mahkeme 2021/2378 E. 2025/1185 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/2378

Karar No

2025/1185

Karar Tarihi

17 Haziran 2025

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/2378
KARAR NO : 2025/1185
KARAR TARİHİ : 17/06/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/10/2021
NUMARASI : 2017/606 Esas 2021/772 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
BAM KARAR TARİHİ : 17/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2025

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/06/2015 günü otobüs firmasına ait yolcuları terminalden şehir içindeki adreslere servis taşımacılığı yapan sürücü ....'in sevk va idaresindeki .... plakalı yolcu otobüsü ile ...sokak üzerinde bulunan otobüs firmasına ait yazıhanede yolcuları aracına bindirdiği, aracının kapısını kapatmadan ve yolcuların yerlerine oturmasını beklemeden seyir haline geçtiği sırada, araç içerisinde bir yakınını yolcu etmek için bulunan yolcu olmadığını iddia eden yakınını araca yerleştirince araçtan inmek için harekete geçtiği sırada sürücünün sağa doğru direksiyon manevrası yapmasıyla açık olar kapı girişinde bulunan ve dengesini kaybederek araç dışına düşen .....'ın yaralanmasıyla sonuçlanan yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği ve meydana gelen trafik kazasında yaya olarak bulunan müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, söz konusu kazanın İzmir 32, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2015/1161 esas, 2016/758 karar sayılı dosyası ile yargılamasının yapıldığını, ceza dosyasından alınan bilirkişi raporuna göre sürücü ....'in asli, yaya .....'nın ise tali kusurlu olduğunu, kusur durumunun yargılama safahatında alınacak bilirkişi raporu ile netlik kazanacağını, dava konusu trafik kazasına sebebiyet veren ....plakalı aracın kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesi bulunmadığı için davalarını ..na yönelttiklerini belirterek fazlaya ilişkin tüm dava ve tazminat talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yasaca yapılacak tüm indirimlerden sonra fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile 100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsili ile davacıya ödenmesine, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinda bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 26.04.2016 tarihinde Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik yapıldığı ve müvekkili kuruma dava açılmadan önce gerekli belgelerle başvuru yapılması şartı getirildiği, bu sebeple dava tarihinden önce başvuru yapıldığı, ancak gereken evrakların kurum tarafından istenilmesine rağmen eksikliklerin davacılarca tamamlanmadığı, bu sebeple başvuru şartı yerine getirilmeden ikame edilen işbu davanın reddinin gerektiği, müvekkili kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil kurumun zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve kazaya karışan aracın kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğu, maluliyet oranının kaza sonucu oluşan arazların kaza ile illiyetlerinin de tespit edilmek suretiyle belirlenmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacıya tahmil edilmesini talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...İzmir 32 ASCM'nin 2015/161 E. 2016/758 K. Sayılı ilamı, Karşıyaka Devlet Hastanesine yazılan müzekkere cevabı, davalı tarafa yazılan müzekkere cevabı, SGK'ya yazılan müzekkere cevabı, Trafik Tescil Şube Müdürlüğü yazılan müzekkere cevabı, Ege Üniversitesi ATK'nın maluliyete yönelik raporu, keşif zaptı ve keşif sonucu hazırlanan kusura ilişkin rapor, İstanbul ATK'nın maluliyete ilişkin raporları ve aktüer raporu dosyamız arasındadır.
İzmir 32. ASCM'nin 2015/161 E. 2016/758 K. Sayılı ilamının incelenmesinde; davaya konu trafik kazasından kaynaklı yapılan yargılama neticesinde dava dışı .....hakkında yapılan şikayetten vazgeçme nedeni ile davanın düşürülmesine karar verildiği ve hükmün 25/06/2016 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce davacı asilin geçici ve kalıcı iş göremezlik oranın ve süresinin tespiti yönünde 07/12/2017 tarihli duruşmada verilen ara karar gereği dosyanın Ege Üniversitesi ATK'ya sevkine karar verildiği, adı geçen ATK tarafında hazırlanan 25/01/2018 tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun incelenmesinde; Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirme neticesinde davacı asilin kalıcı maluliyetini oluşturacak bir arıza olmadığı ve ancak tıbbi iyileşme süresinin 2 ay olarak kabulünün mütalaa edildiği, adı geçen rapora karşı taraf vekillerince itiraz dilekçelerinin sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce kusur oranın tespiti yönünde mahallinde keşif kararı verilmekle trafik uzmanı bilirkişi eşliğinde mahallinde keşfin yapıldığı, keşif neticesi hazırlanan 05/04/2018 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür.Söz konusu raporun incelenmesinde dava dışı ...'in 6/8 oranında ve davacı yaya haldeki ....'nın 2/8 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiği adı geçen rapora karşı taraflarca herhangi bir itirazda bulunulmadığı görülmüştür.
Bu sefer Mahkememizce davacı tarafça maluliyete ilişkin rapora yapılan itiraz göz önüne alınmak sureti ile 26/04/2018 tarihli duruşmada verilen ara karar gereği dosyanın İstanbul ATK'ya sevki yönünde karar verilmiş adı geçen ATK tarafından dosyaya 16/05/2018 havale tarihli ön rapor sunulmakla bir kısım eksikliklerin ikmali talep edilmiş bu kapsamda eksikliklerin giderilmesi yönünde EGE Ünv. Tıp Fakültesine müzekkere ile sevk yönünde karar verilmiş ön rapordaki eksikliklerin giderildiği anlaşılmakla yeniden ATK'ya 26/07/2019 tarihli sevk evrakı ile dosya gönderilmekle adı geçen ATK tarafından hazırlanan 08/10/2019 tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun incelenmesinde; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacı aslin kalıcı maluliyet oranının % 3 olduğu ve tıbbi iyileşme süresinin 3 ay olarak kabulünün mütalaa edildiği, adı geçen rapora karşı taraf vekillerince itiraz yada beyanda bulunulmadığı görülmüştür.
Yukarıdaki raporlar göz önüne alınmak sureti ile dosya bu sefer 16/07/2020 tarihli duruşmada verilen ara karar ile aktüer bilirkişisine tevdine karar verilmiş ise de masraf yatmaması sebebi ile ara karar gereği yerine getirilememiş ve ancak Mahkememizce bu aşamada Anayasa Mahkemesinin 2019/40 E. ve 2020/40 K. Sayılı somut norm denetimi yolu ile iptal kararı göz önünde bulundurularak dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde davacı asilin maluliyetinin yapılan itirazlar göz önünde bulundurularak maluliyet tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre yeniden değerlendirilmesi yönündeki kanaat ile İstanbul ATK'ya gönderilmesi yönünde 26/01/2021 tarihli duruşmada ara karar kurulduğu bu ara karar neticesinde ATK tarafından hazırlanan 17/02/2021 tarihli raporun dosyaya sunulduğu görülmüştür. Söz konusu raporun incelenmesinde davacı asil yönünden maluliyetin % 60 oranına ulaşmamasından kaynaklı olarak maluliyetin Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü kaybı oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında değerlendirilerek önceden sunulan 08/10/2019 tarihli raporda varılan kanaate belirlenen maluliyete yönelik eklenecek yahut değiştirilecek bir husus olmadığının mütalaa edildiği, adı geçen rapora karşı davacı vekili tarafından itiraz dilekçesinin sunulduğu, davalı tarafça itiraz yada beyanda bulunulmadığı görülmüştür.
Mahkememizce dosya yeniden 01/04/2021 tarihli duruşmada verilen ara karar ile Anayasa Mahkemesi kararı ve güncel Yargıtay kararları göz önüne alınarak aynı tarihli duruşmada kaza tarihi itibari ile uygulanması gereken Maluliyet Yönetmeliği ve kusura ilişkin duruma dair önceki tespit göz önüne alınarak aktüer bilirkişisine tevdi edilmiş, aktüer bilirkişisi ..... tarafından hazırlanan 17/05/2021 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Bahse konu raporun incelenmesinde TRH 2010 tablosu kullanılarak ve % 10 artış % 10 iskonto esasına dayalı hesaplama, Mahkememizce benimsenen maluliyete ilişkin rapor ve yine Mahkememizce benimsenen kusura ilişkin rapor göz önüne alınarak davacı asilin sürekli iş göremezlik tazminat talebinin 29.841,44 TL olacağı ve geçici iş göremezlik tazminat talebinin ise 2.276,33 TL olacağı hususlarının mütalaa edildiği, adı geçen rapora karşı taraf vekillerince itiraz yada beyanda bulunulmadığı görülmüştür.
Davacı vekili tarafından sunulan 02/06/2021 tarihli değer artırım dilekçesi ile başlangıçta 100,00 TL olarak belirtilen geçici iş göremezlik tazminat talebinin 2.276,33 TL'ye, 100,00 TL olarak belirtilen kalıcı iş göremezlik tazminat talebinin ise 29.841,44 TL'ye artırıldığının talep edildiği toplam 32.117,77 TL maddi tazminatın davalının temerrüt tarihi olan 18/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilinin talep edildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun; 18/06/2015 tarihinde dava dışı .....sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı yolcu otobüsünün açık olan kapısından aşağıya düştüğü belirtilen Mahkememiz davacısının yaralanması ile oluşan trafik kazasından kaynaklı tarafların kusur durumlarının tespiti, davacının bu olaydan kaynaklı yaralanıp yaralanmadığı yine davacının bu olaydan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise oranın ve süresinin tespiti ile istem konusu edilen tazminat tutarlarının somut olay bakımından talep edilip edilmeyeceği, edilecekse davalının sorumlu olup oladığı, sorumlu ise miktarının tespitine esas olmak üzere geçici ve kalıcı iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde her ne kadar yukarıda da bahsedildiği üzere kamu davası şikayetten vazgeçme nedeni, ile düşme ile kesinleştiği ve ayrıca yukarıda bahsediliği üzere kusur yönünden Mahkememizce kazandırılan rapora taraflarca itirazda bulunulmamış ise de bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde dava dışı .....'in sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı servis otobüsünün ... ili, ... ilçesi; ... Mah. ... Sokak üzeri No: ... önü ... sokak istikametine doğru seyri sırasında ....Sokak içerisinde bulunan şehirler arası otobüs yazıhanesi karşısında yolcu alıp kapıları kapatmadan açık bir şekilde seyir halinde iken yakınlarının eşyasını otobüse yerleştirmek için o anda bahse konu araç içerisinde bulunan ve araçtan geri inmek isteyen Mahkememiz davacısının sözlü beyanı üzerine adı geçen dava dışı ..... tarafından servis aracının yol kenarına manevra yapılıp yaklaşılması sırasında dengesini kaybedip araçtan dışarı düşen davacının yaralanmasına esas teşkil eden trafik kazasının oluşumunda araç sürücüsü ....'nun 2918 sayılı yasanın 110/b maddesini ihlal ettiğinden ve olayın oluş şekli göz önünde bulundurulduğunda bu kazanın oluşumunda % 75 oranında asli derecede kusurlu olduğu, Mahkememiz davacısının ise açık olan kapıdan uzak kalmaya ve inmek istediği noktada araç durmadan açık kapıya yanaşmama kuralına özen göstermesi gerekirken bu özeni göstermediği ve olayın oluş şekli göz önüne alındığında kazanın oluşumunda % 25 oranında tali derecede kusurlu olduğuna Mahkememizce de kanaat getirilmesi neticesinde dosyaya kazandırılan 05/04/2018 havale tarihli keşif sonucu alınan rapor içeriği ve kanaat benimsenmekle hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiştir.
Yukarıda da bahsedildiği üzere her ne kadar davacı asilin maluliyeti yönünden dosyaya birden fazla rapor kazandırılmış ise de raporlar hakkında yapılan değerlendirme neticesinde davaya konu kazanın 18/06/2015 tarihinde meydana geldiği göz önüne alındığında maluliyet yönünden yapılacak değerlendirmenin kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında oluşturulması gerektiği anlaşılarak kazandırılan 25/01/2018 tarihli raporun hükme esas alınamayacağı kanaatine varılmış, yine yukarıda belirtildiği üzere İstanbul ATK'da bu kapsamda az önce bahsedilen yönetmelik kapsamında dosyaya rapor kazandırılmış ve yine daha sonra yukarıda bahsedilen Anayasa Mahkemesi kararı ve bu karar sırasında ortaya çıkan üst derece yargı kararlarında uygulanması gereken yönetmeliğin Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği olduğu yönünde söz konusu davaya konu emsal yargılamalarda karar alındığı görülmekle Mahkememizce de herhangi bir hak kaybına mahal vermemek adınaMaluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği kapsamında dosyaya 09/03/2021 havale tarihli rapor kazandırılmış ise de yargılamanın devamı sırasındaki güncel Yargıtay kararları ve emsal alınması gerektiği kanaatine varılan Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının bahse konu Anayasa Mahkemesi kararı neticesinde ortaya çıkan belirsiz durumun giderilmesi yönünde istikrar kazanan kararları göz önüne alınarak dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken yönetmeliğin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik olduğu kanaati ile ve bu kapsam da dosyaya kazandırılan 08/10/2019 havale tarihli İstanbul ATK tarafından hazırlanan raporun ayrıca taraflarca herhangi bir beyan yada itiraz da da bulunulmadığı hususu da göz önüne alınarak hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaati ile somut olay bakımından davacı asilin söz konusu kazadan kaynaklı yaralandığı ve yaralanmasının kendisinde % 3 oranında kalıcı maluliyetine ve tıbbi iyileşme süresinin de olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayacağı yani geçici iş göremezlik süresinin 3 ay olarak kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Her ne kadar dosyaya kazandırılan aktüer raporuna taraflarca herhangi bir itiraz yada beyan dilekçesi sunulmamış ise de söz konusu raporun hem kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken yönetmelikte belirlenen oran ve süre göz önüne alınarak hem de güncel Yargıtay kararlarında da bahsedildiği üzere hesaplamada kullanılan yöntemin uygun olduğu ayrıca raporun alanında uzman bir bilirkişi tarafından hazırlandığı ve hesaplama yöntemine esas inceleme, değerlendirme ve hesaplamaların yerinde ve isabetli olduğu göz önüne alınarak raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde yukarıda oluş şekli belirtilen trafik kazasının oluşumunda Mahkememiz davacısının % 25 oranında, dava dışı .....'in ise % 75 oranında kusurlu olduğu, ... tarafından sevk ve idare edilen ....plaka sayılı aracın kaza tarihini kapsar biçimde ZMMS poliçesinin olmadığı, bu kazadan kaynaklı olarak davacı asilin yine yukarıda belirtildiği üzere % 3 oranında kalıcı maluliyete uğradığı ve ayrıca kaza tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici maluliyete uğradığı, kaza ile davacı asil nezdinde oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunduğu ve dava dışı ....'nun eyleminin hukuka aykırı olduğu göz önüne alındığında davacı asil nezdinde haksız fiilin tüm koşullarının gerçekleştiği, davacı asil nezdinde oluşan bu durum neticesi yine yukarıda belirtildiği üzere geçici ve kalıcı iş göremezlik zararın giderilmesine yönelik toplam 32.17,77 TL maddi tazminat alacağının oluştuğu bu alacaktan davalının sorumlu olduğu ve sorumluluğun yasal limit içerisinde kaldığı görülmekle açılı davanın kabulü ile 18/06/2015 tarihinde meydana gelen ve davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasından kaynaklanan 29.841,44 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 2.276,33 TL geçici iş göremezlik tazminat toplamı olan 32.117,77 TL maddi tazminatın davalının temerrüt tarihi olarak takdir edilen 19/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklindeki gerekçe ile;" Davanın KABULÜ ile; 18/06/2015 tarihinde meydana gelen ve davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasından kaynaklanan 29.841,44 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 2.276,33 TL geçici iş göremezlik tazminat toplamı olan 32.117,77 TL maddi tazminatın davalının temerrüt tarihi olarak takdir edilen 19/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 26.04.2016 tarihinde 29695 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan 6704 Sayılı Torba Kanun'un 5. maddesiyle 2918 Sayılı Kanunun 97’inci maddesinin değiştirildiğini, yapılan bu değişiklikle kanunun yürürlük tarihinden sonra açılan tüm davalarda ve yapılan tüm icra takiplerinde hak sahibinin öncelikle yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevap alınamaması veya verilen cevabın talebi karşılamaması durumunda hak sahibinin dava açma veya tahkime başvurma hakkı doğduğunu, davacı tarafından dava tarihinden önce gerekli belgelerle müvekkili kuruma başvuru şartı yerine getirilmeden ikame edilen işbu davanın, dava tarihi göz önüne alınarak usulden reddi gerekirken kabulü hatalı olduğunu, müvekkili kurumun, vazgeçilen talep ve zararlardan sorumlu tutulamayacağını, davacının vazgeçme nedeninin uzlaşma ise CMK m.253/19 soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacak, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağını, bu kapsamda davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, kararın kaldırılmasını ve yeniden inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kaza nedeniyle davacının bir maluliyetinin oluşmadığının tespit edildiğini, daha sonra alınan 08.11.2019 tarihli raporda ise, davacının maluliyet oranının %3 olduğunun tespit edildiğini, raporlar arasında bu çelişki giderilmeden kurulan hükmün eksik incelemeye dayanmakta olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılmasının gerektiğini, geçici iş göremezlik dönemi tazminat hesabına dahil edilmemesi gerektiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.6.k maddesi gereğince geçici iş görmezlik ve bakıcı gideri taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, ZMSS Genel Şartları A.2. maddesinin ( D ) bendinde tanımlanan zarar kavramı içerisinde geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı düzenlenmediğini, ayrıca A.5. maddesinde kapsama giren teminat türleri arasında geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderleri yer almadığını, bu sebeple geçici iş görmezlik ve bakıcı gideri taleplerinin reddi gerektiğini, davacının SGK'den ödeme alıp almadığı araştırılmadığını, SGK'den ödeme alınıp alınmadığının araştırılmasını gerektiğini,
kaldı ki, davacının ev hanımı olduğu dosya kapsamında sabit olduğunu, Genel Şartların A.5.b, A.6.o, A.6.k maddeleri kapsamında davacının gelir getiren bir işte çalışmadığı ve geçici işgöremezlik zararının söz konusu olmadığı kabul edilerek de talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, bu sebeple bu yöndeki taleplerin reddi gerekirken kabulü hatalı olduğunu, yeniden incelemeyi gerektirdiğini, müvekkili kurum aleyhine ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini, bu sebeple de karar hatalı olup yeniden incelemeyi gerektirdiğini, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/606 Esas, 2021/772 Karar ve 12.10.2021 tarihli kararı hakkında “istinaf taleplerinin kabulüne” karar verilerek istinaf incelemesi neticesinde "kararın kaldırılmasını" ve talepleri doğrultusunda inceleme yapılarak yeniden hüküm kurulmasını ve icranın durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; Trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın kabulü ile; 18/06/2015 tarihinde meydana gelen ve davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasından kaynaklanan 29.841,44 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 2.276,33 TL geçici iş göremezlik tazminat toplamı olan 32.117,77 TL maddi tazminatın davalının temerrüt tarihi olarak takdir edilen 19/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında Ege Üniversitesi Adli Sağlık Kurulundan alınan 25/01/2018 tarihli raporuna göre; Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirme neticesinde davacı asilin kalıcı maluliyetini oluşturacak bir arıza olmadığı ve ancak tıbbi iyileşme süresinin 2 ay olduğu bildirilmiştir.
Yine İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08/10/2019 tarihli raporda ise; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında yapılan inceleme neticesinde, davacı asilin kalıcı maluliyet oranının % 3 olduğu ve tıbbi iyileşme süresinin 3 ay olarak kabulünün gerektiği bildirilmiştir.
Yine ilk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında ... bilirkişiden alınan 07.05.2021 tarihli raporda ;TRH 2010 yaşam tablosuna göre, %10 artış, %10 iskonto esasına ve davacının mesleği ve kazancına ilişkin olarak dosyada bilgi bulunmadığından asgari ücret üzerinden ve davacı için %25 kusur durumuna göre yapılan hesaplama gereğince, davacının 29.841,44 TL sürekli iş göremezlik, 2.276,33 TL geçici iş göremezlik tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığı ve ilk derece mahkemesince de bu rapor esas alınarak esas hakkında karar verildiği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından hernekadar davacının maluliyetine ilişkin olarak alınan her iki rapor arasında çelişki bulunduğu ve bu çelişki giderilmeden esas hakkında karar verildiği istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de; dava konusu somut olayda kaza tarihinin 18.06.2015 olduğu, bu nedenle davacının maluliyetinin tespiti açısından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin esas alınmasının gerektiği, İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08/10/2019 tarihli raporda da doğru olarak bu yönetmelik hükümlerinin esas alındığı, Ege Üniversitesi Adli Sağlık Kurulunca düzenlenen 25/01/2018 tarihli raporda ise kaza tarihi itibarıyla somut olaya uygun olmayan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin esas alındığı, bu nedenle raporlara esas yönetmeliklerin farklı olması nedeni ile esasen raporlar arasında çelişki bulunduğunun söylenemeyeceği gözetildiğinde ilk derece mahkemesince İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08/10/2019 tarihli raporun esas alınarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi hükme esas alınan iş bu rapor davalı vekiline 07.02.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen itiraz dilekçesi de sunulmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Dosya içerisinde bir sureti bulunan İzmir 32. ASCM'nin 2015/161 E. 2016/758 K. sayılı ilamının incelenmesinden; davaya konu trafik kazasından kaynaklı yapılan yargılama neticesinde sanık .... hakkında yapılan şikayetten vazgeçme nedeni ile davanın düşürülmesine karar verildiği ve hükmün 25/06/2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2023/8769 Esas, 2025/5467 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ".... CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair kural, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde Mahkeme, şu tespitlere yer vermiştir: "Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez.".
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14/11/2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" ibaresi eklenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmesi zorunluluğu doğmuştur.
Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir...." Bu durumda Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yukarıda belirtilen karar içeriği dikkate alındığında davalı vekilinin ceza davasındaki şikayetten davacının vazgeçmesi nedeni ile CMK 253/19 maddesi gereğince tazminat davası açılamayacağı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2511 E., 2021/2452 K sayılı kararında belirtildiği üzere "... 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup kazanç kaybı da tazmini gereken zararlardandır (aynı yönde düzenleme, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46. maddesinde de benimsenmiştir). Anılan yasal düzenlemeyle, sadece çalışma gücündeki sürekli ve kalıcı kayıp halinde değil, belirli süreli kayıp halinde oluşan zararın da tazmininin gerektiği açıkça kabul edilmiştir.
Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği geçici işgöremezlik zararının, sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesinin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54.maddesi ile KTK'nın 98.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine ait olduğundan, davacı için hesap edilen geçici işgöremezlik tazminatının da hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.." şeklinde gerekçeye yer verildiğinden davalı vekilinin ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan geçici işgöremezlikten davalının sorumlu olmadığı yönündeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2021 tarih, 2017/606 Esas ve 2021/772 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 2.193,97 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL ve 51,00 TL olmak üzere toplam 110,3‬0 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 2.083,67 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 17/06/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim