Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/897
2024/2212
3 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/897
KARAR NO : 2024/2212
KARAR TARİHİ : 03/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/03/2021
NUMARASI : 2019/808 Esas 2021/238 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 03/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/12/2024
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunun, davalının muhtelif tarihli faturalar ve cari hesap çalışmasından kaynaklanan bakiye 142.106,09-TL borcunun olduğunu, talep edilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle İzmir 23. İcra Dairesinin 2019/11568 Esas sayılı dosyası icra takibi başlattıklarını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete sattığı kutular içinde müvekkili firma için özel üretilmiş kimyasal maddeler olduğunu, üzerinde 35 kg yazan bidonlar halinde yetkili olmayan personele teslim edildiğini ancak daha sonra yapılan inceleme 35 kg ürün olmadığını, ürünün ağırlığı ile niteliğinin farklı olduğunu, ürünlerin eksik ve ayıplı olduğunu, bu hususların laboratuvar analiz sonuçları ve tanık beyanıyla da ortaya konulacağını, durumun davacıya bildirildiğini, mağduriyetin giderilmesinin istendiğini ancak davacı tarafından alacağın tahsili için takibe geçildiğini belirterek davanın reddine ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2019/10402 Dosya 2019/102552 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir 23. İcra Dairesinin 2019/11568 Esas sayılı icra dosyası, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve sevk irsaliyeleri, davacı şirkete ve davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, talimat aracılığıyla alınan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 16/11/2020 tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 14/01/2021 tarihli raporu, tanık beyanı ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasındaki alım satım işlerine dair ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen irsaliyeli faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili taleplerine ilişkin olduğu, İzmir 23. İcra Dairesinin 2019/11568 Esas sayılı dosyasında alacaklının davacı .... Şirketi olduğu, borçlunun davalı ... Ticaret Limited Şirketi olduğu, davacı vekilinin davalı şirket aleyhine 142.106,09-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, talimat mahkemesi aracılığıyla tanzim edilen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 16/11/2020 havale tarihli raporunda taraflar arasında yazılı olmayan bir sözleşme kapsamında alım alım satımına dair ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişkinin davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan kimyasal madde satışından kaynaklandığını, sevk irsaliyelerinden anlaşılacağı üzere taraflar arasında kararlaştırılan kimyasal ürün satışına ait malların davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edildiği, kantar fişi içeriğinden tespit edildiği üzere sevk edilen ürün miktarının ambalajı dahil 25.200 ton ağırlığında olduğunu ve sevk irsaliyelerindeki toplam tonajla uyuştuğunu, mal satışına ait faturanın davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlara davalı şirket adına borç olarak kaydedilmiş olduğunu, taraflar arasındaki alış veriş ilişkisi çerçevesinde davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 142.085,323-TL alacaklı olduğunu mütalaa ettiği, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 14/01/2021 havale tarihli raporunda taraflar arasında mal alım satımına dair ticari ilişki bulunduğunu, 26/08/2019 tarihi itibariyle davalının davacıya 142.106,09-TL borcu olduğunu mütalaa ettiği, davalı vekili tarafından, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen kimyasal ürünlerde ürünlerin taşıması gereken standartları sağlamadığı için gizli ayıp bulunduğundan bahisle dava konusu fatura içeriğinde yer alan bedelin davalı şirketten talep edilmesinin hukuka aykırı olduğu beyan edilmiş ise de, davalı şirketin bahsi geçen ayıplardan dolayı davacı şirkete usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunduklarına ilişkin bir bilgi ve belge dosya muhteviyatına dahil edilmediği gibi, ayıp iddiası iş bu yargılama sırasında ileri sürülmüş olup, davacı tarafından gönderilen kimyasal ürünün ayıplı olduğu ve ayıbın giderilmesi talebine ilişkin herhangi bir ibare ve talebin dava açılmadan önce ve ayıp fark edildikten sonra davacıya usulüne uygun şekilde bildirilmediği, bu kapsamda davalı şirket tarafından davacıya usulüne uygun şekilde yapılmış bir ayıp ihbarından bahsedilemeyeceği, kaldı ki davalı şirketin ürünleri üzerinde işlem yapmak suretiyle kullandığı ve ürünlerin iddia olduğu kadarıyla ayıplı halleriyle kabul edildiği, davalı şirketin kabul ederek kullandığı ürünler açısından dava açılmadan önce ve ayıp fark edildikten sonra davacı şirketin bu ayıbı ihbar etmediği anlaşılmakla, taraflar, mahkememiz ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin denetimine uygun ve elverişli olarak düzenlendiği kanaatiyle bilirkişi raporları doğrultusunda davacının cari hesaptan ve faturalardan kaynaklı olarak davalıdan 142.106,09-TL alacağı olduğu sonucuna varılarak, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile;
"Açılan davanın KABULÜ İLE,
Davalı ... Şirketinin İzmir 23. İcra Dairesinin 2019/11568 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine İTİRAZININ İPTALİNE, İzmir 23. İcra Dairesinin 2019/11568 Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 142.106,09-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %18,25 oranında avans faiz uygulanmak suretiyle devamına,
Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 142.106,09-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ... Limited Şirketinden alınarak davacı ... Şirketine verilmesine,," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki asıl anlaşmazlığın ayıplı mal tesliminden kaynaklandığını, satışa konu ürünler analiz ettirildiklerinde olması gereken parametrelere uygun sonuçların çıkmadığını, 20.08.2019 tarihinde ...nın analiz sonuçları belli olunca durumun hemen telefonla ve mail ile whatsapp yazışmaları ile ... ve ... tarafından davacı firmaya iletilip bedelin tenkisinin istenildiğini, davacı yanın gerek 9.8.2019 tarihinde yapılan bildirimde, gerekse analiz sonrası bildirimlerde oyalama metodunu benimsediğini, başlangıçta davalı yetkilisinin isteğine sıcak baktıklarını, malı göndermelerine gerek olmadığını, faturayı değiştireceklerini, bedeli indireceklerini ifade edip beklettiklerini, daha sonra iade faturalarından da anlaşılacağı üzere iade faturası düzenlenmesinde mutabık kalındığını, ancak iade faturası düzenlenip gönderildikten sonra davacı yanın kötü niyetle tavır değiştirdiğini, bu çerçevede müvekkilinin davalı tarafça düzenlenen iade faturalarını kabul etmemeyi tercih ettiğini, son olarak da iade fatura gönderilmemesi için noter ihtarı çektiğini, bilirkişi raporunda satılan malın eksik ve kusuruna ilişkin hiçbir değerlendirmenin bulunmadığını, bilirkişi raporunda taraflar arasındaki asıl anlaşmazlık ayıplı mal teslimiyle ilgili hususların hiç irdelenmediğini, mallar üzerinde keşif yapılarak bilirkişi incelemesinin yaptırılması, teslim edilen mallarda ayıp olup olmadığının ve varsa ne tür bir ayıp tespit ettirilmesi, tespit edilen ayıba göre bedelin indirilmesi gerektiğinden alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı olarak yerel mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, satımdan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir.
TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.
Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:
a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır
Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.
b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.
Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.
c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.
Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.
Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.
d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır
e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır
f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır
Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.
Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir.
Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taraflar arasında kararlaştırılan kimyasal ürün satışına ait malın teslim tarihinde üzerinde ''Ürün kalitesine uygun tam ve eksiksiz teslim alınmıştır.'' ibaresinin bulunduğu sevk irsaliyesinin imzalanması suretiyle teslim edildiğinin, kantar fişi içeriğinden sevk edilen ürün miktarının ambalajı dahil 25.200 ton ağırlığında olduğu ve sevk irsaliyelerindeki toplam tonajla uyuştuğunun, mal satışına ait faturanın davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlara davalı şirket adına borç olarak kaydedilmiş olduğunun belirlenmesine, faturanın davalı kayıtlarında bulunup 25.090,88 TL tutarlı iade faturasının davacı tarafından iade edilmesine, süresinde ayıp ihbarının bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/03/2021 tarih, 2019/808 Esas ve 2021/238 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 9.707,27 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 2.426,82 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 7.280,45 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 03/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.