Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1063
2024/2177
3 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1063
KARAR NO : 2024/2177
KARAR TARİHİ : 03/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/03/2021
NUMARASI : 2020/102 Esas 2021/295 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 03/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/12/2024
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı-alacaklı müvekkilinin davalı-borçluya temizlik malzemeleri satışı yaptığını ve bu hizmete ilişkin olarak bedelleri davalıya fatura ettiğini, davalının bu hizmete ilişkin ve icra dosyasına mesnet faturaların içeriğine herhangi bir itirazda bulunmadığını ancak fatura bedellerini de ödemediğini, bunun üzerine İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2018/11264 E. sayılı dosyası üzerinden davalı-borçlu aleyhine icra takibi işlemleri başlatıldığını, ancak davalı tarafın 18/09/2018 havale tarihli dilekçesi ile haksız ve mesnetsiz biçimde itirazda bulunarak takibin durmasına sebep olduğunu, arabuluculuk görüşmesinin olumsuz sonuçlandığını, davalı-borçlunun bir şirket olup tacir kişi olduğunu ve TTK çerçevesinde fatura içeriğine 8 gün içinde itiraz etmesi gerektiğini, davalının bu yükümlüğünü yerine getirmediğini, daha sonra aleyhine yapılan takibe, alacağını geç almasına yol açmak suretiyle alacaklıyı zarara uğratmak ve sadece zaman kazanmak amacıyla, itiraz ettiğini, borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline, itirazla duran takibin devamına, % 20 tazminata hükmedilmesine , işbu davanın açılmasına kendi kusuruyla sebebiyet veren davalı üzerinde tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin bırakılması yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ile davacı firma sahiplerinin faturanın kesildiği tarihte yakın arkadaş olduklarını, faturaya yansımış olan müvekkili firmanın ihtiyacı olan malzemeleri, davacı tarafın kendi firmasının temin edebileceğini ve kendisinden almasını rica ettiğini, müvekkili firma da aralarındaki dostluk nedeniyle, ilgili firmanın da kazanç sağlaması için yardımı olur düşüncesiyle ilgili teklifi kabul ettiğini, davacı tarafın, ilgili malzemelerin temininde zorluk yaşadığını belirtmesi üzerine, ilgili tarihte müvekkili firmanın, faturayı KDV indiriminden faydalanmak için erken istediğini, bunun üzerine, davacı tarafın ilgili faturayı kestiğini, müvekkiline teslim ettiğini ve müvekkilinin de ilgili faturayı kullanarak KDV indiriminden faydalandığını, devam eden süreçte ise, davacı tarafın, ilgili malzemeleri temin edemediğinden müvekkiline göndermediğini, bu nedenle de müvekkili tarafından firmaya fatura bedelinin ödenmediğini, sonrasında, davacı taraf ilgili malzemeleri temin edeceğini belirttiğinden müvekkilinin aradan geçen uzun süreye rağmen, davacı tarafla arkadaş olması nedeniyle ona karşı duyduğu güvenden kaynaklı beklediğini, malzemelerin gelmediğini, müvekkilinin de herhangi bir ödeme de yapmadığı için ilgili işlemi dahi unuttuğunu, daha sonra, aralarının bozulması üzerine, davacı tarafın kötü niyetli olarak, ilgili faturayı kullanmaya karar verdiğini ve icra takibi yoluna giriştiğini, somut olayın anlatılan gibi olduğunu ispat açısından, ilgili malzemelerin müvekkili firmaya gönderilmesi için, sevk irsaliyesi bulunması gerektiğini ancak, davacı tarafça hazırlanmış ve müvekkili firmaya malzemelerin teslim edildiğini gösteren bir sevk irsaliyesinin de bulunmadığını, ayrıca, ilgili ürünlerin taşınabilmesi nakliye işi gerektirdiğinden, nakliye işine ait taşıma faturasının da bulunması gerektiğini, arz ve izah edildiği üzere ve mahkemece re'sen nazara alınacak sebepler dahilinde, kötü niyetli işbu davanın reddine, davacının kötü niyetli olması nedeniyle, sayın mahkemece takdir edilecek kötü niyet tazminatı bedelinin müvekkiline ödemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "..İcra dosyası : İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2018/11264 esas sayılı dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 3 adet fatura alacağından kaynaklı 221.082,81TL toplam alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu vekili tarafından 18/09/2018 tarihli dilekçe ile borca , asıl ve ferilerin tamamına itiraz edildiği, itiraz nedeniyle takibin 18/09/2018 tarihinde durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
BA Formları : Davalıya ait BA formları ilgili vergi dairesinden istenmiş dava konusu faturaların 07/2017 ve 08/2017 BA formlarında beyan edildiği anlaşılmıştır
Takip konusu faturalar : Davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 30/07/2017 tarihli 166270 sıra nolu KDV dahil 46.093,75-TL bedelli, 31/08/2017 tarihli 140756 sıra nolu 92.918,88 TL bedelli, 31/08/2017 tarihli 140757 sıra nolu 82.070,18 TL bedelli faturalar olduğu anlaşılmıştır.
Dava; alım satım ilişkisi kapsamında üç adet faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Davalı takibe itirazında borca itiraz etmiş, herhengi bir sebep bildirmemiştir. Taraflar vekillerinin iddia ve savunmaları ile yargılama sırasındaki beyanları dikkate alındığında, taraflar arasında mal alım satım ilişkisi bulunduğu, davaya ve takibe konu faturaların gerek davacının gerekse davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturalar nedeniyle davalı tarafından davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığı, teslime ilişkin olarak getirtilen BA formlarının incelenmesinde takip konusu faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği sabit olup, bu hususlarda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasıdaki uyuşmazlık, satım ilişkisine konu malların teslim edilip edilmediği ve teslim hususunda ispat yükünün hangi tarafa düştüğü noktasında toplanmaktadır. Davalının bu faturaları kabul edip, ticari defterlerine kaydetmesi ve matrahlarını da KDV ve kurumlar vergisi açısından indirim konusu yapmasının, satış faturalarına konu malların kendisine teslim edildiğine karine teşkil etmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK’nın “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine belli bir olaydan, belli olmayan diğer bir olay için çıkarılan sonuçtur. Karineler ispat yükünün bir istisnasını oluşturur. Lehine karine olan taraf ispat yükünden kısmen veya tamamen kurtulur. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyeti yerine karine ile kabul edilen durumun aksinin ispat edilmesi söz konusu olur. Bu ilkeler Hukuk Genel Kurulunun, 23.09.2020 tarihli, 2017/(19)11-826 esas, 2020/667 kara sayılı ve 09.05.2019 tarihli, 2017/19-1656 Esas, 2019/548 Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalının dava ve takip konusu satış faturalarını kabul edip, ticari defterlerine kaydetmesi ve matrahlarını da KDV ve kurumlar vergisi açısından indirim konusu yapmasının, satış faturalarına konu malların kendisine teslim edildiğine karine teşkil ettiği, HMK’nun 190/2. Fıkrası uyarınca söz konusu karinenin aksinin davalı tarafça kanıtlanması gerektiği, ispat yükü kendisine düşen davalının ispat için, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak davacının faturalardaki yüksek miktardaki malları üretim kapasitesinin bulunup bulunmadığı, faturalara konu malların davacıya giriş kayıtlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesini talep ettiği, mahkememizce davacının fatura konusu malları üretebilecek kapasitesinin bulunup bulunmadığı, malların üçüncü kişilerden temin edilmesi halinde malların davacının ticari defterlerine giriş kayıtlarının mevcut olup olmadığının tespiti konusunda yaptırılacak bir bilirkişi incelemesinin tek başına dava konusu uyuşmazlığın çözümüne ve esasa etkili olmayacağı değerlendirilerek bilirkişi incelemesi isteğinin reddedildiği, uyuşmazlık konusunun miktarı itibariyle tanık dilenilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafça cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılması nedeniyle davalı vekiline yemin teklif hakkının hatırlatıldığı, davalının yemin teklif hakkını kullanmak istemesi üzerine davacı şirket yetkilisinin duruşmaya gelerek yemini eda ettiği, davalının dava ve takip konusu malların teslim edilmediği savunmasını ispatlayamadığı ve takibe itirazında haksız olduğu" gerekçesi ile; "Davacının davasının KABULÜNE, Davalının, İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2018/11264 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 221.082,81 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, " karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gerekçeli kararda "HMK’nun 190/2. fıkrası uyarınca söz konusu karinenin aksinin davalı tarafça kanıtlanması gerektiği" diyerek ispat yükünün taraflarına yüklendiğini, kanunun temel ilkelerinden biri olan "olmayan şeyi (somut olayda taraflarına mal teslim edilmemesi) ispat etmenin mümkün olamayacağından" HMK 190/1. maddesiyle ispat yükünün "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" ait olduğunun belirtildiğini, bu nedenle, müvekkili firmaya fatura konusu malların teslim edilmediğini belirtmiş olmaları nedeniyle, kendi lehine hak çıkaran tarafın davacı olduğundan davacının bu hususu ispatlaması gerekeceğini, kaldı ki, 28.12.2020 tarihli dilekçede de açıkça belirttikleri üzere, TTK 21/1 maddesi "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." şeklinde olup, görüleceği üzere, "bir mal satmış" olmak yeterli olup, bu malın teslim edilmiş olmasının şart koşulmadığını, kısacası, satış sözleşmesi yapılarak mal teslim edilmeden fatura düzenlenebilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenle, itiraza uğramayan faturanın, malın teslim edildiğini, edimin yerine getirildiğini, işin görüldüğünü veya menfaatin sağlandığını göstereceğinin söylenemeyeceğini, TTK 21/2 maddesi ile itiraz edilmeyen faturanın kabul edileceği hükmü, fatura içeriğinde yazılmış olan hususların kabul edildiği anlamına gelmediğini, yoksa, fatura konusu malın teslim edildiğini, edimin yerine getirildiğini, işin görüldüğünü veya menfaatin sağlandığını kabul anlamına gelmediğini, ispat yükü davacıda olmasına rağmen ispat yükünün taraflarına yüklenmesinin ve ispat için öne sürdükleri hususların araştırılmamasının hatalı olduğunu, sırf bu nedenle kararın bozulması gerektiğini, basiretli tacir konumunda olan davacı tarafın fatura konusu malzemelerin üretimini yapan bir firma olmadığını, davacı tarafın ilgili malzemeleri, farklı firmalardan uygun fiyata temin ederek, müvekkil firmaya satarak kar elde edeceğini, bu nedenle, davacı tarafça, ilgili faturada belirtilen malzemelerin hangi firmalardan alındığını gösteren faturalarını sunması gerektiğini, üretildiği iddiasında iseler, bu malzemeleri ürettiklerini/üretebileceklerini gösteren delilleri sunmaları gerektiğini, işbu hususların dava konusu ile ilgisi olmaması iddiasıyla ticari defterlerin incelenmesi, belgelerin sunulmasının istenilmesi gibi araştırmaları yapmayarak, yeminli ifadede de sorulması talebinin reddedilmiş bulunduğunu, aksini ispat etmeleri istenilmesine rağmen, aksini ispat edecekleri delillerin araştırılmasının reddedildiğini, ilgili malzemelerin müvekkili firmaya gönderilmesi için, sevk irsaliyesi bulunması gerektiğini, davacı tarafça hazırlanmış ve müvekkili firmaya malzemelerin teslim edildiğini gösteren bir sevk irsaliyesi de bulunmadığını, ilgili ürünlerin taşınabilmesi nakliye işi gerektirdiğinden, nakliye işine ait taşıma faturasının da bulunması gerektiğini, bununla birlikte, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yeminli ifadede "davalı tarafından şirket merkezine gönderilen nakliye araçlarına yükleme yapılarak gerçekleştiğini, dolayısıyla nakliyeyi davalı üstlendiğinden bu nedenle taraflarınca düzenlenen bir sevk irsaliyesi bulunmamaktadır" denilerek müvekkili firma tarafından gönderilen araçlara malların teslim edildiği belirtildiğinden, basiretli tacir olan davacının, nakliye araçlarına malları teslim ettiğini gösteren belgeyi sunması gerektiğini, böyle bir belge de sunulamadığını, duruşmalar ve dilekçelerinde ispat yükünün davacı tarafta olması nedeniyle, öncelikle ispat yükünün onlara yüklenmesi taleplerini, sonrasında ispat için araştırılması taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, tüm bunlara rağmen aksi kanaatte olunması halinde yemin tekliflerinin bulunduğunu belirtilmesi üzerine davacı tarafa yemin teklifi yapıldığını, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, işbu yemin delilinin de hatalı ifa edildiğini, davaya konu 30/07/2017 tarihli 166270 sıra numaralı, 31/08/2017 tarihli 140756 sıra numaralı, 31/08/2017 tarihli 140757 sıra numaralı faturalara ilişkin olarak faturalar tarihinde şirketle hiçbir ilgisi bulunmayan (Diyarbakır 7. Noterliği'nin 20/09/2019 tarihli 24325 yevmiye numaralı imza sirküleri aslına göre yukarıda kimliği tespit edilen ...'ın 29/03/2019 tarihinden itibaren 30 yıllığına davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu) ... yemin ederek beyan verdiğini, 2017 yılına ait faturalara ilişkin olarak 2019 yılında şirket yetkilisi olan kişiye yemin ettirildiğini, 2019 yılından sonra şirket yetkilisi olan kişinin 2017 yılında gerçekleşen olaylara ilişkin olarak yeminli beyanına itibar edilebilmesi mümkün olamayacağından, yemin ifası da hatalı olduğunu, davacı tarafın, faturalandırarak verdiğini belirttiği ürünleri verdiğini gösteren bir belgesi olmadığı gibi, ilgili ürünlerin kendi elinde bulunduğunu dahi ispatlayacak belgesi bulunmadığını, işbu durum, davacı tarafın TMK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı davranarak haksız kazanç elde etme çabasında olduğunu açık bir şekilde gösterdiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67.md gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince, "Davacının davasının kabulüne, davalının, izmir 25. icra müdürlüğünün 2018/11264 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 221.082,81 tl asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına" karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11264 esas sayılı dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 3 adet fatura alacağından kaynaklı 221.082,81TL toplam alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu vekili tarafından 18/09/2018 tarihli dilekçe ile borca , asıl ve ferilerin tamamına itiraz edildiği, itiraz nedeniyle takibin 18/09/2018 tarihinde durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Takibe dayanak olarak 30/07/2017 tarih 46.093,75 TL, 31/08/2017 tarih 92.918,88 TL, 31/08/2017 tarih 82.070,18 TL bedelli faturalar gösterilmiştir.
Davalıyla ilgili olarak Ankara Ulus Vergi Dairesinden gelen 05/03/2020 tarihli BA belgelerinin incelenmesinden, takip ve davaya konu her 3 faturanın da KDV hariç vergi dairesine davalı tarafça bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, vergi dairesinden getirtilen davalı BA formlarının incelenmesinde takip konusu her üç faturanın davalı tarafından vergi dairesine bildirildiğinin ve bu şekilde takibe konu her 3 faturanın davalı ticari defter kayıtlarına alındığının dosya kapsamı belgelerle sabit olmasına, bu durumun takibe konu faturalar muhteviyatı malların davalıya teslim edildiğine karine teşkil etmesine ve bu nedenle ilk derece mahkemesi kararında da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere karinenin aksi yönündeki iddianın davalı tarafça ıspatlanmasının gerekmesine ve bu yöndeki iddianın davalı tarafça yazılı delillerle kanıtlanamadığı gibi davalı tarafça bu yönde teklif edilen yeminin de davacı şirket yetkilisince usulüne uygun şekilde eda edilmiş olmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2021 tarih, 2020/102 Esas ve 2021/295 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 15.102,17 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 3.776,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 11.326,17 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 03/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.