mahkeme 2021/2374 E. 2025/1184 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/2374

Karar No

2025/1184

Karar Tarihi

17 Haziran 2025

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/2374
KARAR NO : 2025/1184
KARAR TARİHİ : 17/06/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2021
NUMARASI : 2020/567 Esas 2021/548 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 17/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2025

Davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; İdarelerinin yüklenicisi olan davalıların işçisi .... tarafından davacı ve davalılar aleyhine İzmir 4. İş Mahkemesi'nin 2015/165 esas sayılı dosyası ile açılan işçilik alacaklarına ilişkin davada, mahkemenin 2016/638 karar sayılı ilamı ile 5.635,45 TL kıdem tazminatının, 3.459,12 TL ihbar tazminatının, 1.794,24TL yıllık izin ücretinin davacı ve davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verdiği ve kararın kesinleştiği, .... tarafından Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1911 Esas sayılı dosyası ile ilama bağlı alacakların talep edildiği, davacı tarafından icra dosyasına 20.07.2020 tarihinde 19.696,32 TL dosya borcundan idare vekalet ücreti ve işlemiş faizi mahsup edilerek 17.329,32 TL ödendiği, söz konusu bedelin tahsili için davacı İdare tarafindan İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5675 Esas sayılı dosyası ile davalı borçlular aleyhinde icra takibi başlattiği, davalı borçluların itirazı üzerine takibin durduğundan bahisle davalıların itirazının iptaline, %20 icra inkar tazminatın davalılardan tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... Ltd. Şti ve Davalı ..... Ltd. Şti vekilleri tarafından sunulan cevap dilekçesinde ; Davacı idarenin muvazaalı olarak çalıştırdığı işçiler ile ilgili ödemiş olduğu miktarı müvekkili firmalardan istemesinin haksız zenginleşmeye yönelik bir talep olduğu, davalı firmaların, davacı nezdinde yapmış oldukları işin alt taşeronluk görünümünde olduğu, ancak gerçekte muvazaalı bir iş olduğu, alt taşeronların ....'nun bordrolama işini yaptıkları, bunun dışında herhangi bir fonksiyonlarının olmadığı, birden fazla alt taşeron değişmesine rağmen asıl işveren görüntüsündek.....'nun değişmediği, bu kapsamda taraflar arasındaki muvaaza durumunun mahkemece araştırılmasının gerektiği, davacının bu kapsam altında ödemiş olduğu işçilik ücretinin kendi sorumluğu altında olduğu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Mahkememizce celp edilen İzmir 4. İş Mahkemesinin 2015/165 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Dava tarihinin 25.01.2017 olduğu, Davacının ...., Davalıların .... Tic Ltd Şti,...Ltd Şti, ....Ltd Şti ve... olduğu, dosyaya ilişkin 28.12.2016 tarihli 2016/638 Karar sayılı Kararında kısmen kabul kısmen red kararı verildiği, kararın istinaf edildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2018 / 512 Esas, 17.12.2018 tarih 2018 / 2097 Karar sayılı İstinaf kararı ile Davalılar ...., ....Tic. Ltd. Şti ve.... Tic. Ltd. Şti'nin istinaf başvurularının reddedilmesi suretiyle yerel mahkeme kararının kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
İzmir 4. İş Mahkemesinin 2015/165 Esas-2016/638 K. Sayılı ve 28/12/2016 tarihli kararı nedeniyle Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2020/1911 Esas sayılı dosyası ile talep yapıldığı, söz konusu takibe istinaden Davalı.... tarafından ödeme yapıldığı ve yapılan ödemeye ilişkin bedelin İzmir 19. İcra Dairesinin 2020 / 5675 Esas sayılı dosyasından 22.07.2020 tarihli ilamsız icra talebiyle diğer Davalılar ....Ltd. Şti ve .... Ltd. Şti'nden talep edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davalılar ..... Ltd. Şti ve .... Ltd. Şti tarafından İzmir 19. İcra Diresi Müdürlüğüne 2020 / 5675 Esas sayılı Dosyaya verilen 29.07.2020 tarihli dilekçe ile, borç, işlemiş faiz ve faiz oranı yönünden itirazda bulunulduğu, borca ilişkin zaman aşımı itirazında bulunulduğu, borcun asıl işverene ait olduğu, Davacının rücuen alacak hakkının bulunmadığı belirtilmiş, icra takibine itiraz edildiği, fahiş ve mükerrer takip açıldığı belirtilerek Karşıyaka 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/210 Esas sayılı dosyası üzerinden karar beklenilmeksizin ödeme yapıldığı, tüm sorumluluğun itiraz etmeyip ödeme yapanda olduğu belirtilmiş ve işlemin durdurulmasının talep edildiği, söz konusu dilekçeye istinaden İzmir 19. İcra Dairesinin 03.08.2020 tarihli Karar Tensip Tutanağı ile takibin durdrurulmasına karar verilmiş olduğu, bunun üzerine Davacı .... tarafından iş bu itirazın iptali davası açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Dosya uyuşmazlık konuları ve alacak miktarı bakımından inceleme yapılmak üzere bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi ....'ın ayrıntılı gerekçeli raporunda; Davacı İdarenin (asıl/üst işveren olarak) yüklenici alt işverenlerin dava dışı işçisi .......için mahkeme kararına istinaden kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, bu alacakların faizleri ve yargılama giderleri için Davacı tarafından 20.07.2020 tarihinde ödendiği belirtilip talep edilen toplam 17.329,32 TL'nin Davalı alt işverenlerden talep edilmekte olduğu, Davalı yüklenicilerin (alt işverenlerin) yasal mevzuat ve taraflar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmelerinde, Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın bu konuyu emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş oldgu, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlü olduğu, Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olduğu belirtilerek, tüm işçilik alacaklarından yüklenicilerin sorumlu olacağı hüküm altına alınmış olması, taraflar arasındaki sözleşme ve şartnamelerde tazminat ve işçilik alacaklarından asıl İşverenin sorumlu olacağına ilişkin hükümlerin bulunmaması nedeniyle Davalı İdarece işçilerine ödenen kıdem tazminatı ödemesi, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı ve fer'ilerinden sorumlu olduğu, yasal mevzuat gereği ihbar tazminatı ve yıllık izin alacağı ücretinden son yüklenicinin sorumlu olduğu, Davalı ve diğer alt işerenlerin kendilerinin yüklenici olmadıkları dönemlere ilişkin olarak müşterek ve müteselsilen sorumluluklarının olmadığı dikkate alınarak Davacının işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedel ve fer'ilerini talep etme hakkının bulunması nedeniyle yüklenicilerin (alt işveren) sorumluluk tutarlarının (Varsa Takip/İcra giderleri hariç); Dava dışı ..... Ltd. Şti. 'nin sorumlu olduğu miktarın 1.165,56 TL, davalı ... Ltd. Şti'nin sorumlu olduğu tutarın 899,56 TL olduğu, davalı .... Ltd Şti'nin sorumlu olduğu tutarın 15.264,20 TL , toplam tutarın ise 17.329,32 TL olduğu, Davanın 7166 sayılı Kanun'un iptalinden sonra açılması nedeniyle bu sorumluluk hesaplamasında söz konusu Kanuna göre değerlendirme yapılmasına imkan bulunmadığı, davalıların İşçi tarafından açılan alacak davasının müşterek ve müteselsil sorumlu davalıların olduğu dikkate alınarak, Davacı ....'nün dava dışı işçiye ödemek zorunda kaldığı tutarlardan Davalıların sorumlu olduğu tutarlar kadar kısmı için bu tutarların İcra Dairesi dosyasına ödendiği 20.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal/ticari faizi uygulanmasının takdirinin mahkemeye ait olduğu, dava dosyasında mükerrer takip yapıldığına ilişkin belge bulunmadığından bu konuda yapılacak değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava; İİK nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı idarenin dava dışı işçi için icra dairesine ödenen tutarın davalı şirketlere rücu edip edemeyeceği, davalıların bu kapsamda davacı idareye borcu olup olmadığının tespiti ile davacı idarenin davalılar aleyhine icra takibi yapmakta haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmakla, mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre ; Davacı İdarenin (asıl/üst işveren olarak) yüklenici alt işverenlerin dava dışı işçisi .... için mahkeme kararına istinaden kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, bu alacakların faizleri ve yargılama giderleri için Davacı tarafından 20.07.2020 tarihinde ödendiği belirtilip talep edilen toplam 17.329,32 TL'nin Davalı alt işverenlerden talep edilmekte olduğu, Davalı yüklenicilerin (alt işverenlerin) yasal mevzuat ve taraflar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmelerinde, Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın bu konuyu emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş oldgu, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlü olduğu, Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olduğu belirtilerek, tüm işçilik alacaklarından yüklenicilerin sorumlu olacağı hüküm altına alınmış olması, taraflar arasındaki sözleşme ve şartnamelerde tazminat ve işçilik alacaklarından asıl İşverenin sorumlu olacağına ilişkin hükümlerin bulunmaması nedeniyle Davalı İdarece işçilerine ödenen kıdem tazminatı ödemesi, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı ve fer'ilerinden sorumlu olduğu, yasal mevzuat gereği ihbar tazminatı ve yıllık izin alacağı ücretinden son yüklenicinin sorumlu olduğu, Davalı ve diğer alt işerenlerin kendilerinin yüklenici olmadıkları dönemlere ilişkin olarak müşterek ve müteselsilen sorumluluklarının olmadığı dikkate alınarak davacının işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedel ve fer'ilerini talep etme hakkının bulunması nedeniyle yüklenicilerin (alt işveren) sorumluluk tutarlarının (Varsa Takip/İcra giderleri hariç); Dava dışı .....Ltd. Şti. 'nin sorumlu olduğu miktarın 1.165,56 TL, davalı .... Ltd. Şti'nin sorumlu olduğu tutarın 899,56 TL olduğu, davalı .... Ltd Şti'nin sorumlu olduğu tutarın 15.264,20 TL , toplam tutarın ise 17.329,32 TL olduğu ve netice olarak davacı tarafın davalı .....Ltd.Şti'nden 15.264,20 TL ve davalı .....Tic.Ltd.Şti'nden ise 899,56 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne Asıl alacak likit olarak belirli olmadığından ve her bir borçlu için ayrı ayrı borç belirtilip takip yapılmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " şeklindeki gerekçe ile;"Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; Davalı .....Ltd.Şti için yapılan 19.İcra Müdürlüğü'nün 2020/5675 Esas sayılı dosyasında asıl alacak 15.264,20 TL nin takip tarihinden itibaren yasal faiziyle TAKİBİN BU MİKTAR VE KISIMLAR BAKIMINDAN DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Davalı .....Ltd.Şti bakımından ise aynı icra dosyasında asıl alacak 899,56 TL nin takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle TAKİBİN DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Asıl alacak likit olarak belirli olmadığından ve her bir borçlu için ayrı ayrı borç belirtilip takip yapılmadığından icra inkar tazminat talebinin REDDİNE," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunmasına rağmen yerel mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, kararın bu yönü ile hukuka aykırı olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, açılan davanın işçilik alacağından kaynaklanmakta olup bu nedenle görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olmasına rağmen yerel mahkemece bu itirazlarının kabul edilmeyerek davanın görüldüğünü, davaya konu çalışan .....'in ....çalışanı olduğunu, müvekkili şirketlerin oluşturduğu adi ortaklığın ise.... tarafından ihale edilen hizmet alım ve makine techizat teminine yönelik olduğunu, müvekkili şirketten önce yine..... bünyesinde istihdam edildiğini, bu nedenle kendi muvazaalı işlemine dayanarak müvekkilden rücuen alacak talebinde bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu edilen alacak kalemlerine yönelik sorumluluğu bulunmadığını, husumet yokluğu nedeni ile mevcut davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, müvekkiline rücu hakkı bulunmadığını, kıdem tazminatı ödemeleri yönünden alt işverene rücu edebilmek için taraflar arasında imzalanan sözleşmede açık hüküm arandığını, kanun koyucunun iradesi, taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunması halinde işçilik alacaklarının asıl işverence rucu edilebileceği yönünde olduğunu, bu yöndeki tüm itirazlara rağmen mahkemece ödenen tüm bedel müvekkilinin davalılardan talep edildiğini, kararın bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili davalıların işçilik alacaklarından sorumlu olmadıklarını izah etmelerine rağmen, bir an için sorumluluğunun var olduğunun kabulü halinde ise, bu alacakların tamamından müvekkili davalıların sorumlu tutulamayacağını, davacının, mükerrer açılan icra takibine ödeme yaptığını, mahkemece lehlerine vekalet ücreti takdirinin eksik olduğunu, söz konusu davanın kısmen kabul edilmiş olup her bir davalı yönünden sorumluluklar kısmi olup reddedilen tutar yönünden daha yüksek vekalet ücreti tayini gerekirken kararda yer alan tutarda eksik vekalet cüreti tayini hukuka aykırı olduğunu, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.10.2021 Tarih, 2020/567 E. ve 2021/548 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının istinaf incelemesi ile ortadan kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılamada davacının taleplerinin esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde"Davacının davasının kısmen kabulü ile; Davalı .....Ltd.Şti açısından davaya konu19.İcra Müdürlüğü'nün 2020/5675 Esas sayılı dosyasında asıl alacak tutarı olan 15.264,20 TL' nin takip tarihinden itibaren yasal faiziyle takibin bu miktar ve kısımlar bakımından devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davalı .....Ltd.Şti bakımından ise, aynı icra dosyasında asıl alacak 899,56 TL 'nin takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak likit olarak belirli olmadığından ve her bir borçlu için ayrı ayrı borç belirtilip takip yapılmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir.
İş bu karar davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesine göre; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerin sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanunudan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Taraflar arasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenler ile müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olduğundan alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise, İş Hukuku değil, Türk Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku hükümleri esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim TBK’nın 167. (mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan davalı borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Hemen belirtmek gerekir ki; müteselsil borçlular arasında aksi yönde bir kararlaştırmanın bulunmaması halinde, kural olarak borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu iseler de, bu kuralın istisnalarının da bulunduğu, TBK'nın 167. (mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen "...veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça" şeklindeki ifadeden açıkça anlaşılmaktadır. Gerçekten de, müteselsil borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, aksine bir anlaşma olmasa dahi müteselsil borçluların, alacaklıya yapılan ifadan eşit oranda sorumlu olmamalarını, tam aksine müteselsil borçlulardan birinin borcun tamamından sorumlu olmasını gerektirebilir.
Öte yandan; asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalıştığı her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından ilgili alt işveren sorumlu olacağından, alt işverenlerin sorumlulukları da sadece kendi dönemleri ile sınırlı olmalıdır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup asıl işveren tarafından yapılan ödeme, iş mahkemesi ilamına dayalı ise, alt işverenlere karşı açılan rücuen alacak davasında da, iş mahkemesi ilamındaki hesaplamalar dikkate alınmalıdır. Ne var ki, asıl işveren ve alt işveren arasındaki rücuen alacak davası, sözleşmeden doğan borç ilişkisinden (hizmet sözleşmesi) kaynaklandığından, bu uyuşmazlığın, İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle İş Hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler, rücu davalarında hükme esas alınamaz (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 03/12/2015 tarih ve 2014/38758 Esas, 2015/35433 Karar sayılı emsal ilamı).
Alt işveren yükleniciler, asıl işverene karşı kıdem tazminatından işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları gibi, hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan da yine işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Alt işverenin, "son işveren" olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla beraber, feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatı ile (sözleşmenin feshi ile kullanılmayan yıllık izinler ücrete dönüşeceğinden) yıllık izin ücretinden ise, diğer alt işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile asıl işveren, dava dışı işçiye ödediği ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretlerini ancak son işverenden talep edebilir. Asıl işveren, bunun dışındaki diğer tüm işçilik alacaklarını ise, işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olmak üzere alt işverenlerden talep edebilir. Yine asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlara ilişkin ödemeleri de aynı şekilde kendi dönemleri ile sorumlu oldukları oranda yüklenicilerden rücuen tahsilini talep edebilir.
Asıl işveren ve alt işverenler arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde, işçilik alacakları nedeniyle tarafların müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin bir kararlaştırmanın bulunmaması halinde; İş Kanunu gereğince işçilik alacaklarını ödemek zorunda kalan asıl işverenler tarafından alt işverenler (yükleniciler) aleyhine açılan rücu davalarında, ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadıkları gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin bir kanun hükmü de bulunmamaktadır. Bu nedenle açılacak davalarda (alacak, menfi tespit, itirazın iptali vs.) her bir davalı aleyhine ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2021 tarihli, 2021/1763 Esas, 2021/2455 Karar; 06/12/2021 tarihli, 2021/2215 Esas, 2021/1999 Karar sayılı kararları ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin aynı yöndeki kararlarında da belirtildiği üzere;
"Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş, yüklenicinin işçisi tarafından yerine getirilmektedir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işveren yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Asıl işveren ile alt işverenin (yüklenicinin), İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen, rücu ilişkisinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işverenin (yüklenicinin) işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" dair bir hüküm bulunmaması durumunda, asıl işverenin bu sıfatla işçiye ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden (yüklenicilerden) rücuen talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gereklidir. Gerçekten de TBK’nın 167. (mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen "...veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça" şeklindeki ifadeden de açıkça anlaşılacağı üzere, (müteselsil borçlular) asıl ve alt işverenler arasındaki hukuki ilişkinin niteliği de bu sonucu gerektirmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu hizmet alım sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işveren (yüklenici) tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun bulunmaması, dolayısıyla (müteselsil borçlular) asıl ve alt işverenler arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, asıl işveren ile alt işverenlerin, İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen, rücu ilişkisinde taraflar arasında bulunan sözleşme hükümlerinin uygulanmasının, sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden olması, işçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işveren yüklenicinin işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin, işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" ilişkin bir hüküm bulunduğunun da iddia ve ispat edilmemiş olması dikkate alındığında, davacı asıl işverenin, ödediği işçilik alacakları ve fer'ilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işveren yüklenicilerden (dönemleri ile sınırlı olmak üzere) talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gereklidir. O halde davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının tamamının davalı alt işverenlerden (dönemleri ile sınırlı olmak üzere) rücuen tahsiline karar verilmesi gerekmektedir......"
Davaya konu İzmir 19.İcra Müdürlüğü'nün 2020/5675 esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden davacı tarafça davalılar hakkında 22.07.2020 tarihinde faiz ve fer'ileri ile birlikte toplam 20.891,56 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı tarafça süresi içerisinde icra takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalıların itirazının iptali imacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. İcra takip dosyasına dayanak olarak İzmir 4.İş Mahkemesi'nin 2015/165 esas, 2016/638 karar sayılı ilamına dayalı olarak Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğü'nün 2020/1911 esas sayılı dosyası gereğince ödenen tutarın rücuen tazmini olarak gösterildiği görülmüştür.
İzmir 4.İş Mahkemesi'nin 2015/165 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, dava dışı işçi .... tarafından davalılar ..Ltd.Şti., .....Ltd.Şti. ve.... aleyhine işçilik alacaklarına dayalı olarak mahkemece yapılan yargılama neticesinde 2015/165 esas, 2016/638 karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiği, iş bu kararın da 17.12.2018 tarihinde kesinleşmiş olduğu görülmüştür.
Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğü'nün2020/1911 esas sayılı dosyasının incelenmesinden, dava dışı İşçi .....tarafından borçlular .... Ltd.Şti., .....Ltd.Şti. ve .... aleyhinde 01.07.2020 tarihinde İzmir 4.İş Mahkemesi'nin 2015/165 esas, 2016/638 karar sayılı kararı dayanak gösterilmek suretiyle faiz ve fer'ileriyle birlikte toplam 17.098,40 TL üzerinden ilamlı icra takibinin başlatıldığı görülmüştür.
Her ne kadar davalı vekili tarafından iş bu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, tarafların tacir olması nedeniyle TTK 4.maddesi gereğince iş bu dava ticari dava niteliğinde bulunduğundan davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Yine her ne kadar davalılar vekili tarafından iş bu davanın zaman aşımı süresi geçirildikten sonra açıldığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, iş bu davanın TBK 146.maddesi gereğince 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ve takip tarihi dikkate alındığında davanın zaman aşımı süresi içerisinde açılmış olduğu görülmekle davalı vekilini bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Yine her ne kadar davalı vekili tarafından reddedilen kısım üzerinden davalı taraf yararına eksik vekalet ücretine hükmedildiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi gereğice reddedilen miktar dikkate alındığında ilk derece mahkemesince davalı taraf yararına hükmedilen vekalet ücretinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalılar vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Yine davalı vekilleri tarafından, dava dışı işçi tarafından mükerrer takip yapılmasına rağmen davacı tarafça ödeme yapıldığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de; İzmir 7 İcra Müdürlüğü'nün 2017/4747 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, dava dışı işçi ..... tarafından İzmir 4.İş Mahkemesi'nin 2015/165 esas, 2016/638 karar sayılı ilamına dayalı olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine icra takibinin başlatıldığı ve alacaklı vekilinin 02.05.2017 tarihli dilekçesi ile belediyenin takipte yanlışlıkla taraf gösterildiği, takibe dayanak kararda davalının .... olduğu belirtilerek takipten feragat edildiğinin belirtildiği, davaya konu İzmir 19.İcra Müdürlüğü'nün 2020/5675 esas sayılı takibinin ise iş bu davanın davacısı ve davalıları hakkında başlatıldığı anlaşılmakla davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda anlatılan gerekçelerle; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davalılar vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2021 tarih, 2020/567 Esas ve 2021/548 Karar sayılı kararına karşı davalılar vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalılardan alınması gereken 1.104,15 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 276,03 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 828,12 TL'nin davalı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 17/06/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim