Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/2379
2024/2208
3 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/2379
KARAR NO : 2024/2208
KARAR TARİHİ : 03/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/10/2021
NUMARASI : 2021/203 Esas 2021/737 Karar
DAVANIN KONUSU : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 03/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/12/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sağlık hizmeti veren bir şirket olduğunu, hizmet binasını tamir ve tadilat yapma kararı aldıklarını, bu amaçla davalı firmadan zemin döşemelerini seramik yapmak için fiyat teklifi aldıklarını, ardından faturalarda görülen seramikleri ve seramiklerin uygulanmasında kullanılan bazı malzemeleri satın aldıklarını, bu malzemelere karşılık, davalı firma tarafından 11.112,36-TL bedelli fatura kesildiğini ve bu bedelin müvekkili şirket tarafından nakit olarak ödendiğini, ancak seramiklerin döşenmesi aşamasında bu seramiklerin verilen sipariş formuna ve kesilen faturaya göre olmadığını, ürünlerin ayıplı olduğunu fark ettiklerini, davalı firmaya başvurduklarını ancak kendilerine seramikleri değiştirmenin veya parasının iade edilmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, bunun üzerine İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/44 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını ve alınan bilirkişi raporunda davalı firmanın, müvekkili şirkete satmış olduğu seramiklerin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine davalıya ihtarname gönderildiğini ancak davalının cevap vermediğini ve zararlarını karşılamadığını beyan ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı firma tarafından müvekkili şirkete satılan ayıplı seramiklerden dolayı müvekkilinin uğramış olduğu zararların şimdilik 21.112,36-TL sinin davalı yandan tahsiline, alacağa temerrüt tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/44 D.İş sayılı kararı ile karşı yandan tahsil edilmesine karar verilen 532,80-TL tespit yargılama gideri ve 440,00-TL tespit vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine , bu bedellere dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin yetkililerinin, müvekkili şirketten ... AŞ'nin üreticisi olduğu seramik ürünü satın aldıklarını, faturada bildirilen ürünlerin tamamının davacıya teslim edildiğini, ürünlerin hatalı olduğu bahsi ile davacı şirket tarafından müvekkilinin arandığını, davacının şikayeti üzerine üretici firmanın teknik ekibinin davacı işyerine gittiğini, teknik ekibin yerinde gerekli inceleme ve ölçümleri yaptığını, üretimden kaynaklanan bir hata olmadığını ancak uygulama yapılmayan ürünlerden numune vermeleri halinde gerekli detaylı incelemeyi yapacaklarını ifade ettiklerini, davacı tarafın numune vermeyeceklerini beyan ettiğini ve bu durumun müvekkili şirkete bildirildiğini, davacı tarafından müvekkilinin yokluğunda İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/44.D İş sayılı dosyasında yapılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporuna müvekkilince itiraz edildiğini, bilirkişi raporundaki hususların eksik inceleme sonucu tespit edildiğini, davanın üretici ... AŞ' ne ihbar edilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın gönderdiği ihtarnameye cevap verdiklerini ve taleplerinin müvekkili tarafından ihtarname ile reddedildiğini, ayıplı mal iadesinin yapılabilmesi için davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri olduğu gibi müvekkiline iade etmesinin gerektiğini, ancak ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin uygulattığı gibi işyerinde kullanmaya devam etmekte olduğunu beyan ile fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve mesnetsiz yere açılan davanın reddine, avukatlık ücreti ile mahkeme masraflarının davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Davacı vekilinin Mahkememiz kararına karşı istinaf incelemesi talebinde bulunduğundan dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesinin 2018/2252 E. 2021/116 K.sayılı 21/01/2021 tarihli ilamı ile " tespit ve esas dosyada alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesi yerine yetersiz ve itiraza uğrayan rapora dayanılarak karar verilemeyeceğinden, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine iadesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hükmün kurulması gerekmiştir." gerekçesi ile Mahkememiz 2017/428 E. 2018/875 K.sayılı 20/092018 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmiş, karar kaldırma sonrası dosya mahkememiz 2021/203 Esasına kayıt edilerek yargılamaya bu numara üzerinden devam olunmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD kararı doğrultusunda mahkememizce dosya İnşaat Mühendisi bilirkişi ..., Seramik bilirkişisi Prof. Dr. ... ve Hesap bilirkişisi ...' na tevdii edilerek; İzmir 5.SHM' nin 2017/44 D.iş sayılı dosyasına sunulan rapor ile dosyada daha önce alınan raporlar arasında ki çelişki de giderilmek suretiyle tarafların iddia ve savunmaları, davaya konu seramiklerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise davacının davalıdan satılan seramiklerin bedelini, döşeme ustasına ödenen bedeli, ayrıca seramiklerin sökülmesi için harcanan bir bedel olup olmadığı, var ise miktarı hususlarında rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 02/08/2021 havale tarihli raporda özetle; Taraflar arasında, seramik satış sözleşmesinin bulunduğu,
13/02/2017 tarih- 373612 nolu KDV dahil 11.112.36 TL bedelli faturası ile dava konusu seramiklerin davacı adına fatura edildiği ve dava konusu seramiklerin davacıya 10/02/2017 tarihinde Seri A 441842 nolu sevk irsaliyesi ile teslim edildiği,
11.02.2017 tarihinde satıma konu malların ayıplı olduğuna dair, davacı şirket yetkilileri tarafından davalı satıcıya ihbarda bulunulduğunun davalının kabulünde olduğu,
İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/44 D. İş sayılı dosyasından davacı döşeme işçiliği ve uygulamada herhangi bir hata olmadığı, 1 mm lik artılar ve seviye takozları kullanılarak tekniğe uygun şekilde döşenmiş olduklarının tespit edildiği... ,
Mahkemece aldırılan bilirkişi heyet raporunda, numune bulunması halinde TS EN ISO 10545-2 yüzey düzgünlük testinin yapılması halinde TS EN14411 standardının şartlarının sağlayıp sağlamadığının tespit edilebileceğinin bildirildiği,
Dava konusu porselen döşemedeki hataların ve ayıpların , Gözlemsel olarak Fotoğraflarda yapılan incelemede ağırlıklı olarak Yapılan işçiliğe bağlı olduğu gibi bir kanaat oluştuğu, numune temin etme imkanı olmayan ve ancak laboratuvar ortamında üretim hatası olup olmadığının tespiti mümkün olabilecek hususlar için, davacı tarafından yaptırılan tespit raporunda gözle yapılan Üretim hatası tespitine Teknik olarak katılmanın mümkün olmadığı, Laboratuvar ortamında gerekli testlerin TSE Standartlarına göre yapılmadan üretim hatasından bahsedilemeyeceği, bu minvalde davanın seyrinde alınan İlk Heyet Raporuna aynen katıldıklarını ve malların ayıplı olduğunun tespitinin mümkün olmadığı,
Ancak Mahkemece, dava konusu malların ayıplı olduğu kanaatine varılması halinde,
11.112,36 TL seramik bedeli, 4.032,00 TL döşeme bedeli, 532,80 TL tespit masrafı, 440,00 TL tespit vekalet ücreti, 16.117,16 TL toplam alacak tespit edilebileceği,
Davacının, davalı satıcıya keşide ettiği İzmir 3. Noterliği'nin 4423 yevmiye numaralı 03/04/2017 tarihli ihtarnamesinin 04/04/2017 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, ilgili ihtarnamede 2 gün süre verilmiş olmakla, hesap edilen toplam 16.117,16 TL alacağın 07.04.2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilinin mümkün olup olmadığı hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller, istinaf kararı ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, davacı şirketin davalı şirketten satın aldığı ve döşediği seramiklerin ayıplı çıkması sebebiyle bedelinin ve zararının iadesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında seramik satış sözleşmesi akdedildiği, 13/02/2017 tarih- 373612 nolu KDV dahil 11.112.36 TL bedelli fatura ile dava konusu seramiklerin davacı adına fatura edildiği ve dava konusu seramiklerin davacıya 10/02/2017 tarihinde Seri A 441842 nolu sevk irsaliyesi ile teslim edildiği, davacı tarafça seramiklerin ayıplı olduğundan bahisle davalıya İzmir 3. Noterliği'nin 4423 yevmiye numaralı 03/04/2017 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, ihtardan sonuç alamayan davacı tarafça mahkememizde ayıplı seramiklerden dolayı uğramış olunan zararın tazmini talepli iş bu alacak davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf, davalı tarafça kendilerine satılan seramiklerin ayıplı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf da ürünlerde ayıp olmadığını, ürünlerin zemine uygulanmasında hata yapıldığını savunmuştur.
Davalı tarafça ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin bir itirazı ve def'i bulunmadığından ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kanaatine varılmıştır.
TBK nun 223. Maddesinde; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. " şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayımızda; davacı(alıcı), davalıya(satıcı) ürünlerin ayıplı olduğu yönünde ihtarname göndermiş, davalıda teknik ekibi göndererek incelemeler yaptırmış ancak üretim hatası bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davalının İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/44 D. İş sayılı dosyasında ürünler üzerinde yaptırılan tespitte bilirkişi ;her ne kadar üretim hataları olduğu, döşeme işçiliği ve uygulamada bir hata olmadığını belirtmiş ise de; gerek istinaf kaldırma kararından önce mahkememizce aldırılan heyet raporu gerekse de istinaf kaldırma kararından sonra alınan heyet raporları birlikte değerlendirildiğinde, seramiklerde üretim hataları olduğunun değerlendirilebilmesi için laboratuvar ortamında TSE standartlarına göre inceleme yapılmadan ayıptan bahsedilemeyeceği, dava tarihinde döşemede kullanılmış karoların ve aynı paketten çıkıp hiç kullanılmamış numunelerin TS EN ISO 10545-2 Boyut ve Yüzey Düzgünlüğü Testine tabi tutulması sonucu ayıplı olup olmadıklarının anlaşılacağının belirtildiği, dolayısıyla her iki bilirkişi heyeti raporunun birbirini teyit eder nitelikte olduğu, mahkememizce de bu raporlara itibar edilerek, davacı tarafça da ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin incelenmek üzere mahkememize sunulmaması nedeniyle davacının ayıp iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılarak davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 20.09.2018 tarih 2017/428 Esas, 2018/875 Karar sayılı ilamı ile İzmir 5.Sulh hukuk Mahkemesinden alınan ve davaya konu seramiklerin ayıplı olduğunu tespit eden rapora rağmen ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı ve seramikler üzerindeki ayıbın tespit edilmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiğini, istinaf başvuruları üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesinin 21.01.2021 tarih, 2018/2252 Esas ve 2021/116 Karar sayılı ilamı ile, tespit dosyasından alınan bilirkişi raporu ile iş bu dosyada alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmediği, yetersiz ve itiraza uğrayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilemeyeceği ve numune sağlanmamasının müeyyidesinin yalnızca davacı tarafa yüklenemeyeceği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırıldığını, ancak istinaf mahkemesi kararında belirtilen eksiklikler giderilmeden ve tespit dosyasından alınan rapor ile işbu dosyadan alınan rapor arasındaki çelişki giderilmeden numune sağlanamamasının tüm müeyyidesinin müvekkiline yükletilerek "ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin taraflarınca dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle" davalarının yeniden reddine karar verildiğini, verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 28.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda ayıp yönünden kesin bir görüş bildirilmemiş, yalnızca "seramikler üzerinde test yapmadan kesin bir şey söyleyemeyiz" denilmekle yetinildiğini, yani söz konusu seramikler ayıplı değildir diye bir şeyin söylenmediğini, ancak yerel mahkemenin yine tespit raporunu göz ardı ederek, olumlu veya olumsuz kesin bir şey söylemeyen 28.07.2021 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak davanın reddine karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyadaki fotoğraflar incelendiğinde seramiklerin bir kısmının iç bükey ve dış bükey olarak yuvarlak ve bombeli, pürüzlü, dalgalı olduğu, bazı seramiklerde ebatsal sorun olduğunun kabul edildiğini, ancak bu konuda kesin konuşmak için fotoğrafın yetmeyeceğini, laboratuarda test yapmanın gereklidir denildiğini, yani bilirkişi heyetinin de bir kısım seramiklerde ayıp olabileceğinin dolaylı olarak kabul ettiğini, bilirkişi heyetini bu dolaylı kabul görüşünü dikkatten kaçırmamanın gerektiğini, buna rağmen yerel mahkemece ayıp iddialarının ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olmasını hatalı olduğunu, oysa müvekkilinin henüz döşenmemiş seramikle üzerinde delil tespiti yaptırarak üzerinde düşen sorumluluğu zaten yerine getirdiğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı şirketin davalı şirketten satın aldığı ve döşediği seramiklerin ayıplı olduğu iddiasına dayalı zararının tazmini istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, birbirini destekleyen denetime elverişli bilirkişi heyeti raporları doğrultusunda karar verildiğinin, davacının ayıp iddiasını kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/10/2021 tarih, 2021/203 Esas ve 2021/737 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, ,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 03/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.