mahkeme 2021/183 E. 2024/1069 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/183
2024/1069
21 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/183
KARAR NO : 2024/1069
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/09/2020
NUMARASI : 2018/1258 Esas 2020/441 Karar
DAVA : Alacak
BAM KARAR TARİHİ : 21/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2024
Davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında tanzim edilen 01.10.2014 başlangıç tarihli Satın Alma Sözleşmesi gereğince davalı ... Cad. No:.../... ... ... adresindeki sözleşme konusu işletmeyi sözleşme süresince açık tutarak bizzat çalıştırmayı, kapatmamayı, başkalarına devretmemeyi, işyerinde iş değişikliği yapmamayı, müvekkili şirketin pazarladığı malları satmayı ve bulundurmayı, diğer rakip ürünleri satın almamayı iş bu sözleşme hükümlerinden herhangi birisine aykırı hareket ettiği takdirde müvekkili şirketten almış olduğu 254.880,00 TL tutarındaki katkıyı iade ile birlikte 100.000,00 USD cezai şartı müvekkili şirkete nakten ve def'aten ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, yine müvekkili şirket ile davalı şirket ve diğer davalı ... arasında imzalanan 08.09.2017 tarihli protokol gereği davalı ... 01.10.2014 tarihli sözleşmeyi tüm yükümlülükleri ile birlikte devraldığı, devraldığı sözleşmenin tamamına aynen uymayı, uymadığı takdirde sözleşmede belirtilen cezai şart bedeli ile birlikte devredene ve kendisine verilen katkı bedelini nakten ve def'aten ... A.Ş'ye ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, diğer davalı ... ise imzalanan 01.10.2014 tarihli Müşterek Borçlu Müteselsil Kefil Senedi ile davalı şirketin müvekkili şirkete karşı sözleşmelerden, diğer taahhütlerden, kanundan ve benzeri nedenlerden dolayı doğmuş, doğacak her türlü borçlarını müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla aynen kabul ettiği, bu nedenle sözleşme hükümlerini ihlal eden davalılardan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 254.880,00 TL katkı tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; imzalanan sözleşmenin 2 aşamalı olduğu, sözleşmenin 1. aşaması gereği müvekkili şirketin yapacağı tanıtım, reklam yapma ve sadakat yükümlülüğü karşılığında müvekkiline davaya konu edilen 254.880,00 TL katkı ödemesi yapıldığı, bu bedelin sonradan geri alınmak üzere değil sözleşmede de açıkça belirtildiği üzere reklam, tanıtım ve sadakat yükümlülüğü karşılığı ödenen bedel olduğu, müvekkilinin sadakat yükümlülüğüne harfiyen uyduğu, ancak müvekkilinin işletmesinin bulunduğu caddede tramvay çalışması sebebiyle yaklaşık 3-4 yıl kapalı kaldığı ve o sokaktaki pek çok işletmenin bu sebeple battığı, kiralarını ödeyemez hale geldiği ve icra kanalıyla tahliye edildiği, müvekkilinin de Karşıyaka 1.İcra Müdürlüğü'nün 2017/3995 Sayılı icra takip dosyasıyla cebri icra yoluyla 30.06.2017 tarihinde tahliye edildiği, müvekkilinin cebri icra yoluyla tahliye edilmiş olmasına rağmen tüm kotalarını doldurduğu, davacının da muvafakatıyla 01.10.2014 tarihli sözleşme ile ...'ya sözleşmenin devredildiği, bu nedenle davacı şirketin bu devirden sonra herhangi bir yükümlülüğünün kalmadığı, bu davalı yönünden davanın bu nedenle reddinin gerektiği, davalı ...'nın ise cebri icra yoluyla iş yerini tahliye etmek zorunda kaldığından ve ...'nın davalı şirket ile davacı arasında imzalanan ilk sözleşme gereğince ödenen bedelden hiçbir sorumluluğunun söz konusu olmadığı, sözleşme gereği kotayı da doldurduğu ve davacı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığı gibi, davaya konu bedelin dava ile geri talep edilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğu, davaya konu kefalet senedinin ise bu şartları taşımakta geçerli olmadığı, bu nedenle açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacıdan tahsiline karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE: "...Dava; davalıların taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin başlangıcında davacı tarafça verilen katkı bedelinin faiziyle birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı şirket arasında 01.10.2014 tarihli "Satın Alma Sözleşmesi'nin" imzalandığı ve yine "Protokol" başlıklı 08.09.2017 tarihli belge ile, davalı şirket tarafından kendi sorumluluğu devam etmek kaydıyla davacı şirket ile akdettiği 01.10.2014 tarihli 01.10.2014 tarihinden 01.10.2017 tarihine kadar sürecek olan 3 yıllık sözleşmeyi devralan olarak davacı şirketin muvafakatıyla davalı ...'ya devredildiği ve iş bu protokol ile sözleşme süresinin 08.09.2017 tarihinden 08.09.2019 tarihine kadar 2 yıl daha uzatılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yine bir sureti dosyada mevcut olup taraflar arasında imzalandığı ihtilafsız olan, davalı şirket kaşe ve imzasının bulunduğu 01.10.2014 tarihli "Teslim Alındı Tutanağı" başlıklı belge ile taraflar arasında imzalanan 01.10.2014 tarihli Satın Alma Sözleşmesi gereğince 254.880,00 TL tutarındaki katkı payının davacı şirket tarafından davalı şirkete eksiksiz olarak teslim edildiğinin bildirildiği görülmüştür.
Yine "Müşterek Borçlu Müteselsil Kefalet Senedi" başlıklı 01.10.2014 tarihli belge ile davalı ...'nın diğer davalı şirketin davacı şirkete olan 216.000,00 TL'ye kadar borçlarına müşterek borçlu, müteselsil kefil olduğuna dair taraflar arasında belge düzenlendiği, iş bu belgede müşterek borçlu ve müteselsil kefil ...'nın eşi ...'nın bahse konu kefalete muvafakatının da alındığı görülmüştür.
Davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 01.10.2014 tarihli Satın Alma Sözleşmesi'nin 11.maddesinin 2.fıkrasında "yeniden satıcı" olarak sözleşmede tanımlanan davalı şirketin sözleşme süresi içerisinde iş yerini çalıştırmaması ya da iş bu sözleşme hükümlerinden herhangi birine aykırı hareket etmiş olması halinde davacı ... A.Ş'den almış olduğu tüm yardım ve sabit yatırımların bedelini bankalarca uygulanan en yüksek kredi faizi ile birlikte davacı şirkete iade etmeyi taahhüt ettiği, yine "Protokol" başlıklı belgenin 3.maddesinde devreden davalı şirketin ... A.Ş'ye karşı devralan diğer davalı ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, iş bu devir sözleşmesinin ... A.Ş'ye karşı davalı şirketin yükümlülüğünü kaldırmadığı kabul ve taahhüt ettiği yönünde hüküm bulunduğu görülmüştür.
Taraflar arasındaki ihtilaf, davaya konu 01.10.2014 tarihli sözleşme ve 08.09.2017 tarihli protokol kapsamında davalıların sözleşmeye aykırı davranıp davranmadıkları, bu kapsamda davacı tarafça 01.10.2014 tarihli sözleşme kapsamında 01.10.2014 tarihli "Teslim Alındı Tutanağı" ile davalı şirkete ödenen 254.880,00 TL katkı bedelinin davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, davalıların tamamının bu bedelin iadesinden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı delilleri arasında yer alan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/85 D.İş sayılı dosyası getirtilmiş olup, incelenmesinden davacı şirketin 18.07.2018 tarihli müracaatıyla taraflar arasındaki sözleşmeye konu iş yerinin açık olup olmadığı, davalılar tarafından bizzat çalıştırılıp çalıştırılmadığı konusunda delil tespiti talep edilmiş olup, 24.07.2018 tarihinde yapılan keşfen inceleme neticesinde düzenlenen 14.08.2018 tarihli raporda ... Mah.... Cad. No:.../... ... adresinde "..." isimli işletmenin bulunduğu yere saat 14:35'te gidildiği ve yapılan incelemeler sonucunda işletmenin faal olmadığı, kapalı olduğu ve hiçbir demirbaş ve eşyasının bulunmadığı, tadilatta olduğunun tespit edildiği, tespite ilişkin fotoğraflar çekilerek dosya ekine sunulduğu bildirilmiştir.
Yine davalı vekili cevap dilekçesinde dava konusu iş yerinin cebri icra yoluyla tahliye edildiği bildirildiğinden Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3995 Esas sayılı dosyasıyla Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9511 Esas sayılı dosyalarının birer sureti getirtilmiş olup, sözleşmeye konu iş yerinin cebri icra yoluyla tahliye edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı şirket ile davalı şirket arasında 01.10.2014-01.10.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 01.10.2014 tarihinde imzalanan Satın Alma Sözleşmesi kapsamında davacı tarafça davalı şirkete 254.880,00 TL katkı bedelinin ödendiği, iş bu sözleşmenin davacı şirketin muvafakatıyla 08.09.2017 tarihli protokol ile davalı şirket tarafından diğer davalı ...'ya devredildiği ve iş bu protokol ile sözleşme süresinin 08.09.2017 tarihinden 08.09.2019 tarihine kadar 2 yıl uzatıldığı ve protokolün 3.maddesiyle devreden davalı şirketin devralan ... ile birlikte davacı ... A.Ş'ye karşı protokole konu sözleşmeden kaynaklanan taahhütlerin ihlal edilmesi halinde birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarının, iş bu devir sözleşmesinin devreden şirketin davacı ... A.Ş'ye karşı yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığı nın taraflar arasında kararlaştırıldığı, ayrıca davalı ...'nın da dosyada bir sureti mevcut olan 01.10.2014 tarihli müşterek borçlu ve müteselsil kefalet senediyle davalı şirketin davacı ... A.Ş'ye dava konusu sözleşmeden dolayı 216.000,00 TL'ye kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olmayı kabul ettiği ve iş bu sözleşmede davalı ...'nın eşi olan ...'nın da muvafakatının bulunduğu, bu nedenle geçerli bir kefaletin söz konusu olduğu, dosyaya bir sureti getirtilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/850 D.İş sayılı dosyasından talep edilen delil tespiti neticesinde sözleşmenin devam ettiği tarihte yapılan 24.07.2018 tarihli keşfen inceleme neticesinde iş yerinin tamamen boş olduğu, herhangi bir demirbaş veya eşyanın bulunmadığı, ayrıca faaliyetinin de bulunmadığı tespit edilmiş olup, taraflar arasındaki Satın Alma Sözleşmesinin 11.maddesi gereğince sözleşmede yeniden satıcı olarak tanımlanan davalı şirketin sözleşme süresi içerisinde iş yerini çalıştırmaması halinde ve sözleşme hükümlerinden herhangi birine aykırı hareket etmesi halinde davacı tarafça sözleşmenin başlangıcında ödenen tüm yardım ve sabit yatırımların bedelinin faiziyle birlikte davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmakla, davacının muvafakatıyla davalı şirket ve davalı ... arasında imzalanan protokol kapsamında devreden olarak 01.10.2014 tarihli Satın Alma Sözleşmesi'ndeki davacıya karşı sorumluluğunun aynen devam ettiği kararlaştırılan davalı şirket ve protokol kapsamında devralan ...'nın sözleşme süresi içerisinde sözleşmeye konu iş yerini kapatmış oldukları anlaşılmakla sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettikleri sonuç ve kanaatine varmak gerekmiştir.
Yukarıda anlatılan tespitler kapsamında davaya konu sözleşmenin 11.maddesi gereğince davacı tarafça davalı şirkete başlangıçta ödendiği dosya kapsamı belgelerle sabit olan 254.880,00 TL'nin davacıya iadesinin gerektiği, davalı şirket ve ...'nın davaya konu sözleşme ve devir protokolü kapsamında bu tutarın tamamından, diğer davalı ...'nın ise kefalet limiti olan 216.000,00 TL'sinden sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olmakla, davanın kabulüne; 254.880,00 TL katkı bedelinin (davalı ... 216.000,00 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur.
Her ne kadar davalı tarafça dava konusu işletmenin cebri icra yoluyla tahliye edilmesi nedeniyle kapatıldığı belirtilerek davalıların sözleşmeye aykırı davranmadığı iddia edilmiş ise de, davalıların cebri icra yoluyla iş yerinin tahliyesine neden oldukları anlaşılmakla, iş yerinin cebri icra yoluyla tahliye edilmiş olmasının taraflar arasındaki sözleşmenin 11.maddesinin 2.fıkrasındaki sözleşme süresi içerisinde iş yerinin çalıştırılmaması halinde davacı tarafça davalıya verilen tüm yardım ve sabit yatırımların bedelinin iade edileceğinin taahhüt edilmiş olması karşısında geçerli bir savunma olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle davalı tarafın sözleşme süresi içerisinde iş yerinin tahliyesine sebep olarak işletmesini kapatmış olması nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü gerekmiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/11240 Esas, 2015/16402 Karar ve 07.12.2015 tarihli kararı da bu yöndedir.) gerekçesi ile;
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davanın KABULÜNE; 254.880,00 TL katkı bedelinin (davalı ... 216.000,00 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,'' " şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ... A.Ş., 01.10.2014 tarihinde piyasadaki hükümranlık yetkisine dayanarak tek taraflı dayatma ile davaya konu "satın alma sözleşmesi" adı altında müvekkillerden ... Şti.ne sözleşme imzalattırdığını, anılan sözleşmenin 01.10.2017 tarihine kadar geçerli olduğunu, 3 yıllık olan bu sözleşmede müvekkillerden ... ve ...'nın 2017 yılına kadar yani 3 yıl ağır sözleşme hükümlerini harfiyen yerine getirdiğini ve satışları ile davacıya çok büyük karlılık kazandırdığını, ancak bu durumun yerel mahkemece hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, bu hususta hiçbir bilirkişi incelemesinin dahi yaptırılmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartı esasen ... ve ...'nın anılan sözleşmeden dolayı bir sorumluluğunun kalmadığını, 2017 den sonrası için diğer davalı ... ile sözleşme düzenlendiğini, davacının, müvekkiller hakkında kötü niyetli olarak sözleşmenin ihlal edildiği 254.880,00 TL'nin iadesini talep ederek dava ettiğini, ayrıca davacının davaya konu sözleşme ile yaptığı 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'a da aykırı olduğunu, rekabetin korunması hakkındaki kanun çerçevesinde hiçbir inceleme yapmaksızın davayı kabul etmesinin de haksız olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: bayilik sözleşmesinden kaynaklı katkı bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davalıların sözleşmeye aykırı olarak iş yerini kapatmış olmalarına, iş yerinin faal olmadığının Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/85 D.iş sayılı dosyası ile tespit edilmiş olmasına, davacının, davalı şirkete 254.880,00 TL tutarında karşılıksız katkıda bulunmasına, davalı ...'nın, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki sözleşmeyi devralmış olmasına, davalı şirketinde taraflar arasındaki protokole göre sözleşme kapsamındaki sorumluluğunun devam etmekte olmasına, davalı ...'nın da taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden müşterek borçlu müteselsil kefil olarak 216.000 TL bedel kapsamında sorumlu olmasına, kefaletin tüm unsurlarının mevcut olduğundan geçerli olmasına, sözleşmenin ihlali nedeni ile davacının verilen katkı bedelini talep edebilecek olmasına, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmenin ihlali halince katkı bedelinin iade edileceğinin kabul edilmiş olmasına göre davalılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/09/2020 tarih ve 2018/1258 Esas 2020/441 Karar sayılı kararına karşı davalıların istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar tarafından alınması gereken 17.410,85 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 4.393,82 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 13.017,03 TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 21/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.