bilirkişiler kök raporu ve ek raporunun değerlendirilmesi sonucunda;
Talep eden şirketin reel değerlere göre aktifleri toplamının 1.112.365,29 TL, borçları toplamının 160.086,16 TL olduğu, özvarlığının müsbet 906.463,84 TL olduğu, şirketin özsermayesini kaybetmediği, böylece şirketin borca batıklık durumunun söz konusu olmadığı ve iflas şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, iflas talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bilirkişilerin ek raporunda, talep eden vekilinin kök rapora itirazlarının karşılandığı, hesaplamaların gerçek tutar üzerinden dosya içeriğine ve olaya uygun şekilde yapıldığı, bir kısım motor ve botların kayıp ve batık olduğu, bir kısmının üçüncü kişinin elinde olduğu, teslim alınmasının mümkün olmadığı iddialarının soyut nitelikte kaldığı ve ispat edilemediği, bu malların fiili ve hukuki olarak mülkiyetlerinin sona erdiğinin hukuki yöntemlerle ispatlanamadığı, nitekim bu malların halen şirket kayıtlarında gözüktüğü anlaşıldığından, bilirkişiler ek raporuna yönelik talep eden vekili itirazlarına itibar edilmemiştir.'' gerekçesi ile, iflas talebinin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı talep eden şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Talep eden şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı hesaplama ve yanlış gerekçeye dayanan bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, müvekkili firmanın Gelir İdaresi Başkanlığı onayı ile özel hesap dönemine tabi bir firma olduğunu ve diğer firmalardan farklı olarak mali döneminin 1 Aralık - 30 Kasım tarihleri arasında olduğunu, müvekkili firmanın ticari faaliyetine devam ederken, sektörde yaşanan sıkıntılar ve gelinen durum itibariyle mali durumunun bozulması, öz kaynaklarını tüketir duruma gelmesi ve pasifinin aktifini aşması sebebiyle ve kanundan da doğan gereksinimler doğrultusunda işbu davanın açıldığını, müvekkili şirketin 31.01.2022 itibariyle dönem zararının 397.088,14.TL’ye ulaştığını, hem mevzuat ve yasaların verdiği hak hem de ticari girişimlerin sonuç vermesi umudu ile müvekkili şirketin arayışlarını sürdürse de 2022 senesi için de operasyonun tekrar etkin hale gelmesinin maddi ve ticari olarak mümkün gözükmediğini, 31 Mayıs 2022 tarihi itibari ile mali durum göz önüne alınarak müvekkili şirketin içine düştüğü aciz durumundan kurtulamayacağının netleştiğini, bilirkişi raporunda fiziken inceleme yapılmaksızın belirlenen değerlerin gerçeği yansıtmadığını, yeni bilirkişi raporu alınmasının mahkemece kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, herhangi bir piyasa veya ekonomik değeri olmayan varlıkların maalesef herhangi bir değeri varmıs gibi hesaplama kapsamına dahil edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda yer verilen Foça’da kayıtlı 1 tekne (...) batık,Marmaris’te kayıtlı 1 tekne (...) kayıp, Foça’da kayıtlı 1 tekne (...) kayıp, Kaş’ta kayıtlı 1 tekne (...) hurda, Foça’da kayıtlı 1 tekne (...) hurda, Foça’da kayıtlı 4 teknenin (..., ..., ..., ...) durumu ise mevcut oldukları yerin mal sahibinden kaynaklı olarak bilinmediğini, bu ekipmanlara fiziki hiçbir erişim olmadığı ve akıbetleri bilinmediği için müvekkilinin bu ekipman üzerinden herhangi bir gelir sağlamasının veya bu ekipmanın müvekkili için herhangi bir değere sahip olmasının mümkün olmadığını, bilirkişiler tarafından ısrarla değer biçilerek hesaba katılan bu ekipmanın aslında müvekkilinin yeddi ve kontrolünde olmadığından, akıbetinin öğrenilebilir olmadığından dolayı herhangi bir maddi kıymete sahip olmadığını yine kayıtlarda bulunan ancak fiziken ulaşılamayan 17 aracın bilindiği kadarı ile bir kısmı arızalı ve tadilatı zor, bir kısmı ise ekonomik ömrünü tamamlamış durumda olduğunu, müvekkili şirket tarafından ayrılan amortismanın göz ardı edildiğini, müvekkili şirketin TTK'nun öngördüğü iflas sınırlarına ve borca batıklık seviyesine ulaştığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Talep, İİK.' nun 179. maddesi ile TTK' nun 634. madde yollaması ile aynı Kanun'un 376/3. maddesine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
"...Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin yurt dışına konfeksiyon ürünleri ihraç ettiğini, tüm müşterilerinin ve alacaklarının yurt dışında olduğunu, özellikle 2019 yılında başlayan ekonomik kriz nedeni ile ihracat potansiyelinin düştüğünü, alacaklarını tahsil edemediğini, müvekkili aleyhine devam eden bir çok alacak talebi ve mahkeme ilamının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin mevcut mal varlığının borçlarını karşılamadığını ileri sürerek, İİK 178 maddesi gereğince iflas taleplerinin kabulüne, iflas kararı ile birlikte tasfiyenin basit tasfiye olarak yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı şirketin tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu ticari defterleri mahkeme incelemesine temin ve ibraz edemediği, buna ilişkin haklı bir nedenin varlığını ispatlayamadığı, vergi dairesine sunulan 2018 yılı bilançosunda mevcut demirbaş, stokların ve ham maddelerin nerede olduğunu, kabul edilebilir ve inandırıcı bir şekilde açıklayamadığı, dolayısı ile güncel olarak İİK 178 maddesi gereği davacının borç ödemede aciz hali ve İİK 179 maddesi uyarınca borca batıklık hali ispatlanamadığından, iflas davasının şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
III. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin talebi ve ara kararına uygun şekilde bilirkişi raporu aldırıldığını, bilirkişi raporunda şirketin borca batık olduğunun tespit edildiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kesin süre ara kararının mahkemeyi de bağlaması gerektiğini, bu kararın kazanılmış hak doğurduğunu, aynı konuda, 4. celsede aynı şekilde kesin süre verilerek ara karar oluşturulamayacağını, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve İİK 178 maddesi gereğince iflas kararı verilmesini istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İİK'nın 178/1. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin aciz halinde bulunması gerekli olduğu, İİK 178/3 maddesi uyarınca doğrudan iflasa karar verilebilmesi için yapılan haciz neticesinde borçlunun yarı mevcudunun elinden çıkması sureti ile kalanının muaccel ve vadesi bir yıl içerisinde dolacak olan borçlarının karşılamaması gerektiği, İİK'nın 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için de şirketin borca batık durumda olması zorunlu olduğu, davacı tarafça 2019-2020 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamelerinin bildirilmemiş olduğu, tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu ticari defterleri inceleme için ibraz edemediği, şirkete ait demirbaş, stok ve hammaddelerin nerede olduğuna ilişkin kabul edilebilir ve inandırıcı bir açıklamada bulunulmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde ; istinaf dilekçeside ileri sürdüğü gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, doğrudan iflas istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ve 370 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 ve 179 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20.09.2023 tarih ve 2023/2419 Esas 2023/2858 Karar sayılı İlamı)
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, İİK'nın 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olmasının zorunlu olmasına, talep eden şirketin aktifinde bulunan bir kısım motor ve botların kayıp olduğu, bir kısmının üçüncü kişinin elinde olduğu ve teslim alınmasının mümkün olmadığı, bu malların fiili ve hukuki olarak mülkiyetlerinin sona erdiğine, şirketin borca batık olduğuna ilişkin iddiaların talep eden şirket tarafından kesin delillerle ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, talep eden şirket vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/05/2023 tarih ve 2022/354 Esas 2023/324 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 269,85.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95.TL harcın talep eden şirketten alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan talep eden şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın Dairemizce talep eden şirket vekiline tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve İİK'nun 308/a maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 19/10/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.